UZUNÇALAR

Aptalların kanı kanalizasyona karışacak…

Tunca Arıcan - 15 Ocak 2012


Otuz yaş ve üstü çoğu insan için doksanlı yıllar müzikal olarak çok hareketli geçti. Özellikle rock ve metal türleri konusunda hassasiyeti olanlar o yılları sanıyorum soru işaretleri, şaşkınlıklar, coşkulanmalar ve iç çekmelerle anar. Seksenler ve doksanlar, özellikle metalkafalar için hızlı ama albümlere ve diğer kaynaklara ulaşımda da bir o kadar zor geçti. Şuanda sahip olunan olanaklar ise gerçekten şaşırtıcı. Fotokopiyle çoğaltılmış şarkı sözlerinin parayla alındığı bir noktadan, oturduğumuz yerden yeni çıkmış albümleri dinlemeye, şarkı sözlerine ve de üzerine yazılmış onlarca yoruma kolayca ulaşabildiğimiz bir noktaya geldik. Hazmetmek, duyumsamak, duymak/dinlemek tartışmaları ise çok da ciddi bir şekilde ele alınmalı.


Doksanlarda kulaklarıma takılan Türkçe nakarat "Korkuyorum anne" idi: Yeni yeni gitar çalan, sesi değişmeye başlamış her gencin korkulu rüyası o zor haykırış. Üç akorlu diye kulağa kolay tınlayan ama nakaratlara gelince çuvallanıp kalınan o meşhur Yaşar Kurt şarkısı Korku (1994)'dan bahsediyorum. 17 yaşındaydım. Üniversite sınavı için o malum dershanelerden birine gidiyordum. Yer Kızılay, Ankara. Ders arasında pencereden sarkıp sağa sola bakındığım o anlarda bu şarkı çalmaya başladı. On dakikalık arada bu şarkı tüm dikkat ve ruh halimi değiştirmeyi başarmıştı. Tüm merakımı cezbeden bu müziğin ne olduğunu keşfetmek için dersler biter bitmez dışarı kendimi atıp sesin yükseldiği yere doğru ilerledim. Öğreniyorum ki Yaşar Kurt'un albüm (Sokak Şarkıları) tanıtımı için stant açılmış. Albümü yıllarca dinleyip, iki-üç parçasını da ritim duygusundan mahrum ama "mağrur!" bir duruşla çalıp söyledim. 1999 yılında ise bir başka isimle tamamen yine rastlantısal olarak tanıştım. Albümü rafta görünce kapağına, müzisyenin ismine ve albümün adına duyduğum meraktan dolayı edinip eve geldim. Zira bu soyadı tanıdık gelmişti(1). Müzik setine yerleştirdikten sonra albüm kitapçığını okumaya başladım. Şarkı sözlerine pek dalmadan -ki zaten dinleyeceğim nasıl olsa rahatlığıyla- sonlarındaki teşekkür kısmına göz attım. Şunlar yazıyordu: "Dostum Yaşar Kurt [a]". Bahsettiğim isim Kudret Kurtçebe, albüm "Şizofren" (1999, Ada Müzik). Yaşar Kurt'un "Sokak Şarkıları" gibi tek akustik gitarla, ama inanılmaz bir teknik ve çalış tarzıyla, farklı vokal üslubu ve oldukça açıktan politik sözlerden oluşan albümün etkisini tarif etmek çok güç. Özellikle gitar tekniği ve sözlerin incelikli politik duyarlılığı ile oldukça farklı bir dinleme deneyimi yaşadım ki hala da aynı hislere sahibim. Aslında Kudret Kurtçebe'nin televizyonlarda çok kısa da olsa klibi de döndü. Şöhret isimli şarkısını izleme fırsatı yakalayan olmuştur. Her ne kadar popülerleşme ya da popüler kültür ile haşır neşir olma derdi olmasa da tanıtım amaçlı bir klip sunulmuştu dinleyiciye:


http://www.youtube.com/watch?v=KL40KDz-VlY

Kudret Kurtçebe'yi dinlediğim yıllarda Yaşar Kurt zamanındaki kadar "toy" değildim artık. Sözlerin inceliği, politik dokunduruşları aklımda bir yerlerde kendilerine yer buluyorlardı. Aradan yıllar geçti ve Norveç'e eğitim amaçlı gittim. Yetmişlerde Türkiye'de rock müziği ile ilgili bir çalışma yapıyordum. Tesadüfen yetmişlerde Feylozoflar isimli, rock yapan [daha ziyade diğer grupların şarkılarını yorumlayan] grubun klavyecisinin de benim yaşadığım şehirde olduğunu öğrendim. Kendisiyle hemen bir mülakat ayarladım ve görüşmemi gerçekleştirdim. Konuşma esnasında "Kudret de geldi buraya, o da kaldı ama gitti. İyi müzisyendi, iyi gitaristti" diyor ara ara. Sonunda sordum kim diye? Cevap Kudret Kurtçebe. Benim için çok şaşırtıcı ve merak uyandırıcı bir bilgi olmuştu. Hakkında biraz konuştuk. Yetmişlerde de ne denli iyi gitarist olduğuna dair bazı şeyler anlattı kendisi. Hep farklı bir karakteri olduğuna dair anılar, düşünceler. 

http://www.youtube.com/watch?v=lbBJkem6jc0&feature=related


Bugüne geldiğimizde müzisyen olarak Kudret Kurtçebe için aktif demek güç. Neler yaptığını uzun sürer merak edip, İnternette gezindikten sonra rastladığım az sayıda şey, son yıllarda Youtube'a eklenmiş birkaç yeni şarkı denemesi ve gitar üstatlığını görebildiğimiz kayıtlar. Ama bisikletçiler için açılmış bir siteye girersiniz (www.pedalsesi.com) karşınıza kıyafetleri, zirveye ulaşmanın verdiği keyfin etkisinin okunduğu yüzü ve bisikletiyle kendisini görebilirsiniz.


http://www.pedalsesi.com/tr/viewtopic.php?f=9&t=5444

Kudret Kurtçebe, erkek söyleminden, otoriteden, iktidardan, popüler kültürden, savaşlardan, evliliklerden ve "evlilik sigortası, yalnızlık korkusu çocuk"tan uzak duruyor. Özgürlük ve bisiklet evliliğine ise sıcak bakıyor. Onu ara ara anmak gerekiyor zira bu kültürden "cerahat fışkırıyor..."
[...]
Popülerlik yozlaşma
Şöhret
Budalalık
Cerahat patlayacak

Pislik akacak...
 


http://www.youtube.com/watch?v=2W8gqXzgnQ4&feature=related
 



Yazılarımızı Facebook'tan takip etmek için: