UZUNÇALAR

Ahibba - Matar U Nar (Kalan Müzik)

Tunca Arıcan - 17 Kasım 2010

"Ahibba İstanbul'lu bir rock grubudur" (CD Arka Kapağından)

Ahibba - Matar U Nar (Kalan Müzik)

 

Son dönemde Lazca'dan sonra bu coğrafyadaki farklı dillerde yapılmış rock/metal çalışmalarını daha sık duymaya başladık. Hakkârili, Kürtçe metal müzik yapan Ferec'ten sonra İstanbul-Antakya hattından Ahibba Kalan Müzik'ten "Matar u Nar" albümünü geçtiğimiz günlerde yayınladı. Uzun bir bekleyişten sonra Ferec'in de albümüne ulaştım. Yakın zamanda umarım onu da sizlerle paylaşacağım.

İyi bir albüm, öncelikle adı ile içinde şarkıların bütünlüğünü dinleyiciye yansıtmayı amaçlayandır dersek sanırım yanlış olmaz. Ahibba, albümün adı ve yukarıda yazan arka kapak tanıtımıyla neyi hedeflediğini bence oldukça iyi özetlemektir. İstanbul'un çokkültürlü yapısını, müziğine ruhsal olarak serpiştiren grup yerel özgünlüğünü de bütünlüklü bir şekilde sunmayı başarmaktadır. İlk şarkının ise "Hicra (Göç)" olması kültürlerin ne şekilde hareket ettiğini çok iyi yansıtmaktadır: "Vatanımızı terk ettik, Çocuklarımız yaşasın diye". Şarkının ruhunu oluşturan elektrik gitar ve ney, hareketsizleşmesi mümkün olmayan, nereye giderse gitsin kendini küreselin içinde çoğullaştıran yerel seslerin çokluğunu kulaklarımıza sunmaktadır. Vatanını terk edenlerin acılarıyla yaşayan çocukların sesi sanki bu şarkı.

"Bisten Vrud (Çiçek Bahçesi)" ile bu sefer tonları iyi ayarlanmış elektrik gitarın kanunla incelikli coşkusunu duyuyorsunuz. Geleneksel şarkının sözlerini eğer kullanılan dili bilmiyorsanız bile elinizdeki kitapçıkla beraber zihninizde canlandırdığınızda yine incelikli ve dokunaklı vokallerle hüznü ve aşkı beraber hissedebilirsiniz: "Güneşin nur'undan bir bilezik örüp koluna takayım".

"Nedbe (Yara İzi)", adına uygun bir şekilde dinleyicide "aşk" yarası açmayı başarıyor: "Biliyorum gidiyorsun, Geri dönmezsin, duy beni". Parça, reggae ritimleriyle başlayıp, elektro bağlama ile Doğu'nun dokunaklı ses dünyasına uğruyor, ardından vurmalının muzip ritimlerinden ani bir şekilde duduk ve şık vokallerle seyrine devam ediyor. İnişli çıkışlı, hüzünlü-coşkulu bir şekilde oluşmuş şarkı adı ile uyuşan bir özelliğe sahip.

"Biğded (Bağdat)", maalesef sözlerini kitapçıkta bulamayacağınız bir şarkı. Yapısından anladığım kadarıyla savaşı işliyor. Parça, ritmik-melodik sert gitarlar ve üflemelilerle açılıyor. Hemen ardından ise öfkeli bir konuşma ile devam ediyor. Felluce ile ilgili bir içeriğe sahip olduğunu düşünüyorum. Şarkı albüm içindeki en sert parçalardan birisi. Fakat, aralardaki Doğu ezgiler ve "öfkeli" vokallerle duygusal yapısını hiç yitirmiyor. Gitar solo ise gerçekten çok şık olmuş.

"Şu uzun gecenin gecesi olsam", albümdeki üç Türkçe parçalardan birisi. Geleneksel olan şarkıyı daha önce Erkan Oğur ve İsmail Demircioğlu da yorumlamıştı. Açıkçası, bu şarkı bir nebze de olsan doksanlardaki "Anadolu Rock" denilen tür tarzında bir yoruma sahip. Anadolu Rock, aslında Taner Öngür'ün Moğolların tekrar bir araya gelmesiyle beraber Anadolu Pop kavramındaki pop'un o dönemdeki anlamının dışına çıkmak için kullandığı bir kavram. Fakat daha sonra özellikle Haluk Levent ile birlikte başka bir anlam kazanıyor. İlginçtir ki, bu türü tanımlamak için aslında bazı rock müzisyenlerin "Türkü Rock" tabirini kullandığını duydum. Ahibba'nın yorumu oldukça başarılı fakat bu tip yorumlara olan doygunluğumdan ötürü çok da etkilendiğimi söyleyemem.

"Deravviya (Göçmen Kız)" da geleneksel ve yüksek tempolu bir şarkı. Sözlerinin çevirisi maalesef yazılmamış. Girişi çok az da olsa Orhan Gencebay'ın elektro bağlama tarzına benziyor. "Distortion"suz gitar tonları funk-ska arası olan parçanın hızlanan bölümlerindeki ritimler orta tempolu, bağlama destekli, sert tonlu bir şekilde yazılmış.

"Cemra (Köz)", çaresiz bir aşkın, "Neden buraları bırakıp gittin" çığlığını işleyen şarkı albümdeki zayıf halkalardan birisi olsa da gelişme bölümündeki davul ve üflemelilerle sözlerindeki temaya uygun bir şekilde hareket ediyor.

"Başka bir Dünya Mümkün", sözleri Ümit Olgun'a sahip diğer bir Türkçe sözlü şarkı. Açıkçası, Arapça'nın albüme ne denli özgünlük kattığını en iyi bu parçalardan anlıyoruz. Fakat bu çalışmada "Anadolu Rock" türünün dışında daha seksen ortası-doksanlı Türkçe rock havası var. Belki Objektif ile kıyaslanabilir. Fakat sanırım üzerine çok da düşünülmüş bir şarkı değil. Melodik-ritmik yapısının özgün olduğunu söylemem güç.

"Neşid El Tahrir (Kurtuluş Marşı)", Filistin'e ithaf edilmiş, albümdeki en "Oryantal", en ritmik ve özgün parça. Şarkı, Filistin halkının direnişine gönülden bir desteği işliyor: "Ben devrimciyim, ben Arap'ım, Ben devrimciyim, ne mutlu bana". Darbukadan kanuna birkaç Doğu çalgısının bir arada kullanıldığı şarkı gitar soloları ve ritimleriyle de insanda bir mücadelenin parçası olma hissiyatını yaratıyor. Vokaldeki samimiyeti ise duyumsayabiliyorsunuz. Hatta kulaklara hafiften bir Grup Yorum tınısı gelmiyor da değil.

"Düş Biter", albümün tek fişsiz şarksı. Düşük tempolu, akustik parçanın en dikkat çekici özelliği vokaldeki derinlik ve hüzün: "An gelir bir aşk biter, Sızı diner, bir yarım şarkı biter." Özgünlüğünü tartışmaktansa şarkının duygusal yoğunluğuna girmek sanırım daha doğru olacaktır.

"Vatan-ll Hazin Falastin (Hüzünlü Vatan Filistin)", Filisten'i işleyen bir diğer şarkı. Aslında albümde bonus olan çalışma, en başarılı şarkılardan birisi. Doğu ritimlerinin, sert gitarlar ve sololarla süslendiği, sözlerin ise insanı yine bir mücadelenin parçası olmaya iten "Hüzünlü Vatan Filistin", hüzünlenmek yerine direnmek üzere yazılmış. Güçlü ritmik yapısı, parçanın sonlarındaki üflemelilerle "yarım" kalmış bir lezzet bırakıyor insanın kulaklarında.

Albüm genel olarak oldukça başarılı. Dilin ne şekilde aslında müziğe bir özgünlük kattığının iyi örneklerinden birisi. Rammstein nasıl ki İngilizce aslında oldukça farklı olmaktadır, aynı şekilde Türkçe sözlü parçalarda da buna benzer bir durum kulaklara çarpıyor. Bajar'dan sonra Ahibba'da Türkiye rock camiasında Kalan Müzik desteğiyle özel bir yere sahip olacaktır eminim.

Ahibba Resmi Sites:

http://www.ahibba.org/

Ferec ile tekrar görüşmek üzere…

Ferec MySpace:

http://www.myspace.com/ferecrock

Tunca Arıcan
Kasım,2010
Ankara
 



Yazılarımızı Facebook'tan takip etmek için: