UZUNÇALAR

HER YUHU'DAN UYANILMAZ

Tunca Arıcan - 19 Temmuz 2011

HER YUHU'DAN UYANILMAZ

Geçmişimizde öyle rock grupları vardır ki analog ortamlardan çıkamaz ya da bir liselinin kollarındaki çiziklerde, yaralarda ya da hüzünlü anılarında yaşar. O grupların isimlerinden herhangi birini bir arkadaşımızdan ya da tanışımızdan duyduğumuzda sanki rock sahnesindeki tüm müzisyenler hafızlardan silinir de bir tek o grubu bilen kişi, müzik ve kendimiz kalırız bir başımıza. Aramızdaki salt ortak yan artık o gruptur. Başlar muhabbet, başlar mırıldanmalar; karıncalanır kollardaki yaralar, çizikler, hayal dünyaları. Zamanı yakalayabilene aşk olsun... Şarap kadehleri ardı ardına gelir ve artık müziğin dili konuşur bizleri. Suskun kaldığımız an geçmiş konuşur, konuşkan hâlimizde karşımızdaki YUHU'ya dalar. Artık her birimizin anısı birer masaldır diğerine. Kahramanlar biraz karamsar biraz da kırgındır. Sonunu bilmedikleri maceralarında kendi dillerini ararlar. Birden bir ses yükselir "Uyan YUHU'dan" (Sumgait, 5.parça). Artık bu diyalogda masallar uyumak için değil uyanmak içindir. Geçmiş ve ruhlar uyanır, unutulmuş aşklar uyarılır. Köklerini salmış bireyin bu arayışı, köklerini saldığı toprağın kendisine değil bizatihi köklerini var ettiği kendisi üzerine olmaktadır artık. 1001 gece uyumamış yorgun ruhlar derinlerden gelen bir ses duyar: "Bu dünyanın hayrı ve şerri var" (Sumgait).


Bu hissiyatı canlandırabilen gruplardan biri de Azerbaycanlı YUHU(YUXU)'dur. Uyku anlamına gelen isimleriyle aslında her dinlediğimde, uzun yıllar boyu beni uyandırdı bu grup (ilk albümleri 1993 Hazarın Sahilinde). Doksanlarda Caravan Rock Bar'da (İstanbul) canlı da izleme olanağı bulduğum bu grubun gitaristi Namık Nagdaliyev'in neler yapabildiğini yakından görmüştüm.

İlk iki albümleri Hazarın Sahilinde ve Sumgait, Uzelli firmasından kaset formatında çıkmış ve artık dinlemekten perişan hâle gelmişti. Bu nedenle kasetleri dijital ortama aktararak, grubu sürekli dinleme şansını kendime hediye olarak sunmuştum. Grubun Azeri olması nedeniyle sözlerin tamamını anlamakta güçlük çekebiliyorum hâlâ. Her şeye rağmen, şarkılarda üzerime çullanan hisler, kullanılan ezgiler ve enstrümanlara hâkimiyetle ortaya çıkan bu iki çalışma İstanbul Rock sahnesinin belki de en büyük katkılarından biridir kanımca. Kim bu iki albümü biliyor ya da dinliyorsa birden aynı yollardan geçtiğimiz fikrine kapılırım yıllardır. Tanıyanlar çıktı mı, sanki yaş oldukça ilerlemiş gibi "Ya evet YUHU var değil mi! Ne gitar sololar atardı adamlar" diye iç geçirir daldan dala gezerdik rock sahnesinde:

"Aç gözlerini uyan YUHU'dan,
Senin de haberin olsun dünyadan..."

Her YUHU'dan uyanmak gerekir mi emin değilim? Ya da her YUHU öncesi bir masal anlatmak. YUHU esnasındaki hayallerimiz de sanki birer masal gibidir: Kimi zaman inanması güç kimi zamansa sonunu merak ettiğimiz. Kimi masallar gibi tüm ahlak ve toplumun sınırlarını zorladıkları gibi, onlara benzer olarak unutulmaya da mahkûmdurlar.

Dinleme eylemi, her notada geçmişle paslaşır. Kolunuzdaki, aklınızdaki çizikler karıncalanmıyorsa bazı şarkılarla zaman denkleminiz çok bilinmeyenli olmuştur. Zaman üçgeninin iç açıları her zaman sizin yaşama bakış açılarınızın toplamına eşittir. Müzik bu üçgenin içinde dolanıp durur, kimi zaman açıları darlaştırır kimi zamansa genişletir. Size çarpmadan kendine dönen müzik zaten sizin müziğiniz değildir. Müzik sorunlarınıza çözüm sunmaz. Onları daha iyi kavramanıza ya da onlara dair akılcı fikirler üretme amacını gütmez. Gereken enerjinin bir kısmını temin eder fakat tamamı için herhangi vaatte bulunmaz. Köklerinizi derinleştirebilir ama kopartmanız gerekenleri umursamaz. Her şeyi, onun eşliğinde kendiniz yaparsınız. Yani kısaca "Rock [Müzik] sorunlarınızı ortadan kaldırmaz. Bunun yerine onların tepesinde dansetmenizi sağlar" (WHO- Pete Townshend)


YUHU her ne kadar uzun zamandır sessizlikler içinde kalsa da çoğu müziksever uykuya dalmadan önce onları dinliyor, dinlemekten de vazgeçmiyor. John Cage'in dediği gibi: "Müzik süreğendir, kesintiye uğrayan sadece dinleme eylemidir."

Ne zaman felekten bir zaman çalsam YUHU her zaman soframdadır; ne zaman kafam bozulup uzun yollara vursam kendimi YUHU kulaklarımda çınlar durur; ne zaman birileri YUHU dese ahbabım olur. Bu grubu bilenler, hikâyeler anımsayanlar küçük notlar düşse bu yazının sonuna ne de güzel olur... Walter Benjamin katkı yapılmadan dinlenen hikâyeler hakkında şunları der: "Bugün hikâyeyi dinleyenler ona bir şey katmadan olduğu gibi anlatır oldular. Hafızalarından bir şey katmadan hiç değişmeyen hikâyeler hikâyenin tüm değerini azalttı. Hikâyeler dinlenirken onları eğirip dokuyan birileri yoktur artık."

Bu yazıyı beraberce eğirip dokumak dileğiyle...
 



Yazılarımızı Facebook'tan takip etmek için: