SÖYLEŞİ

Self Torture Röportajı

Benan Erdoğan - 27 Ocak 2006

Ülkemizin başarılı Hardcore gruplarından biri olan Ankaralı Self Torture ile yeni albümleri öncesinde Benan Erdoğan görüştü. Özellikle sahne performanslarıyla dikkat çeken grubun vokalisti Mehmet Stevenson, Self Torture hakkında tüm merak edilenleri yanıtladı.

Her yıl büyük Metal festivallerinde çalıyorsunuz. 2004 RTN, 2005 Rock Republic 1 E.P. ve bir de albümünüz var ve şu anda sanırım yeni albümle uğraşıyorsunuz. Bize grupla ilgili son durumdan bahsedebilir misin?
Evet doğru. Açıkçası bu noktaya gelebileceğini düşünmemiştik. Yeni albümün ismi "Pick Up Those Fallen". Yaklaşık 6 tane yeni beste bitti. Kadromuz değişti. Basçımız Ozan Tol bir kaç ay önce evlendi ve uzun bir süre müzik çalışmalarına ara verdi. Şartlar böyle gerektirdi. Her zaman kalbimizdedir ve her zaman Self Torture'un bir parçası olur... Yeni basçımız Mehmet Yıldırım.  Eskiden Ankaralı Black Metal grubu Raven Woods'da çalıyordu.

Peki, "Pick Up Those Fallen" yine kendi çabalarınızla çıkan bir albüm mü olacak yoksa bir firma ile anlaştınız mı?
Kayıt bütçesini kendimiz karşılıyoruz yine. Şu an kendimizi kısıyoruz ve para biriktiriyoruz. Şu an nereden çıkacağı belli değil. Ama kesinlikle yurt dışından bir firmayla anlaşmak istiyoruz. Ama tabii olmazsa Türkiye'de bir kaç seçenek var. Muhtemelen Zoo Sound olur eğer yurt dışından olmazsa.

Peki, tarz olarak aklınızdan aynı şeyler mi geçiyor yoksa günün trendlerine mi ayak uyduracaksınız?
Tabii "Mislead"den ve "Person-A"den sevdiğimiz ve Self Torture'un tarzını yansıtan şeyler yine olur. Bu 2 üründe beğenmediğimiz çok şey var. "Mislead" bir emekleme dönemi, "Person-A" ise kendimizi tanıma süreciydi. Ama genel olarak yeni albümün daha sert olacağı kesin. Bize göre daha düz. Kesinlikle sound olarak biraz daha çürük ve karamsar. Aslında yorumları dinleyenlere bırakmak en iyisi.

Ankara; seyirci olarak da, grup piyasası olarak da çok steril görünüyor. Yani gruplar kendi aralarında çok sıkı arkadaşlar, seyirci her konsere geliyor, yılda bir kere de olsa İstanbul'da çalıyorsunuz. İki şehir arasında bu açıdan bir kıyaslama yapabilir misiniz?
Bir kıyaslama yapmak anlamsız olur. Ama tabii Ankara'da herkes iç içedir. Çeşitli tarz dinleyen ve çalan kimse ayrım yapmaz. Birbirimize destek olmaktan başka bir seçenek yok. İstanbul'daki ortamlar tam nasıldır bilmiyoruz açıkçası. Ama İstanbul'da çalmaktan her zaman çok keyif aldık ve çok iyi dostluklar da oldu orada olduğumuz sürede. Bir kısmı ile sıkı dostluğumuz halen devam ediyor. Umarım orada daha fazla konser verebiliriz ve daha ufak ve samimi mekânlar olur. Festivaller çok güzel geçti ama seyirci ile daha iç içe olmak her zaman daha önemlidir bizim için.

Geçen yıl Rock Republic sizin için nasıl geçti? Diğer grupları izleyebildiniz mi?
Kısaca süper!!!  Çok eğlendik. Seyirci çok iyiydi. Cumartesi ve Pazar her grubu gördük. 13 yaşımdan beri hayran olduğum Sick Of It All'u gördüm, tanıştım. Slayer'ı da hiç görmemiştim. Onlar için diyecek bir şey yok. Onlar Slayer çünkü!! Çok mutlu ayrıldık festivalden, inanılmazdı!

Sick Of It All gibi efsane bir grubu arkadaşlarımızla beraber izledik. İzlerken önünüzde hedef olarak onlar gibi olabilmek gibi bir düşünce oluştu mu?
Açıkçası ben o yaşlarda da müzik yapabilmek veya en azından hala bu müziği dinleyebilmek isterim.
Tabii ki... Bu müziği bırakmak bu saatten sonra saçma olur. Çok seviyoruz ve bitmesi için bir tarih veya yaş belirlemiyoruz. Zaten gruptaki herkes 20 yaşın üstünde. Çok genç değiliz artık ama kesinlikle Sick Of It All, Napalm Death ve Slayer gibi son noktaya kadar zorlamak istiyoruz tabii Napalm yoktu konserde ama güzel bir örnek

Türkiye'de şartlar insanları ve dolayısıyla grupları da çok etkiliyor. Paran var ama alet alamıyorsun çünkü saçma gümrük politikaları nedeniyle aletler çok yüksek fiyatlar ile satılıyor. Sen bir süre Amerika'da yaşamış biri olarak oradaki insanlar veya gruplar ile kendinizi karşılaştırdığında ortaya neler çıkıyor?
Çok basit bir karşılaştırma olacak bu ve zaten bahsettin. İmkânlar Müzik aletleri yarı fiyatına satılıyor. Özellikle Amerika'da 2.el piyasası çok iyi. Çok makul fiyatlarla tüm ekipmanlarını alırsın. Tur yapmak artık bir gelenek haline gelmiş orada. Sadece demosu olan gruplar bile çok konser verebiliyor. Türkiye'de bu olanaklar yok tabii. Ama bence bu o kadar da kötü bir durum değil. Çünkü gerçekten sabır ve çaba isteyen bir iş. Normal bir hayatla ya da okul veya iş ile müziğin paralel gitmesi şart. Burada rüya yaşamıyoruz!  Evet, buna rağmen birçok grup çıkabiliyor bu konuda haksız sayılmazsın.

Senin için Hardcore Metal piyasasının yeni aranan frontman'i gibi şeyler söyleniyor. Böyle şeyler seni rahatsız eder mi? Sahne duruşuna önem veriyor musun?
Açıkçası beni rahatsız etmiyor ama öyle bir iddiam da yok. Hardcore'un Türkiye'de bayağı bir geçmişi var artık.  Frontmanliği yeni öğreniyorum. Yani önceden gitaristtim ve çalmayı özlemiyorum değil. Çaldığımız müziği çok seviyorum ve hakkını vermek istiyorum. Mümkünse o sevinci dinleyenlere yansıtmak isterim. Yani duruşu pek düşünmedim. Kendim oldum!

Ozan'ın yokluğunu hissediyor musunuz? Ozan iyi müzisyenliğinin yanında çok da iyi birisi. Kararına saygınız olduğunu biliyorum fakat bu konuda hiç açıklama yapmadınız.
Tabii ki... Ozan'ın insanlığını, tecrübesini ve sahnesini çok özlüyoruz. Ekstrem müzik piyasasında 89'dan beri var. Tanıştığımda saygı ile karşıladım ve o saygı bitmez. Evet, her hangi bir yorum yapmadık. Yapsak bile kısa olur. Aile kurmak zordur. Bazı sorumlukları yerine getirmesi gerekti ve üzülerek ayrıldı. Çok anlayışla karşıladık.

Benden bu kadar. "Pick Up Those Fallen"albümünüzü sabırsızlıkla bekliyoruz. Samimi cevapların için teşekkür ediyorum. Söz sende...
Aynı samimiyeti gösterdiğin için ben de çok teşekkür ederim.






Yazılarımızı Facebook'tan takip etmek için: