UZUNÇALAR

Trivium - The Crusade

Sayat Ayık - 31 Ekim 2006

New Wave Of American Heavy Metal'inin metal'e ciddi bir hareketlilik getirdiğini söylemek gerek. Bu hareketliliğin baş mimarları olarak da Killswitch Engage, Lamb Of God ve özellikle de Trivium'u ayrı bir yere koymalıyız. Trivium bundan yaklaşık bir sene önce çıkardığı ikinci albümü "Ascendancy" ile büyük başarı elde etmiş ve şımartılmaya başlanmıştı.

Elemanların kapak olmadığı rock-metal dergisi kalmadığı gibi kötü eleştiri aldığı bir yazı okumak ve kötü yönde eleştireceğimiz bir yazı yazmak da henüz hiçbirimize nasip olmadı. Umarız hiç de olmaz.
İkinci albümleri anlattığımız gibi bir ortam sağlayınca ve grup da ilk zamanlarından beri iddaalı açıklamalar yapıp bunun arkasında kararlılıkla durunca; özellikle de onları "Ember To Inferno"dan (2003) beri takip edenler başta olmak üzere tüm metalseverler üçüncü albümü merakla beklemeye başladılar.  Beklenen gün geldiğinde ve albüm evlerimize ulaştığında ise grubun ikinci albümüyle başlayan çıkışının süreceğini hatta artacağını savunanların haklı olduklarını gördük. Lafı fazla uzatmayıp albüme geçersek "The Crusade" adlı yeni albümün açılışını "Ignition" yapıyor ve hemen ardından "Detonation" tokat gibi iniyor yüzümüze. Arka arkaya sıralanan "Entrance Of The Conflagration", "Anthem (We Are The Fire)", "Unrepentant" dikkat çekici şarkılar ancak içlerinde özellikle "Entrance Of The Conflagration"  ve "Anthem" olanları grubun sesini soluğunu oldukça geniş kitlelere ulaştırabilecek güce sahipler. "And Sadness Will Sear" değlise de arkasından gelen "Becoming The Dragon" ve daha çok da "To The Rats" yine ön plana çıkanlardan. "This World Can't Tear Us Apart" gibi şarkıların grubun olası ballad denemelerine zemin hazırladığını söylemek yanlış olmaz. "Tread The Floods" yine hayretler içinde bırakacak nitelik ve estetikte. "Contempt Breeds Contamination", "The Rising" ve özellikle de son şarkı "The Crusade"i dinlerken albüm boyunca zaten etkisini fazlasıyla hissettiğimiz 80'ler melodik metal'inin ve asabi "eski ûsül" thrash soundunun buna ek olarak da progrresive death metal'in grubun genç ruhuyla nasıl da iyi örtüştüğünü ve tam bir "ten uyumu" sağladığını görüyoruz. Vokallerdeki değişim ve performans kulaklarımızı şenlendirirken vurgulardaki ve verimdeki James Hetfield benzerliği ilgi çekici. Şarkı sözlerini incelediğimizde; grubun homofobiklerle, cinsiyet ayrımcılığı yapanlarla ve ırkçılarla arasının iyi olmadığını anlamak zor olmuyor. Kendilerine bu konuda teşekkür ediyoruz. Topluluğun çalışkanlığının ve azminin bestelerin köküne işlemiş olması gelecek için umutlanmamızı sağlıyor. Hepimiz iyi biliriz ki kökü sağlam olan hiçbir şey kolay kolay çürümez, yıpranmaz, yok olmaz. Gelecek ne getirir tam olarak bilinemez tabii ancak elamanlar şu ana kadar ortaya koyduklarıyla ve bir amaç uğruna attıkları adımlarda gösterdikleri üstün çabalarıyla saygıyı hakediyorlar.





Yazılarımızı Facebook'tan takip etmek için: