SÖYLEŞİ

Taylan Ayık Röportajı

Sadi Tirak - 30 Nisan 2006

Türkçe sözlü Heavy Metal grubu Diken'in arkasındaki yaratıcı deha Taylan Ayık, Diken'in çok konuşulan dağılma sürecinin ardından 2006 yılı başlarında solo kariyerini başlatarak müzikal yolculuğuna güçlü bir şekilde geri döndü. "Yalnız Hayal" adını taşıyan ilk albümü ile bir kez daha bu müziğin Türkçe olarak da çok iyi yapılabileceğini kanıtlayan Taylan Ayık ile yaptığımız keyifli röportaj için buyurun.

Selamlar. Albüm çıkalı birkaç ay oldu. Şimdiye dek gelen tepkiler ne yönde? Albümün ardından oluşan genel havadan memnun musun?

Yalnız Hayal, adı gibi yalnız olmayacak galiba çünkü şimdiye kadar gelen mesajlar çok olumlu. Özellikle internet ortamındaki destek çok iyi gidiyor. Önemli forum sitelerinde çok iyi eleştiriler aldım. Bir çok müzik sitesinde forumlarda konu başlıkları açılmış ve haberler yapılmış. Bu gelişmelerin satışlara da yansımasını arzu ediyorum.


Diken sonrası bu albüm çıkana kadar olan zaman zarfında neler yaptın? Hangi duygular ve fikirler yeniden müzik hayatına dönmeni ve "Yalnız Hayal"i çıkarmanı sağladı?

Diken 2004 senesinde dağıtıldıktan sonra özellikle "Hedef Büyük" albümünün çıkmasında çok önemli yeri olan dostum Naci Kesener bana artık solo albüm yapmam gerektiği konusunda telkinde bulunmuştu. Grubun dağıtılmasının ardından bir yalnızlık hissi yaşadım. Üstüne üstlük grubun dağıtılışı esnasında birçok haksız suçlamaya maruz kaldım. Tüm bunların verdiği bir hırçınlık, beni inatla bu yolda yürümeye itti. Öfkeliydim. Bu öfkeyi keskin bir dile dönüştürmem ve Türkçe Heavy Metal'in asıl sahibinin kim olduğunu göstermem gerekiyordu. İşte tüm bu duyguları bu albüme aktarmaya çalıştım. Bu açıdan kendimi "yenilmez çocuk" olarak nitelendiriyorum.

Neden yeniden bir grup adı altında bir şeyler üretmek yerine kendi adın altına devam etmeye karar verdin? İleride bir gün yeniden bir grup adı altına müziğe devam etme ihtimalin var mı?
Aslında önce Diken'i yeni bir kadro altında toplamak istedim. Fakat eski elemanlardan bir arkadaş bürokratik engeller çıkardı. Tehdit dolu mesajların içeriği "bu ismi kullanmamam" doğrultusunda tembihlerden oluşuyordu. Bürokratik engel, isim hakkıydı. Mahkemelerde sürünmektense, kendi adımla piyasaya tekrar merhaba derim diye düşündüm. Çünkü Diken'in ardından en çok tanınan isim Taylan Ayık'tır. Ayrıca albümdeki tüm şarkıların söz ve müzikleri benimdi. Bu anlamda bunları kimseyle paylaşmak istemedim. Tüm sorumluluğu ben aldım yani. O yüzden kendi ismimle çıkış yaptım. Çünkü grup olmak çok farklı bir olay. Benim artık kaldırabileceğim bir durum değil. İleride eğer şu an ki ekibimle uyumlu gidersek bir yan proje oluşabilir.

Türkçe müzik konusundaki ısrarını biliyor ve takdir ediyoruz. Anadili ile sevdiği müziği dinlemek bir dinleyici için bambaşka bir duygudur zira. Bu konu hakkındaki görüşlerini öğrenebilir miyiz? Türkçeden taviz vermeyeceksin gibi Ya da gelecekte yabancı dille bazı şarkılar yazar mısın?
Ben 1992'de bu işe başlarken Türkçe yapacağım diye başladım. Başından beri bu inadım sürüyor. Çünkü hiç kimsenin cesaret edemeyeceği bir işi yapmak istedim. Türkçe Heavy Metal. Ama gerçek, keskin sözleriyle... Güce tapınışı ve kendi kendine yarattığı bireysel gaz havasıyla. Türkçenin sert, melodik ve güçlü kelimelerini kullanarak bu yolda sağlam ve akıldan çıkmayacak eserler üretecektim. Doğal ve içten olması için bu şarttı. Hala daha doğal olduğunu düşünüyorum. Arada bir İngilizce denemeler yapıyorum tabi. Ama Türkçe Heavy Metal özel bir tür. Daha da kurallı, disiplinli bir tür yaratmaya çabalıyorum. Türkçe'den taviz yok!

Albümdeki sözlere bakınca, hayata karşı sert bir tavır fakat bir o kadar da duygusal bir yakarış söz konusu. Sözleri yazarken nelerden ilham alıyorsun? Hangi olgular senin bu sözleri yazmanı sağladı?
Hayatın sert yanlarıyla karşılaşırsan sert sözler yazarsın. Karanlığa gömülmüş bir yerde, yaktığın ateş hem yolunu aydınlatır hem de adımlarını sıklaştırır. Gerçeğin sesini duymak istemezsin ama bir süre sonra kulağını oymaya başlar. Ben buradayım diye. Duyarsız kalamaz kaleme kağıda sarılır kendince isyan edersin. Öylesine adi bir dünyada yaşıyoruz ki, kanı ve karanlığı öven. Ben artık ayakları yere basan biriyim. Farklı sözlere dertlere dalmış durumdayım. Benden hala Tanrılı melekli şarkılar bekliyorlar. Halbuki güce tapınışın merkezi değişti bende  o kadar. Gerçeğin ve hayatın kendisi artık bu merkezim. Duygular ise insana ait insanın özünden çıkıyor. Konu anlatır gibiyim. İnsana ait her konuyu anlatıyorum. Karamsarlıktan kurtuluşun heavy reçetesi bende. Vazgeçmeden yürümek. Diken'den bu yana merkez hep yaşama sarılıştır.


İlhamın nereden geldiğini bilmiyorum. Bunun sadece farkına varıyorum. Geldiğinde aleviyle geliyor, yakıp geçtiğinde çoktan şarkıya dönüşmüş oluyor.

Tanıtım ve promosyon aşamasından memnun musun? Klasik bir sorundur aslında bu. Albüm çıkaran yerli Rock/Metal gruplarımız albümlerini yeterince tanıtamamaktan veya duyuramamaktan, bazı illere hiç ulaştıramamaktan yakınırlar mesela. Sende durum nedir?
Tanıtımlarımı şu an konserler ve sanal ortam üzerinden disiplinli bir şekilde yürütmeye çabalıyorum. Durum eskisinden daha kötü. Bazı yanlardan da iyi. Sanal ortam müziğinizin amatör ya da profesyonel olmasına bakılmadan hızlı bir şekilde yayılmasını sağlıyor. Ama o 1998 yılının satış grafikleri asla bir daha olmayacak. Gruplar çok zor şartlar altında müzik yapıyorlar. Tür kısıtlamaları getiriliyor. Şirketler yetenekleri kırpıyor. Onların istediği gibi olmazsan kapıyı gösteriyorlar. Sana kendi hayallerini kurmana izin vermiyorlar. Tek düşündükleri para. Ayrıca bunu bir endüstri haline dönüştüremezsek bu iş hobi seviyesinde kalacak. Endüstrileşme ciddi bir toplumsal mevzudur. Bizim gibi cemaat düzeyini aşamamış feodal toplumlarda bu tür sanatların kök salması yüz yılı aşkın bir süre sonra oturabilir ancak.

Bu bağlamda ülkemiz dahilindeki Rock müzik hakkındaki görüşlerini öğrenebilir miyiz? Son yıllarda bariz bir şekilde yaşanan bir yükseliş söz konusu
Şu an yükselen Rock müziğe benzeyen şey, pop'un biraz elden geçmiş versiyonu. Gitarlar sert mi? Olabilir ama ya sözler? Dertleri nedir bu insanların? Bir Yavuz Çetin çığlığı, bir Mavi Sakal gerçekçiliği, Bir Kramp sertliği, Bir Whisky içtenliği göremiyorum bu yeni trend gruplarda. Ne olacak peki? Tek olumlu yanı topluma gitar sesi koklatılıyor. Arabeske bulanmadan müzik yapabilen kaç grup var? Kaderci toplumumuzla bütünleşmeden feodal karanlığı elinin tersiyle itebilen kaç grup var. Bunları Türkçe anlatmak şartıyla tabii

Konserlerden bahsetmek gerekirse. Sanırım bu konuda seçici davranıyorsun. Zira albüm galası bile albüm çıktıktan bir ay sonra gerçekleşti. Bundan sonraki konser planların hakkında neler söylemek istersin? Öncelikle gidip çalmak istediğiniz şehirler hangileri?
Organizatör arkadaşlarla iletişim sorunlarım var. Geç ulaşabildik. Ben kısıtlı imkanlarla müzik yapıyorum. Bir konsere çıkmadan önce bir yığın prova yapmak zorunda kalıyorsunuz. Tüm bunların masraflarını kendi yaptığım ek işlerden karşıladım. Böyle işte. İmkanlarım kısıtlı. Daha iyi imkanlara ulaşmak için benden istenen fedakarlıklar bana uymadı şimdiye kadar. Anadolu Rock yap denildi. Hayır deyince kendi kendimle baş başa kaldım. Eğer Heavy Metali seçtiysen yalnızlığı seçtin demektir. Bu yalnızlığı var gücümüzle kırmaya çalışıyorum ekibimle. Konser duvarlarını zorluyorum. Olduğu kadarıyla yetiniyorum şu an. Ve iyi de gitti. Açılışı Caravan'da yaptık. Müthiş bir atmosfer vardı. Bu bana ve ekibime yetti. Devamında daha fazlasını almak için daha fazlasını vermeye çabalıyoruz. İstanbul'da doğdum. Şehrime olan öfkemi şarkılarımda kusuyor olsam da bu şehir Heavy Metalin merkezi. Ayrıca Bursa her şeyden öte özel bir yere sahip bende. Orda meşhur oldum ben Diken orda tanındı. Ankara'ya 99'dan sonra uğramadım. Ankara'da çalmayı da çok istiyorum. İzmir'de de. Çanakkale zaten bizi bağrına bastı, binlerce kez teşekkür onlara. Eğer mümkünse tüm ülkede çalmak hayalim.

Bu müziğe yeni başlayan ya da sizleri dinleyip de başlayacak olan yeni nesilden genç arkadaşlara, oldukça tecrübeli bir müzisyen olarak ne gibi öğütlerin olabilir?
Tek tecrübem benim yaptığım işe duyduğum çocukça bağlılıktır. Eğer içinizde bir çocuk, hırçın bir çocuk barınamıyorsa bence fazla zorlamayın. Sadece ve sadece söyleyebileceğim; yaptıkları işi bir inada dönüştürmeleri. İnatçı ve uslanmaz, aklıyla hareket eden, gerekirse arıza diye suçlanabilmeliler. Sıra dışı olup hiç görülmemiş duyulmamış şeyler yaratmalılar. Sert ve haykıran vokaller yapsınlar. Bağırsınlar. Sadece bağırsınlar. Benim öğüdüm böyle olur başkaları ne der bilmiyorum

Cevapların için çok teşekkürler. DeliKasap Rock'N'Roll Mecmuası olarak müzikal kariyerinde başarılar diliyoruz.
Ben de size teşekkür ediyor, Türk Heavy Metal camiasına olan katkılarınız için kutluyorum. İyi çalışmalar.


www.taylanayik.com








Yazılarımızı Facebook'tan takip etmek için: