SÖYLEŞİ

Tahrip İle Röportaj

Aşiyan Kutlu - 10 Ağustos 2012

Aşiyan: "Araf"adlı ilk albümünüz hayırlı olsun arkadaşlar, bol satışlar diliyorum; biraz albümden bahsedelim mi, kimlerle çalıştınız, albüm konseptiniz nedir, kaç şarkı var, kapak tasarımınızı kim yaptı diye genel olarak sorayım, siz sırayla cevaplayın lütfen.

Tahrip İle Röportaj

Tahrip: Teşekkür ederiz. Albümün kapak tasarımını Zeynep Coşkun yaptı. Biz o'na ne istediğimizi anlattık o da tam olarak bunu yansıttı, buradan tekrar teşekkür ediyoruz kendisine. Toplam 11 şarkı var tüm beste ve sözler bize ait. Tahrip olarak yaptığımız ilk albüm. MK2 Erkan Tatoğlu prodüktörlüğünde, Midas'ın Kulaklığı Stüdyolarında kaydedildi, mix ve mastering yine aynı stüdyoda oldu. Dağıtımı Seyhan Müzik yapıyor. Albümde Asena Özçetin bir şarkımızı seslendirdi, yine Murat Özgen Özkan bir şarkımızı seslendirdi. 2 şarkımızda Cappice Atak vokal yaptı. Araf şarkımızda ney'i Mehmet Çam çaldı. Albüm D&R'da satılmaktadır.

Aşiyan: Tahrip; bir hardcore müzik grubudur.. Biyografinizde öyle yazmışsınız. Peki nedir bu hardcore, rock'tan farkı nedir.

Tahrip:Metal müziğin türevlerinden biridir ve bir protest müzik çeşididir. Metal zaten başlı başına bir protest müziktir. Biz aslında tam olarak hardcore müzik yapmıyoruz fakat bir isim vermemiz gerekirse en fazla harcore türüne yakın olduğu için böyle dedik. Bir çok metal müzik takipçisi; Eğer bu grup hardcore yapıyorsa biz de İsa'yız diyorlar ve aslında haklılar. Yaptığımız müziğin tam karşılığı "Türkçe sert müzik". Albümümüzde de her türden şarkı var zaten; Punk, trash, v.s. Kendimize özgü bir tarzımız var diyebiliriz. Türkçe dil yapısı ve grameri tam olarak metal müziğe uygun değil, yapanlar var ama ne kadar uygun oluyor ve oturuyor işte o tartışılır. Biz içimizden gelen ve hoşumuza giden müziği yapıyor ve paylaşıyoruz.

Aşiyan:Türkiye'de bu müziğin takipçileri ne kadar, çünkü albüm yaptınız ve bu işten para kazanmak istiyorsunuz, yeterli mi sizce?

Tahrip: Olmaz mı var tabiî ki yalnız şöyle de bir sorun var ve senin de kastettiğin o sanırım; biz sahnedeyken pohpohlayan, "abi şöyle iyisiniz, böyle süpersiniz, şahanesiniz" diyen bir çok kişiyi ne konserlerde ne de albüm satışlarında maalesef göremiyoruz. Belki biraz ağır oldu ama gerçek durum budur.

İnsanların mutluluğu birbirini etkiler, ne kadar çok takipçimiz konsere gelirse biz de o kadar keyifli oluyor ve bunu yansıtabiliyoruz, ortaya çok güzel bir sinerji çıkıyor ama bu her zaman olmuyor işte.

Evet biz bu işten para kazanmak istiyoruz, çevre çok önemli. Ankara'nın bir barında konser veriyorsun, bunu sadece facebook sayfasından duyurabiliyorsun ve bu da yeterli olmuyor, çünkü arkamızda yeterli desteğimiz yok. Reklam çok önemli, her şeyin bir zamanı var, bizim içinde daha önümüzde çok zaman var, daha yeniyiz. Fakat elbette hedefimiz çok tanınan, bilinen, dinlenen ve sevilen bir grup olmak.

Aşiyan: Şarkı sözlerinizi inceledim, hep bir başkaldırı var, bu şekilde mi olmalı, aşkı anlatan bir hardcore olmaz mı?

Tahrip:Aşkı anlatan bir sürü metal müzik yapan gruplar var. Metal müzik protest müzik demiştik fakat aşkı anlatmanın da farklı yolları var. Bize göre her şey aşk üzerine. Albümümüzde ki "nefret" şarkısı" sözlerine baktığınızda neyden nefret edildiği açıkça söylenmiyor, bu biten bir aşkın arkasından duyulan nefrette olabilir. Biz onu dinleyiciye bıraktık, o şarkıyı dinleyince ne anlıyorsa onu dinlesin istedik. Herkes kendinden bir şey buluyor. "Araf" mesela; Allah'a olan aşk anlatılıyor. Sadece "seni seviyorum" diyerek aşk anlatılmaz. Popüler müzikte en basit şekliyle aktarılmak istenen neyse onun anlatılması çabası vardır ama metal öyle değildir, o kadar basit anlatamazsın. Başkaldırı dedin; özel olarak bir şeye başkaldırı yok ama genel olarak evet var. Dünya'da da bunun örnekleri var mesela Limp Bizkit grubunun şarkı sözlerinde aşka başkaldırı, aşka isyan vardır ama aşktır işte (gülüyoruz).

Aşiyan: Özel hayatlarınızda da böyle bir başkaldırı var mı?

Tahrip: Bireysel olarak yapamadıklarımızı grup olarak müziğimizle yapıyoruz, bizimde silahımız, müzik aletlerimiz ve sözlerimiz.

Aşiyan: Çevreniz aileleriniz bu durumunuzdan rahatsızlar mı? Nasıl eleştriler alıyorsunuz?

Tahrip: Eleştri, muhakkak herkes gibi bizler de alıyoruz. Hepsi yapıcı olmuyor elbette, müziğimizi dinlemeyen hatta bilgisi bile olmayan tanıdıklarımız dost ve akrabalarımız var, kötü olmasa da onlardan eleştriler alıyoruz. Müzik dışında hepimiz farklı işler yapıyoruz. E şimdi işe giderken takım elbise kravat takıyorsun, ama müzik hayatımızla ilgili bir konser etkinliği düzenleyip fotoğraflarını yayınladığımızda bizi o halde görenler; "bu sen misin?" diye soruyorlar. Bu da gayet normal çünkü onlar bu yönümüzü daha önce hiç bilmiyorlar. (gülüyoruz)

Aşiyan: Gruplarda elemanların bir arada olmaları pek mümkün olamıyor, seneler içinde değişimler oluyor, peki bu grup bütünlüğünü ve formunu bozmuyor mu?

Tahrip: Muhakkak etkiliyor, şu anlamda; müzikalite olarak. Grup bilinçliyse, yaptığı tarzı tam olarak benimsemiş ve bunu özümsemişse çok fazla etkilemiyor. Mesela bizim 2 kez davulcu 1 kez de solistimiz değişti. Çizgi hep aynen devam etti ama tabiî ki 6 yıl önceyle şimdi bir değiliz ve olamayız da zaten ama bu eleman değişikliğinden ziyade; teknolojinin değişmesi, müzikalitenin değişmesi, bakış açılarının değişmesi. O zaman 22 yaşındaysak şimdi 28 olduk, hayat görüşlerimiz değişti. E ister istemez bunlar gruba dolayısıyla da müziğimize yansıyor.

Aşiyan: Peki bu değişimler; olumlu olarak mı, olumsuz olarak mı yansıyor.

Tahrip: Genel anlamda olumlu elbette. Grup elemanı değişikliğine gidilmek zorunda olduğunda, giden elemanın yerine gelecek olan kişiyi seçerken çok özenli davranıyoruz. Kesinlikle bize artı değer katması gerekiyor, illaki tıpatıp benzemesek de temelde bazı prensipler ve öncelikler konusunda aynı olmamız gerekiyor. Mesela kısa zaman önce davulcumuz Hakan bizden ayrılmak istediğini söyledi, tabiî ki diyerek kararına saygı duyduk ve yerine Ramazan arkadaşımız geldi. Ramazan bizim zaten epeydir tanıdığımız sevdiğimiz bir arkadaşımız ama; hadi gel, sen bizim kardeşimizsin diye de almadık o'nu gruba. Şimdiye kadar olan değişikliklerimizde bizler pozitif değişimi başardığımıza inanıyoruz.

Aşiyan: Belli bir hedef koymuşsunuzdur sanırım kendinize, nedir, nerelere kadar gitmek istiyor sunuz?

Tahrip: Hedef sayısal değerlerle ifade edilir, sayısal değilse hedef değildir. Biz mesela şunu diyebiliyoruz; bu yıl sonu yeni albüm çıkartacağız. Albümümüz daha yeni çıktı, daha bu albümün tanıtımları v.s ile bile doğru dürüst ilgilenmeden biz 2. albümü çıkartmak için çalışıyoruz. Hatta arada birkaç single şarkı bile yayınlamayı düşünüyoruz. Bu sene bizim için baya üretken bir sene olarak. Şu an da ki hedeflerimiz hep ulaşılabilir hedefler. Biz şunu demiyoruz; Şimdinin İron Maiden'i ya da Metallica'sıyız. İleride uzun vadeli hedeflerde neden olmasın, elbette hepimiz isteriz lakin ilk önce elle tutulur sağlam hedeflerle ilerlemeyi tercih ediyoruz. Ayrıca kişisel olarak hayatla ilgili mücadelelerimiz var bir taraftan da bunları götürüyoruz. Eğer bunlarda aksama olmazsa bizler şimdiki hedeflerimize ulaşacağız.

Aşiyan: Yurt dışına açılmış bir rock ya da metal, hardcore grubu pek yok, Pentagram vardı (yurt dışına çıkma açısından) bildiğimiz ünlü bir grup olarak, bir dönem ama onlarda ara ara susuyorlar. Siz ne düşünüyor sunuz, olamaz mı?

Tahrip: Biz bu konuda grupla da çelişiyoruz aslında (gülüyoruz) benim(Cihan) böyle bir kaygım yok aslında ama Emrah'ın var. İşin ilginç yanı facebook'taki takipçilerimize yabancı insanlar katılmaya da başladı bu aralar. Fakat biz Türkçe müzik yapıyoruz, tamam müzik evrensel ama sözler Türkçe, bu biraz sıkıntılı bir durum.

Aşiyan: İngilizce sözlerle müzik yapılamaz mı?

Tahrip: Elbette yapılır ama bizim şu an yaptığımız albüm tamamen Türkçe ve bundan sonra çıkaracağımız albümde aynı şekilde. Aslında albümde ki "artık yeter" şarkısı İngilizceydi, sonra Türkçeleştirip bu albüme koyduk, aslında İngilizce de yapabiliyoruz. Olabilir güzel de bir hedef ama benim için önce Türkiye'de yeterince tanınan bir grup olalım, ona daha zaman var. Desteğe ihtiyacımız var, bu desteği de daha iyi müzikler yaparak kazanacağız. 2012'de 150-200 kişiye konser vermek var, Jolly Joker'de 2000 kişiye konser vermek var. Müzisyensen ve popüler olmak istiyorsan sadece iyi müzik yapmakla bitmez bu iş, uyanık da olacaksın. Türkiye'de yeterince tanınmayıp direkt yurt dışına açılmış gruplarımız var, Yurt dışı derken, neresi, Amerika'nın ya da İngiltere'nin küçük bir adası da yurt dışı, ya da Azerbaycan da yurt dışı, anlatabiliyor muyum? Çok hesaplı, düzenli gitmek gerek. Dediğimiz gibi bu hedef elbette var ama sırası gelince…

Aşiyan: Umut sürekli konserlere maske ile çıkıyor, nedir bunun sebebi, gizleniyor mu?

Tahrip: Valla açıkçası gizlenmek hoşuma gidiyor ama grupça karar verdik böyle bir şey yapmaya. Daha hiç konsere falan çıkmamıştık, grup olarak farklı bir şeyler yapalım istiyorduk. Önce hepimiz maske takalım dedik, o zaman taklit diyeceklerdi çünkü Dünya'da da Türkiye'de de bunu yapan gruplar var. O günlerde bir konser teklifi geldi ve dedik ki; hepimiz maske takarsak kopya v.s denilebilir ama sadece bir arkadaşımız takarsa hoş ve farklı olabilir. O konsere öyle çıktık ve o gün bu gündür aynı şekilde devam ediyoruz. Sahne bir show işi diye düşünüyoruz. İyi müzik, iyi müzisyen, iyi enstrümanlar evet güzel ama buna biraz katkı yapmak kesinlikle lazım. Kimse yanında duran adam gibi birini sahnede izlemek istemez. Bunun Dünya'da da örnekleri çok fazla; hem rock metal grupları hem de pop müzisyenleri show yapıyor. Madonna'ya bakalım mesela; gelebileceği en iyi yerde şu an ama o bile manyak sahne show'ları yapıyor hala, çünkü kitleler artık bunu istiyor. Nedir bunlar; maske, makyaj, kıyafet artık ne gerekiyorsa. Bir de aslında olmayanı bulmak ve uygulamak da önemli çünkü; dediğim gibi kopya çekiyor da denilebiliyor. Ha bunu yapmayan gruplar yok mu? Var adamlar konsere şortla çıkıyor, ama onlar artık kendilerini kanıtlamışlar, önce müzikleriyle, müzisyenlikleriyle bir yerlere gelmişler. Kaba tabirle artık olmuşlar ve herhangi bir show yapmayı tercih etmiyorlar. Biz daha bu işin çok çok başındayız, çok çaba sarf ediyoruz, çok çalışıyoruz. Metal gibi çok zor bir müzik türünün içindeyiz. Söylemesi çalması, beste yapılması hele de Türkçe olarak bestelenmesi çok zor bir tür. Ama biz bunu seviyoruz, benimsedik. Ha çok iyi miyiz? Henüz hayır ama bu şartlarda yapabileceğimizin en iyisini yapıyoruz, çok vakit harcıyoruz, emek veriyoruz. Albümdeki şarkılar 6 yıl önce de vardı ama biz hemen albüm yapmayı tercih etmedik, maddi manevi bir sürü sebepleri var tabi ki. Gerçekten müzisyen ruhuna erişebildiğimizi hissettiğimiz an da bunu yapmak istedik.

Aşiyan: İyi müzisyenler, iyi beste ile de bu iş olmuyor zaten. Tüm bu yaptıklarınızı çalıp kaydedebileceğiniz iyi bir stüdyo, iyi bir aranjör tüm bunlar yapılan kaliteli işin dinleyiciye iyi ulaşmasını sağlıyor.

Tahrip: Elbette tüm bu dediklerin çok önemli. Albüm kaydımız 6-7 ay sürdü, 2 ay klip çekimleri ile uğraştık, v.s totalde 10 ay albüm çıkarma sürecimiz oldu. 10-11 ay boyunca 27 tane mix yaptık, sadece enstrüman ve vokal kayıtları bu 6-7 ay süreci yayıldı. Dediğim gibi elimizde ki bu bütçeyle, bu şartlarda yapılabilecek olanın en iyisini yaptık, daha iyi var ama onlar şu an da bizi aşıyor(maddi anlamda) destek bu yüzden çok çok önemli.

Aşiyan: Destek dedin de; mesela çok iyi bir mekanda konser verecek olsanız (2000-3000 kişilik) 2 ay öncesinden tanıtımları çok iyi bir şekilde yapılsa, o salonu doldurabileceğinize inanıyor musunuz?

Tahrip: Dolduramayız tabi ki ama normal bir barda çıktığımda 100 kişi geliyorsa orada çıktığımda 200-250 kişi gelir. Normal dinleyici kitlemizin üstüne 150 kişi katarız. Zaten bizim 2000-3000 kişilik salonları dolduralım gibi bir kaygımız yok fakat muhakkak ki o insanlara hitap ederiz. O salonları doldurmaya daha zamanımız var, acele etmiyoruz, emin adımlarla ilerliyoruz. Biz takipçilerimize karşı saygılıyız, metal müzik dinleyenlere karşı saygılıyız, kendimize karşı saygılıyız. O yüzden en iyi olmak için emek harcıyoruz.

Aşiyan: Grup içinde anlaşmazlıklar olduğu zaman ne yapıyor sunuz? Son söz kimin?

Tahrip: Saygı öncelikli sıradadır bizde. Aramızda 10 yaş fark olan arkadaşlarımız var, fakat grup içinde ağabey kardeş yerine "grup elemanı" olarak görürüz birbirimizi. Herkesin fikrine saygılıyız, herkes fikrini açıkça söyleyebilir. Anlaşmazlık mutlaka olmuştur, prova ya da kayıt sırasında birbirimize çok bağırmışızdır ama tüm bunlar işin en doğru ve de düzgün çıkması adına yapılır ve hepimiz bunun bilincindeyiz. O çalışmalar sırasında bir anlaşmazlık çıkıp da birbirimizi üzdüysek, kim hatalıysa gidip özür diler ve sorun biter. Aile ile yaşadıklarının aynısı zaten, biz kendi ailelerimizden çok birbirimizi görüyoruz. Hayat ne ise grup da o. Görevini iyi yapıyorsan ortada sorun falan kalmıyor zaten. (gülüyoruz). Biz çalışmalarımız sırasında, özellikle de beste yaparken "beyin fırtınası" yapıyoruz. Herkes fikrini söyler ve en iyi fikir uygulanır. Biz de sıradan hiçbir şey yok işte o yüzden "farklıyız". Mesela önce davulu çalıp üzerine beste ve söz yazdığımız bestelerimiz oldu…

Aşiyan: Bir sonra ki albüm için hazırlıklara başladık dediniz, azıcık ip uçları alsak?

Tahrip: Fazla bir ip ucu veremem ama şöyle söyleyeyim; farklılık ve kendimizi aşma yine olacak. Farklı bir yöntemle besteler yapmaya başladık( bu bize kalsın şimdilik). Sound'umuz daha farklı olacak, daha yumuşatacağız ama çizgimizi bozmadan. Vokal biraz daha yumuşayabilir mesela( gülüyourz). Arada bir single da muhakkak olacak.

Aşiyan: Konserlerinizde cover yapıyor musunuz? Hangi grupların parçalarını coverlıyor sunuz?

Tahrip: Evet yapıyoruz. Bildiğimiz bir çok şarkı var ama konserde bir ya da iki parça çalıyoruz, zaten kendi bestelerimiz epeyce var, çok gerek de kalmıyor açıkçası.

Aşiyan: Albümde cover olacak mı?

Tahrip: Hayır, sadece kendi bestelerimiz olacak. Ama bir sürpriz de olabilir. (gülüyoruz)

Aşiyan: Kendi müziğiniz dışında müzik dinler misiniz? Tek tek alalım; Umut'tan başlayalım mesela.

Umut (Basçı): Ben yaptığımız müziğe yakın türler dinliyorum, metalcore falan dinliyorum, ağırlıklı metal. hip hop falan o tarz şeyler pek hoşuma gitmiyor. Enstrümanımla alakalı dinlediğim ve beğendiğim basist: Kamil Erdem'i dinlerim ve takip ederim.

Ramazan (Davul): Ben de ağırlıklı olarak metal dinliyorum ama ondan önce hip hop ve rap müzik dinlerdim. Metal müziğe başlamam da new metal ile oldu ki zaten onda da hip hop öğeleri ağırlıklıdır. Bugün de ağırlıklı olarak metal dinlesem de yine de hip hop'ı terk edemiyorum ve dinliyorum. Severek de dinliyorum. Müzik faşistliği yapmamaya çalışıyorum, şundan nefret ediyorum gibi bir şey söylemiyorum, yerine göre pop bile dinleyebiliyorum, o an kafam neye eserse oradayım diyebilirim. Sanat müziği, halk müziği hepsi de dinlenebilir güzel müziklerdir yerine göre dinlerim ama dediğim gibi ağırlıklı olarak metal ve türevleri. Enstrümanımla alakalı dinlediğim ve beğendiğim davulcu; Burak Gürpınar'dır. Kendine has bir tarzı vardır. Tuşe bakımından kendimi o'na yakın tutmaya da çalışırım.

Cihan(elektro gitar): Ben metal dinlemiyorum, etnik müzik çok severim, "Yansımalar" mesela çok fazla dinlerim, Loreena Mc Kennitt çok severek dinlerim. Sert müzikler pek dinlemiyorum, ben de Ramazan gibi hip hop dinlerim ve severim. Arabesk dinlerim yeri gelir, Neşet Ertaş dinlerim. Enstrümanımla alakalı beğendiğim çok gitarist var ama hayranıyım, takip ediyorum diyebileceğim kimse yok. Bence zaten bizim(tahrip'in) müziğinin farklı olmasının sebebi de benim metal dinlemiyor olmam, çok dinlesem metal rifler yapabilirdim ama farklı desenlerin olması güzel, ben seviyorum.

Emrah(vokal): Grubun vokali Emrah işi dolayısıyla şu an aramızda yok ama onun dinlediği müzik de ağırlıklı olarak underground hardcore, hip hop'da dinler arada ama dediğim gibi ağırlıklı olarak çok sert metal diyebilirim. Vokal olarak beğendiği ve takip ettiğini bildiğimiz Terror grubunun vokalisti Scott Vogel, Godsmack'in vokalisti Sully Erna ve Faith No More'un vokalisti Mike Patton'dır.

Aşiyan: Çok fazla hip hop'dan bahsedildi de, ben o tarzı pek müzikten sayamıyorum, siz ne düşünüyor sunuz?

Tahrip: Evet aynen rap ve hip hop müzik değildir, bir kültür ve yaşam tarzıdır. Rock metal gruplarından bazıları da rap ve hip hop motifleri kullanıyorlar aslında. Linkin Park mesela. Ama onların yaptığının adı hip hop değilde, deneysel müzik oluyor.

Aşiyan: Müzik yapanların siyasi görüşü olmalı mı? Bunu müziğe yansıtmalılar mı?

Tahrip: Bireysel olarak hepimizin siyasi görüşü var ve hepimizin de farklı sayılır, biz asla bunu gruba yansıtmıyoruz. Öyle bir karar aldık baştan ve öyle de devam ediyor. Siyasi yönlerimizi yansıtmıyoruz diyorum ama şimdi albümü alıp dinleyen arkadaşlar diyecek ki; Kenan Evren'in konuşmasını koymuşsunuz?

Onun sebebi şu; Adımız "Tahrip" Tahrip edilmekten ve olmaktan bahsediyoruz, "en büyük tahrip ne zaman oldu bu ülke'de"? Darbe ile oldu, kim yaptı? Kenan Evren. Tamamen sebep budur. İnsana, hayvana, doğaya karşı olan her şeye biz de karşıyız. Albümde "araf" adlı bir şarkımız var, bunu yaptık diye şimdi biz ilahi grubu muyuz? Hayır tabiî ki.

Aşiyan: Siz tüm bunları yaptıktan sonra "siyasi bir mesaj" vermiyoruz diyebiliriniz ama tüm bunları öyle algılayanlar da vardır. Ve beklide bu sayede sizi daha çok benimsiyorlardır.

Tahrip: Vardır tabiî ki, Benimseyen de vardır, soğuyan da vardır. Bu düşünceleri sınırlayamayız zaten. Bunca zamanlık bir emek varken ortada, her şey şartların müsaade ettiği en iyi şekilde yapılmaya çalışılmışken biri çıkıp "çok kötü bir albüm" diyebilir. Bunu söyleyebilenler bile varken, siyasi yöne çekip, benimseyen ya da soğuyanlara yapabileceğimiz bir şey yok zaten. 2007'de ülkücü grup olduk, geldik 2011'ye şimdi solcu diyorlar, bir sonraki albümde ne derler bilmiyoruz (gülüyoruz). Biz müzikle uğraşan insanlarız ve siyasi bir yöne çekme kaygımız yok, az önce de dediğim gibi; İnsana, hayvana, doğaya karşı olan her şeye biz de karşıyız, olmaya da devam edeceğiz.

Aşiyan: Akademili veya alaylı olma konusunda ne düşünüyor sunuz, eğitim şart mı?

Tahrip: (Cihan) Ben metal müzikte öyle bir şeyin olduğunu kabul etmiyorum, müziğe saygı ve kendini geliştirmek vardır. Zaten metal müziğin bir akademisi de yoktur. Hepimiz özel dersler aldık, birbirimizden bir şeyler öğrendik hepsi bu. Metal müzikte sadece tab'lar vardır nota yoktur, istediğin gibi notaya dökmek çok zordur. Bence bizim yaptığımız tarzın böyle bir ihtiyacı yok. Ha ama genel olarak müzik açısından bakacak olursak. Gitarda çok üst seviyelere ulaşmak için bununla ilgili üst düzey eğitim elbette almak isterdim.

Bunun içinde sadece nota ve tellerin yerlerini öğrenmek yetmiyor, çok çalışmak gerekiyor, onu da zaten yapıyoruz hepimiz. Her gün bir öncekinden daha iyiye gidiyoruz.

Aşiyan: Ramazan'ın ilginç bir durumu var, gruba yeni katıldı ve daha önce başka bir grupta onu vokal olarak dinliyorduk, şimdi Tahrip'e geldi ve davul çalacak, nedir bu durumun özeti?

Ramazan: Benim içimde hep bir davul çalma isteği zaten vardı. Liseden itibaren bu böyleydi ailemle bunu paylaştım ve bir kursa yazıldım 2 ay gidebildim beni çok zorladı (maddi) ve bırakmak zorunda kaldım. Fakat sonrasında kendi kendime hep çalıştım, kendi alanında en iyi olanları dinledim, neyi nasıl yaptıklarına baktım ve 2007 yılından beri çalıyorum. Yani benim müziğe ilk başlangıcım davuldur. Vokal geçmişim 1-1.5 senedir. Vokal yaptığım dönemde de davul'u hiç bırakmadım zaten, 3 tane grupta davul çalıyordum. Bu grupta da vokal ve back vokal yapacağım zaten.

Aşiyan: Tazınızdaki diğer gruplarla aranız nasıldır, bir kıskanma veya aşağılama söz konusu mudur?

Tahrip: Tarzımızda müzik yapan bir grup başka yok (gülüyoruz) o yüzden de böyle şeyler söz konusu olamıyor. Ama metal müzik olarak genellersek; kıskançlığımızda yok ama çok haşır neşir de değiliz. Beğendiğimiz grupların konserlerine gideriz, zaten çoğu arkadaşımız, bildiğimiz insanlar. Ha ama bu dediğin var maalesef; kendisi rock star edalarında dolaşıp, başka grupları beğenmeyenlerde var. Ama biz bunu yapmıyoruz. İkisi farklı olmalı, müzisyen olmakla dinleyici olmayı ayırt edebilmek lazım. Kendi yaptığımız işe de saygı duyuyoruz ve bizler bu işe müzisyen olarak değil, dinleyici olarak başladık. Sevdiğimiz, beğendiğimiz grupları gider dinleriz, destek de oluruz.

Aşiyan: Çok ünlü bir grup olsanız ve çok paralar kazansanız, değişir misiniz?

Tahrip: İllaki bozar diye düşünüyoruz, kişisel olarak bozabilme olasılığı çok ve bu gruba da yansır diye düşüyoruz.

Aşiyan: Neler olabilir mesela, hayatlarınızda neler değişir?

Tahrip: "Ya meşhur olsak yine burada olurduk",(gülüyoruz) öyle bir şey yok, olmazdık. Değişmeyiz diyen olursa da biz inanmıyoruz buna. Ha iyi mi olur kötü mü onu bilemiyoruz ama değişir. Şu an zaten müzik yapabilmek için ayrı işler yapıyoruz, onları bırakır tamamen kendimizi müziğe adarız.

Aşiyan: Kendinize özeleştiri yapıyor musunuz, eleştrilere açık mısınız?

Tahrip İle Röportaj

Tahrip: Açığız tabiî ki ama eleştriye göre değişiyor bu durum. Ya hiç bizi dinlemeden ya da 1 tek parçamızı dinleyerek eleştiren var, bir de mantıklı eleştri yapanlar var. Sadece kötülemek için yapılıyorsa onu hiç takmıyoruz ama cidden mantık çerçevesinde ve iyi niyetliyse kesinlikle dikkate alıyoruz. Biz kendimiz de eleştriyoruz ve zaten böyle hep daha iyiye doğru gidebiliyoruz.

Aşiyan: Bir sonraki albümle ilgili küçük tiyolar alma imkanımız var mı? Siz aslında bu soruya daha önce kısmen de olsa bir cevap verdiniz ama eklemek istediğiniz bir şeyler var mı? Mesela gruba sürpriz bir vokal v.s.

Tahrip: Hepimizin bildiği ve çoğunlukla da sevdiği birkaç vokal ismi var albümde bize eşlik etmesini istediğimiz, biz teklif götüreceğiz ama olur, ama olmaz bilemiyoruz. Şimdilik bize bile sürpriz. Albümde değil de belki öncesinde çıkaracağımız single'da böyle bir şey olabilir. İnanın şu an hiç birimizin net söyleyecek bir şeyi yok, dediğim gibi hepimiz için sürpriz olacak.

Aşiyan: Önümüzdeki günlerde nasıl faaliyetleriniz olacak öğrenebilir miyiz?

Tahrip: Eylülden itibaren konserlerimiz başlıyor. Mesela 1 eylülde 2012 performans'da bir konserimiz var. Heavy Stage'de çalacağız 11-12 eylül. Eylül ayı baya yoğun geçecek, bunlar kesinleşmiş olanlar kesinleşmeyenler de var o yüzden söylemeyelim. Ekimde İstanbul Dorock'ta bir konserimiz olacak, tarih henüz belli değil. Yıl sonuna doğruda ufak bir turne düşünüyoruz yalnız yine net tarihler olmadığı için bilgi veremiyoruz ama bizi resmi sayfalarımız olan www.facebook.com/Tahriptr , http://www.tahripet.com ve www.myspace.com/tahripofficial http://www.facebook.com/l.php?u=http%3A%2F%2Fwww.facebook%2Ftahriptr&h=CAQEqC8Pl&s=1'dan takip edebilirler.

Bu arada Deli Kasap.com'a ve sana bize gösterdiğiniz ilgiden dolayı teşekkür ediyoruz.

Tahrip; Ankara'nın köklü gruplarından ve hepsi aynı zamanda arkadaşım, iyi bir iş yaptılar, bir albüm çıkardılar gerçekten çok emek verdiler. Bunun üzerine onlarla bir röportaj yapmak istedim, güzel ve samimi bir röportaj oldu. Hepsine samimi yanıtları için teşekkür ediyor, başarılarının devamını diliyorum…Sevgiler…



Yazılarımızı Facebook'tan takip etmek için: