UZUNÇALAR

Sepultura - Dante Xxi

Sadi Tirak - 30 Nisan 2006

Brezilyalı grup Sepultura'yı bir önceki albümleri "Roorback"in toplam 2 buçuk yıl süren dünya turnesi dahilinde İstanbul'da iki kez izlemiştik. Her iki konserde de kelimenin tam anlamıyla "döktüren" grup yeni albümleri "Dante XXI" ile aynı tanımı hak etmiyor. Son albümlere göre değerlendirirsek Soulfly cephesi açık ara önde!

Rock/Metal dinlemeye başladığım ilk yıllardan beri hastası olduğum ve İstanbul'da verdikleri her iki konserde de adeta kendimi kaybetmeme neden olan grup, kanımca Max Cavalera sonrası en kötü albümlerine imza atmış durumda.

Albümün konseptinin daha önce "Seven" filmine de ilham kaynağı olan dünyaca ünlü edebi eser Dante'nin "İlahi Komedya"sı olması, olumsuz görüşlerimi her ne kadar zorlasa da en azından müzikal açıdan Sepultura'ya yakıştıramadığım bir hava var "Dante XXI"de.

Albümün liriksel bazda bir problemi yok. Hatta seçilen konsept de cesaret işi fakat keşke müzikal açıdan da olumlu tarafların fazlalığından bahsedebilseydik.

En büyük sorun gitar sound'u olarak dikkat çekiyor. Bu albümü Sepultura değil de ismi henüz duyulmamış bir başka Thrash Metal grubu yapmış olsaydı bu sound fazla önemsenmeyebilirdi fakat işin ucunda dünyanın en iyi Metal gitaristlerinden biri olan Andreas Kisser olunca insan hayal kırıklığına uğruyor doğal refleks olarak. Özellikle Soulfly'ın son albümü "Dark Ages"daki gitar tonlarını dinlediğimizde, bu konuda Soulfly'ın Sepultura kalesine birkaç gol birden attığını görüyor ve duyuyoruz nitekim.

Hayatının önemli bir bölümünü Sepultura'nın 1991-1997 arası imza attığı efsanevi albümleri dinleyerek geçirmiş biri olarak bu albümdeki güçsüz gitar soundunu ve cılız tonları duyunca grubun deneysel takılmak istediği sonucundan başka bir çıkarıma varamadım, iyimser bir tavırla.

Fakat yine de Andreas'ın yazdığı gaz riffler, Igor'un karakteristik tempolu davul ritimleri ve Derrick Green'in ürkütücü sesiyle vasatı aşamayan şarkılar da yok değil. İlk single "Convicted In Life" ve "False" adlı parçalar albümü birkaç kez tamamen dinledikten sonra yeniden dinleme isteği uyandırabilecek olan iki nadide parça. Özellikle konserlerde son dönem parçaların çalındığı bölümde seyirciyi coşturması açısından sadece bu iki şarkının çalınacağını da tahmin edebilmek zor değil. Fakat keşke o eski güçlü Sepultura sound'u ile kaydedilseymiş bu şarkılar. O zaman gerçekten de çok daha gaz bir etki bırakabilirlerdi dinleyenlerin üzerinde.

Albümdeki müzikal tavır için bütünlükten bahsetmek imkânsız. Zira senfonik partisyonlar, sadece çello ile eşlik edilen bölümler ile grubun temel sound'u olan Thrash Metal'le alakası olmayan müzikal yapılarda çalınmış olan (bir dakikaya bile varmayan süreleri ile) 4 adet intro bulunmakta albüm boyunca.

Umarım bir sonraki albümde grup müzikal anlamda o aşinası olduğumuz güçlü sound'una yeniden ulaşır.






Yazılarımızı Facebook'tan takip etmek için: