SÖYLEŞİ

Serdar Öztop İle Buluştuk...

Aşiyan Kutlu - 3 Ekim 2010

Merhabalar efendiiim; www.delikasap.com'da siz rock severlerle beraber olmaktan aldığım keyfi; sevgili Serdar Öztop'la yaptığım harika bir sohbetle taçlandırdım ve de bunu sizlerle paylaşmak istiyorum. Serdar Öztop ropörtajımızın başında; "ben fazla konuşan biri değilim" dediyse de, sanırım muhteşem sorularımı cevapsız bırakmaya kıyamadı. Biz sohbetimiz esnasında çok eğlendik, umarım sizler de okurken aynı keyfi alırsınız.

Aşiyan: Merhaba Serdar sayfamıza hoş geldiniz, ropörtajımızı kabul ettiğiniz için teşekkür ederiz.
Serdar Öztop: Rica ederim, asıl siz hoş geldiniz.
Aşiyan: Müzik sizin için ne ifade ediyor?
Serdar Öztop: Çok geniş kapsamlı bir soru.
Aşiyan: Siz de geniş kapsamlı cevap verin.
Serdar Öztop: Ya ben o kadar uzun konuşamam ama müzik; kendini ifade biçimi. Konuşurken derdini anlatmaya çalışıyorsun, seçtiğin kelimelerde, cümlelerde, kişiliğinin bir takım özellikleri ortaya çıkıyor, müzikte böyle bir şey. Böyle dendiği zaman (akla parçalar geliyor, benim de öyle kötü bir huyum var) herkes kendini müzik ya da sanatla mı ifade ediyor hayır; ama bunu yapmayı becerebilenlerin, konuşmak gibi, beşeri ilişkilerde olduğu gibi, ifade ediş şekli.

Serdar Öztop İle Buluştuk...

Aşiyan: Bunun içine sözleri de dahil ediyorsunuz değil mi?
Serdar Öztop: Aslına bakarsan işin müzik tarafında duran biri olarak çok fazla etmiyorum. Çünkü; müziğin kendisinde zaten bir kişilik var, karakter yansıması var. Notaların seçimi, kullanımı, bütün o sesler dünyası. Söz kısmı daha ayrı bir boyut. Açıkçası yine ben işin müzik kısmında duran biri olarak, sözlerin, müziğin samimiyetini çok fazla etkilediğini düşünüyorum belli noktalarda. İnsanlara ulaşmak kaygısı, yahut da sözü daha ön planda tutarak, altta müziği daha farklı bir fonksiyonda kullanma meselesi, o müziği müzik olmaktan çıkartıyor. Dolayısıyla duyabilen kulaklar için, icra edebilen kafalar için ve parmaklar için, müziğin kendi başına bir karakter yansıması, bir değeri var. Ama bunu ne kadar algılıyoruz, bir sürü müzik eseri ortalıkta dolanıyor; internette, televizyonda, radyoda duyuyoruz işte. Bir noktadan sonra müzik, artık müzik olmaktan çıkıyor ve şu an yaşanan şey odur. Sadece hoşça vakit geçirmeye yarayan bir şey haline geliyor.

Aşiyan: Sözlerle müziğin tezatlığını daha çok pop müzikte duyuyoruz, rock müzikte pek rastlanır bir durum değildir bu. Sizce bunun sebebi ne olabilir.
Serdar Öztop: Formül meselesi; sonuçta pop denilen şey adı üzerinde, popüler olması gereken şey. Ne kadar çok insan dinler ve satın alırsa o kadar başarılı kabul ediliyor.
Aşiyan: Peki bu durumda sözler mi ön plana çıkıyor, müziğin hiçbir değeri yok mu?
Sedar Öztop: Olmaz olur mu? Aslında, sözler o durumda insanları yakalayacak olan şeyler.
Aşiyan: Fakat oynuyor insanlar; ayrılık, yas, hüzün sözlerinin üzerine yazılan hareketli müzikte?
Sedar Öztop: Bizim türkülerimizde de vardır bu; "hem giderim hem ağlarım" tipinde oyun havalarımız falan da vardır. "Aşrı aşrı memlekete kız vermesinler" diye mesela, böyle bir format bizim halk müziğimizde var aslında, müziğe baktığınızda oyun havası ama bir taraftan da gidenin arkasından ağlanıyor. Biz üzülürken sevinen bir milletiz herhalde bilmiyorum. Orada bir gariplik var, bazen o kontrast iyi de olabiliyor, ona kötüdür diye bir yakıştırma da yapmak istemiyorum aslında.
Aşiyan: Kulağa göre değişiyor mu diyorsunuz?
Sedar Öztop: E tabi ki; algılama biçimi var, senin dinleyip beğendiğin müziği herkes dinleyip sevecek diye bir şey yok. Müziğin çok matematiksel şeyleri yok oradan bakıldığında, belli noktalarda artık bireyselleşiyor. Dolayısıyla beğenen var, beğenmeyen var. Her şarkı için bu böyle; örneklerde de görüyoruz ki, bu tarz yapıtları insanlar daha çok tercih ediyor.

Aşiyan: Ama bu tür müzikler çabuk tüketilip, kayboluyor.
Serdar Öztop: Evet orada istenen de o zaten aslında; söz konusu olan şeyin müzik değil de para olması bunu kanıtlıyor.
Aşiyan: Siz ne tür müzik dinliyorsunuz?
Serdar Öztop: Özellikle şunu dinliyorum diyemem, tür ayırımı da çok yapmam; son dönemde daha klasik müzik ve türevlerini dinler oldum. Miam'da (Ufak bir hatırlatma; Miam: İtü maçka kampüsünde bulunan, Türkiye'nin en iyi kayıt stüdyosuna sahip yüksekokuldur) master yapıyordum, bu sene bitirdim. Onun da etkisiyle; Jazz, fusion, heavy metal dinliyorum genelde.
Aşiyan: Yerli, yabancı?
Serdar Öztop: Yabancı müziklerde nedense dinlenilecek daha fazla materyal oluyor, üzerinde daha fazla uğraşılmış oluyor, biz henüz bu ince çalışma, titizlikle üzerinde durmayı beceremiyoruz. Sıcak kanlı bir milletiz ve bazı şeyleri çabuk halletmeyi seviyoruz, o yüzden, bir bakıyorsun, "aa bu tarz iyi oluyor", hemen 2 gitar, 1 davul, 1 vokal falan, bir şeyler çıkıveriyor ortaya. Dolayısıyla uzun süre dinleme zevki verecek çok fazla ürün çıkmıyor Türk müzik piyasasında. Çok iyi müzisyenler yok mu var elbette, her zaman söylerim; Erkan Oğur, Sarp Maden gibi gibi arkadaşlarımız var.

Serdar Öztop İle Buluştuk...Erkan Oğur

 Düşünerek taşınarak, bu işin üzerinde yoğunlaşarak, parayı, pulu gözetmeden yapan insanlar var. Bunları zevkle dinliyoruz; ama orana bakıldığında maalesef daha az. Aslında çok da abartmamak lazım, oran diyince aklıma geldi; dünyada da öyle aslında, milyonlarca müzisyen var ve milyonlarca albüm çıkıyor, içlerinden, atıyorum 10 tane albüm için "aaa bunlar harbiden iyiymiş" diyerek dinliyoruz ancak.
Aşiyan: Ben sanat müziği de dinlerim, türkü de, jazz, blues, reggy de ama beni ben yapan, alıp uçuran müzik rock'tır. Sizde de böyle bir durum var mı?
Serdar Öztop: Valla işte hepsinin hissiyatı farklı, aynı durumdayım; ama hepsinden de eşit derecede keyif aldığımı da söyleyebilirim. Beni ben yapma meselesi şu; kendimi ifade ederken yani gitar çalarken, sonuçta rock çalıyorum. Jazz çalmaya çalışsam da o rock olarak tınlıyor. Demek ki benim ifade ediş şeklim bu, bundan kaçacak bir şey yok, fakat dinleme noktasından baktığım zaman ille de rock diye bir şey yok. Hepsinin yeri başka; dün gece Dorock Bar'a gittim mesela, heavy metal ortamı, gençler coşmuş falan, ortalık yıkılıyor, ortam müthiş. O bir keyif yani anlatabiliyor muyum? Ama her gün gider miyim? Hayır. 6 ay da 1 kere gidiyorum belki, arada reggy çalan bir yere gidiyorum, arada jazz, öyle yani.

Aşiyan: Bir de müziğin içkilerle ayırımı yapılıyor, mesela; rakı ile sanat müziği dinlenir gibi. Siz buna katılıyor musunuz?
Serdar Öztop: E tabi ki, öyle bir racon vardır. Sanat müziği çalarken de bira falan içmek ayıp olur yani. Yani olur da hani, rakı daha bir yerinde olur… (gülüyor)
Aşiyan: Peki bu sadece biz Türkler'e ait bir durum mu? Yurt dışında da böyle midir?
Serdar Öztop:Vardır sanırım onlarda da; kırmızı etle, kırmızı şarap içmek gibi şeyler vardır ya, ona göre de, jazz dinlerken visky içerler mesela.
Aşiyan: Öyle olunca dinlenilen müziğin etkisi mi daha yoğun oluyor acaba?
Serdar Öztop: Ama yine de kişiden kişiye göre değişebilecek şeyler bunlar, ille de öyle olacak diye bir şey yok.
Aşiyan: Ben; protest müzik dinleyip rakı içen, rock dinleyip rakı içen gördüm mesela (Gülüşmeler)
Serdar Öztop: Ben Kemancı da çalarken rakı içerdim zaten. Çok meşhurdum o zaman (Gülüşmeler)
Aşiyan: Öyle mi?
Serdar Öztop: Çok alkol tüketen birisi değilim; ama Levent vardı barmen, Punk Levent derlerdi, şimdi de Nikki Wild diyor kendisine (Gülüyor) bir rakılar yapardı %99 rakı, %1 su şeklinde, çok fena olurdu yani…

Serdar Öztop İle Buluştuk... Nikki Wild & Punk Levent

Aşiyan: Elektro gitar dışında çaldığınız bir müzik aleti ya da aletleri var mı?
Serdar Öztop: Yani o seviyede hiç birini çaldığımı söyleyemem; ama bass, davul, biraz keyboard.
Aşiyan: İlle de telli çalgılar olması gerekmiyor sizin için?
Serdar Öztop: Hayır; ama nefesli hiç çalamam mesela.
Aşiyan: Telli müzik aleti çalan bir çok kişiden bunu çok duydum; "nefesli asla çalamıyoruz" diyorlar, bu neden olabilir ki? Çalmak istenilmediği için mi? Başka bir teknik sebep mi var?
Serdar Öztop: Çalışılırsa tabi ki yapılır; ama mantığı çok farklı, telli ve klavyeli aletlerin çok linear bir yapısı var, görsel olarak çok iyi takip edebiliyorsun. Nefesli öyle değil, 1 oktavı çaldıktan sonra 2. oktava atlamak için çok farklı parmak pozisyonları ve nefesini ayarlaman gerekiyor, 5'lisini atlıyor, oktavını atlıyor falan, çok fazla, matematiği daha değişik. O biraz üşendiriyor insanı.

Aslında bir soksafon çalabilmek isterim. Solo bir enstrüman olarak severim de; ama oturup da bir başlıyorum desem, vakit ayırmak gerekiyor, o lüks de olmuyor çoğu zaman.

Aşiyan: Kaç yaşından beri gitar çalıyorsunuz?
Serdar Öztop: 16 yaşımdan beri çalıyorum
Aşiyan: Peki kaç yaşındasınız?
Serdar Öztop: 40
Aşiyan: Maşaallah (şaşkın gözlerle) hiç göstermiyorsunuz… Kendi stüdyonuzu kurmaya neden ihtiyaç duydunuz? Bu stüdyoda başka müzisyenlerin albümleri de çıkıyor mu?

Serdar Öztop: Stüdyo aslında hep vardı ama ev ortamımdaydı, hatta Haluk Levent'in bir sürü albümünü evde kaydettim ben. Ondan evvel de, 90'lı yılların başında, Tanju Aşanel ve Murat Kaynak diye bir arkadaş vardı onların albümlerini yapmıştım. 99 yılı sonu olması lazım, Galatasaray'da bir stüdyo açmıştım o zaman, 2 sene kadar devam etti orası ama krizin ayyuka çıktığı döneme denk gelmişti, dolar çok fırlamıştı, mecbur kapattık orayı. Sonra yine bir süre evde devam ettim, sonrasında da burayı açtım, aşağı yukarı 3 senedir de burası devam ediyor. Ekonomik olarak dışarı iş yapma gerekliliği var, genelde kendi idealimdeki müziği çalmaya çalışan bir insan olduğum için, çıkıp pop çalmıyorum ya da bir gruba eşlik etmiyorum, dolayısıyla bir yerden para kazanmak gerekiyor. Stüdyo evde olduğu zaman limitli bir iş potansiyeli oluyordu, tanıdığın insanlarla iş yapıyorsun, ayda yılda bir prodüksiyon geliyor. Hoş, ben çok masraflı bir insan olmadığım için o para bana yetiyor aslında. Şu zamanda artık fazla prodüksiyon da olmamaya başladı, plak firmaları artık fazla albüm lanse etmemeye başladı, müzisyenler de bir yere kadar yapabiliyorlar kendi kendilerine, en azından benim yaptığım müzik için geçerli bu; pop yapıyor olsam yine öyle bir sıkıntım olmaz, orada çok daha güzel paralar dönüyor onu biliyorum. Dolayısıyla biraz daha işi sokağa indirmeye karar verdim 3 sene evvel; merkezi bir yerde bir stüdyo olsun, daha amatör müzisyenlerin de ihtiyaçlarını karşılayabileyim, ona göre de belli bir akarı olsun diye düşündüm. Bir sürü profesyonel, amatör grup geliyor, onların kayıt ve demolarını yapıyoruz.

Aşiyan: Gruplar sadece demo mu yapıyor, albümlerini de yapıyorlar mı burada?
Serdar Öztop: Albüm de var, her seviyede iş yapıyoruz burada. Şu an Haluk Levent'e yeni albüm çalışması yapıyoruz. Ne zaman çıkacak bilmiyorum ama toparlamaya çalışıyoruz işi.
Aşiyan: Müzik dışında herhangi bir uğraşınız var mı?
Serdar Öztop: Spor'u çok severim; düzenli egzersiz yaparım, bisiklete binip gezmeyi severim, sinemayı severim ama bu sıralar arada, sırada olmaya başladı. Zaten son 2 senedir, master ve stüdyonun işlerini takip ettiğim için çok fazla kendime vakit ayıramıyorum. Tatili çok severim; yazın en az 2-3 defa birer hafta bir yerlere kaçıp dinlenmek, yüzmek gayet iyi geliyor.

Aşiyan: Bir söylenti vardı; bu, ara ara çıkar, yineler kendini. Ankara'nın rock müziğin merkezi olduğuna dair, siz buna katılıyor musunuz?
Serdar Öztop: Evet Ankara'da bir şey var. Bir rock potansiyeli var bu gerçek, fazla da kategorize etmek istemiyorum; genelde Ankara'ya gittiğimizde mekanlarda çalan müziğe dikkat ediyorum, daha old sound şeyler çalıyorlar, İstanbul'da asla çalmayan parçalar Ankara'da çalıyor oluyor mesela. Kemik bir durum var o belli ama bir taraftan da heavy metal grupları, jazz grupları da çıkıyor.

Bunlar tabi güzel muhabbetler; burası merkez, orası başkent, bir rekabet ortamının oluşması açısından güzel aslında. Bana sorarsan Gaziantep blues'un merkezi olsun (Gülüşmeler). Keşke olay öyle yayılsa da, bu durum turizme de etki etse. Güzel blues grupları varmış Antep' te bu hafta sonu oraya gidelim denilse. Nasıl; Chicaco, Los Angeles, Newyork var, hepsinin kendine göre bir potansiyeli var, keşke bizde de olsa. Bunlar güzel muhabbetler, bir o kadar da yersiz muhabbetler. Hem destekliyorum, hem de katılmıyorum. (Gülüyor) Sonuçta olay, ortaya güzel ürünlerin çıkması ve insanların da bunun kıymetini bilmesi önemli.
Aşiyan: Gruplar; İstanbul konserinden çok, Anadolu konserlerinden daha fazla keyif aldıklarını söylüyorlar, sizce de öyle mi?
Serdar Öztop: Kesinlikle; ben aynı şeyleri yaşıyorum burada. İstanbul büyük, her şey elimin altında, herkesi tanıyorum ama workshop yaptığımızda ya da konserlerimizde asla Anadolu'da gördüğümüz potansiyeli yakalayamıyoruz burada.

Aşiyan; İstanbul artık buna fazlasıyla doydu, hatta şımarmaya doğru bir gidiş var diyorlar?
Serdar Öztop; Bahar aylarından itibaren, aynı anda 3-4 tane farklı konser oluyor burada, yabancı gruplar da dahil buna. Evet bir şımarma söz konusu.

Aşiyan: Ankara dinleyicisi için ne diyorsunuz?
Serdar Öztop; Ankara çok daha hittir İstanbul'a göre; büyük şehirler genelde sıkıntılı, ufak şehirlerde çok daha fazla coşku ve katılım var ama her yer İstanbul'a nazaran daha iyidir. Şöyle örnek vereyim; ben İstanbul'da workshop yaptığım zaman, 50 kişi geliyorsa, Ankara'da 80 kişi geliyor, Malatya'da yaptığım zaman 300 kişi geliyor. Hatta salon taşmıştı, ne oluyoruz falan oldum yani (Gülüşmeler)

Aşiyan: Bu organizasyonlarınızı siz kendiniz mi ayarlıyorsunuz? Bir menajeriniz var mı?
Serdar Öztop; Yok hayır kendi içimizde, burada bana yardımcı olan arkadaşların desteğiyle görüşüp halletmeye çalışıyoruz. Aslında benim yaptığım şey para kazandıran bir şey değil, dolayısıyla da kimse çalışmak istemez zaten. Şöyle bir şey de var; en tanınmış, klibi dönen grupların bile biletli konserlerine çok fazla insan gitmiyor. Sponsorlu işler hep göz önünde oluyor ve insanlar da buna alıştılar; gazoz kapağına konsere gidiyorlar, her yıl fanta festivalleri vs oluyor. Millet de bunu bekliyor; zaten öğrenci harçlığı, cepte 3 kuruş para var, kız arkadaşıyla mı gezecek, konsere mi gidecek, cd mi alacak. Hiç biri şeklinde bir durum var İnternetten müziği indir, falan filan işte.
Aşiyan; Aslında internetten indirilince albüm kalitesindeki soundu yakalayamıyorsunuz, canlı performansı hiç yakalayamıyorsunuz.
Serdar Öztop; Orası öyle haklısın da; o keyif kaldı mı insanlarda acaba çok merak ediyorum? İstanbul Beyoğlu'na iniyorum; belli mekanlar var bilirsin, nevizade var canlı müzik yerlerinin olduğu, aynı zamanda insanların, cafe, bar gibi yerlerde, sokaklarda oturup bira içtiği yerler. Haftanın her günü o sokaklar full; dışarıdaki masalarda oturup, içip muhabbet ediyorlar, içerde canlı müzikler çalınıyor, kimse kafayı sokup da bakmıyor , ne oluyor burada acaba diye. Yani iş bu noktaya geldi artık; eskiden bir yerde bir davul sesi duysa insanlar, bir trampet, bir gitar sesi çıksa hemen bakar, ne oluyor burada, grup mu var? Ne var diye merak edip, gidip bakarlar ve hatta oturup onları dinlerlerdi.

Aşiyan: Çok mu fazla olduğu için acaba, yine aynı noktaya mı geliyoruz?
Serdar Öztop: Evet kesinlikle; arzın üzerinde bir talep söz konusu zaten. İnsanlar o kadar müzik dinlemeye de meraklı değil bence, olmazsa olmaz bir durum değil. Zaten radyodan, televizyondan, internetten bir sürü insan pompalayıp duruyor; "bunu yaptım" falan diye, açıkçası ben bile artık müzik dinlemez hale geldim. Burada sürekli müziğin içindeyim ve nasılsa müzik bir yerden çıkıp beni buluyor.
Aşiyan: Biraz da cd fiyatları ilgili konuşalım mı?
Serdar Öztop: Pahalı demeyelim ya.
Aşiyan: Diyelim ama neden diyelim biliyor musunuz? Ben burada talepte bulunanı temsil ediyorum, siz de arzı yaratanı. Şimdi biz talepte bulunanlar şöyle düşünüyoruz; beğenip dinlediğimiz, albümünü alıp, arşiv yapmak istediğimiz, müziğini daha kaliteli duymak istediğimiz, 1 tane müzisyen yok ki; yabancısından tutun da yerlisine kadar bir sürü müzisyeni takip ediyoruz. O fiyatlarla hangi birinin albümünü alıp da, hangisini arşivimize katalım.

Serdar Öztop İle Buluştuk...

Serdar Öztop: Peki size şöyle sorayım ben de; günde kaç bardak bira içiyoruz?
Aşiyan: Ben fazla içenlerden değilim.
Serdar Öztop: İstanbul'da en ucuz bira 5 tl, içiyosun yarım saat sonra bitti gitti, devamı tuvalette! Bir cd alıyorsun 10 tl, hatta internetten sipariş olduğunda 7-8 tl civarında alınabiliyor, hatta ben konserlerime götürüp 5 tl den satıyorum.
Aşiyan: Ben de konuyu oraya getirecektim, acaba 10 değil de 5 tl olsa da daha fazla insan bu cd'leri satın alsa, siz (ticari dille) sürümden kazanmış olmaz mısınız?
Serdar Öztop: Mümkün değil, çünkü; arada çok fazla ayak var. Basım maliyetleri var, yapım maliyetleri var, tanıtım maliyetleri var. Toptancı para kazanacak, perakendeci para kazanacak.

Aşiyan: Anca mı karşılıyor, "kurtarmaz baba, olsa dükkan senin" mi diyorsunuz?
Serdar Öztop: Evet aslında kısaca öyle bir durum var (Gülüyor)
Aşiyan: Peki bunun başka bir yolu yok mu; daha fazla dinleyiciye, daha kaliteli müzik dinletemeyecek miyiz?
Serdar Öztop: Var; dinleyici www.serdaroztop.com'a girecek, bize mail atacak, "ben cd'nizden almak istiyorum" diye, ben de onu 5 tl'ye göndereceğim.

Bir de şöyle örnekler var bu konuda; bir arkadaşım üniversitelerde telifle ilgili seminerler veriyor, Boğaziçi üniversitesine gitmiş, işletme fakültesine, anlatıyor durumları, bir de cd'lerinden götürmüş, birkaç soru sorup bilenlere cd'lerinden hediye vermek için. En son 1 cd kalmış elinde, bir soruya cevap veren bir öğrenciye vermek istemiş. Öğrenci almak istememiş, al demiş kendin dinlemezsen arkadaşına verirsin. Öğrenci; yok ben o albümü indirdim, dinledim sonra da sildim zaten demiş.
Dinlemiş bitmiş yani tamam mı, o konu kapanmış artık onun için. Hal bu durumdayken; bu tabi %100'ü kapsamıyor ama genelde albümlerin bir kıymeti yok demek ki vatandaş için.

Aşiyan: Arşivleme isteği mi kalmadı artık insanlarda diyor sunuz?
Serdar Öztop: Evet, artık o jenerasyon değişti bunu kabul de etmek lazım.
Konserlere gelince de; herkes bir videosunu çekip atıyor internete filan ya, o iş bence şişti. Yabancı grupların yaptığı dvd'lere baksana acaip; "Whitesnake" konseri düşün, en güzel açılardan çekmişler, ışıklandırma, sound harika. İstanbul'a geldiklerinde gittim ben konsere, aynı tadı almak mümkün değil, sadece tek tat; orada tanıdığın insanlarla, dostlarınla beraber olup, 3-5 muhabbet, "aaaa bu şarkıyı çaldı veya gitar soloyu atamadı" geyiği yapmak, başka bir şey yok…
Teknoloji; bence insana dair olan şeyi baltalıyor, zaten öngörülen bir şeydi ve iş oraya doğru gidiyor.
Aşiyan: Müziğin ideolojisi var mıdır? Olmalı mı?
Serdar Öztop: Şart değil; ama olduğu durumda var, olmadığı durumda var. Türle alakalı bir şey; rock olarak bakıldığında, çok daha ideolojik alt yapısı olan bir türden bahsediyoruz; ama rock'ı sadece sound olarak alıp, farklı yorumlarla ve farklı sözlerle, farklı bir anlayışla insanlara sunduğun zaman, tamamen ideolojisinden arındırılmış, sadece popüler kültüre hitap eden bir tür de olabiliyor. Dolayısıyla; o aslında biraz sanatçı ve dinleyici arasındaki ilişki ile alakalı bir durum. Sanatçı bir şey mi demek istiyor yoksa hiçbir derdi yok mu?
Aşiyan: Eski, yabancı ya da yerli grupların yaptığı müziğe ve sözlere bakıldığında; "ideoloji" çok daha ön planda, yeni grupların yaptığı müziğe veya sözlerine baktığınızda ise "aşk" teması çok daha ön planda, hangisi doğru sence?
Serdar Öztop: Şöyle bakıyorum; ben mesela, neden rock dinlemeye başladım? İnsan belli bir yaşa geldikten sonra veya belli bir tecrübe kazandıktan sonra; hiçbir şey bilmezken, kendini nelerin heyecanlandırdığını, neden o yola saptığını unutmaya başlıyor. Ben son zamanlarda onu baya bir sorgular oldum. Müzikal gerçeklere, doğruluklara bakıyorsun, o zamanlar; davulcu trampete vurduğunda, bir şeylerin havaya kalktığını görmenin, seni aslında o zamanlar nasıl heyecanlandırdığını, gaza getirdiğini veya şarkı sözlerinde verdiği mesajların, seni nasıl etkilediğini unutur hale geliyorsun bazen. Şunu düşünüyorum, mesela; "Eye Of The Tiger" gibi falan, gaza getirici, umut aşılayıcı, çalışırsan yaparsın, başarırsın, bunun anahtarı budur tipindeki parçaların, aslında beni ne kadar çok etkilediğini ve rock müziğe ne kadar çok bağladığını fark ediyorum. Dolayısıyla; rock müzik benim için öyle bir şey. Bana enerji katan, bir şeyleri yapma isteği veren, beni güçlü hissettiren bir müzik tarzı aslında ve benim açımdan ideolojisinin de o noktada olması lazım. Yani daha arabesk tavırlı, daha aşka yönelmiş, mesela; ben aşk parçası yapmak istemem gerçek olmadıkça. Varsa 1 tane ya da 2 tane vardır o da gerçektir.

Aşiyan: Rock müziğin; soft ya da hard şeklinde ayrılmasının sebebi sözler midir, sound mu?
Serdar Öztop: Bence daha çok sound, en azından, işin müzik tarafında duran insanlar olarak öyle algılıyoruz.
Aşiyan: Sözlerin aşk üzerine olmasının, parçayı soft yaptığı biliniyor genelde.
Serdar Öztop: En sert rock yapan grupta bile aşkla ilgili parçalar oluyor. Mesela; Whitesnake'e hard rock grubu dersin sonuçta ama parçalarına bakıyorsun %99 u aşk üzerine, öbür tarafta çok daha soft soundlu müzik yapıp, çok daha eleştirel sözlerle müzik yapan gruplar da var.
Aşiyan: Şimdi soracağım soruyu sohbetimiz sırasında cevapladınız kısmen ama belki eklemek istediğiniz bir şeyler daha olabilir diye sormak istiyorum.
Rock müziğin size hitap etmesinin sebebi nedir? Asi misiniz?
Serdar Öztop: Çok asi olduğumu söyleyemem, kuzu gibi adamımdır aslında (Gülüyor) ama hoşuma gitmeyen şeylere kafa yorarım. Bunu acaba nasıl farklılaştırabiliriz, ne yapılabilir veya ben niye bir şey yapmıyorum gibi bir sürü şey kafama takılmıştır, takılmaktadır zaten. Dolayısıyla; pozitif noktada bakıyorum olaya, hani şey olsun istemiyorum; müziğin bir rahatlatıcı, abartırsak, bir uyuşturucu görevi görmesini istemiyorum. Daha iğneleyici bir fonksiyonu olması gerektiğini düşünüyorum. Öbür türlü; dinledin heavy metali, salladın kafayı, canın çıktı, yoruldun, terledin, eve gittin yattın uyudun, her şey güzel. Böyle olmamalı işte, o kafayı sallarken; "ulan ben yarın öyle bir şey yapacağım ki, bu böyle olmayacak bundan sonra falan diyebilmen ve bunu da yapman lazım".

Aşiyan: Elektrogitarın gürültü olduğunu düşünenlere, sevmeyenlere, dinlemeyenlere ne söylemek ister siniz?
Serdar Öztop: Teknik olarak bakıldığında; heavy metal müziklerde kullanılan sound'un %99'u gürültü zaten, buna kimse itiraz edemez. Grafik öyle gösteriyor zaten ama onu seçebilen kulak farklı algılayabiliyor. Oradaki melodiyi, ritmi, oradaki enerjiyi algılıyor sonuçta. Tamamen algı meselesi, o doğru, bu yanlış demek pek mümkün değil.

Aşiyan: Biraz müziğin dışına çıkalım artık; kitap okuyor musunuz? Ne tarz seviyor sunuz?
Serdar Öztop: Kitap okurum ama genelde müzik teknikleri üzerine olur. Roman, hikaye falan, o tip şeyler beni pek mutlu etmez, çünkü zaten bir sürü hikaye var etrafımızda. Kurgulanmış hayattan çok hoşlanmıyorum ben; önüme geldiği gibi yaşamayı tercih ediyorum, tecrübe edilince çok daha kıymetli olur bence. Başkalarının hayatlarını yaşamanın çok bir esprisi yok ki, şurada zaten kaç senelik ömrümüz var ki? Bu ara biraz ne yapıyorum ben modundayım, gezip tozmak bir şeyleri yaşamak ister durumdayım da, o yüzden de böyle biraz sert konuşuyorum.. Özetle; okuduğum kitaptan bilgi almayı seviyorum.

Aşiyan: E o zaman film için de aynı şey geçerli?
Serdar Öztop: Evet ama sanatsal şeyler de yok mu? Güzel kurulmuş cümleler insanı etkiler, aynı şekilde güzel yazılmış senaryo, güzel çekilmiş sahneler. Yine de belli bir yerde kalıyor işte, fazlaca düşkün değilim. Sonuçta işitsel ve görsel olarak onları almak çok daha pratik olduğu için beklide, filmi tercih ederim.
Aşiyan: Feminizm hakkında ne düşünüyor sunuz?
Serdar Öztop: Benimle ne alakası var diye düşünüyorum (Gülüyor) Bilmem iyi bir şey heralde (Gülüşmeler)
Aşiyan: Ne kadar iyi?
Serdar Öztop: Herkesin kendine göre sorunları var, bireysel olarak hayatının veya düşünsel anlamda dahil olduğu grubun daha iyi yaşamasını istemek, bu konuda bilinç oluşturmak, gibi dertleri ve hakları var. Bu noktada feminizm doğru bir hareket. Ben hep şunu sorguluyorum; neden insanlar birden fazla oldukları anda gruplaşmaya başlıyorlar? Bir anda birbirini itmeye kakmaya kalkışmak, ondan biraz daha fazla alayım.
Aşiyan: Güç ve güvende hissetmek için diyebilir miyiz buna?
Serdar Öztop: Bence çözülmesi gereken sorun bu, maddi anlamda kendini daha güçlü görerek, bir şey olduğunu zannediyor olması durumu zaten hastalıklı olan şey. Bütün bunlar olmasa; sınır olmasa, vergi olmasa, devlet olmasa, herkes ağaçtan elmasını koparıp yese. İnsanları birbirlerinden üstün kılan şey; ürettikleri işin kalitesi ve onların adına yapılan övgüler olsa, bunların hiç birini konuşmayacağız aslında. Herkes kendi özel yeteneği ile anılsa ve alkışlansa, alkışlanmayan da nasıl alkış alacağını düşünse. Öyle bir hale geldi ki, toplum, o kadar paraya, mala değer ve önem atfetti ki; adam dünyanın en iğrenç işini yapıyor da olsa, o araba, o para onda olduktan sonra gayet iyi yaşayabiliyor oluyor. Toplumun yozlaşması dediğimiz hikaye zaten bu, bütün değerlerin tepetaklak olması. Dolayısıyla da; feminizm haklı bir hareket. Adamlar kadınlara kötü davranıyor, kadınlar da kendi kadınlık gururunu ayaklar altına alıyor, e hal böyle olunca da birileri bunu görüp; "1 dakika diyor, bu iş böyle olmaz". Aslına bakarsan aynı şeyi erkeklerin de yapması lazım. Toplum içinde erkek; fiziksel ve maddi anlamda daha güçlü gibi göründüğü için çok da fazla kafaya takmıyor böyle şeyleri, zihinsel olarak da olaya farklı bakıyoruz, çok umursamıyoruz belki veya doğal şeyler bunlar diye düşünüyoruz. Aslında erkekler açısından da aynı sıkıntı var bence, sen bir şekilde adam gibi adam olmaya çalışıyorsun, kimseyi kazıklamayayım diyorsun; ama güçlü olan, kadını ezdiği gibi, dürüst olan erkeği de eziyor, kimse bunun farkında değil.

Aşiyan: Size göre seks nedir?
Serdar Öztop: Doğal olandır. Aşkın devamı olabilir, aşktan bağımsız olabilir. Varoluşun bir parçası. Bunlar insanda bir şekilde kodlanmış, yani hiçbir şeyi hesaplayarak yapmıyorsun ama; hissetmek istiyorsun, yaşamak istiyorsun, kişisel tercihlere bağlı olarak, aşık olup seks yapmak istiyorsun ya da aşk olmadan seks yapmak istiyorsun.
Aşiyan: Aşk=seks olabilir mi?
Serdar Öztop: Bence aşk ve seks mutlaka bir arada olmak zorunda, sekssiz aşk düşünemiyorum açıkçası. Diğer türlüsü kısa ömürlü olur, ama öyle bir şey olamaz da demiyorum.
Aşiyan: Sadece erkekler için mi durum böyle, kadınlar da aşksız seks yapabilirler mi?
Serdar Öztop: Şimdiki kadınlar maşallah yani (Gülüyor) orada eşitliği yakaladık… Ya şaka bir yana, eğer erkek bunu yaşayabiliyorsa neden kadınlar yaşayamasın. Bir kadınla tanışıyorsun, bakıyorsun kafalar da uyuşuyor, anlaşabiliyorsun ve beraber olmakta istiyorsun, sonuçta; kafaların uyuşması, zihinsel ve bedensel uyuşmanın da gerekliliğini beraberinde getiriyor, beraber de ömür geçireceksen zaten bu olmak zorunda, e bunu da denemek istiyorsun. Baktın ki her türlü uyum var, işi evliliğe götürüyorsun.

Aşiyan: Erkekler genelde, bakirelik konusunda çok çağdaş düşündüklerini, olabileceğini söylerler ama iş ciddiye bindiğinde ise birden fikir değiştirirler. Neden durum böyle?
Serdar Öztop: Bende evlenmeden önce de sonra da durum değişmez aynıdır. O çok büyük bir ayıp ve terbiyesizlik, sen hem kadınla beraber olmak iste, hem de iş evliliğe geldiğinde; "yok ben bakire kadın arıyorum" de. Böyle saçma bir şey olamaz. Seviyorsan bir önemi olmamalı, senden önce ne yapmış, ne önemi var. İnsanda bir sapıklık var, o yüzden olmuyor bunlar, sapıklar bir tarafa gidiyor, olmayanlar diğer tarafa gidiyor veya herkes kendince sapık zaten.
Aşiyan: Bu eğitimle de alakalı değil?

Serdar Öztop: Yok, hiç alakası yok, çevresel faktörler diyeceğim ama bence onunla da alakası yok, yıkılması da çok zaman alır. Bir erkek bakire bir kadınla evlenmek istiyor olabilir buna hak veriyorum ama o zaman kendisinin de bakir olması gerekir.
Aşiyan: Sizce dış görünüş önemli midir?
Serdar Öztop: Önemlidir.
Aşiyan: Hep de görünüş benim için önemli değil, kafa ve uyuşma önemli ve 1. sıradadır denir.
Serdar Öztop: Yalan diyorum, başka da bir şey demiyorum (Gülüşmeler) Yolda bir kadın görüryosun, hoşuna gidiyor. E bu kadının nesi hoşuna gidiyor? Öncelikle dış görünüşü, kaşı gözü. İlla ki görsel bir şey var, e sen bunu böyle algıladıktan sonra, görselliğin hiçbir önemi yok diyemezsin ki. Elbette ki kafanın da önemi var; ama önce görünüşe bakılır, bu budur yani.
Aşiyan: Türk erkeklerinde "sarışın" kadına karşı bir zayıflık var, aynı zamanda sarışınların "aptal" olduğu konusunda da genel bir kanı var. Nedir bu durum?
Serdar Öztop: Bu dünyada da olan bir durum, sadece Türk erkeği ile akalı olan bir şey değil. Esmer bir toplum olduğumuz için, bizde olmayana bir eğilim olduğu bir gerçek. Arap şeyhleri, sarışın kadınlara petrol yatakları falan bağışlıyor haremine girsin diye.
Aşiyan: Kendi dış görünümünüze önem veriyor musunuz?

Serdar Öztop: Metroseksüel değilim ama bakımsız biri de değilim. Ben her şeyden önce sağlık açısından kendime bakmayı seviyorum, yediğime içtiğime dikkat ediyorum, spor yapıyorum; ama şurama bilmem ne yaptırayım falan, o tarz bir adam değilim. Giyim kuşam konusunda da, genelde rahat edebileceğim kıyafetleri tercih ederim. Ortama göre; sahneye çıkacaksam da ona göre giyinirim. Gündelik hayatta gayet sıradan olmayı tercih ediyorum. Sokakta rock star gibi dolaşmaktan hoşlanmam, herkes bana baksın gibi bir derdim yok. Sonuçta ben müziği star olmak için yapmıyorum, bu benim sevdiğim şey, kendimi böyle ifade ediyorum.

Aşiyan: Müzik dışında da sorular sordum size ve bunu özellikle yaptım çünkü; insanlar hayranı oldukları kişinin ne parfüm kullandığını bile merak ediyorlar. Aşk hakkında, seks hakkında ne düşündüğünü vs

Serdar Öztop: Ben şey tarafını çok da algılayamıyorum, ben bütün insanları eşit görüyorum, dolayısıyla kendimi de sıradan bir insan olarak görüyorum. Belli insanlar için idol muyum, diye olaya bakamıyorum. Bu bir taraftan artı, bir taraftan eski bir durum da olabilir. Profesyonel olarak "star" olma noktasında olan bir insanın böyle düşünmemesi lazım. Yaptığım şey tamamen yanlış aslında. Çünkü "ulaşılmazlık" size o paraları kazandırıyor. O sayede reklamlara çıkıp; Bakın işte ben bu ürünü kullanıyorum siz de kulanın diyip malı sattırıp milyon doları cebe indirebilirsin. Rock star olma noktasından para kazanmak isteyen biri olsam, öyle isem yaptığım şey tamamen yanlış.

Aşiyan: Türkiye genelinde rock kültürüyle beslenmiş, rock dinleyici kitlesi için Serdar Öztop, bence bir "rock star" zaten. Bence siz çok mütevazi davranıyorsunuz bu konuda.
Serdar Öztop: Eksik olma da ben pek öyle düşünmüyorum ya da düşünmek istemiyorum, aslında işin özü, o çok büyük bir sorumluluk, sıradan insan olma özgürlüğü bence çok önemli bir şey. Bir ara Haluk Levent'le yoğun çalıştığım bir dönemde, kilpler falan oluyordu, çok yoğun ilgi oluyordu, yolda falan yürüyemiyorduk. Ben rahatsız olmuyorum insanlarla diyaloğa geçmekten ama bir noktadan sonra, olay belli bir kitlenin dışına çıktıktan sonra, artık mantıksızlaşmaya başlıyor. "Öpücem abi"ler falan (Gülüyor) bu biraz sakıncalı bir durum bence. Onu ben yaşamak istemiyorum. Böyle olduğuna tanık oldum ve koşarak uzaklaştım biraz da.

Aşiyan: Bunun biraz yaşla da alakası var mı? "Öpücem abi" ile gelenlerin yaşları kaçtır ki?
Serdar Öztop: Yaşla da çok alakası olduğunu düşünmüyorum açıkçası, ben hiç öyle değildim olmam da. Yanımdan Steve Vai geçse çok da umurumda olmaz açıkçası; "aaa Stevi Vai" derim sadece o kadar.
Aşiyan: Aldatıldınız mı?
Serdar Öztop; Bilmiyorum ki, aldatılmışımdır herhalde ama bariz yakaladığım bir durum olmadı. Hiç kafaya takmam bunu ayrıca, bir şey yürümüyorsa yürümüyordur, zorlamaya gerek yok.

Aşiyan: Aldattınız mı?
Serdar Öztop: Evet 1 kere yaptım, bitmesi gereken şeyleri bitiremezsin ya, çok rocker takıldığım zamanlardı onlar. Kemancı'da çalıyoruz, ortalık kaynıyor, öyle bir halt ettim (Gülüyor) Aslında o kadar yoğun ilgiye bunu sadece 1 defa yapmış olmak da iyi halden dışarı salar beni. Konserlerde falan da hiç öyle bir niyette olan biri değilim çünkü ben orada kendimi harbiden sanatçı olarak görüyorum. Gitar çalmışsın, insanlarla bir elektrik paylaşmışsın, ondan sonra in aşağı; "gel yavrum" falan, çok ters geliyor bana.

Aşiyan: Güncelle ne kadar ilgilisiniz, mesela son dönemde gelişen bu İsrail olayı hakkında ne düşünüyor sunuz?
Serdar Öztop: Çok detay var, oyun içinde oyun mu dönüyor, ne oluyor. Sorunlu bir dönemden geçtiğimiz aşikar. İktidar sorunu, işleyiş sorunu, Ergenekon meselesi. Her şeyin altında bir durum var, hiçbir şey net değil. Yardım gemisi adı altında gemiler gidiyor oraya, amaç yardım etmekse, bizim memleketimizde de bir sürü aç insan var, onlar ne olacak kardeşim o zaman. Açıkçası çok prim vermiyorum böyle şeylere, insanlar yardımlaşsın elbette ama gerçekten yardımlaşılsın "adı altında" olmasın bu. Bir sistem sorunu var zaten, hiçbir şeyi eşit dağıtamıyoruz, e böyle olunca da yürümüyor işte bazı şeyler. Her şekilde Akp'ye karşı olduğumu söyleyebilirim ama sol görüşlü biri olarak, neden Türkiyede ki sol partilerin bir başarı yakalamadığını ellerine geçirdikleri fırsatı değerlendiremediklerini de sorguluyorum. Bu yüzden Akp bu kadar güçlendi, ha bu gücü neye karşı kullanıyorlar o da ayrı bir konu, Türkiye'de ki sorunları çözmek için mi kendilerine mi? Bir bakıyorsun, türbanlı ablaların altında jeepler. Çiğ süt emmişlik durumu var. İnandığı şey ne olursa olsun, bütün dinlerin, bütün ahlak kurallarının insana aşılamaya çalıştığı şey; birbirinize karşı saygılı olun, birbirinizin hakkını yemeyindir. Bütün mevzu bu, insanlar bunu yapsa zaten, peygambere falan gerek kalmayacak. Bir dönem o kazanıyor, bir dönem bu kazanıyor, arada da olan gariban halka oluyor. Böyle garip bir durum var. Aslında işin temeli problemli onu çözmek lazım.
Aşiyan: Son olarak, şu an neler yapıyor sunuz? Yeni albüm var mı?
Sedar Öztop: Yakın zamanda Fix ve Armonik Minör diye 2 gruba single çalışması yaptık. Geçen sene bir oluşum başlatmıştık, karışık albüm projesi adı altında; 6 grubun 2'er parçalarından oluşan digital bir albüm olacaktı bu. Bazı sıkıntılar çıktı ve olmadı, sadece 2 grup şartları yerine getirip zamanında kayıtlarını yaptılar. O proje iptal olmuş oldu ve bu 2 gruba single yapma kararına dönüştürdük olayı. Onun dışında kendim için single düşünüyorum, Haluk Levent'e "Arkadaş" albümünde verdiğim 2 parça vardı, onları yeniden düzenleyip yorumlayacağım. Belki düet olabilir, bakınıyorum kiminle yapabilirim diye, henüz net bir şey yok.
Aşiyan: Çok güzel, keyifli bir sohbetti, sorularıma samimi cevaplar verdiniz. Çok teşekkür ediyorum.
Serdar Öztop: Asıl ben teşekkür ediyorum, kalktınız Ankara'dan buraya geldiniz.
Aşiyan: Ben hiç pişman değilim, olmayacağımı da biliyordum. Tekrar teşekkürler.

Sevgili arkadaşım Bora, İstanbul'un o keşmekeşinde bana eşlik ettin, fotoğraflarımızı çektin, sana da desteğin için teşekkür ediyorum.
Bir daha ki sohbet kiminle, ne zaman olacak bilinmez, bana bile sürpriz. Görüşmek dileği ile…
 



Yazılarımızı Facebook'tan takip etmek için: