UZUNÇALAR

Disturbed - Ten Thousand Fists

Sadi Tirak - 29 Ekim 2005

2000 yılında çıkardıkları "Sickness" adlı ilk albümleri Amerikan Metal piyasasında oldukça büyük yankı uyandıran ve henüz ilk albümleriyle Nu-Metal'in sert tarafının en özgün grubu olarak gösterilmeye başlayan Disturbed, o dönemki hitleri "Down With The Sickness" ile ülkemizde de adını duyurabilmiş gruplardan biriydi.

2000 yıllardan itibaren özellikle Amerika'da isimleri yeni duyulmaya başlayan birçok grubun başvurduğu taktikle, yani Soundtrack albümlere bir şarkı sokabilme koşuluyla adını iyice yayan Disturbed, 2002 yılında çıkardıkları ikinci albümleri "Believe" ile ilk albümün başarısını yakalayamamıştı. 4 dinin sembollerinin birleşiminden oluşan logonun kapağını süslediği "Believe" albümü, ilk albüme göre daha az inişleri çıkışları olan ve daha az hit özelliklerine sahip olan şarkılarla doluydu.
Genel kanının aksine ben grubun ikinci albümünü de çok sevmiş hatta o yıl neredeyse en çok dinlediğim albümler arasına sokmuştum. Henüz iki albümüyle beni tavlayan Slipknot, System Of A Down, Mudvayne, Papa Roach, Chimaira ve Linkin Park'ın ardından Disturbed de bu gruplardan biri olmuştu.
Grubun üçüncü albümü olan "Ten Thousand Fists"i ise yüksek beklentilerden uzak bir şekilde dinlemeye başladım. Fakat açılış parçası olan ve aynı zamanda albüme adını veren şarkı olan "Ten Thousand Fists" ile öyle bir başlıyor ki albüm Yarattığı heyecan ve coşku anlatılır gibi değil.
Gitarist Dan Donegan ilk iki albümde oturttuğu kesik riff olayına kaldığı yerden devam ediyor. Davulcu Mike Wengren temposunu her daim yüksek tutmuş ve vuruş soundu oldukça etkileyici. Prodüksiyon açısından ve özellikle şarkıların arka planlarında kullanılan sample'lar konusunda oldukça başarılı bir çalışma olduğu anlaşılan albümün yıldızı ise vokalist David Draiman. Hem öfke, hem hırs hem de şaşırtıcı bir şekilde coşku dolu olan sesiyle ve artık o kendine has kısa ve kesik çığlıklarıyla yine kulaklarınızın odaklanacağı ilk sesi oluşturmuş bu albümde de.
İlk çıktıkları günden itibaren her röportajlarında sürekli eski grupları anan ve bu müziği sevmelerini ve müzik yapma isteklerinin oluşmasını sağlayan gruplardan bahseden grup bu albümde Genesis'den "Land Of Confussion" adlı şarkıyı da coverlamış. Metal tarihinde Metal dışı bir şarkıya yapılan en başarılı coverlarından biri olabilecek derecede. Sadece bu cover şarkı için bile alınabilir bu albüm.
Albümün geri kalan kısmında özellikle ilk dinleyişte çarpılınacak şarkılar bir hayli fazla. Mesela "Deify" özellikle eşlik edilesi yüksek nakarat kısmıyla dikkat çekerken "Guarded" ve "Sons Of Plunder" da coşku dozajının bir hayli yüksek olduğu şarkılar. "Decadance" ise giriş kısmından itibaren grubun ilk dönemlerine gönderme niteliği taşıyan bir şarkı. "Sacred Life" özellikle sert soundu ve harikulade sample kullanımı ile albümün en farklı çalışması. "Pain Redefined"i dinlerken içinizi coşku dolu duyguların kapladığını hissedebilirsiniz. Zira bu şarkı özellikle nakarat kısmındaki melodisi ile albümün en çarpıcı şarkılarından biri. Grup tıpkı ilk iki albümünde olduğu gibi bu albümde de araya bir slow şarkı yerleştirmiş. Bu albümdekinin adı ise "Overburdened".
Nu-Metal sounduna karşı hala birtakım önyargılarınız varsa Disturbed'ün bu albümünü dinleyerek tüm önyargılarınızdan kurtulabilirsiniz. Baksanıza Nu-Metal'in çoğu grubuna karşı oldukça mesafeli duran Şanver Ofluoğlu bile albümün hastası olmuş. Siz ne bekliyorsunuz?




Yazılarımızı Facebook'tan takip etmek için: