SÖYLEŞİ

Soul Sacrifice Röportajı

Sadi Tirak - 28 Ekim 2005

Soul Sacrifice'ın bu ülkenin yetiştirdiği en iyi Metal oluşumlarından biri olduğunu düşünüyor ve benim gibi düşünenlerin de sayısının fazla olmasını umuyorum. Gerek müziğe olan bakış açıları gerekse de bu piyasa içindeki kişisel ve grupça takındıkları tavırdan dolayı her zaman için özel bir gruptur Soul Sacrifice çünkü.

İlk albümleri "Stranded Hate"i 3 Temmuz 2005 tarihinde yayınlayan gruptan vokalist/bassist Özgür Özkan soruları yanıtlayan isimdi.

Selamlar Öncelikle bu sene piyasaya çıkardığınız ilk albümünüz "Stranded Hate" için sizi kutlayarak başlamak istiyorum. Albüm sonrası oluşan genel havadan memnun musunuz ve albümün çıkışından itibaren gelen tepkilerin hangisi en çok ilginizi çekti?
Merhaba, evet ilk albümümüz "Stranded Hate"i yayınladık ve bu açıdan oldukça mutluyuz, gelen tepkiler de olumlu yönde Fakat piyasadaki genel çöküş bizi de etkiledi sanırım. Albümümüzü istediğimiz gibi insanlara ulaştıramıyoruz ve satışlar pek de iç açıcı değil. Gelen tepkilerden bizi en çok sevindirenler ise yabancı olup albümü dinleyenlerin çok beğenmesi, bu ileriye dönük olarak bizi umutlandırıyor.

Soul Sacrifice ismi nereden geliyor? Ayrıca albümünüzün ismi de oldukça çarpıcı. Albümün ismini "Stranded Hate" olarak koymanızın sebebi nedir?
İsmi grubun kurucu elemanı Maksim koymuş. Ruhun acı çekmesi, eziyet görmesi gibi bir kelime anlamı var. Anlatılmak istenen ise ruhlarımızın hayat boyunca belirli sebepler yüzünden acı çekiyor olması ve bunun yaşam boyunca devam etmesi. Albüm kayıtları bittiği günlerde daha albümün ismi belli değildi, vurucu bir isim arıyorduk ve bunu açıkçası şarkı sözleri içinde bulamadık, aslında bu ismi önce Türkçe düşündüm "kıyıya vuran nefret" olarak, sonra bunu İngilizce olarak araştırdığımızda "Stranded Hate" ortaya çıktı. Albümün ismi oldu, isim babası da ben oldum.

Grupta ilk günlerden bugüne birtakım eleman değişikleri oldu ve böylece şu anki kadronuz şekillendi. Soul Sacrifice'ın bu günlere ne aşamalardan geçip geldiğini kısaca anlatabilir misin? Zira bu röportaj sayesinde gruptan ilk defa haberi olanlar ya da sizin müzikal geçmişinizi öğrenmek isteyen dinleyicileriniz olabilir.
Türkiye gibi bu müziği tamamen kendi imkanlarınızla yaptığınız ülkelerde uzun soluklu gruplarda eleman değişiklikleri kaçınılmaz oluyor, çünkü bu iş özveri istiyor ve bu özveriyi şartlar dahilinde herkes gösteremiyor. Buna zaman içinde oluşan özel sebepler de eklenebiliyor. Bu durum Soul Sacrifice'ın geçmişinde de yaşandı. Maksim ve Feyzi değişmeyen elemanlar olarak varlıklarını sürdürdüler ama davul, bas ve vokal kulvarlarında birçok eleman gruba zaman içinde eşlik etti. Bugün gelinen noktada biz verimli bir dörtlüyü yakalayabildiğimize inanıyoruz fakat geçmişteki her elemanın da buna katkısı olduğunu belirtmek zorundayız.
Aslında sen detaylı bir anlatım istemişsin ama gerçekten kişi sayısı bir hayli fazla ve kimseyi atlamak istemeyiz, o bakımda bu soruna böyle bir açıklama yapmanın yeterli olduğuna inanıyorum.

Müzikal tarzınız grubun ilk dönemleriyle farlılık göstermekte. Bu, elemanların birbirine ısınmasıyla yavaş yavaş oluşan bir şey miydi? Yoksa kafanızda bir tarz düşünüp, bir noktadan sonra biz bu yolda ilerlemeliyiz mi dediniz?
Birincisi grubun ilk zamanlarından beri çok zaman geçti ve bütün elemanlar gelişim, ilerleme ve değişim gösterdi. Ayrıca bu değişim konusu grubun karşısına sıkça çıkarılıyor ki bence Soul Sacrifice'ın çizgisinde ciddi bir değişim hiçbir zaman olmadı, tutarlı çizgisini korudu. Eskisi gibi değil diyenleri anlamakta güçlük çekiyorum bu yüzden. İnsanlar sanki 3 tane aynı tür albümümüz vardı da bu 4. oldu ve farklı bir türde oldu gibi davranıyorlar.
İkinci olarak eleman değişiklikleri ve onların getirdikleri de gruba yansıyor. Son olarak Onur (davulcu) ve ben gruba değişik birçok unsur kattık. Bize şunu çalın, bunu söyleyin demedi kimse, sonuçta bu müziği biz yarattık.
Müziğimizi yaparken hiçbir zaman şu türde olsun demedik. Sadece müzik bir şeyler anlatmalıydı, nefret dolu olmalıydı ama acı da çekmeliydi. Gerektiğinde hüzünlenmeliydi de Farklı duygular, farklı konseptleri bir araya getirdi ve gelecekte bu çok daha belirgin olacak
Eskiden sorulduğunda illa bir cevap olmalı diye melodik Death Metal derdik ama artık müziğimizi bir tür ile tanımlayamayacağımızı çok açıkça görebiliyoruz.

Sözlerinize baktığımızda genellikle kişisel ifadeler ön plana çıkıyor. Albümdeki şarkı sözleri kime ya da kimlere ait ve sözleri yazarken en çok hangi duygu ve kavramdan yola çıkıyorsunuz?
Birey kimin ilgisini çekmez ki! Hayattaki hiçbir şey birey kadar karmaşık, sonsuz ve ilgi çekici olamaz. Bu yüzden bizler kendimizi anlatmayı hep sürdüreceğiz. Genelleme olarak böyle görülse bile "August", "So Wild And Insane", "Blind" gibi toplumsal söylemlere sahip birçok parça da var ve her zaman da olacaklar.
Bugüne kadar sözleri hep Maksim yazdı zaten birçok şarkının sözleri yıllar öncesinden yazılmıştı. Biz sadece albüm öncesi oturup düzenledik, profesyonel yardımlar aldık, ileride de sözlerde ağırlık Maksim'de olacak gibi gözüküyor fakat bu tamamen ona bağlı olacağı anlamına gelmiyor. Mesela benim şimdiden yeni albümle ilgili bir iki fikrim var.

Bu bağlamda şunu da sormak gerekiyor hiç kuşkusuz ki; "Çocuk Bahçesi" adlı Türkçe parçanız birçokları tarafından albümün en iyi şarkılarından biri olarak gösterildi. Türkçe şarkı yazımı konusundaki genel düşünceleriniz ve olaya yaklaşım açınız nedir? Bundan sonra Soul Sacrifice'dan yine Türkçe sözlü şarkılar dinleyebilecek miyiz?
"Çocuk Bahçesi" bizim için bir deneyimdi. İlk kez denedik, belki başarısız, sözlerin sırıttığı bir parça olacaktı ama olmadı. Bizim çok hoşumuza gitti. Yani ilerde birden fazla Türkçe parça olacak gibi gözüküyor zaten ileriye dönük çok değişik fikirlerimiz var, uyuglama şansı yakalarsak Türkçe'den sonuna kadar faydalanacağız. Dil tartışmalarını biz her zaman gereksiz bulduk. Doğru yapılırsa bu müzik her lisanda yapılır, artı derdimizin anlaşılması için çok daha kestirme bir yol!

Albümdeki konuk sanatçılardan özellikle Demir Demirkan dikkat çekiyor. Kendisiyle birlikte çalışma fikrinizi biraz anlatabilir misiniz? Bu ortak çalışma nasıl doğdu ve bundan sonraki albümlerinizde de yine böyle ünlü isimlerle çalışmayı ister misiniz? Cevabınız olumlu ise örnek isimler alabilir miyiz mesela?
Müziğimizi paylaşmak her zaman hoşumuza giden bir şey. Daha birçok isim vardı aklımızda ama imkansızlıklardan hepsine ulaşamadık.  Bir solo partisyonunun konuk birkaç kişi tarafından çalınabileceğini düşündük, öncelikle etrafımızdaki dostlarımıza çaldıracaktık sonra bu fikir daha popüler isimler neden olmasına geldi. Kayıtta beraber olduğumuz Cengiz Köroğlu ok vermişti bile, Gür Akad, Demir Demirkan gibi isimler o dönem ortaya çıktı. Tabii planlanan zamanlarda işler yürümediği için bir tercih yapmak durumunda kaldık. Demir Demirkan'a Hayko Cepkin vasıtasıyla ulaştık, kendisine ekstra teşekkürler. Demir beklediğimizin üzerinde bir şekilde olumlu yaklaştı fikrimize, hiç kendini yukarıda görmedi ve seve seve yapacağını söyledi. Sadece kendisi kaydedip bize gönderecekti, biz de altyapıyı ona ulaştırdık. Bize göndermesini beklerken birgün kayıdı yapmakta olduğumuz stüdyoya geliverdi. Onun izlenimleri de çok olumlu yönde ve birlikte çalışmalar olması muhtemel.
Bunun dışında ikinci albüm için yine birçok ve ciddi düşüncelerimiz var. Ama kesinliği olmayan şeyleri şu an burada belirtmem uygun olmaz herhalde.

Albümün kayıt işlemleri sırasında aklınızda en çok kalan anınız nedir grupça ya da teker teker? "Stranded Hate" albümü; oluşum sürecinde hafızalarınıza kazınan ne gibi ilginç anlar, durumlar veya duygular yaşattı size?
İlk kez yaşadığımız, çok keyifli bir deneyimdi. Sabahın ilk ışıklarına kadar stüdyoda olup bişeyler üretiyorduk, yani her dakikası keyifliydi. Şimdi düşününce, şarkı aralarında birbirimizle boğuşmalarımızdan tutun, geyiklerimizi kaydettiğimiz dakikalara kadar hepsi keyifliydi. Bu bahsettiğim mevzuların kayıtları da var elimizde ve yakında sitemizde de yayınlayacağız.

Genel olarak hedefiniz, ileriye dönük planlarınız nedir? Grupça özellikle yurt dışına açılma gibi bir hedefiniz olduğunuzu hissediyoruz. Bu bağlamda albümde kullandığınız yerel öğeler de bu düşünceyle paralellik taşıyor gibi Bu müzik sentezi fikir nereden çıktı, sonuçtan memnun musunuz ve yurt dışı bağlantılarınız ne durumda?
İlk başta dediğim gibi albüm sonrası kendi piyasamızda olşan durgunluk açıkçası bizi üzdü. Biz onbinlerce satmak peşinde değiliz ama bu albümün en azından 2000 – 2500 kopya satmayı hak ettiğine inanıyorum, fakat daha ilk 1000 kopyayı tüketemedik. Öncelikle bunun için, sizin de desteğinizle biraz promosyon yapacağız
Sonrasında ise arayı açmadan ikinci albümü kaydetmek istiyoruz, şu an çalışmalar başladı ve albümü en geç 2006 Mart'a yetiştirmeye çalışacağız
Yurtdışı tabii ki bir hedef ve yerel öğeler de tabi ki bir silah. Yani bu ikilemi biz de yaşadık. Ya oradaki başarılı grupları taklit edeceksin ve Türkiye'de "adamlara bak be aynı şunun gibi çalıyorlar, süperler" diyecekler, ya da böyle sentezler yapacaksın yurtdışı için orijinal bir şeyler yaratacaksın ki gerçekten etkileniyorlar. Ama burada her gitar olan parçaya Rock dedikleri gibi her duydukları ney melodisine de "aa Pentagram olmuş, aa bu yapıldı" diyen cahillerle de uğraşıyorsun tabii ki
Yurtdışı bağlantılarımız yetersiz ama bu konuda çalışıyoruz, özellikle önümüzdeki yaz dönemi yurtdışında çalma ihtimallerini kovalıyoruz.

Soul Sacrifice elemanlarını birçok gruba sahnede eşlik ederken veya eksik elemanlarının yerine refakat ederken görmekteyiz fakat sizin grup olarak konser sayınız, piyasadaki diğer gruplara nazaran daha az. Bunun sebeplerini dinleyicileriniz için açıklar mısınız ve bundan sonraki konser organizasyonları için neler söylemek istersin?
Piyasayı siz de yakından takip ediyorsunuz. Artık Türkiye'de konser vermenin verimli bir şey olmadığı bir noktaya geldik. Konserler düzenleniyor ne seyirci tatmin olabiliyor, ne gruplar, ne organizatörler Katılım artık yok denecek kadar az. Kalite konusunda hiçbir kaygı yok ve bunlar bizi açıkçası ortamlardan biraz uzaklaştırıyor. Bu noktada çok konsere çıkmanın pek bir anlamı kalmadığı görebiliyoruz. İstanbul'da bizim 2 ayda 10 konsere çıkmamızın hiçbir anlamı yok. Şehir dışına çıkmak da 40 yılda bir olabilen bir fırsat. Biz de isteriz bir turne olsun 20 ilde çalalım 35 konser yapalım, 15 tane de yurtdışı ayağı ekleyelim ama gerçekler bunlarla örtüşmüyor.
Bu noktada yeni albüm sonrası tanıtım amaçlı, kendimizin organize edeceği, birer tane olmak üzere İstanbul, Ankara ve Eskişehir konserleri yapacağız. Diğer illerden gelecek tekliflere her zaman açığız. İstanbul'da ise türümüz tam olarak uyuşmadığı ya da istediğimiz şartlar sağlanmadığı sürece yabancı gruplara ön grup olmayacağız. Biz de daha fazla çalmak isteriz ama gerekli ve yeterli şartların oluşacağını zannetmiyorum. Biraz sert ve olumsuz konuşmuş gibi olabilirim ama durum böyle

Hazır söz konserlerden açılmışken şunu da sorayım: Şimdiye dek canlı performansına tanık olduğunuz gruplar arasında en çok hangisi sizi etkiledi ve yaşadığınız en iyi konser hangisiydi? Bir diğer soru ise bundan sonra en çok izlemek istediğiniz grup ya da gruplar hangileri olabilir?
Hmm, yine camiamızın hoşuna gitmeyecek ama benim en etkilendiğim konser herhalde Massive Attack'in Park Orman'da verdiği son konserdi. Basçı olduğum için bas soundu olarak Guano Apes'inki gibi bir şey duymadım. Glenn Hughes vokalde beni büyüledi, eskileri düşününce de birçok Nekropsi konserinin beni etkilediğini söyleyebilirim. Bunlar dışında yıllardır süper performansları seyrediyoruz zaten.
Yani görmek istediğim belki binlerce grup vardır ama tercih gerekse Black Sabbath, Pink Floyd gibi grupları görmek isterim herhalde. Çünkü bu isimleri kısa bir zaman sonra bir daha izleme şansımız kalmayabilir.
Bir de bugünlerde hayalimde olan konseri yazıyorum
Devildriver + Lamb of God + Nevermore Live @ Yeni Melek :)) Sence kaç kişi gelir olsa?? 500 – 600?? :))

Müzikal etkileşim olarak o 7 notayı bir araya getirirken en çok ilham aldığınız isimler ve gruplar kimlerdir? Ayrıca Rock/Metal dünyasının son yıllarda piyasaya sürdüğü gruplardan en çok hangileri sizi heyecanlandırıyor? Yani yeni yıldızlarınız kimler?
Grup arkadaşlarım da soruları cevaplandırsalar herhalde birçok isin söylerlerdi sana, fakat ben çok geniş bir yelpazede müzik dinliyor ve etkileniyorum. Bu yüzden sana isimler verebilmem çok zor. Zaman içinde birçok şey değer kazanmıştır gözümde. Zaten isim vermem de kendimi kısıtlamam olur. Önyargılı olmayın, her şeyi duyun fikir edinin, sonra sevdiklerinize yönelin

Şimdi her röportaj yaptığım gruba/kişiye sorduğum klasik iki sorum var sırada.
Yerli gruplardan dinlediğiniz ve özellikle çok beğendikleriniz var mı? En son kimlerin demosunu ya da albümünü dinleyip de "bu grup ilerde çok iyi yerlere gelecektir" ya da "gerçekten güzel bir iş çıkarmışlar, helal olsun" dedin mesela?
Hmm, Fırat'ı kişisel olarak çok beğeniyorum ve ileride bir albüm yaparsa bu albüm, -aklını da kullanırsa- çok iyi bir albüm olacak! Yani beklentim olan grup Definitive. Ayrıca İzmirli Affliction çok yakın dostlarımız ve onların da bundan sonraki işlerinin iyi olacağına inanıyorum. Catafalque yine yeni materyalleriyle iyi bir yere oturacak.
Yine belirtmek istediğim nokta artık iyiye iyi kötüye kötü denmesi gerektiğidir. Piyasada ne kadar umut vadeden, ileriye dönük çabaları olan grup varsa bir o kadar da 40 sene uğraşsa bi bok olmayacak ve maalesef adam yerine konan gruplar da var. Seyirci tepkisini hiçbir konsere gitmeyerek gösteriyor bu da yanlış. İyiyi destekleyin, kötü belli olsun!

Bir diğer klasik sorum ise: İnternet ile aranız ne durumda? Senin (Özgür) forum kullanıcılarından olduğunu biliyoruz. Diğer elemanlar ne âlemde? Sürekli takip ettiğiniz siteler, portallar ve web-zineler hangileri? İnternetin yerli Rock/Metal piyasası üzerindeki etkileri için görüşleriniz nedir?
Açıkçası diğer elemanlar bu konuda benim kadar aktif değiller. Bu işlerle ben ilgilenmeye çalışıyorum. Net ortamı ilk zamanlarda çok faydalı gibi görünüyordu bana ama muhabbetler kendini tekrarlar oldu, kalite düştü ve kabak tadı vermeye başladı. Sitelerde eskisi kadar kullanıcı da yok, 15-20 tane aynı kişi 3-5 siteyi döndürüyor gibime geliyor.  Yine de olması gerektiğini düşünüyorum bu ortamların ve desteğimi veriyorum.
Site ismi vermeye gerek yok bilen zaten biliyor, bilmeyenler için de birçoğunun linkini sitemize koyacağız.

Cevaplarınız için teşekkürler Soul Sacrifice. Dinleyicilerinize ve DeliKasap Rock'N'Roll kültürü mecmuası okurlarına söylemek istedikleriniz ile noktalayalım.
Ben Soul Sacrifice adına Özgür, bu satıra kadar bize eşlik eden herkese teşekkürler. Delikasap zaten bizim bir parçamız ve her zaman yanımızdalar. Dinleyicilerden albümümüze kulak vermelerini, mümkünse satın alıp bizimle fikirlerini paylaşmalarını istiyoruz. Bu çok önemli çünkü ileride hep daha iyiye gitmek gibi hedefimiz var ve bunu yalnız başaramayız. Doğru kitle bize doğru yolu gösterecektir!
Sitemiz www.soulsacrificemusic.com Ekim ayı içinde güncellenecek ve Kasım başında güzel bir içerikle sizlerin karşısında olacak. Konserler ve etkinliklerde görüşmek üzere!





Yazılarımızı Facebook'tan takip etmek için: