UZUNÇALAR

Magick - Stained Glass

Sadi Tirak - 31 Ekim 2006

Uzun bir süredir ilk albümlerinin piyasaya sürülmesi beklenen gruplardan biriydi, Ankaralı topluluk Magick. 14-15 Ekim 2006 tarihlerinde Ankara'da düzenlenen 9. Rock Station Festivali dahilinde ilk gün sahne alan grup, aynı zamanda ilk albümleri "Stained Glass"ın galasını da yapıyordu. Thrash, progressive ve klasik heavy metal'in aynı albümde başarılı bir harmanı var karşımızda! 

Magick 1999 yılı başında, vokalde Mehmet Nalbantoğlu, gitarlarda Çağlar Sönmez ve Eren Ayıntap, bas gitarda Ege Yıldızoğlu ve davulda Muratcan Akçay'dan oluşan kadrosuyla müzik kariyerine başlamış olan bir grup. 2003 yılına kadar çeşitli eleman değişiklikleri yaşasalar da 2003 yılının başında "Of Deceit And Love" adlı 5 parçalık bir EP yayınladılar. 2003-2005 yılları arasında Rock Station Festivali, Rockİstanbul ve O.D.T.Ü. Metal Günleri gibi birçok organizasyonda sahne almalarının ardından ilk albümleri Ankara'da Stüdyo Raven'da kayıt etmişler ve prodüksiyonu Levent Gaşgil ile Çaglar Sönmez üstlenmiş. Tamamı İngilizce sözlerden oluşan albümün kayıt, mix ve mastering işlemleri ise Crossfire'dan Kaya Sevinç tarafından yapılmış.
Albüm piyasaya sürülmeden önce Çaglar Sönmez kişisel nedenlerden dolayı gruptan ayrılmış. Bu ayrılığın ardından, grup yoluna 4 kişi olarak devam etme kararı almış ve session gitarist olarak gruba konserlerde, Sınıf 64 ve Dementia'da da gitar çalan Berkay Demirer eşlik etmeye başlamış.
Yerli gruplarımıza albüm yapabilme konusunda desteğini, son zamanlarda peş peşe yayınlanmasını sağladığı albümler ile gösteren Atlantis Müzik etiketi ile çıkmış olan "Stained Glass" uzun süredir klasik heavy metal adına yerli gruplarımızdan bir hareket bekleyenleri oldukça sevindirmiş olmalı. Zira Magick bu ilk albümü ile oldukça yüksek kalitede heavy metal şarkılarına imza atmış durumda.
Albümde özellikle hoşuma giden müzikal tavır, vokalin son zamanlardaki popüler hareketin aksine birçok yerde "enstrümanlara izin vermiş" olması. Albümdeki gitaristler Levent Gaşgil ve Çağlar Sönmez zaten enstrümanlarına son derece hakim olduklarını her şarkıda aralıksız hissettirmekteler. Güçlü riffler, melodik besteler, etkileyici sololar ve akıllıca tasarlanmış şarkı düzenlemeleri
Grubun bu ilk albümüyle ortaya koyduğu müzikal yapıyı şahsen "Megadeth progressive öğeler içerirse ne olur?" şeklinde değerlendiriyorum. Grubun ilham aldığı isimler arasında ilk sıralarda olan Megadeth'in, "Stained Glass" albümünde hem yer yer gitar rifflerinde hem de özellikle "Multilated" adlı şarkılarda Mehmet Nalbantoğlu'nun vokal performansındaki etkisi çok bariz.
Albümün açılış parçası "Torn", 1.12dk.'lık "Legacy" adlı atmosferik bir intronun ardından sert ve keskin gitar rifflerinin olayı devralmasıyla bizleri karşılıyor. Sözler kişisel bir takım betimlemelerden ibaret. "Out in the cold, i'm losing control, conflight in thought, i'm tired restless, torn." (Dışarıda soğukta, kontrolümü kaybediyorum, düşünceler içinde savaşıyorum, yorgunum, yerimde duramıyorum, ayrıyım.)
İkinci şarkı "Looking Through Stained Glass" ise grubun melodik yapısını en ön plana çıkaran şarkı. Vokalist Mehmet Nalbantoğlu'nun farklı ses karakterlerini aynı şarkıda sırayla sergilemesi de dikkat çekiyor.
"Multilated" albümdeki en kısa parça (2.51) ve yukarıda da bahsettiğim üzere grubun Megadeth'e bir saygı duruşu adeta.
"Jacketed Hollow Point" progressive ve melodik gitar düzenlemeleri ve şairane bir şekilde sıralanmış dizelerden oluşan sözlere sahip olsa da 2.49'daki zamanlama problemi yaşayan davul vuruşları ile albümün "sırıtan" tek bölümüne ev sahipliği yapıyor bir yandan da.
"Mortal Eyes" albüm içinde en farklı yerde duran iki şarkıdan biri. Karanlık temaları kişisel bir görüş açısıyla yansıtan sözleri ve thrash riffleri ağırlıklı klasik heavy metal tarzdaki bir müzikal yapı üzerine kondurulmuş clean vokal denemeleri ile dinlenildikçe alışılacak bir havası var.
Sırada "Death Roll" var. 7.24 dk.'lık süresi ile albümdeki en uzun şarkı olma özelliğine sahip parça aynı zamanda konserlerde en çok seyirci eşliği sağlayabilecek Magick nakaratına da sahip zannımca. Sözlerdeki edebiyat numaralarına dikkat! Bu arada 3.51'den itibaren giren bölümdeki davul vuruşları ve ardından akıp gelen gitar solosu albüme dair en leziz müzikal hareketlerden. Fakat şarkı bana gereğinden fazla uzatılmış gibi geldi.
"Bittersweet" ise albümün en eğlenceli melodik öğelerini barındırıyor bünyesinde. Sözler albümdeki tüm şarkılarda olduğu gibi kişisel ve oldukça da dikkat çekici betimlemeler içeriyor.
"Dark Embrace" albümdeki en ağır tempolu parça ve özellikle nakarat bölümü oldukça akılda kalıcı bir melodi üzerine yazılmış.
Son şarkı ise albümdeki favorim "Silver Room And The Mirror Man". Albümdeki genel müzikal yapıya baktığımız zaman farklı bir yerde duran ikinci şarkı. Gitarların usul usul sizi kaptırıp gideceğiniz melodilere hazırlaması ve vokalin sakin üslubu ile dikkat çeken bir çalışma.
Böylesine güzel ve kaliteli bir albümün böylesine görkemli bir şarkı ile sonlanması ise ayrı bir güzellik, ayrı bir zevk.
Albüme dair olumsuz anlamda eleştirebileceğim iki şey var. Birincisi kapak görseli, ikincisi ise gitar rifflerinin zaman zaman da olsa "bunu bir yerden hatırlıyor gibiyim" hissi yaratması. Megadeth, Nevermore, Judas Priest ve hatta Iced Earth bile olabilir bu hissin oluşmasını sağlayan gruplar.
Sonuç olarak sadece şunları söylemek istiyorum: Tebrikler Magick Müzik hayatınızda da başarılar






 



Yazılarımızı Facebook'tan takip etmek için: