UZUNÇALAR

Giant Squid - The Ichthyologist (2009)

Tunca Arıcan - 1 Şubat 2011

Benim için öyle gruplar vardır ki varlıkları müziğe aynı heyecanla âşık kalmamı sağlar. Bu grupları kimi zaman şans eseri bulurum kimi zamansa dostlarımın tavsiyeleri üzerine onlara ulaşırım. Bu yazıda bahsedeceğim ve ilk günden beri aslında hakkına yazmak istediğim grup dört sene önce tesadüfen keşfettiğim Giant Squid. Kısaca bu tesadüften bahsederek yazıyı geliştirmek istiyorum:

Uzun yıllardır özellikle denizde yaşayan canlılara karşı konulmaz bir tutkum var. Özellikle büyük beyaz köpekbalıklarına olan merakım ciddi boyutta. İşte yine internette deniz canlıları üzerine gezintiye çıktığımda karşıma köpekbalıkları üzerine şarkı sözleri yazan ve isminin Türkçe karşılığı dev mürekkep balığı olan Giant Squid çıktı. Hatta albümün arka kapağında da bu canlıların resmi kullanılmıştı. Grubun myspace adresinden Metridium Field albümünden şarkılar dinlediğimde hissettiğim heyecanı anlatmak çok güç. Tüm albümü bir şekilde mp3 olarak bulduktan sonra Amazon'a sipariş vermek oldu. Heyecanla beklediğim yeni albümleri ise bu sene içinde çıktı. Önce genel olarak grubun müzik türünden bahsedelim:

Giant Squid, oldukça zor tarif edilebilen bir tür icra etmektedir. Progressive öğelerden doom'a, post-metal'e kadar birçok farklı türün çok ustaca harmanlanmasından mürekkep olan müziğin yarattığı atmosferi tarif etmek ise ancak dinleyicinin kendi işi. Grup her iki albümde de çello kullanıyor ve çellonun yarattığı his ise çok farklı gerçekten. Hatta Metridium Field'te teremin, banço, yan flüt ve trompet dahi kullanılmakta. Yeni albümleri The Ichthyologist'ta keza aynı şekilde farklı çalgı aletleri kullanılıyor. çalışmadaki deneysel hava ise zaten kendini derin bir şekilde hissettiriyor. Albümün isminin Türkçe anlamı ise yine denizlerle ilgili: Zoolojide balıklarla ilgilenen kişi. Zaten albümdeki her şarkının yanında Latince bir canlı ismi var. Bu canlıların biyolojik özellikleri de parçayla ilişkili aslında. Bu albümde de köpekbalıkları var ama bu sefer büyük beyaz değil yedi yüzgeçliler mevzu bahis; Sevengill (Notorynchus Cepedianus): Düşükten orta tempoya, insanın içini acıtan çelloların eşliğinde, kadın vokalinin yanında hiddetlenen bir erkek -albümü oldukça iyi tarif eden bir şarkı. Atmosferik olan şarkılarla progressive olanlar yer yer ayrılıyor yer yer her iki havayı da beraber soluyabiliyorsunuz. Şarkı sözlerinde bir adamın yalnızlığı ve denizle kurduğu ilişki notalarla zihinlerde resmediliyor.

Tüm şarkıların yanında bu Latince isimleri göreceksiniz. Her ne kadar biyolog olmayanlar için anlaşılması güç olsa da kısa bilgilerle şarkılar daha anlamlı hale geliyor. Grubun denizlerle olan ilişkisini en iyi açıklayansa, albümün ilk kopyalarına köpekbalığı dişlerini promosyon olarak koyması olmuştur. Maalesef bu kopyalardan edinme şansım olmadı.

Giant Squid benim son dönemde dinlediğim en özgün gruplardan birisi. Fakat şu da unutulmamalı ki müzik konusunda tutucu bir tutuma sahip değilseniz dinlemelisiniz bu grubu ve çalışmalarını. Zira, alışılagelmiş bir türden bahsetmiyoruz. Denizler kadar dalgalı, denizler kadar durgun, denizler kadar derin, denizler kadar haşin… Biraz sıradan bir benzetme olsa da bu grup için sıradan değil doğru bir benzetme olur.

Köpekbalıkları evrimin hemen hemen mükemmelleştirdiği avcılar. Yıllarca korku salan bu canlıların efsanelere konu olmuş dev mürekkep balıklarıyla birleştiğini hayal edin. Ruha yapılmış müzikal bir saldırı bu. Kollarıyla bizi sararak en hassas noktalarımıza dişlerini geçiriyorlar. Kanadıkça ruhunuz tepenizde uçuşan martıların seslerini duymaya çalışın…

Myspace:

http://www.myspace.com/giantsquid

Bilgi:

http://www.bnrmetal.com/v2/bandpage.php?ID=GiSq

Şarkılar :
1. Panthalassa
2. La Brea Tar Pits
3. Sutterville
4. Dead Man Slough
5. Throwing A Donner Party At Sea
6. Sevengill
7. Mormon Island
8. Blue Linckia
9. Emerald Bay
10. Rubicon Wall



Yazılarımızı Facebook'tan takip etmek için: