UZUNÇALAR

Heaven Shall Burn - Deaf To Our Prayers

Erdem Tatar - 31 Ağustos 2006

Almanya'nın Metalcore camiasına en hatrı sayılır kıyağı Heaven Shall Burn "Deaf To Our Prayers" adlı albümleriyle, başta Almanya'lı olmak üzere tüm Avrupa'lı türdaşlarına da göz dağı veriyor. Türün tüm vecibelerini yırtıcı riff'ler, hoparlör parçalayan vokaller ve sapına kadar "anarşist" duruşlarıyla perçinleyen beşli, 47 dakika boyunca odanızda ne varsa yanına sizi de katarak al aşağı ediyor!

Grubun özellikle ırkçılık ve sosyal statüdeki aksaklıklara granit sertliğinde koyduğu tavır sizi sokağa çıkıp "YETER!" diye bağırmaya, her çarkı paslanmış sistemi yerle bir etmeniz için güçle doldurmaya garanti veriyor!
"Deaf to Our Prayers" diye adlandırdıklarında bakalım neler diyor, cennet yansın diyen dostlarımız!
"Counterwieght", toplumdaki dengeyi bozmaya niyetlilere dengeyi "seve seve" ya da "sevdire sevdire" kurdurmaya niyetli, enerji bombası bir açılış! Şarkı gümbür gümbür girdikten sonra havan topu etkisinde dur-kalklarla dinleyicide hayata karşı ne kadar algı zerresi varsa acımadan kendisine toplayıveriyor. "Trespassing The Shores Of Our World" yıkıcı etkiye devam ediyor, vokaller o kadar kuvvetli ki grubun en ama en etkili enstrümanı kesinlikle. Vokalistin endüstri Almanya'sının fabrikalarının gürültüsünü, tekniği üst düzey olan gitarlar ve sistemi çökertenlerin kafataslarının üzerinde çalıyormuşcasına davul setini hunharca ama mundar etmeden kullanan davulcuyla beraber yarattığı sinerjiyle resmen canlı bir varlığa dönüşüyor, şarkının ortalarında bir ağıt haline gelen müzik, bir başkaldırı yürüyüşüyle başladığı sertliğe geri kavuşarak noktalanıyor.
Din ve devlet işlerini birbirinden ayırmaktansa çarpıştırıp paramparça ediyor sıradaki şarkı "Profane Believers". Tam bir konser şarkısı, açık riff'ler ve seyirciyi gaza getirecek hi-hat vuruşlarıyla başlayan şarkı pit'te ne kadar seyirci varsa onları sözlerde bahsedilen din ve devlet işleri gibi birbirleriyle çarpıştırıp ortalıkta kanın gövdeyi götüreceğine garanti veriyor!
Metalcore janrına en çok selam çakan şarkı "Stay The Course" başlıyor, o anda gözünüzün önüne geliyor gitaristlerin gitarlarını havaya kaldırıp ana riff'i çaldıktan hemen sonra pit'teki kaosu sahne üzerine taşıdıkları! Melodi canavarı başlayan şarkı son bir dakikasına çalındığı yeri tuğla tuğla, pencere, pencere yıkarak giriyor ve işi bittiğinde daha "ferah" bir odada buluveriyorsunuz kendinizi!!!
"The Final March" bir başkaldırı marşı! Ezilen, sınıflara ayrılan, emeği sömürülen herkesin ortak çığlığı gitaristler Alexander ve Maik'in bu marşa yakışacak gitar melodileriyle birleşiyor ve ne cennet kalıyor alev almayan ne de parlamento binaları!
"Of No Avail" albümde temponun düştüğü ancak acının gürül gürül bedenimize dolduğu an. Başkaldırının, yükselen seslerin kimi zaman beyhude kaldığı, kayıpların telafisinin mümkün olmadığını haykırıyor hiç utanmadan, güçsüz hissetmeden.
"Armia" adlı şarkı Nazi Almanya'sına karşı oluşturulan Polonya ordusunu anlatan bir epik, duygu yoğunluğu, savaşın kayıpları ve soykırıma zorlanan bir ulusun acıları, basılan her notada adeta şehit olan bir ruhu selamlıyor ve şarkı finalindeki piyano eşliğinde bir tabut daha kapanıyor. Heaven Shall Burn zamanda o kadar hızlı bir yolculuğa çıkarıyor ki bizi, Polonya'nın soğuk ve ölüm dolu sokaklarından evimize, bilgisayarımızın başına ışınlanıyoruz. "Mybestfriend.com" günümüz gençliğinin her eline geçenin içine etmesine, sanal fahişeliğe muheşem atıflarda bulunuyor "et pazarına yeniden düştün değil mi?" diye tükürüyor suratınıza Heaven Shall Burn, piksellik değerinize tezek muammelesi yaparken.
"Biogenesis (Undo Creation)" o kadar "sert" giriyor ki, ne laboratuar bırakıyor önünde ne de dna'mızı, genlerimizi eşeleyecek bilim adamları sağ çıkıyor bu yıkımdan! Dört dakikada, sakat doğan klonlardan, dahiliğin deliliğe terfisine yumruk yumruk iniyor "Biogenesis". "Dying In Silence" saf metalcore döküyor her notasından. Özellikle Chimaira seven dinleyicileri mest edecek bir şarkı "Dying In Silence", çift gitar atışmalarının leziz melodilerle harmanlandığı çalışma, albümü sona doğru yaklaştırıyor.
"The Greatest Gift Of God" ses tellerinin canavara dönüştüğü bir molotof kokteyli adeta! Metalcore tarzı bir miting çağrısı, albümü o kadar güzel kapatıyor ki bu şarkı, dinleyicinin elinden gelebilecek yegane şey giyinip, albümü başa alıp sokağa kendisini atmak ve sistemin tüm paslı çarklarına metalle dolu, pırıl pırıl bakışlar savurup yaşadığı hayatı güzelleştirmek için and içmek!
Heaven Shall Burn 2006 yılının en önemli albümlerinden bir tanesine imzasını atmış, bu yazıyı okuyan herkese yegane tavsiyem, "Metalcore" diyerek grubu kategorize etmeden, çekinmeden üzerine gidin ve bu adamların her notasına, haykırdıkları her lafa kulak kabartın çünkü söyledikleri; sizi Metale başlatan etkenlerin ta kendisi!



Yazılarımızı Facebook'tan takip etmek için: