UZUNÇALAR

Lostprophets - Lıberation Transmıssıon

Erdem Tatar - 31 Ağustos 2006

Son yıllarda Britanya adası Galler yöresinden patlattığı gruplarla genç kitlelere pek çok yeni seçenek sunuyor! Lostprophets da bu yöresel akımın başını çeken ekiplerden. Özellikle okyanusun öte tarafında başarıyı yakaladıktan sonra Metallica ile turlayıp hemen ardından yeni albüm için kolları sıvadılar. Ortaya çıkan sonuç "Liberation Transmission" ise raflardaki yerini almış durumda.

Prodüktör koltuğunda Bob Rock'ın oturduğu albümde nedense Bob Rock etkisi pek de hissedilemiyor, kayıtlar modern ve temiz olsalar da albüm iyi şarkılarla çok klişe ve vasat şarkıların bir karması olmaktan, seyirciyle iletişime bir türlü geçemiyor -adıyla tam bir kontrast halde-. Albümdeki "Amerikan gençliğini kendi asi çatımız altında toplayalım" imajı da malesef değil Lost Prophets'in, tüm Galler'in birleşse gerçekleştiremeyeceği bir temenni. Yine de albümde dinlenecek şarkılar var ama Pop-Punk klişeleri ve dönemin öne çıkan isimleri AFI ve 30 Seconds to Mars'a öykünmeler, fazla steril bir albüm çıkarmış ortaya, suya-sabuna ve dinleyiciye dokunmuyor!
Az laf çok iş diyelim ve hemen albüme geçelim...
Albüm sağlam gitarlarla dinleyiciyi hemen havaya sokuveren "Everyday Combat" ile açılıyor. Kesinlikle albümden yayınlanacak ikinci single için leziz bir seçim olacaktır. Nakarat akılda kalıcı ve özellikle şarkının solosu kısa olmasına rağmen çarpıcı! Türün klişesi haline gelmiş, Papa Roach'tan bayağı alışık olduğumuz fısıldayan break-down ertesi konserde kaotik bir ortam yaratacak sözlerle noktalanıyor şarkı. Albümün genelindeki Pop-Punk sound "A Town Called Hypocrisy" adlı şarkıya fazlasıyla hakim, AFI, Lostprophets'in bu albüm bestelenirken en çok etkilendiği gruplardan ve AFI havası bariz belli oluyor bu şarkıda. Pop-Punk sound'lu ve neşeli bir chorus'a sahip olan "The New Transmission" albümün iyi şarkılarından, özellikle 30 Seconds to Mars sevenler eminim çok beğenecektir bu şarkıyı. Albümden yayınlanan ilk single olan "Rooftops (A Liberation Broadcast)" kesinlikle albümün en "radyo dostu" hit'i, nakaratı ve Pop sound'lu düzenlemesiyle gruba başarı kazandırdığı aşikar.

"Can't Stop, Gotta Date With Hate" albümde süre doldurmak için bulunan, herhangi bir özelliği olmayan Pop-Punk bir şarkı. "Can't Catch Tomorrow" ise kelimenin tam anlamıyla, eşliğinde dans edilecek bir şarkı, özellikle köprü ve nakarat kısımlarında şarkı daha da devleşiyor. "Everybody's Screaming" ise prodüktör Bob Rock'ın albüme ağırlığını koyduğu ender çalışmalardan, Bon Jovi nakaratlarının AFI' vari  korolarla birleştiği şarkı, sadece albümün değil Pop-Punk janrının önemli şarkılarından birisi olmaya aday. "Broken Hearts, Torn Up Letters And The Story Of A Lonely Girl" koro kısımlarıyla akılda kalıcı olsa da aslen vasat bir beste.

İşte sıra geldi benim albümdeki şahsi favorime, "4 AM Forever". Bob Rock için saygı duruşuna davet ediyorum sizi zira kesinlikle prodüktör parmağı olan bir şarkı -albümün genelini dinleyince bunu anlamak kesinlikle zor değil- modernleştirilmiş bir Mötley Crüe power-ballad'ı olarak tarif etmek isterim şarkıyı. Hatta kafanızda şarkının metronomunu bir miktar düşürüp Vince Neil'ın vokalini üzerine oturtmayı başarırsanız bana kesinlikle katılacaksınız, modern sound'lu bu power-ballad güzel bir soloyla da süslenmiş, albüm favorim demiştim değil mi? :)

"For All These Times Son, For All These Times" albümün hit şarkılarından kesinlikle! Şarkıda AFI'dan tutun, 30 Seconds To Mars'a, Bon Jovi ve hatta şarkının sonundaki hi-hat'le beraber giden vokal bölümlerindeki Blink 182 etkisi çok bariz, modern Rock karması olan çok leziz bir çalışma! Albümün kapanış şarkıları olan "Heaven For The Weather, Hell For The Company" ve "Always All Ways" klişe Pop-Punk şarkıları olarak dikkat çekmekten çok uzaklar.

2006 tarihli bu Lost Prophets çalışması iyi cilalanmış, kaliteli malzemeden üretilmiş ancak giydiğinizde ayağınızın bir türlü rahat edemediği şık bir ayakkabı sanki...!



Yazılarımızı Facebook'tan takip etmek için: