UZUNÇALAR

Dreamtone - Sojurn

Sadi Tirak - 31 Ağustos 2006

Ankaralı grupların kaliteli albümlere imza atmaları yerli Rock/Metal piyasamızın İstanbul'a bağlı kalmaması, yayılması, genişlemesi ve zenginleşmesi açısından iyi bir gelişme. Dreamtone ise bu gelişimi en bariz kılan iki Ankaralı gruptan biri (Diğeri de 2005'de çıkardıkları muhteşem ilk albümleri ile Crossfire!)

Dreamtone, 2001 yılında kurulan ve 2004 yılında kaydettikleri 11 şarkılık demo albümleri "Unforseen Reflections" ile adını duyurmaya başlamış bir grup. 2005 yılı başında Ankara'da Midas'ın Kulaklığı Stüdyoları'nda kaydettikleri bu ilk albümleri "Sojurn"u ise ancak 2006 yılında çıkarabilmiş olan bir Progressive / Power Metal grubu.
"Sojurn"da dikkat çeken ilk unsurlar ise şunlar: Shadow Gallery grubundan Gary Wehrkamp'ın albümde hikâyeyi anlatıcı ara ses konumunda olması, albümün bir konsept üzerinde hareket etmesi ve müzikal açıdan oldukça yoğun bir melodi bütünlüğü taşıması.
"Sojurn" hikâye olarak; ailesi ile beraberken ölen ve Tanrı'nın yanında mutsuz olup, tekrar ailesine dönmek, yaşadığımız dünyaya geri gelebilmek için şeytan ile anlaşma yapan bir meleği anlatıyor. Hikâyeye göre; ana karakter olan melek, işin boyutunu ve yaptığı hatanın büyüklüğünü fark etmeden, kendisini dünyamıza döndürmesine karşın Şeytan'a ruhunu vermeyi kabul ediyor çünkü bu anlaşmayı yaparken düşündüğü tek şey ailesinin yanına geri dönebilmek. Daha sonra, geri dönüp tekrar öldüğünde ise yaptığı hatayı fark ediyor ve Tanrı ailesini yanına alırken, kendisi sonsuza dek cehenneme hapsoluyor ve ailesini bir daha hiç göremiyor.
Müzikal açıdan yaklaşacak olursak Her şeyden önce kaliteli bir sound ve dinledikçe etkinliği artan melodilerin albümü bu. Gitarlar bazı parçalarda yer yer güçsüz ve sönük kalmış olsalar da genel olarak müziğin ana unsurları olma görevlerini, grubun tarzı dahilinde gayet başarılı bir şekilde yerine getiriyorlar.
Yine genel olarak davul sound'u diğer enstrümanlara nazaran fazla cilasız kalmışsa da bu kesinlikle genel sound içerisinde sırıtmıyor. Vokalist Oganalp'ın en az gitarlar kadar melodik vokal yapısı içerisinde yer yer İngilizce telaffuz farklılıkları (sorunu diyemeyiz) dikkat çekse de tarzın en önemli vokallerinin yakaladıkları sürükleyiciliğe yaklaşmış diyebiliriz albüm boyunca.
Şarkılarda müzikal anlamda değinilmesi gerektiğini düşündüğüm en önemli noktalar ise çok güzel melodilerin(bazıları Blind Guardian etkileşiminin had safhada hissedilmesi sağlıyor) kullanılmış olması ve gitar sololarının hemen her şarkıda çok iyi olması. Yani albüm müzikal açıdan değerlendirildiği vakit gitar unsurunu öne çıkaran bir yapıya sahip. Ha tabii ki Oganalp'in vokalleri de takdire şayan fakat henüz önünde kendisini geliştirecek birçok albüm olduğunu seziyorum ben. Klavye kullanımlarının da zaman zaman müziğin Progressive yapısı içerisinde çok şık bir unsur olarak parladığını da belirtmeden geçmeyelim.
Yerli gruplarımız böylesine güzel albümler yapıyorken kayıtsız kalmak olmaz öyle değil mi?




Yazılarımızı Facebook'tan takip etmek için: