UZUNÇALAR

Ergin Altınel Gidenlerin Ardından

Tunca Arıcan - 27 Şubat 2011

Ergin Altınel  Gidenlerin Ardından

Heavy metal ile tanışmamın üzerinden yirmi yılı aşkın bir süre geçti. İlk metal albümünü dinlediğimde belki de dilin en güzel tabirlerinden birini, "aşka düşmeyi" yaşamıştım. "Âşık olmak" da fena bir ifade şekli değil aslında. Zira "âşık" ve "oluş"un bir aradalığı sürecin tamamlanmayan bir halet-i ruhiye ve varoluş şekli olduğuna da vurgu yapıyor. Benim gözümde "aşık", durmayan, durulmayan, coşkulanan ve coşturan bir öznenin en yalın ama aynı zamanda en mücadeleci sıfatlarından birisidir. Dönüştüren, yapıcı ve mücadeleci bir duygunun bazen en ürkütücü bazense en dinginleştirici ismi gibi gelir bana. Rock ve metal ise incelikli varoluş yolculuğunda durmamışlığı ifade ediyor. İşte bu duygular içersinde yıllar sonra akademik hayatıma başladığımda bu türleri anlama çabasına çok daha ayrıntılı bir şekilde devam etme kararı aldım ve uzun zamandır da bu kararımı uyguluyorum. Bu minvalde, akademik çalışmam için birçok rock ve metal müzisyeni ile mülakatlar gerçekleştiriyorum. Görüşme yaptığım isimlerden birisi de çoğumuzun bildiğini düşündüğüm Pentagram (Mezarkabul)'un kurucu ve davulcusu Cenk Ünnü'ydü. Geçtiğimiz aylarda Beşiktaş'ta Cenk Abi'nin yerinde çok sıcak ve güzel bir sohbet gerçekleştirdik. Konu müzik olunca, karşınızda da Cenk Abi olunca tevazu, bilgi, deneyim ve müzik bir başka olabiliyor. Sohbetimiz Türkiye'deki rock çalışmalarına geldi. Albüm satışlarının düşüklüğü, yeni çalışmaların gereken ilgiyi görememesi gibi birçok konuyu tartışırken Cenk Abi bir isimden bahsetti: Hammer müzikten albümü çıkan, yıllardır müzik yapan Ergin Altınel. O'nun ne denli iyi bir gitarist ve besteci olduğunu söylerken, albümün istenen satış rakamlarına neden ulaşamadığından dert yandı. Zira albümün yapımcısının yine Pentagram'dan Tarkan Gözübüyük olmasından mütevellit Cenk Abi'nin albümün yapım sürecinden doğrudan haberdar olduğunu düşünüyorum. İtiraf etmem gerekir ki o sohbete kadar Ergin Altınel ismini daha önce hiç duymamıştım. Bu nedenle, notlar tuttuğum ufak defterime hemen bu ismi kaydettim. Aradan birkaç gün geçtikten sonra da Akmar Pasajı'ndaki Hammer'dan albümü satın aldım. Hatta bu satış meselesi üzerine de oradaki arkadaşla çok kısa bir sohbet ettik. Malumunuzdur ki, İnternet'in albüm satışları üzerinde çok ciddi bir etkisi var. Her ne kadar ulaşılması güç albümleri Dünya'nın her yerine ulaştırsa da yerel piyasayı da aynı zamanda tahrip edebiliyor. Velhasıl albümü edindim ve Ankara'ya dönene kadar dinleyemedim. Odama gelip de CD'yi taktığımda ne bekleyeceğimden emin olmadan şarkıları dinlemeye başladım:

İlk parça, "Bursalı Tahir Caddesi" çalmaya başlayınca aslında albümün az çok ne teknik ve yapıda olduğunu anladım. Müzik aletine çok ciddi ve coşkulu bir şekilde hâkim olan, biyografisine baktığımızda yıllardır bu işi heyecanla ve aşkla yapan bir insanın elinden, gönlünden çıkan bir albüm olacağı gün gibi ortadaydı. Joe Satriani ile kıyaslanabilecek bir ustalıktan bahsediyoruz ki kiminiz kıyaslamaları doğru bulmayabilir ama bazen bilindik bir referans, anlatılan eğer müzik ise, zihindeki kelimeleri notalandırabiliyor ki; bazı isimler kelimelerden daha çok şey sunabilir bazen. Bu demek de değil ki özgünlükten yoksun bir çalışma. Albümdeki, tüm gitarlar, bir parçadaki bas, klavye, davul ve bas programlama Ergin Altınel'e, diğer parçalardaki baslar ise Tarkan Gözübüyük'e ait. Albümdeki tüm şarkıların isimleri Türkçe. Kitapçık ve kapak tasarımı çok sade. Kitapçık içersinde, kullanılan teknik altyapının bilgisi, teşekkürler kısmı ve Ergin Altınel'in kısa bir yazısı bulunuyor. Üşenmeden size yazmak istiyorum:

"Günlük hayatın karmaşasından, umutlarımız ve hırslarımızın bizi çekmesinden, kaygılarımızın üzerimize çökmesinden, çevremizde gelişen bir sürü olaylardan ötürü bir türlü baş başa kalamadığımız yüreğimizin, yalnız kalmış olmasından ötürü bizim arkamızdan yaktığı ağıttır GİDENLERİN ARDINDAN. Günün herhangi bir diliminde veya yatağa uzandığımızda yüreğimizi dinlemeyi başarabilirsek eğer, neler neler anlatacaktır büyük bir hasretle kim bilir? Esenlikle…"

Albümün ismi gibi hasretle ve yürekten yazılmış şarkıların her birinde "yürek açıcı" duygular hissedebiliyorsunuz. Teknik üstünlük ve içtenlik, albümü tekrar tekrar dinletebiliyor. Kiminde hard rock, kiminde daha blues, kiminde klasik rock'ın incelikli iç içeliği mevcut. Ama genelde temposu çok düşmüyor. Türkiye'ye ait tınılar ise kulağınıza takılıyor.

Ergin Altınel'in söylediği gibi, bu keşmekeşte yalnız kalamayan yüreklerimizi açtığımız, içine düştüğümüz aşktır, durmayan oluştur müzik. "Gidenlerin Ardından" ağlatacak bir albüm değil, her gidişin nasıl da yeni olana kapılar açtığının ifadesidir.

Gidenlerin ardından hayata dair bir şey söylenecekse eğer, Bilge Karasu belki de tercüman olur bu yolun ölçüsüne: "Ne çabuk çıkmalı ne de ağır. Ölçüyü bulmak gerek. Bu yokuşun ölçüsünü…" (Uzun Sürmüş Bir Günün Akşamı)

 

Elleri dert görmesin, telleri hep titresin…


Resmi site:

http://www.erginaltinel.com/default.html



Yazılarımızı Facebook'tan takip etmek için: