SÖYLEŞİ

Rock aleminin Kara Kedi'si Asena Özçetin'le Deli Kasap bir araya geldi.

Aşiyan Kutlu - 10 Aralık 2010

Aşiyan: Seninle ilgili internette bir araştırma yaptım, fakat çok fazla bir bilgiye ulaşamadım. Genelde grup etkinlikleriniz, konserler v.s. var. Sadece bir adet biyografi vardı, onda da çok fazla bir bilgi yoktu. Herhangi bir yayınlanmış röportaja da rastlamadım. O yüzden insanlar Asena'yı tanısın istedim.

Asena: Aslında internette datamız var ama her yerde herkes bizim irademiz dışında bir şeyler yazıyor. Biz de tüm bunlara yetişemiyoruz. 11 senelik bir grubuz ve çok eski bilgilerden en yeni bilgilere kadar hepsi aynı yerlerde farklı bilgilerle mevcut. En azından konserlerimiz ve çalışma programlarımızı güncel tutmaya çalışıyoruz.

Rock aleminin Kara Kedi'si Asena Özçetin'le Deli Kasap bir araya geldi.

Aşiyan: Biyografini bulamadım ben internette. Kimdir Asena? Ne zaman müziğe başladı?

Asena: Zaten hikaye yazacak da bir durum yok ortada (gülüyor). Ben genelde kişisel bilgilerimin grubun önüne çıkmasını istemiyorum. Bu yüzden de biraz geri duruyorum.

Aşiyan: Müziğin daha ön planda olmasını istemekle aslında haklısın, ama benim araştırmalarıma ve gözlemlerime göre de, dinleyiciler; dinledikleri kişilerin özel hayatlarını da merak ediyorlar. Kızlar daha fazla olmak üzere, erkekler de farklı taraflarıyla dinledikleri kişileri tanımak istiyorlar.

Asena: Bunlar biraz magazinsel şeyler olduğu için biz sanırım rock ve metal grupları olarak bunlardan biraz uzak kalıyoruz. Aslında haklısın, bir şekilde isminiz olduktan sonra magazinsel bir değeriniz de oluyor. Yine de bana hala tuhaf geliyor; "niye ki" diye bakıyorum (gülüyor).

Aşiyan: Aslında magazinsel durum grup ya da kişileri daha çok tanıtıyor (gülüyoruz). Müziğe ilgin ne zaman başladı?

Asena: Çok klasik olacak ama bu bir gerçek; çocukken başladı (gülüyor). Ben hep bunu yapmak istemiştim. Daha çocukken ne yapacağımı biliyordum. Belki de benim şansım budur. Başka hiçbir şey yapmayı düşünmedim. Yapmayı düşündüğüm başka şeyleri de hobi olarak zaten yapıyor. Müzik hep var ama bir yandan yapmaya çalıştım, başka bir alanda okudum.

Aşiyan: Müzik eğitimin var mı?

Asena: Konservatuarda okumadım, alaylıyım. Nota bilgim var, ses eğitimim var. Bu işin içindeyseniz bir şekilde müziğin gerektirdiği şeyleri yerine getirmek durumundasınız zaten. Kendimi bana yetecek kadar yetiştirdim.

Aşiyan: Sahnede canlı performans sergiliyorsunuz ve yabancı cover'lar yapıyorsun. İngilizce biliyor musun, yoksa kulaktan duyma şekilde mi söylüyorsun?

Asena: İngilizce biliyorum. Eğer yabancı cover yapıyorsanız İngilizce bilmeniz gerekiyor, bu grubun başarısını da artıran bir şey. Çünkü bir şarkıyı söylemek onu papağan gibi taklit etmek değil, ne söylediğini bilmek zorundayım ki o duygunun içine girip onu gerektiği şekilde söyleyebilmeliyim. Dolayısıyla bunu da dinleyenlere direkt duygularla geçirebilmeliyim. Ben aslında Hindoloji okudum, ona da dilden girdim, İngilizce'yi sonradan öğrendim ama öğrenmemin sebebi müzikti. Bu bir nevi tiyatro. O duyguyu karşıya geçirebilmem lazım.

Aşiyan: İngilizce bilmeden, kulaktan duyma söylendiğinde, vokal kendi yorumunu katamıyor ki zaten. Senin de bildiğini tahmin edebiliyordum, çünkü söylediğini duyabiliyordum.

Asena: Evet o biraz papağanlığa giriyor. "Eğitim şart" diyorlar ya, harbiden de öyle şart diyor (gülüyoruz).

Aşiyan: Evet bu dalga geçilen ve geyiği yapılan bir şey olmaya başladı ama bence de hakikaten "eğitim şart".

Asena: Bu sadece bir üniversite eğitimi de değil, genel kültür sahibi olmak gerekiyor. Dil; mutlaka bir ya da iki tane bilmek gerekiyor. Bütün bunlar girdiğiniz ortamda rahat hissetmenizi sağlıyor.

Aşiyan: Öz güven sağlıyor. Ne kadar çok şey bilirsen o kadar güvende hissediyorsun.

Asena: Evet aynen, durum tam da bu. Ben böyle olunca kendimi mutlu da hissediyorum. Öğrenmek benim için eğlenceli de bir şey. Bir şeyler okumak, bilgi edinmek beni gerçekten mutlu ediyor.

Aşiyan: Burcun ne?

Asena: Boğa.

Aşiyan: Zaten sen tam bir boğa kadınısın. Güçlü, kafasına koyduğunu yapan, inatçı (gülüyoruz)... Seni rock müzikte çeken neydi, neden pop değil?

Asena: O biraz ev ortamı ve yetiştiriliş tarzıyla da alakalı bence. Bizim evde hiç Türkçe müzik dinlenmezdi. Türkçe olarak annem ve babam sadece sanat müziği dinliyordu. Onun dışında sürekli klasik müzik, jazz, blues dinlenirdi. Ben de onları dinleye dinleye kulak alışkanlığı oluştu. Sonradan kendi kendime rock müziği keşfettim. Kendime en yakın bulduğum da, o oldu ve öyle devam ettim.

Aşiyan: Ruhunda biraz isyankarlık da var herhalde?

Asena: Var sanırım, var ki sonu böyle oldu. Ortaokul zamanlarımdı bir arkadaşım bana dinlemem için "Slayer" verdi. O zamana kadar "Duran Duran" , "Madonna" falan dinliyordum, çocuğuz daha o zaman. Sonra, "Slayer"i duyunca ben ne olduğumu şaşırdım. O gün metal dinlemeye başladım. "Slayer" de benim için dünyanın en iyi gruplarından biridir. Onun etkisiyle çok fazla sert müzik dinlemeye başladım. Arkasından 1-2 yıl için de başka kimler var diye araştırdım ve diğer rock ve metal gruplarıyla da tanıştım. Bu bende var zaten, merak ve araştırma... Mutlaka dibine kadar inip her şeyini araştırmalıyım (gülüyoruz). Sonra baktım ki, istediğim her şeyi bana verebilen bir müzik türünün ortasına düşmüşüm ben.

Aşiyan: Dinlemek bir keyif ama onu söyleyebilmek apayrı bir yetenek...

Asena: Bu doğuştan ve sanırım genlerle de gelen bir şey; benim annem eski radyo sanatçısı, babam ressam. Ben zaten sanatın içine doğdum (gülüyor), şanslıyım.

Aşiyan: Kesinlikle çok şanslısın, şanslısınız. Bu şekilde devamı da geldi zaten...

Asena: Devamı, evet geldi ama çok çalışmayla. Ailem beni çok destekledi, onlardan hiç olumsuz bir tepki almadım. Destekleri olmasaydı yapmaz mıydım, yine yapardım ama bu kadar hızlı ilerlemeyebilirdim. 4-5 yıl geride olurdum belki, bilemiyorum ama onların desteği gerçekten önemliydi.

Aşiyan; Tek çocuk musun?

Asena: Evet, tekim.

Aşiyan: Sanırım bunun da etkisi var, tüm özen ve itinayı sana göstermişler. Ellerinden gelenin en iyisiyle seni yetiştirmişler. Onlara teşekkürler ve öpücükler; seni bize kazandırdıkları için (gülüyoruz).

Asena: Prenses olduğum için, ne dersem yapıldı sanırım.

Rock aleminin Kara Kedi'si Asena Özçetin'le Deli Kasap bir araya geldi.

Aşiyan: Ben müzikle ilgileneceğim diyen bir kıza eskiden aileler; "başımıza dansöz mü olacaksın" derlermiş ya da benzer ifadelerle karşı çıkılıyor şimdi de. Senin ailenin müziğin içinde olması senin için gerçekten büyük şans.

Asena: Annem sadece, gece çalıştığım için; kendime dikkat etmemi söyledi. Ben de o ne dediyse dinledim zaten.

Aşiyan: Bana göre senin sesin jazz'a da uygun, güzel jazz gırtlağı var sende. Hiç düşündün mü ya da böyle bir denemen oldu mu?

Asena: Bu bana sürekli söyleniyor zaten, bir ara jazz söyledim, yıllarca blues söyledim. Dinleme kısmından çıkıp da işin teknik kısmına gelirsek, bir insanın sadece tek bir tür söyleyerek solist olabileceğine ben inanmıyorum zaten. Aynı şey gitar ve diğer enstrümanlar içinde geçerli. Müzik çok geniş bir alan, tek yönlü olmak hiçbir iş grubu için iyi değildir. Yapmasan da, sevmesen de en azından, nasıl yapılıyormuş diye öğrenmek gerektiğini düşünüyorum. Ben sekiz yıl blues söyledim, blues söylerken aynı zamanda jazz söyledim. Evde hep metal dinlememe rağmen metal grubumu 1999'da kurdum. Artık yapabileceğime inandığım zaman... Şimdi diyecekler ki; metal en zoru muydu? Hayır, öyle değil ama insan kendi istediği müziği yaparken biraz daha seçici oluyor. "Daha iyi yapmalıyım", "Tam onu yapabilecek kıvama geldim" demek istiyor. Bir de bu; benim müziğe olan saygımdan.

Aşiyan: Şimdi yapıyor musun?

Asena: Yok, artık yapmıyorum.

Aşiyan: Aslında senden dinlemek isterdim, jazz ve blues.

Asena: Arada değişik projeler düşünüyorum. Bu aralar blues söyleyesim de geldi aslında (gülüyoruz). 1-2 akustik proje yapmayı düşünüyorum fakat şu ara sahne programlarımız çok yoğun olduğu için bir şey yapmaya fırsat bulamıyorum aslında.

Aşiyan: O zaman bunu; "Asena bir ara akustik ve blues projesi yapacak" diye duyurabiliriz.

Asena: Yani evet, bir ara yapacağım öyle bir şey.

Aşiyan: "Asena Özçetin" diye solo albümün var, ki benim çok severek dinlediğim bir albüm. Neden çok fazla kimse bilmiyor bu albümü? Sen neden bir Şebnem ya da Özlem olamadın?

Asena: Para, para her şey para (gülüyoruz). Klip, kayıt v.s. her şey çok maliyetli. Biz kendimiz finanse ettik zaten bu solo albümü. Mesela bir klip çektik ama ikinci klibi çekemiyoruz şu anda.

Aşiyan: Sponsor falan...

Asena: Piyasaların durumu, ülkenin ve hatta dünyanın içinde bulunduğu durumdan dolayı nakit para verebilecek sponsor yok. Sahne kıyafetlerimiz için bir sponsorumuz var ama bu işin sadece bir kısmını karşılıyor. İkinci klibi yapmaya niyetimiz var ve bir şekilde yapmaya çalışacağız bu aralar.

Aşiyan: Bildiğim kadarıyla sadece klibi çekmekle de iş bitmiyor, bir de onu yayınlatabilmek var.

Asena: En azından yayınlatabiliyoruz, Dream TV'de Mtv'de ilk klibimiz yayınlandı. Daha çok kişi tarafından görülebilmesi için Kral TV gibi bir yerlerde de yayınlatabilmek gerekiyor elbette. İşte bunun içinde kesinlikle para gerekiyor. Herkes için geçerli değil tabi, bu biraz da şans işi. Bazı insanlar ilk klibi ile de bir anda tak diye patlayabiliyorlar. Belki sıramız gelmemiştir, belki daha sonra olacaktır.

Aşiyan: Bence çoktan olması gerekiyordu. Senin onlardan hiçbir farkının olmadığını ve hatta belki de artıların olduğunu düşünüyorum.

Asena: Teşekkür ederim. Aslında ben belki de amacıma ulaşmış da oluyorum. Böyle düşünebilen insanlar kazanabildiysek demek ki işimizi birazcık da olsa hakkıyla yapıyoruz demektir. İstikrarımızı da korursak bir gün olacaktır diye düşünüyorum.

Aşiyan: Facebook'una bakıyorum epey bir hayranın mevcut; kimisi arkadaş, kimi hayran, kimi ikisi birden ama sanki daha çok olmalı. Asena ve Kara Kedi'yi daha çok kişi bilmeli diye düşünüyorum.

Asena: Elimizden geldiğince artırmaya çalışıyoruz (gülüyoruz).

Aşiyan: Ben iyi olanın hep arkasındayım, gerçekten bu işi iyi yapıp da emeğinin karşılığını tam olarak alamayan insanlar var bunu görüyorum ve kesinlikle destek olunması gerektiğini düşünüyorum. Elimden geldiğince de bunu yapıyorum.

Asena: Teşekkür ederiz. Bizim fanlarımızla aramız çok iyi çoğuyla artık arkadaş olduk zaten. İşin bir de sahne tarafı var, nereye gitsek dolduruyoruz, geliyor insanlar. Bu kelimelerle tarif edilemeyecek bir şey. Belki çok öyle; şehirlere sığmıyor gibi bir durumumuz yok ama hiçbir zaman yalnız da değiliz. Gerçekten destekleyen çok kişi var ve hepsine de teşekkür ederiz. Albüm yapıp basmanın ve dağıtmanın, sadece bize değil artık kimseye bir faydası yok. Birçok kişi ya da grup şarkıları yapıp internet sayfalarına koyuyorlar. Bir şekilde referansı olsun diye... Büyük medyada sürekli yer bulamasak da, biz; bütün festivallere çağırılıyoruz, bar programı yapmak için davetler alıyoruz.

Aşiyan: Böylesi daha mı samimi oluyor acaba?

Asena: İşte underground dediğimiz şey aslında bu. Biz halimizden memnunuz.

Aşiyan: Verdiğini direkt almak... Samimiyet işte bu olsa gerek.

Asena: Evet, haklısın, festival ve bar programlarında, tepkileri direkt alabiliyoruz. Bu da bize devam edecek asıl gücü veriyor.

Aşiyan: Albümdeki parçalar size mi ait? Düzenlemeleri de kendiniz mi yapıyorsunuz?

Asena: Evet, her şeyi kendinizin emeği.

Aşiyan: Özellikle kim peki, isim vermek gerekirse?

Asena: Kara Kedi'nin gitaristi Görkem. Bu arada bir açıklama yapmak istiyorum kafa karışıklığı oluyor; Bizim iki gitaristimiz var, Kara Kedi'nin orijinal kadrosunda şu anda, Görkem Gündüz, Mete Kuteş, İbrahim Burçin Bülbül ve ben varım. Ancak bir gitaristimiz daha var. Görkem sadece bize konserlerde eşlik ediyor. Normal bar programlarımızda bize Hakan Kuşcu eşlik ediyor. Solo albümümdeki bestelerin tamamı Görkem Gündüz tarafından yapıldı. Kara Kedi'nin albümünde her şeyi beraber yaptık, ama o zaman bizim davulcumuz olan Alper Skull'un daha çok emeği vardı o albümde. Birçok söz ve beste ona aittir. Solo albümümdeki sözlerin bir kısmı bana ait, kalanı Görkem'e.

Aşiyan: Solo albümündeki ses rengini daha çok sevdim ben, bilmiyorum herkes de benim gibi mi düşünüyor. Söylediğin tarza göre ses rengini düzeltmek zorunda olduğunu biliyorum. Ama bu albümde sesin daha bir anlaşılır olmuş.

Asena: Bar programlarında kendi sevdiğimiz metal parçaları çalıyoruz. Dolayısıyla metal söylerken kullandığım teknik farklı. Albüme gelince o biraz daha öznel bir şey; kendi yaptığımız, yarattığımız şeyi çalıp söylüyoruz. Metal tekniklerini kullanmamı gerektiren bir tarz değildi abüm. O yüzden de brutal kullanmama gerek kalmadan söyledim (Ufak bir ayrıntı; brutal'in sözlük anlamı; "acımasız, sert, vahşi vokal"dir). Canlı söylerken davulun gitarın verdiği enerji ile daha fazla bağırıyorum galiba. Ben ona "kontrolsüz enerji, brutal'e gidiyor" diyorum (gülüyoruz).

Aşiyan: Benim seninle ilgili güzel bir anım var. Seneler önce; Asena ve Kara Kedi diye duyuyorum sürekli, dedim ki; "Kimmiş bu Asena, gidip bir göreyim, dinleyeyim". O gün bir arkadaşım da bana "Dışarı çıkalım" diye telefon açtı. "Tamam çıkalım ama ben Kara Kedi diye bir grup varmış onu dinlemeye gideceğim, gel istersen" dedim, "Olur" dedi. Bu arada arkadaşım, rock ya da metalle pek ilgisi olmayan biridir. Ama beni bilir, ne dinlediğimi... Yolcu'ya geldik, ortam müthiş, insanlar coşmuş sahnenin önünde, sen coşmuşsun, harika... Yalnız bazı ayrıntılar var; herkes siyah giyinmiş, sen de öyle, siyah makyaj falan.

Asena: Korktu mu benden? Korkutuyorum ben insanları (gülüyoruz).

Aşiyan: Arkadaşım beyaz giyinmişti ve gerçekten ortamdan ürktü. "Nereye getirdin beni kızım" diyor bana. Biz arka taraflarda masalara oturduk, sahnenin önüne gelmedik. Bu arada ben tuvalete gideceğim bırakmıyor beni...

Asena: Ben arka taraftan da korkuturum (gülüyoruz).

Aşiyan: Söylediğin tarz ve ortam onu gerçekten korkutmuştu ve zaten fazla kalamadık. Beyaz giyinmiş öyle acayip sırıtıyor ki insanların arasında. Bana diyor ki; ne bilim ben böyle bir yere geleceğimizi, bilsem siyah giyerdim (gülüyoruz). Bu da böyle seninle defaten tanıştığım ilk gecenin anısıydı. Seninle ve okuyucularla paylaşmak istedim (gülüyoruz).

Asena: Evet ya, korkutuyorum ben insanları sanırım, ama o eğlence, bar programında yakaladığımız şey biraz stand up havasındadır. Herkes birbirine laf atar, ben birine bir şey söylerim, o başkasına falan, çok eğleniriz aslında. Alışkın olmayanların korktuklarını biliyorum ben de. Metal müzik; sadece tempo tutularak dinlenilecek bir müzik değil, karşılıklı olarak bütün enerjinizi boşaltabilmeniz gerekiyor. Biz de, bizi dinlemeye gelenlerde bar programlarımız sırasında her şeyin stres ve yorgunluğunu orada atıyoruz, pamuk gibi olup eve gidiyoruz (gülüyoruz).

Aşiyan: Peki sence rocker'lar siyah mı giyinmeli, şart mıdır?

Asena: Bilmem ki, ben siyahı sevdiğim bir renk olduğu için giyiyorum aslında. İnsanların "ait olmak" gibi bir ihtiyaçları vardır. Biz çocukluğumuzda büyüklerimizden böyle gördük; metal ya da rock dinlemeye başlayanların ilk işi siyahlara bürünmekti. Sonrandan da bu hep böyle devam ediyor ve alışkanlık haline geliyor, alışkanlıkları da değiştirmek zordur. Siyah pantolon, tişört, deri ceket; bence bunların görüntüsü de çok güzel. Rock ve ilgili müziklerin görsel açıdan da çok güzel olduğunu düşünüyorum. Bu da bir yerde moda aslında. Rock müziğin modası da bu. Pop'un da var modası ama o sürekli değişim ve arayış içindedir. Rock ve metal müziğin hep aynı kalmıştır değişmez. Zincirler, deri ceketler, çizmeler, dövmeler… Bence biz bunu seviyoruz ve hatta rocker ya da metalci olduğumuzun bilinmesinden de, görünmesinden de zevk alıyoruz. Bazen müzik ya da metalle alakası olmayan ortamlara girmek zorunda kalırız, bana "Ne tür müzik dinliyorsun" denildiği zaman "Pis metalciyim ben" demekten zevk alırım. Onu bir kimlik olarak görüyorum. Metal; benim ne ve nasıl bir insan olduğumu net olarak ifade eden bir şey. Yalnız bunu yapmak şart mıdır, hayır elbette değil, kırmızı giyip gelse ne olacak, içeri mi almayacağız.
Ben de sana komik bir şey anlatayım; Dio konserindeyiz; içeri giriyoruz sıradayız, orada da bir araba vardı birden alarmı çalmaya başladı. Sanırım birileri arabanın üzerine oturmuş. Arabanın sahibi geldi, "Ne oldu, kim oturdu" falan diye soruyor. Oradan çocuğun birisi; "Abi üzerinde siyah tişört, altında siyah kot olan biri oturdu" dedi. Adam kafayı çevirip bir baktı, nerdeyse 3000-4000 kişi siyah giyinmişti (gülüyoruz).

Rock aleminin Kara Kedi'si Asena Özçetin'le Deli Kasap bir araya geldi.
Aşiyan: Enstrüman çalıyor musun?

Asena: Biraz gitar çalabiliyorum ama bahsi edilecek kadar değil. Ara sıra biraz eğilsem üstüne geliştirsem dediğim oluyor ama vakit olmuyor. Eve stüdyo kurduk, kayır yapıyorum, davul yazıyorum, işte elimden geldiğince işimin her alanını öğrenmeye çalışıyorum. Tonmaister'lık yapıyorum arada.

Aşiyan: Ankara'da yolcu barda uzun zamandır program yapıyorsunuz, şimdi İstanbul'da da birkaç barla anlaştınız hafta sonları program yapıyorsunuz. Zor olmuyor mu gidip gelmek?

Asena: Evet sekiz yıldır Yolcu'da program yapıyoruz, şimdi İstanbul başladı. Rock'n'Rolla'da hafta sonları program yapıyoruz. Dokuz aydır İstanbul'da hafta sonları çalıyoruz.

Aşiyan: Gece program yapıyorsun zor oluyor mu bir kadın için, seni rahatsız edenler, taciz edenler oluyor mu?

Asena: Yok bana öyle bir şey olmadı, o biraz da duruşla alakalı sanıyorum. Bana kimse bir şey yapmaya cesaret edemez, sanmıyorum. Bazen olaylar oluyor tabii ki ama ben daha elimi kaldırıp bir şey yapamadan, dinleyenler, grup arkadaşlarım ve bardan müdahaleler oluyor. Buna yeltenenler elbette, her zaman oluyor. Deli, her yerde delidir. Rock ve metal barlar, pop ya da benzeri diğer barlara pek benzemiyor anladığım kadarıyla, daha çok müzik dinlemeye gelinen yerler olduğu için ve biz de bu tarz yerlerde çaldığımız için daha rahat ediyoruz. Anca arada nadiren de olsa çok içmiş ve kendini kaybetmiş birisiyle ya da es kaza oraya yanlışlıkla girmiş biriyle bunu yaşayabiliriz. Onun dışında bir problem yaşamıyoruz. Benden korkuyorlar, en fazla telefon numarasını peçeteye yazıp atanlar oluyor. Cep telefonundan telefon numarasını yazıp gösterenler var, işte o kadar (gülüyoruz). Sahnede çok kadın gibi duran, çıtkırıldım arkadaşlarımıza olabilir ama bana pek olmuyor. Ben belki biraz da bu yüzden sert duruyorum. Bizim basçıya geliyor öyle teklifler falan (gülüyoruz). Türkiye'de bu anlamda bir takım devrimler oldu sanırım, kadınlar da artık duygularını ya da isteklerini çok rahat belli ediyorlar. Yalnız ben şöyle bir fark görüyorum; kızlar daha ısrarcı (gülüyoruz). Gece içki içilen ortamlarda insanlar kendilerini başka türlü göstermeye bayılıyorlar. O yüzden de ne ben, ne de diğer müzisyen arkadaşlarım gelen bu tip tekliflere sadece gülüp geçiyoruz.

Aşiyan: Rock müziğin bir şekilde içinde olan herkes için; "bunlar özgür ruhlular", "sevgiye, aşka inanmazlar", "onlarla sadece gecelik ilişkiler yaşanır" gözüyle bakan bir sürü erkek var. Sen ne düşünüyorsun ya da ne söylüyorsun böyle düşünenlere?

Asena: Nerede tanıştığınız değil, kiminle tanıştığınız önemli. Sadece gece tanıdığınız insanla bir ilişki başlatıp devam ettirebilmek, ne kadar olabilir bilmiyorum. İçki içilen ortamda kimsenin söylediğine güvenmemek lazım (gülüyoruz).

Aşiyan: Ankara'da kalmayı neden tercih ediyorsunuz, bu müziğin merkezi İstanbul?

Asena: Çünkü; bizim evimiz burası.

Aşiyan: "Evimiz burası" derken, bunu biraz açar mısın? Sonuçta İstanbul'a yerleşirsen orada da bir evin olur (gülüyoruz).

Asena: Benim evim olarak gördüğüm yer, burası. Rahat mutlu ve huzurlu hissettiğim yer, Ankara. Bütün çevrem, ailem, arkadaşlarım Ankara'da, burada yaşadım ve burayı seviyorum. "Deniz olmayan yerde yaşanmaz" diyorlar ama ben biliyorum ki; İstanbul'da da beş yıl deniz görmeden yaşayan insanlar var. Bunlar sadece klişe laflar. İnsan kendini nerede mutlu hissederse orası evidir. Benim evim de burası. İstanbul'a düşman falan değilim, çok seviyorum ama sadece haftanın üç gününü geçirip dönmeyi, orada gezip dolaşmayı seviyorum. Herkes Ankara'nın İstanbul'a dönüşünü seviyor, bende de durum tam tersi; Ankara'ya dönüşünü seviyorum İstanbul'un (gülüyoruz). Evim var, kedim var, güzel yani.

Aşiyan: Böylece Asena'nın kedi beslediğini de öğrenmiş olduk. Kara kedi mi?

Asena: Yok hayır, beyaz bir Ankara kedimiz var.

Aşiyan: Sizin grupça aynı evde kaldığınız söyleniyor?

Asena: Yok hayır, herkesin evi ayrı. Hepimiz Ankara'dayız herkes kendi evinde ve ailesiyle kalıyor. Sadece Burçin, ben ve bir kız arkadaşımız aynı evi paylaşıyoruz, onun dışında herkes kendi evinde.

Aşiyan: Evliliğe sıcak bakıyor musun?

Asena: Yani!.. Günün birinde belki olur, neden olmasın? Şu an da öyle bir planım yok ama sanırım o anlık bir durum. O anı yakalarsam sanırım öyle bir karar da verebilirim.

Aşiyan: Şu an sevgilin var mı?

Asena: Yok.

Aşiyan: "Bu ara yalnız kalmak istiyorum"u mu seçtin, yoksa kendiliğinden gelişen bir durum mu bu?

Asena: Herkes biliyordur, biz Görkem Gündüz'le beraberdik, 11 yıl süren bir ilişkimiz vardı, iki sene önce falan bitti. Belki çok uzun bir ilişkiden çıkmaktan olabilir, belki de öyle birisi karşıma çıkmamış olabilir, bilmiyorum.

Aşiyan: Açık mısın buna peki?

Asena: Açığım tabi de, böyle direkt (gülüyoruz)... Ya böyle şeyler şans meselesi; birisiyle tanışırım olur, ne bileyim işte...

Aşiyan: Beğendiğin erkekte kalıpların var mı?

Asena: Benim arkadaşım olup benimle eğlenebilecek insanları seçerim, her zaman öyle olmuştur. Güzel adam severim ben, benden güzel olsun (gülüyoruz). Saçı, başı uzun olsun, bizden olsun, bilgisayar oyunları oynamayı seven insanlar tercihimdir (gülüyoruz). Sonuçta ortak ilgi alanlarının olması çok önemli ama önce arkadaşım olabilmeli. Tipini tarif etsem ne olur, sonuçta bu işler karakterle alakalı, devam edip etmeyeceği de ona bağlı.

Aşiyan: Kadınlarla aran nasıldır?

Asena: En çok erkek arkadaşım var çünkü; onlarla daha iyi iletişim sağlayabildiğime, beni daha iyi anladıklarına inanıyorum. Ben kadınlarla çok anlaşamıyorum, zevkler pek uymuyor. Bir grubunuz olunca ve onlarla sürekli vakit geçirince ister istemez, bütün arkadaşlarınız da erkek oluyor. Rock müzik sektöründe fazla kadın yok, hatta dinleyiciler arasında bile fazla yok. Böyle olunca çevrenizdeki erkek sayısı her zaman daha fazla oluyor. Bir de ben kadınlar gibi; şampuanlardan, parfümlerden, erkeklerden bahsedebilen biri değilim. Benim daha değişik ilgi alanlarım var; politika, müzik, bilgisayar oyunları, FRP, arabalar ve Amerikan güreşi... Bunlardan birkaçı mesela, bunları da kadınlar konuşmuyor dolayısıyla ben de daha çok erkeklerle konuşup anlaşabiliyorum. Benim hayatta bir kız arkadaşım var; o da yirmi senelik çocukluk arkadaşım zaten. Hayatımın en değerli varlığıdır, zaten artık o benim kardeşim.

Aşiyan: Aynı evi paylaştığın arkadaşın mı?

Asena: Hayır, o değil ama o da benim ikinci en iyi anlaştığım kadındır. Kadınların ilgi alanları çok garip ve kısıtlanmış geliyor bana ya da öyle gösteriyorlar bilmiyorum. Erkek arkadaşı kimse onun zevkleriyle konuşuyorlar, bu da bana çok yapmacık geliyor.

Aşiyan: Kuantum olumlu düşünce teknikleri ile ilgili misin, ne olduğunu biliyor musun?

Asena: Zaten olumsuz düşünmek hiçbir zaman hiçbir insanın işine yaramamıştır. Olaylara olumlu baktığımız zaman, sorunların çözülebilecek taraflarını daha rahat görebiliyoruz. Biz ne kadar pozitif olursak hayatımız da o kadar keyifli geçer diye düşünüyorum. Aslında benim ona inanırım, buna inanırım gibi şeylerim pek yoktur. İnsanların hayatlarını istediği gibi yaşamasından yanayım. Kendimi kalıplara sokmaktan çok hoşlanan birisi değilim. Bana doğru gelen şeyleri yaparak yaşamayı tercih ediyorum.

Aşiyan: Günlük nasıl vakit geçiriyorsun, temizlik yapar mısın evde mesela (gülüyoruz)?

Asena: Mecburen (gülüyoruz)... Aslında temizliği hiç sevmem, asla da titiz değilim, sadece yetecek kadarını, zorunlu olduğum kısmını yapıyorum. Ayrıntılı temizlik asla yapmadım (gülüyoruz). Ben ona ayıracağım vakti, oyuna ayırmayı tercih ederim (gülüyoruz). Evde tamiratı yapılacak bir şey varsa onu bile yapmayı tercih ederim. Tamir işleri çok zor işler değil, kadınlar bu tip işleri erkek işi olarak gördükleri için yapmıyorlar, zor olduğu için değil.

Aşiyan: Sen temizlik yapmak yerine, evde erkeğin yapması gereken işleri yapmak istediğinde ya da yaptığında, sevgilin bundan rahatsız olmuyor muydu?

Asena: Yok rahatsız değildi, hiç öyle bir problemimiz olmadı, Görkem'de olmadı ama daha önceki ilişkilerimde evet rahatsızlık yaratmıştı. Çünkü erkekler biraz üstün hissetmeyi seviyorlar ama inan aklıma bile gelmiyor. Bir şey yapılacaksa yapıyorum. Yok, bu erkek işi, bunu onun yapması lazım diye düşünemiyorum, ne bileyim. Hani bir yere boyum yetmez "Şunu alır mısın" derim ama kendi yapabileceğim bir şeyi de ona bırakmayı düşünemiyorum. Aslında bunu yapan kadınlar da ihtiyaç duydukları için yapmıyorlar ama bu bana çok samimiyetsiz geliyor. Bütün kadınlar; poşetleri marketten taşıyacak kadar güçlüdür.

Aşiyan: Ama ne yazık ki kadınların öyle davrandığı ilişkiler iyi gidiyor.

Asena: Evet çünkü; kadınlar şımartılmaktan, erkekler de pohpohlanmaktan hoşlanıyorlar. Aranan şey ortak bir yaşam ve gerçek bir ilişki midir? Yoksa, mutluymuş rolü yapmak mıdır? Bütün bunlar bana yapmacık geliyor. Sorun olsa bile yokmuş gibi davranılıyor, mutlu mutlu yaşayıp gidiyorlar işte.

Aşiyan: Ünlü kişilerin, sevgililerinin de aynı sektörden ya da onlar gibi ünlü olması gerekiyor ki mutlu olabilsinler. Farklı sektörden birisi, o kişiyi kaldıramaz diyorlar, sence de öyle mi?

Asena: Aynı işi yapmak artı, kesinlikle doğru. Çünkü; bizler normal saatlere sahip yaşamıyoruz. İşimiz gece, hele de bir albüm çalışmasına girdiğiniz zaman, ne geceniz ne de gündüzünüz belli oluyor. Ben 2-3 ay boyunca günde sadece 3-4 saat uyuduğumuzu biliyorum. Bu durumda, sizinle aynı işi yapan birisi bunu anlayabilir. Aksi taktirde "Bana neden vakit ayırmıyorsun" durumu ortaya çıkabiliyor. İlişkinin sağlığı açısından aynı meslekten olmak daha iyi ama şart da değil tabii ki. İki taraf birbirine gerekli anlayışı gösterebiliyorsa neden olmasın.

Aşiyan: Aşkın süresi var mı sence?

Asena: Bilmem, var herhalde, yerine bir şey koyamazsanız süresi var. Aşk; zaten çok da uzun süren bir şey değil. O ilk görüşte olan aşkından kör olup, ne kusurunu ne de başka kötü bir tarafını görmediğimiz dönem geçtikten sonra, zaten gözlerimiz açılıyor ve o adamın ya da kadının bütün iyi veya kötü yönlerini net olarak görmeye başlıyorsun. Bunlardan iyi olanlar fazlaysa ilişki sevgiye dönüşerek devam ediyor, kötüler fazlaysa ayrılıklar geliyor ve duygu nefrete bile dönüşebiliyor.

Aşiyan: Bu durumda ilişkilerin başında insanlar birbirine sahte mi davranıyor o halde?

Asena: Onun adı sahtelik değil bence, bilinçli yapıldığını da düşünmüyorum. Karşınızdaki insana o kadar tutkuyla bağlanıyorsunuz ki, onun istediği bir şeyi zevkle ve keyifle yapıyorsunuz. Ama işte o gözü kör eden devre geçtikten sonra ki durum ilişkinin artık gerçek boyutunu ortaya çıkarıyor.

Aşiyan: Metal ve rock müzik dışında, Türk Sanat Müziği gibi türleri dinliyor musun?

Asena: Yok, hayır dinlemiyorum. Araştırma için dinlediğim müzikler var ama hepsi rock ve türevleri şeklinde. Çünkü bu işin içinde olan biri olarak bir yeri seçip o yönde uzmanlaşmak zorundayım.

Aşiyan: Arabesk'in rock cover'larını nasıl buluyorsun?

Asena: Bence hiçbir farkı yok, o yine arabesk müzik, sadece alt yapıda saz yerine gitarlar var. Arabesk müzik ve arabesk sözler zaten rock felsefesine gitmiyor, uymuyor. Sentez yapılabilecek bir şeymiş gibi gelmiyor bana, türküleri bu işe daha uygun buluyorum mesela.

Aşiyan: Asena çok teşekkür ederim, bana vakit ayırıp sorularımı cevapladın, çok sıcak ve eğlenceli bir sohbeti daha sayende bitirdim. Sana müzik hayatında kocaman başarılar diliyorum. Umuyorum ki sen Türkiye'de herkesin bildiği tanıdığı, beğendiği bir müzik kadını olarak adını duyuracaksın. Seni tanıdığıma da ayrıca çok memnun oldum, çok keyifliydi teşekkür ederim.

Not: Bu arada Asena "poison" parfüm kullanıyormuş, ilgilenenlere duyurulur.

İletişim: yazarasyn@gmail.com
 



Yazılarımızı Facebook'tan takip etmek için: