UZUNÇALAR

Pearl Jam - Pearl Jam

Sadi Tirak - 31 Ağustos 2006

"90'lı yıllarda müzik" dendiği vakit akla gelecek olan ilk akımlardan Amerikan kökenli Grunge'ın doğduğu şehrin, Seattle'ın hala ayakta olan en büyük Rock grubu Pearl Jam, kendi adını verdiği albümünde müzikal anlamda Rock'N'Roll'un yeniden keşfine, 70'lerin ruhunu yakalamaya çıkmış. Peki aranan bulunmuş mu dersiniz?

Jamhead'ler bir Pearl Jam albümü için ilk defa 4 sene beklediler ve bu süre zarfında grubu ne kadar özlediklerini de ilk olarak grubun web sitesinden yayınlanan ve ardından ilk single olarak piyasaya sürülen "World Wide Suicide"ı Amerika'nın Modern Rock Airplay single listesine 3 numaradan sokarak gösterdiler. Şarkı 17 yıllık liste tarihine 3 veya daha üst basamaktan girmiş 5. hit olarak tarihi bir başarıya da sahip bu bağlamda.
"World Wide Suicide" single'ı grubun bir önceki albümü "Riot Act"de yer verdikleri "Bushleaguer"daki savaş ve yıkıma karşı olan öfkeyi, insanların kendi yarattıkları cehennemde yaşadığını vurgulayan kontrollü fakat daha vurucu bir enerjiyle yeniden dinleyiciye sunuyor.
Grubun var olduğu günden beri şarkı sözlerinde yer vermekten kaçınmadığı protest tavır, bu albüm öncesi 3,5 yıl süren dünya turnelerinde ve Bush karşıtı düzenlenen "Vote For Change" turnesinde tavana vurmuştu. Konserlere Bush maskesi ile çıkan ve ardından o maskeleri yere fırlatıp üzerinde tepinen grup elemanları bu agresif tutumlarını müziklerine de bir miktar yansıtmışlar diyebiliriz. Bir miktar diyorum çünkü bu agresif tutum albümün yarısında mevcut değil. Bu nedenle de, grubun videosuz ve promosyonsuz patlattığı 2. albümleri "Vs"den beri ilk defa besteleri stüdyo aşaması sırasında oluşturduğu bu albümü, iki ayrı yarı şeklinde değerlendirebiliriz.
Mike McCready ve Stone Gossard ikilisinin gitarlarından albümün ilk yarısında yüksek sesli riffler yükselirken, ikinci yarıda bu riffler yerlerini grubun bir diğer alamet-i farikası olan içten duyguları birebir hissettirdikleri naif ve ince tınılara yerleştirmeye bırakmış durumda.
İlk iki şarkı olan "Life Wasted" ve "World Wide Suicide"daki yüksek tempo, üçüncü şarkı olan "Comatose"da da aynen devam ediyor. Bu üç şarkıda da Eddie Vedder'ın yer yer çığlık çığlığa vokal yapması dikkat çekici. Eddie bu üç şarkıda sesini "Yield" albümünden beri ilk defa bu denli agresifçe zorluyor fakat hiçbir şekilde de ön plana çıkmıyor. O içten haykırış tıpkı bir müzik enstrümanı gibi grubun müziği içerisine eşit derece katkı sağlıyor. "Binaural" ve "Riot Act"deki en sert şarkılarda dahi kontrolü kaybetmeyen Ed, bu albümdeki ilk üç şarkıda yer yer de olsa kontrolü kaybetmeyi seçmiş ve bence grubun müziğine çok önemli bir hareket ve ruh katan güzel bir seçim bu!
Dördüncü şarkı "Severed Hand"de bu gürültülü sound özellikle şarkının sonlarındaki gitar solosu bölümlerinde devam etse de; Eddie, grubun konserlerinde açılış parçası olarak çalmaya başladıkları ve sözlerinin "Matrix'e bir gönderme" taşıdığı söylenen bu şarkıda sesini fazla zorlamıyor.
5'inci şarkı "Marker In The Sand" sound olarak klasik Pearl Jam dinginliğine geçişi başlatan albümdeki ilk şarkı. Eddie isyan eden bir tonda "Her iki taraf da Tanrı adına öldürüyor ama nedense Tanrı hiçbir yerde bulunamıyor" derken şarkı melodik kaygılara sahip olduğunu da belli ediyor nakaratlarıyla. Eddie'nin şarkının ismini seçtiği cümle ise oldukça çarpıcı: "Eğer bir çözümü varsa içinde yaşadığımız bu kaosun, o da kumdaki izler gibi gelip geçici."
"Parachutes" ise albümde sıkıcı bulduğum ve beğenmediğim iki şarkıdan biri. Akustik gitar tınılarıyla ve Eddie'nin sakin sesiyle ilerleyen bir ninni havasında sanki. Gayet sıkıcı. Belki sevgilinizle birlikte sarhoşken odada dans etmenizi sağlayabilir o kadar.
Neyse ki ardından gelen ve işsiz bir aile babasının çaresizliğini anlatan "Unemployable" sıkıcı olmayan gitar müziği akışı ile buluşmamızı sağlıyor tekrardan. Grup melodik fakat ağır tonlarda takılmak istiyorsa ölçüsü kesinlikle bu şarkıdaki gibi olmalı.
"Big Wave"deki tempo albümün ilk şarkılarını anımsatıyor. Eddie'nin sesinin gitarlarla aynı tonlarda çıkmasına bu şarkıda hayran olmamak elde değil. Kısa, basit ama dinleyiciyi yakalayabilen cinsten, eğlenceli bir parça. Şarkının son 1 dakikasına hükmeden gitar sürüşleri oldukça güzel.
Ve sırada albümdeki favorilerimden olan "Gone" var. Şimdiye dek dinlediğim en iyi Pearl Jam slowlarından biri olan parça, bana yer yer "Geremy"i anımsatmasıyla bu albüme dair üzerinde durmak istediğimi parçalardan biri oldu. Eddie size şarkı söylemiyor adeta bir acısını paylaşıyor, kızıyor, sonra bağırır gibi olup durgunlaşıyor ve sizden de kendisine eşlik etmenizi bekliyor. Rock müzikte ağıt yakılamaz mı zannediyorsunuz hala?
"Washed Reprise" ise albümün açılış şarkısı "Life Wasted"ın, sadece bir klavye ile çalınmış ve Eddie'nin de üzerine sakin bir yorumla eşlik ettiği 53 saniyelik bir versiyonu.
"Army Reverse" kocasını savaşa göndermek zorunda olan bir kadının hissettiklerini vurguluyor sözlerinde. "Army Reverse" tanımının Amerikan ordusundaki yedek askerler için kullanılan bir tanım olduğunu da hatırlatalım yeri gelmişken. Grubun savaşın anlamsızlığından dem vurmayı çok iyi başardığı, sonlara doğru melodik yanı kuvvetlenen şarkılardan biri aynı zamanda. Fakat müzikal olarak genel anlamda ayırt edici bir özelliği yok.
"Come Back" adından da anlaşılacağı üzere gidenin arkasından yazılmış hüzün dozajı yüksek bir şarkı. Albümde sıkıcı bulduğum ve beğenmediğim 2'inci şarkı da bu. "Come Back"i dinleyince "Gone"ın değerini ve farkını daha iyi anlıyorsunuz. Bu şarkıyı dinlenilebilir kılabilecek tek unsur ise bir içki şarkısı olması. Yani elinizdeki bir kadeh viski olmadan bu şarkının çekilmeyeceği kanısındayım. Albümdeki en uzun 2. şarkı olması da işin ilginç tarafı.
Son şarkı "Inside Job" ise yine hüzünlü ama tıpkı "Gone" gibi sizi sıkmadan, dışında bırakmadan içine çekerek ağır ve yavaş tempoda ilerleyen bir şarkı. Piyano vuruşları ile geçmişteki kötü anılar canlanıyor birer birer ve kaygı verici hisler müziğin üzerinden düşüncelerinize karışıyor. Eddie yine bizden tabii O hiç yabancılaştırmadığı samimi sesini esirgemiyor bizlerden. Albümün bu en uzun şarkısı, en büyük Rock gruplarından birini dinlemenin zevkini tattırıyor sizlere kendinden emin pena vuruşlarıyla.
Bu albüm için Eddie'nin şu açıklaması ise oldukça ilginç: "Ödevini zamanında teslim edip iyi notlar almış fakat hiçbir zaman elini kaldırıp söz alarak sınıfta konuşmamış olanlar gibiydik. Bu albüm, bizim sınıfta konuşan halimiz!"
Birlikte yola çıktıkları ve "Seattle sound'u" denen olayı yarattıkları grupların birçoğu bugün dağılmışken, inatla ve hala istekle yoluna devam eden Pearl Jam'in, Sony'den ayrılıp J Records'a geçtikleri bu albüme farklı bir isim düşünmeyip direk "Pearl Jam" adını vermiş olması bir mesaj anlamı taşıyor olabilir mi? Hayır hayır Henüz "Ten"den daha iyi bir albümleri yok ama son albümle de kanıtlıyorlar ki 70'lerin enerji ve samimiyeti dolu Rock'ını günümüze taşıyabilen bir grup daha var!




Yazılarımızı Facebook'tan takip etmek için: