UZUNÇALAR

Boysetsfire - The Misery Index: Notes From The Plague Years

Erdem Tatar - 31 Ağustos 2006

Boysetsfire on iki yıllık kariyerlerini geçtiğimiz günlerde noktaladı. Müzisyenlikleri tartışılamayacak ekibin bir nevi elvedası olan "The Misery Index: Notes From The Plague Years" sizi tüm duygusallığıyla sarsın mı yoksa endüstriye ağız dolusu bir küfür mü sallatsın boyalı bebeklere para kazandırdığı için, orasına siz karar verin, ben play'e basıyorum.

"Walk Astray" kalp burkarak başlıyor. Boysetsfire hayatımda dinlediğim en iyi albüm açılışıyla selamlıyor bizi. Herhangi bir albümün ortalarında bir yerde, ayrı bir şarkı olarak yer alabilecek akustik pasajı inanılmaz vokallere meze yapıp sizi büyüleyiveriyorlar. Vücutta göz pınarlarını dolduracak ne kadar hormon varsa harekete geçirecekler derken grup muhteşem bir geçişle Post-Hardcore tarzının en leziz örneklerinden birine bağlıyor şarkıyı. Post-Hardcore duygular yok oluyor demek değil elbette, sevdiğine "Hırsızlar gibi yaşayalım, diğerlerinin korkularından çaldığımız rüyalarla" diyor ve o anda gerçekten de veledin biri bizi kundaklayıveriyor, alevler dökülüyor gözlerden damla damla...
"Requiem" duyguları enerjiyle kamçılayan bir şarkı, son dönemde özellikle Galler'li grupların (Bullet For My Valentine, Funeral For a Friend, Lostprophets) icra etmeye çalıştıkları türe "Buyrun, işi bilenden öğrenin" diyerek göz kırpıyor Boysetsfire. Melodi canavarı gitarlar "Bu bizim ağıdımız değil" diye haykırıyorlar!
"Final Cominiqué" Boysetsfire'ın Hardcore köklerinin albümde en çıkıntı yaptığı dakikaları bize sunuyor, grup önüne çıkacak her şeyi yıkıp yakmayı garantilemiş "Bize bok yedirdiğin parmaklarını dişlerimizle sökeceğiz"!!! Tam bir hit sıradaki " The Misery Index", şarkı söyletiyor insana ve dipten el sallıyor yukarılara bir yerlere. "(10) And Counting" aslında yaklaşan sonun en büyük habercisiymiş, grubun dağılma haberi öncesi okuduğumda biraz şaşırmış ama çok da kıllanmamıştım, bu yazıyı grubun dağılmasının ardından yazarken her şey daha farklı geliyor kulağa, dostluk ve paylaşımlara önem veren herkes bu şarkının sözlerini okusun, "birimiz hepimiz hepimiz birimiz için(dik)".
Albümün en farklı çalışmalarından olan "Falling Out Theme" modern Rock klasiği bir tavırla açılmış, dans ettirmeye başlamışken bir anda tempo kesiliyor ve kala kalıyoruz, Nathan'ın derinden gelen vokali üzerine giren yaylılar bambaşka bir atmosfere büründürecekken grup bir anda şarkının başına dönüyor, "Sen gider gitmez kapının kilidini değiştirdim, üzerinden henüz on dakika geçti, Seni Seviyorum" o yaylıların neden girdiği de apaçık, şarkının enerji ve depresyon arası süzülen modu da, aşkı anlatıyor şarkı, küfrederken bile dünya üzerinde en çok sevdiğinizin "O" olduğunu...
"Empire" nüktedan sözleri ve nakarata yaklaşırken çınlayan scream vokalleriyle tam anlamıyla bir hit! Jazz? Gerçekten mi? Boysetsfire sürprize doymuyor ve  bir jazz barda buluveriyorsunuz kendinizi, piyanoya eşlik eden harmonika da hoşunuza gitmeye başlamışken grup soğuk kanlılıkla bu jazz barın kapısını çalıyor ve birileri kapıyı açamadan içeri dalıp her yeri başınıza yıkıyor.
"So Long... And Thanks For The Crutches" eşliğinde ve siz, grup bu hengameden sağ çıkmanıza izin verdiği için koltuk değneklerinize şükrederek sıradaki şarkıya doğru topallıyorsunuz. Boysetsfire ne kadar haşarılaşsa da, sinirinizi bozsa da hatta onlardan bıksanız da size aşık, sırılsıklam hem de "With Cold Eyes" siz onları terk ederken aslında içlerinde size söyleyemedikleri pek çok şey kaldığını, ellerinizi gözleri yaşlıyken tutarak anlatıyor.
Bir Boyseysfire albümü olur da Ska-Punk'a dokunmamak olur mu? Nakaratlar daha Rock olsa da Post-Hardcore'un Ska-Punk'la gayri meşru veledi "Deja Coup" sizi bir dans pistinden, konserde sahne önüne kadar pek çok farklı mekanda dolaştırıyor yaklaşık üç dakika boyunca.
"Social Register Fanclub" keyifli bir dinlencenin yanında kafanıza mini mini kancalarla şu soruyu tırmandırıyor "Daha fazla insanla takılmak seni olmak istediğin insan mı yapacak?".
"Nostalgic For Guillotines" melodik riff'leri ve dramatik atmosferiyle albümün akılda yer edecek çalışmalarından ve sona iyi bir bağlaç zira "A Far Cry" başladığı an pogo zilleri çalıyor kafanızın içinde! Ancak Boysetsfire albümü özetleyen şarkı olarak seçmiş "A Far Cry"ı, AFI gibi günümüz popüleri grupların kendilerinden aldıklarını, orijinal sahibinden, asıl lezzetiyle sunuyor dinleyenlere, piyanolar, yaylılar, "şarkı söyleyebilen" bir vokal eşliğinde sona ererken.
Ana akımı başlatan gruplar malesef her zaman yeterli başarıya kavuşamıyor. Müzik "endüstri" haline geldiği an, güzelleşemedi her şey malesef. Boysetsfire on iki yıllık kariyerlerini geçtiğimiz günlerde noktaladı.
Şimdilerin popüler grupları Post-Hardcore akımı öncüsü abilerinden ayarttıklarını imajlarıyla harmanlayıp iki albümlük ömürlerinin (buna Andy Warhol popüler kültür öngörüsünün, günümüz müzik piyasasına izdüşümü de diyebiliriz) yettiğince pastanın kremasına bulanmaya çalışırlarken; umarım Boysetsfire'ı bir arada görürüz tekrar.
Makyajı silinince cüzzamlı maymunlara dönenlere inat, Boysetsfire 2006'nın en "değerli" albümlerinden birine imza atıyor ve kapıyı vurup çıkıyor.



Yazılarımızı Facebook'tan takip etmek için: