SÖYLEŞİ

SAXON İLE ÖZEL RÖPORTAJ!!!

Yiğit Elvis İlgü - 5 Mayıs 2009
METAL MÜZİĞİN YAPI TAŞLARINDAN SAXON İLE YÜZYÜZE


...şarkının bir gitar solo kısmını boş bıraktık ve fanlarımızdan o soloyu yazmalarını ve kaydedip bize göndermelerini istedik...

...yakın bir zamanda blues şarkılarımızı bol bol dinleyebilirsin...

...sahneye çıktık ve ''Biz Motörhead'iz ve golf oynamayı çok seviyoruz'' dedik...

...çok az insan gelmişti İstanbul konserine. Sanırım bilhassa Crusader şarkısını sevmedikleri için...

...beraber turneye çıktığımız en manyak grup kesinlikle Mötley Crüe idi!...

...Iron Maiden da, Judas Priest de ve tabii biz de pek başarılı değildik...

...kaldı ki, dünyadaki en iyi rock gruplarından biri olduğumuzu biz de iddia ediyoruz...

...yazın yer alacağımız  festivalleri şimdiden duyurursak insanlar bu turneye gelmez...

...on sekiz fuckin' albüm yaptık bugüne kadar!...

Saxon, Iced Earth ile çıktığı Almanya turnesinde Berlin'e de uğradı

İngiliz metal şövalyeleri, bundan on sene evvel İstanbul'da da konser vermiş, New Wave Of British Heavy Metal'in öncü babalarından  Saxon geçtiğimiz aylarda yeni albümü Into The Labyrinth'i piyasaya sürdü. Melodik power metal tarzı birkaç nahoş şarkı dışında bomba bir albüm. Sırf Live To Rock ve Slow Lane Blues gibi 70lerin ve 80lerin bağrından kopup gelen şarkılar için bile almaya değer bir albüm.

Grup ile uzun yazışmaların sonunda, Berlin'de konserin gerçekleşeceği 13 Şubat günü öğleden sonra, röportaja yapmak üzere fotoğrafçımız Bülent ile Halford Rock Bar'ın önündeydik. İçeride bizi tatsız bir sürpriz bekliyordu. Grup, zaman darlığı sebebiyle tek tek röportaj vermek yerine ufak bir basın toplantısı yapmaya karar vermişti. Yaklaşık on basın mensubu yerlerimizi aldık ve efsane  grup kısa bir süre sonra tam kadro geldi.

Saxon, Almanya'da her yıl 3-5 festivalde çaldığı ve devamlı Almanya turnesine çıktığı için ulaşılmazlığını biraz yitirmiş olacak ki, basın ilgisizdi. Gazetecilerin çoğu hazırlıksızdı ve yer yer hazırlıksızlıklarını ele veren saçma sorularıyla grubu ve salonda bulunanları güldürdüler. Bir ara soruları sırf ben soruyorum, diğerleri de arada bir katılıyor sandım.
Uzatmadan söyleşiye geçelim:

Yiğit: Yeni albümünüz Into The Labyrinth fevkalade. Live To Rock şarkısı ise yeni bir metal klasiği. Saxon'un geri de bıraktığı otuz yıla aldırmadan hala bu genç ve vahşi soundunu korumasının sırrı nedir?
Biff: Bilmem... Birbirimizle sürekli enerji ve fikir alış-verişi içersindeyiz. Akılda kalıcı ve kafasallatan bir parça oldu Live To Rock. Müziğe yeni başlayan genç bir çocuğu anlattım. Bir de bu şarkıyla alakalı RiffKing diye bir şey yaptık. Şarkının bir gitar solo kısmını boş bıraktık ve fanlarımızdan o soloyu yazmalarını ve kaydedip bize göndermelerini istedik. Ortaya çok ilginç şeyler çıktı.

Yiğit: Hangi soloyu koyacağınıza karar verdiniz mi?
Biff: Turneden sonra yapacağız o işi. Şubat sonunda. Birincilik ödülünü kazananı bir günlüğüne dünyanın herhangi bir yerindeki bir konserimize götüreceğiz ve bizimle bir gün geçirecek. Eğer isterse solosunu sahnede bizimle çalacak. En kötü solo ya da en komik solo ödülleri gibi şeyler de olacak. Haha.

Yiğit: Bir blues müptelası olarak, son albümünüzden en sevdiğim Slow Lane Blues ve Coming Home (Bottleneck Version) parçaları. İleride başka blues tadında parçalar yapmayı düşünüyor musunuz?
Biff: Bizim grubun bluescusu Doug'dur. Fransa'daki stüdyomda kaydetmişti bottleneck şarkıyı ilk kayıtta (one take). Unplugged bir albüm yapma teklifi aldık. Yani yakın bir zamanda bol bol blues şarkılarımızı dinleyebilirsin. Metal klasiklerimizin 'garip' versiyonlarını. Haha. Crusader'ı orkestrayla kaydedeceğimiz gibi. Bir sonraki projemiz bu diyebilirim.

Yiğit: İstanbul'da 1998 yılında bir konser vermiştiniz hatırlarsanız.
Nibbs: Tabii ki hatırlıyoruz. Yüzme havuzu falan olan bir mekandı.
Biff: Otel gibi bir yerdi sanırım. (Ortaköy'deki eski rock house'dan bahsediliyor)

Yiğit: Türkiye'de yeniden bir konser vermeyi düşünüyor musunuz?
Biff: Tabii, neden olmasın. Gerçi çok az insan gelmişti İstanbul konserine. Sanırım bilhassa Crusader şarkısını sevmedikleri için.

Yiğit: Çok az insan geldiği için o konser Türk metal fanları için bir utanç aslında. Öteyandan bir avuç izleyici için birçok kez sahneye dönüp yaklaşık on şarkı fazladan çaldığınız için o konser unutulmazlar arasında yerini almış.
Nibbs:
Kaç kişinin konsere geldiği pek de önemli değil. Güzel bir ambians ve vaktimiz olduğu sürece çalarız.

Yiğit: Hangi grupları beğeniyor ve dinliyorsunuz?
Nibbs:
Iced Earth'ü seviyoruz.
Biff: Her gün dinliyoruz! Haha... (Beraber turnede oldukları için.) Airborne, Metallica dinledim son zamanlarda.
Doug: Motörhead'in son albümü çok güzel mesela. Rammstein severiz.

Yiğit: Bugüne kadar pek çok grupla birlikte turneye çıktınız. En manyak grup ve en sıkıcı grup hangileriydi?
Biff: En sıkıcı mı? Haha...
Nigel: Beraber turneye çıktığımız en manyak grup kesinlikle Mötley Crüe idi!
Biff: Kesinlikle en manyak turnemiz oydu! En sıkıcı grup hmm... Sıkıcı demeyelim de garip diyelim. En garip grup Cheap Trick idi. Çok farklı tarzlarda müzik yaptığımız için sanırım.

Yiğit: Almanya'da çok sık konser veriyorsunuz. Saxon'u Almanya'ya bu kadar bağlı tutan şey nedir?
Biff
: Metal müziğin düşüş yaşadığı 90lı yıllarda Almanya metalin kurtarıcısı oldu. Alman fanlar hep sadık kaldılar ve bizde burada konserler vererek teşekkürümüzü sunuyoruz.

Yiğit: İngiltere'deki metal piyasası ne alemde? Saxon ilgi görüyor mu?
Biff:
İyi, oldukça iyi. Dediğim gibi 90larda bir düşüş yaşadık. Dinleyicileri suçlamak da yanlış. Iron Maiden da, Judas Priest de ve tabii biz de pek başarılı değildik. Ama 2000'den beri metal bomba gibi geri döndü.

Yiğit: ABD'de 80li yıllarda çok popülerdiniz. Son zamanlarda orada tutuluyor musunuz?
Biff:
Önümüzde 23 Mayıs'ta başlayacak olan bir Amerika turnesi var. ABD'de de metale olan ilgi geri geldi. Yeni albümümüz tutuldu ve 30. yıldönümümüzde bizi eğlenceli birkaç konser bekliyor.

Meslektaş: Motörhead ile çaldığınız bir konserde Lemmy espri olarak, siz Wheels Of Steel parçasını çalarken tekerlekli sandalyeyle sahneye çıkmıştı.
Biff: Haha... Doğru. Biz de ertesi gün sahneye çıktık ve ''Biz Motörhead'iz ve golf oynamayı çok seviyoruz'' dedik. Şaka bir yana Motörhead ile çok iyi anlaşıyoruz. Onlarında blues parçaları var ve bir gün belki beraber unplugged bir konser bile verebiliriz.

Meslektaş: Müzik piyasasında bulunduğunuz bunca yıldan sonra artık labirentin dışında olduğunuzu düşünüyordum. Into the Labyrinth adlı son albümünüzün anlamı nedir?
Biff: Hayat böyle işte. Aslında Into the labyrinth of fire adlı bir şarkı yazdık fakat bu albüme koymadık. Ama albümün ismi o şarkıdan geliyor.

Yiğit: Küçük mekanlarda mı yoksa büyük festivallerde mi çalmayı daha çok seviyorsunuz?
Biff:
İkisinin de zevki ayrı. Dün mesela Kopenhag'da ufak bir mekanda çaldık ve çok eğlenceliydi. Festivallerin de tadı başka tabii.

Yiğit: Nigel'a bir soru sormak istiyorum. Gruba üçüncü kez geri döndün. Nasıl bir duygu bu?
Nigel:
Hahaha... (herkes gülüyor.) Labirent gibi işte bir türlü çıkamıyorum. Harika bir şey. Bu grup benim hayatımın bir parçası ve kendimi eve geri dönmüş gibi hissediyorum.

Meslektaş: Setlist'e ne dersiniz? (''how about a setlist?'')
Nibbs:
İyi fikir. Sende fazla varsa bize verir misin? Haha (herkes gülüyor).
Biff: Güzel parçalar seçtik. Yeni albümden 6-7 parça çalacağız. Ama bu turnede iki headliner olduğumuz için eşit süre sahnede kalıyoruz ve normalden birkaç şarkı az çalıyoruz.

Meslektaş: Uzun yıllardır bu piyasadasınız. Buna rağmen hala sahneye çıkmadan önce korku duyuyor musunuz?
Biff:
Hayır desem yalan olur. Büyük festivallerde sahneye çıkmadan önce biraz tedirginlik oluyor. Çünkü festivallerde çalarken yolunda gitmeyen şeyler olabiliyor.
Nigel: Yeni bir albüm yapıp turneye çıkınca da heyecanlı oluyoruz tabii.

Meslektaş: Sahneye çıkmadan önce gerçekleştirdiğiniz bir ritüel var mı?
Biff
: Yok aslında. Bir iki kadeh şarap içeriz o kadar.
Nibbs: Ya da üç dört. Ehehe...

(En bomba soru geliyor...)

Meslektaş: Bu turnede uçak var mı?
Biff:
Ne uçağı?
Meslektaş: Hani konserlerinizde oluyor ya... Yukarıdan iniyor...
Nibbs: Aa! Kartal figürünü diyorsun sanırım.
(Herkes gülüyor)
Meslektaş: Kartal da bir çeşit uçaktır. (sıç-sıva)
Biff: Öyle mi? İlginç... Hayır, bu turnede yok. Daha çok festivallerde kullanıyoruz.

ROPORTAJIN TAMAMI DELİ KASAP KOLEKSİYON SAYISI 5'TE YAYIMLANACAKTIR!!!

 



Fotoğraflar: Bülent Engüzel

Yazılarımızı Facebook'tan takip etmek için: