UZUNÇALAR

Audioslave - Revelations

Sadi Tirak - 31 Ekim 2006

Kariyerine "süpergrup" olarak başlayan bir topluluk olan; Rage Against The Machine ve Soundargen kırması topluluk Audioslave, bir önceki yıl çıkardıkları ve ikinci albümleri olan muhteşem eser "Out Of Exile"ın ardından ibreyi biraz farklı yönlere kaydırsa da, "tamam değil devam" diyor şimdilik

6 Mayıs 2005 tarihinde Küba'da verdikleri ve ardından da "Audioslave Live In Cuba" adı altında DVD olarak piyasaya sürdükleri konserle, 1979 yılından beri Küba'da konser vermiş olan ilk Amerikalı grup olması, inanılmaz kabiliyetli müzisyenlerden oluşması ve tabii ki muhteşem iki albümle karşımıza çıkmış olması sayesinde her zaman için kalbimizde ayrı ve özel bir yeri olacak olan grup, "Revelations" adı verilen üçüncü albümleri ile açıkçası bence ilk defa vasat tanımlamasını hak edecek bir albüm ortaya çıkarmış durumda.
Daha önce Soundgarden, Rage Against The Machine, Stone Temple Pilots, Pearl Jam, Incubus ve Bruce Springsteen gibi isimlerle çalışmış olan ünlü müzik adamı Brendan O'Brien'ın prodüktörlüğünde Los Angeles'daki Henson Stüdyları'nda kaydedilen albüm aslında grubun "devam" albümü.
Bu şu demek oluyor. 2006 yazı başında birdenbire şöyle bir söylenti çıkmıştı: "Audioslave dağılıyor!". Bu söylentiyi yayanların dayanakları ise grubun bir anda tüm yaz turnesini iptal etmiş olması ve vokalist Chris Cornell'in solo albüm çıkaracağını açıklamış olmasıydı.
Tabii insanlar bu iki dayanağa bakarak günlerce gruptan dağıldıklarına dair resmi bir açıklama bekledi durdu. Neyse ki beklenen "şimdilik" olmadı ve grup üçüncü albümü "Revelations"ı piyasaya sürdü.
Sürdü sürmesine de albümün ardından grubun turneye çıkmayacağını açıklaması da kafalardaki bir takım soru işaretlerinin tamamen yok olmasına engel oldu haliyle.
Albüm geçecek olursak
Başta da söylediğim gibi ben albümü vasat bulanlardanım. Tabii ki belirli bir kalitenin üzerinde ve keyifle dinlenecek şarkılar içeriyor ama albüm en fazla "siz birşeyler ile meşgulken fonda çalan müzik" olmaktan öteye gidemeyecek durumda bana kalırsa. Audioslave standartlarına yakışmayan bazı "filler" (albümde yer kaplasın diye kaydedilmiş olan) parçalar var en basitinden.
İlk iki albümdeki gibi dinler dinlemez "yakalayacak" şarkı pek yok. İlk single olarak yayınlanan ve daha önce Motley Crue'nun "If I Die Tomorrow", "Sick Love Song" ve "Same Old Sitauation" klipleri ile dikkatimizi çekmiş olan yönetmen P.R. Brown'ın yine mükemmel bir iş çıkardığı "Original Fire" basit, eğlenceli ve eşlik edilesi yüksek bir parça. Sonlardaki "Wide Awake" ve "Moth" dikkat çeken bazı müzikal öğeler taşıyan diğer şarkılar. Bunların dışında teker teker ele alınacak şarkılarla dolu bir albüm değil açıkçası.
"Wide Awake"in 2005 yılında yaşanan Katrina felaketinin ardından yazıldığı ve bu sayede Aidoslave'ın kariyerindeki politik açıdan zirve yapan şarkı olması, Tom Morello'nun bıkmadan usanmadan hala yepyeni ve birbirinden ilginç sololar yazmaya devam edebilmesi ("Original Fire"ın klibinde soloyu nasıl attığına dikkat edin) ve albümün şimdiye kadarki en riff ağırlıklı Audioslave albümü olması da "Revelations"a dair eklenebilecek diğer notlar.
Eğer siz de birçoğumuz gibi ilk iki albümün o eşsiz tadına varanlardansanız, bu albüme yaklaşmadan önce beklentilerinizi kısmanız hayalkırıklılığı yaşamamanız adına iyi olacaktır.






Yazılarımızı Facebook'tan takip etmek için: