UZUNÇALAR

The Pax Cecilia - Blessed are the Bonds

Tunca Arıcan - 24 Haziran 2008

2005 yılında geleneksel ODTÜ Bahar Şenlikleri kapsamında stadyumda Zardanadam'ı dinlemeye gitmiştim. Oldukça enerjik, içten ve sıcak müzik icra eden bu güzel insanların konser esnasında ücretsiz olarak dağıttıkları 2002 tarihli albümleri "Korsan" elime geçince daha da bir neşelenmiş, bu müzisyenleri takdir etmiştim ki bunun üzerinden bir sene geçmişti ki yeni albümleri "Kalbim Yok"u yine ücretsiz olarak dağıtmaya başlamışlardı. Bu sefer yapmanız gereken sadece adresinizin olduğu bir e-postayı onlara iletmekti ya da isterseniz mp3 olarak da indirebiliyordunuz (www.zardanadam.com). Ben de dedikleri gibi yapmış ve albümü kapmıştım. Çok saygı duyduğum bir grup olan Zardanadam'ın Türk Rock sahnesinde saygıyla anılması gerektiğini düşünenlerdenim. 

 

Geçenlerde yine internette albüm avına çıktığım bir zamanda karşıma albümünü yine ücretsiz dağıtan The Pax Cecilia ile karşılaştım. Amerikalı gruba yine aynı şekilde yazıyorsunuz albüm elinize geliyor. Fakat denizaşırı posta biraz zaman alacağından, o kadar da beklemek istemediğimden bu grubu bir şekilde indirdim ve dinlemeye başladım (Albüm yaklaşık 1 sene sonra elime ulaştı. Muhteşem bir kapak ve paket ile). Albümü tek kelimeyle tarif ederek devam etmek istiyorum: Muhteşem... Bırakın bu albümün ücretsiz olduğunu düşünmeyi, piyasada adı müziğinden büyük onca grubun çok çok ötesinde bir gruptan bahsediyorum burada. Bir saatlik progressive meta/ambient ögelerle bezenmiş, Neurosis-Isis-Pelican üçlemesine selamların çakıldığı post-hardcore/sludge eklentilerin güzelleştirdiği bu albüm bence yılın progressive dalındaki en iyi albümlerden birisi. Şahane bir piyano girişiyle açılan "The Tragedy" on dakika boyunca tüm duygu sınırlarını zorlayan müzikal bir ziyafet bence. Ambient/prog bir ruh haliyle bezenmiş, yaylıların piyanoya eşlik ettiği şarkı tam bir trajedi hissi veriyor ki sanat trajediyle başlar Nietzsche'nin dediği gibi. Git gide hızlanan şarkı artık sonlara doğru coşkun bir enerjiyle dolduruyor dinleyiciyi fakat son dakikalarında  kaybolmanın ve hüznün yoğunluğuna terk ediyor bizi... Tekrar muhteşem bir piyano partisyonu ile başlayan "The Tomb Song" aynı duyguları, çok daha teknik yoğun bir halde, çok şık bir vokalle bizlere sunuyor. Bundan sonraki şarkıları anlatmak yerine size bırakıyorum. Geçenlerde hakkında yazdığım 65 Days of Static havalarını bulacağınız, hem coşkun hem kederli olacağınız çok şık bir albüm bu.

 

http://www.paxcecilia.com/media.html

 

http://www.myspace.com/thepaxcecilia

 

 

Sitelerinde parçaların bir kısmını dinleyebilirsiniz. Bu albümü birkaç sefer dinlemeden anladığınız düşünmeyin derim. Çok yoğun, teknik ve usta işi bir albümle karşı karşıyayız. Yaklaşık üç gündür belki de on beş sefer dinledim. Doyulması güç bir albüm. Tokat gibi çarparken şarkılar, yanına bu sefer değişiklik yapıp Shiraz-Avusturalya şarabı açtım. Biraz hüzün hiç fena olmaz bu günlerde.

 

 

1. the Tragedy
2. the Tomb Song
3. the Progress
4. the Machine
5. the Wasteland
6. the Water Song
7. the Tree
8. the Hymn

 



Yazılarımızı Facebook'tan takip etmek için: