UZUNÇALAR

Pain Of Salvation - Be

Sayat Ayık - 30 Temmuz 2005

İsveç'in müzik dünyasına kazandırdığı ve ilk dönemler adı hep Dream Theater ile birlikte anılan Pain Of Salvation, beşinci stüdyo albümüyle yeniden aramızda. Elemanlar ilk dört albümünden farklı bir tarzla karşımızda bu sefer. Progressive Metal'den ziyade Rock, Caz, klasik müzik ağırlıklı bir albüm "BE". Konsept yaratma konusunda pek sıkıntı çekmeyen grup bu sefer varoluşu ve yaradılışı sorguluyor.

Kökleri 1996'ya dek varan "BE" topluluğun yaratıcılığını zorladığı kendi kalıplarından çıkmaya çalıştığı bir yapıya sahip. "Animae Partus (I am)" introsuyla başlayan albüm beş ana bölüme ayrılmış on beş şarkıdan oluşuyor.
İlk ana bölüm "I ANIMEA PARTUS"da yer alan parçalar; resitatif sayılabilecek "Deus Nova", etnik öğelerle Celtic havası estiren "İmago" ve bir piyano resitali "Pluvius Aestivus" olarak sıralanıyor.
İkinci bölüm "II MACHINASSIAH"da bulunan "Lilium Cruentus" grubun yıllarca neden Dream Theater ile anıldığını hatırlatıyor, "Nauticus"da STYX soundu üstüne Cohenvari vokaller yaratıcı, ikinci bölümü caz-blues etkilenimli "Dea Pecuniae" ile son buluyor.
"III MACHINAGEDDON" adlı üçüncü bölüm yine resitatif bir parça "Vocari Dei" ile başlayınca sıkıcı bir hal alıyor albüm. Zaten ben de "bir yerde patlayacak bu duygu yoğunluğu ama nerede" diye düşünüyorum. "Diffidentia" ve "Nihil Morari" ile cevabımı alıyorum "biraz sabır". Dördüncü ana bölüm "IV MACHINAUTICUS" arka arkaya iki geçiş parçası "Latericius Valette" ve "Omni"den (şarkıdaki klavye melodileri ilham verici) sonra albümün ve belki de POS diskografisinin en iyilerinden "Iter Impius"a geçiyoruz nihayet, olağanüstü. Bu şarkıyı sıkılmadan rahat elli kere arka arkaya dinlemişimdir. Arkadan gelen "Martius/Nauiticus II"dan anlıyoruz ki albümün en iyileri başa ve sona serpiştirilmiş.
"V DEUS NOVA MOBILE" tek parçalık son ana bölüme verilen ad: "Animae Partus II" outrosuyla varoluş sona eriyor. Albümdeki duygu yoğunluğu tüylerimizi diken diken ederken, politik duyarlılıklarıyla da göz dolduruyor elemanlar.
Daniel Gildenlöw, ZOR dergisine verdiği röportajda "Müzikle politikayı çok fazla karıştırdığını düşünenler var" fikrine karşılık olarak "Bu benim hayatta duyduğum en saçma şey. Başkalarının ne yapmasını istiyor insanlar? Politikayla sadece politikacılar ilgilensinler, bizi istedikleri gibi yönetsinler, biz de onlar hakkında ne konuşalım ne de soru soralım. Bu düşüncede olan insanları hiç anlayamadım" diyerek bu tavrı eleştirenlere cevabını da vermiş oluyor. Albümü grubun meraklılarına, önyargıdan uzak dinlemeleri koşuluyla önerebilirim diğer yandan Kila'dan tutun da Dream Theater, Eric Clapton ve hatta Mozart'a dek tüm müzik tarzlarını sevenler bir kulak kabartsın, aşırı beklentiye girmeden tabii




Yazılarımızı Facebook'tan takip etmek için: