SÖYLEŞİ

Wykked Witch Röportajı

Yiğit Elvis İlgü - 26 Temmuz 2005

Wykked Wytch'den Ipek ile Berlin'de bulustuk...


Selam Ipek. Bugün turnenin dördüncü günündesiniz, degil mi?
- Oh, aslinda ücüncü gün. Ilk gün Essen'de,  dün Hamburg'da, bugün de burada, Berlin'deyiz. Bu turnede sahneye cikan ilk grup biz oldugumuz icin bu bir dezavantaj. Insanlar o saatte daha islerinde oluyorlar.

Evet, festivalde yedi grubun olmasi ve saat 17:00 gibi erken bir saatte baslamasi kötü...
- Hamburg'da bombos salona caldik. Ama Essen'de birkac yüz kisi vardi. Kisa süre önce Carpathian Forest ile turlamistik ve o turnede bizi begenen insanlar bizi görmek icin tekrar geldiler. Onun disinda yedi farkli grupla ayni anda turnede olmak aslinda zor ama burda herkes mükemmel. Herkes birbirine iyi davraniyor.

Grubundan memnun musun? Bildigim kadariyla yeni davulcunuz var...
- Yeni davulcumuz Hollandali.Eski davulcumuz ayrildiktan hemen sonra bu kadar iyi yeni bir davulcu buldugumuz icin cok sansliyiz. Bütün sarkilari bir günde ögrendi ve ertesi gün beraber calismaya basladik.

-Bu ücüncü albümünüz Nefret'e gelen tepkiler nasildi? Cok nefret eden oldu mu? :-)
Tabii begenenler de begenmeyenler de var. Cünkü tarzimiz biraz degisti. Eskiye nazaran daha cok clean vokal ve opera bölümleri var. Kritikler icin müzik yapmiyoruz biz. Kendi canimiz ne istiyorsa onu yapiyoruz.

Albüme ezan koyma fikri nereden cikti?
-Sanirim Irak savasi basladigi siralarda olustu bu fikir. Savasi protesto etme fikrim vardi. Savasin nedenleri olarak din gösteriliyor fakat bu gercek degil. 9/11 bence dini bir catismadan ziyade terörist bir saldiriydi. Bunun disinda  ben zaten hep ezan sesini seviyordum. Cok baris dolu geliyor kulaga. Özellikle sabahlari onunla uyanmak cok hos bir duygu.

Türkiye'de müziginiz her ne kadar popüler olmasa da, seni dergilerden, röportajlarindan taniyan ve bir anlam veremeyen cok insan var. Hayat hikayenle ilgili birkac soru sormak istiyorum izin verirsen.  Amerika'ya ilk ne zaman gittin?
-Tabii, anlatayim... Istanbul'da dogdum, kücük yasta Almanya'ya tasindik. Ilkgenclik yillarimda, Amerikali bir hava kuvvetleri subayiyla evlenen ablamla beraber Amerika'ya geldim. Los Angeles'da okula gitmeye basladim.

Almanca da biliyorsun yani?
Oh.. Deutsch, einbisschen... aber verstehen besser... Evet Almanca'dan hatirladiklarim bu kadar:)

Peki, seni Amerika'da müzik yapmaya iten neydi? Nasil basladin bu ise?
- 80lerde ilk önce punk dinliyordum. Daha sonra Iron Maiden, Judas Priest gibi gruplari izledikten sonra metalin tamamen bana hitap ettigini anladim. Pop veya opera söylemekten vazgecip metal yapmak istiyordum. Ilk coverladigimiz gruplardan bir tanesi Whitesnake'di; Here I Go Again On My Own... Wasp, Scorpions... Daha sonra fark ettim ki, diger gruplari kopyalamaktansa, ben kendi orjinal müzigimi daha iyi yapiyordum. Müzigin daha icinde olabilmek icin Philadelphia'ya tasindim. Tüm metal camiasi oradaydi. Grubumda calacak müzisyenleri buldum ve 1996 yilinda ilk albümümüz Something Wicked This Way Comes cikti...

Evet. Ben de Sebek dergisinde albümün yorumunu okuyup almistim o zaman. Grup disinda bir isle mesgul musun?
-Evet. Bir avukatlik bürosunda calisiyorum. Cok stresli bir is fakat iyi para kazaniyorum.

Hem grup hem is zor oluyor mu?
-Grubu ve isi ayni anda götürebiliyorum. Hepimiz birbirimize 15-20 dakika uzaklikta oturuyoruz. Keyboardcu Salvatore erkek arkadasim; onunla zaten hep birlikteyiz...

Albümdeki opera bölümlerini de mi sen söylüyorsun?
-Tabi ki! Duydugun tüm vokaller bana ait.  
Konserde brutal/scream vokal yaparken birden operaya gecmek zor olmuyor mu?
Bu da cok kolay. Zaten antremanli oldugum icin, tak diye degistirebiliyorum...

Turneye baslamadan önce ne siklikla calisiyorsunuz?
Ah,  turneden önce Hollanda'da söförümüzün ciftliginde uzun süre kaldik ve hep antreman yaptik. Tüm grup elemanlarina kendi ellerimle börekler, baklavalar yaptim. Ayni zamanda annelik de ediyorum onlara.

Süpersin:) Sadece black gruplarini mi dinliyorsun? Sevdigin gruplar neler?
- En büyük ilham kaynagim Death. Chuck Schuldiner. Savatage, Testament Chuck idolum. Kreator, Dio, Rob Halford... cok fazla var. Cok degisik tarzlar dinliyorum. George Michael'i cok seviyorum mesela, Careless Whisper sarkisi mükemmeldir. Tüylerimi diken diken olur her dinledigimde.

Gectigimiz sene Rock Station festivalindeydiniz. Türk metal fanlarini nasil buldun?
- Benim gördügüm kadariyla Türkiye metal müzige cok cok ac. Death, black, bilmem ne diye ayirim yapmadan hepsini seviyorlar. Gercek metal fanlarini Türkiye'de gördüm. Fakat  gördügüm üzücü bir sey var; Türk metal gruplari gelisemiyor. Alet edevat, konser verecek yerler yok. Ve cok cover gruplarin olmasini kötü buluyorum. 90larin basinda cover gruplar Amerika'da öldü. Ama Türkiye'de bu hala devam ediyor... Black, extreme metal fanlari pek yok (mu acaba?-yigit)...

Türkiye'den sevdigin müzisyenler, gruplar neler?
- En basta Erkin Koray geliyor! Kücükken hep onun sarkilarini dinlerdim. Anma Arkadas'i cok seviyorum, hatta coverlamak cok istiyorum ama diger grup elemanlari bu sarkinin bizim icin cok hafif oldugunu düsünüyorlar. Suicide'i izledim ve cok begendim. Cenotaph zaten... Mezarkabul.

Türkiye'ye tekrar gitmeyi düsünüyor musunuz?
- Aslinda Marduk'la Türkiye'de olacaktik fakat bir sekilde iptal oldu konser. Yeni Melek'de olacakti konser. Hatirliyorum ben kücükken annem Zeki Müren'i, Erol Büyükburc'u izlemeye oraya giderdi. Ne garip ki bana orda calmak kismet olmadi.

Türkiye'de kücük yasta birkac plak doldurdugunu duydum. Hikayenin asli nasil?
13 yasindayken Türkiye'ye Almanya'dan kisa bir süreligine geri gelmistim. O zaman yaptigim kendi bestelerimdi. Kara Sevda Yüzünden, Sevda Sona Ermesin ve Hicbir Cicek falan filan. Unuttum, uzun zaman oldu. Sonra Amerika'ya gittim ve annem bana telefon edip benim sarkilarimi bütün gün radyoda caldiklarini söylüyordu. Zafer Dilek promotörümdü, 70lerde cok meshur birisiydi. Günün birinde tekrar Türkce bir sarki yapmayi cok isterim. Türkce'yi oldukca unuttum. Bu yüzden röportajda Ingilizce konusmayi tercih ediyorum.

Evet, bir Türk'le Ingilizce konusmak benim icin de ilginc. Röportaj icin cok tesekkür ederim.
Ben de tesekkür ederim. Sen cok iyi bi elemansin. Umarim en yakin zamanda tekrar görüsürüz.
Röportaj: Yiğit Can Ilgü  (yani fotoğraflardaki yakışıklı - editör)



Yazılarımızı Facebook'tan takip etmek için: