SÖYLEŞİ

Northern Lights Röportajı

Sayat Ayık - 28 Mayıs 2005

Gelecekte adından çok söz edeceğimiz Progressive Metal grubu NOrthern Lights'ı konserlerinde Queensryche'dan "I Don't Believe In Love"ı yorumladıkları günden bu yana yakın takiplerindeydim. Çıkaracakları ilk albümleri öncesi -ki bunca yıla rağmen gecikmiş bir albümdür- onlarla ilk kez konuşma fırsatına ve provalarında yeni bestelerini dinleme şansına eriştim.

Biraz geçmişe gidelim. Bundan on yıl kadar önceye... Şu an on yıl önce hayal ettiğiniz noktada mısınız?
Barış: Her şeyden önce şunları söylemek istiyorum. Müzik hepimizin hayatında önemli bir yer kaplıyor. Bundan on yıl önce Orta 3'de okul orkestrasında klavye çalıyordum. Tarzımız Glam-Hard Rock arasındaydı. Lisedeyken ise "November Rain" ile Kasdav'ın (Kadıköy Belediyesi) düzenlediği bir yarışmada icra dalında Türkiye birinciliği bile aldık. Hedeflerim hep çok büyüktü. Bu doğrultuda Boğaziçi Üniversitesi'ne girdikten sonra grup kurma çalışmalarına başladım. "Sentinal" adında bir grup kurduk.

Judas Priest'in bir şarkısı var bu isimde. Oradan bir esinlenme söz konusu mu?
Barış: Evet. Judas'tan esinlenerek konulmuş bir isim bu.

Judas'ın yeni albüm çıkardığından haberdarsındır. Dinledin mi? Nasıl buldun?
Barış: Biliyorum. İyi olduğunu duydum ama dinlemedim. Evet, ne diyordum. Hedeflerim hep çok büyüktü ama Türkiye'de müziğe verilen değer ortada. Bir buçuk sene boyunca içinde bulunduğum "Sentinal"de Onur'la tanıştım ki sonradan Northern Ligts'a katılmam da bu şekilde oldu. Sorunun tam yanıtını veremedim sanırım ama şöyle diyelim: On yıl önce kariyer olarak istediğim noktadayım. Northern Lights'tayım ve Northern Lights'ta herkesin motivasyonu aynı. Bu da sürekliliğin sağlanması açısından çok önemli.
Serhat: On yıl öncesine gidecek olursak Müzikal açıdan gitmeyelim (gülüyor). Çünkü on iki yıldır gitar çalıyorum (gülüyor). 1993 yılında başlamıştım gitara ama o dönem ciddi bir şey yoktu. 1997'de Alen'le tanıştık. Ciddi bir proje oluşturma çabasına girdik. 1999'da ise grup elemanları tam anlamıyla oturdu. On yıl önceki hedeflerimi düşünecek olursam henüz ulaşılmamış hedefler olduğunu söyleyebilirim ki bu grup için de böyle. Bu grubun birkaç albüm çıkarmış olmasını isterdim. Sadece yurtiçinde değil yurtdışında da iyi bir yere gelmesini. Kısaca Japonya'da bir konser versek bize yeterdi (gülüyor). 

On binlere çalmak isterdiniz haliyle
Serhat: Grubun mümkün olduğunca çok kişiye ulaşma isteği de var bu da henüz ulaşılabilmiş değil.
Barış: Herkes on binlere çalmak ister kuşkusuz.
Serhat: Aslında önemli olan ne kadar çok kişiye ulaştığımız da değil. İnsanlar "Bu adamlar iyi çalıyor, takdir ediyoruz" deseler yeterli.
Alen: On yıl önce Hmm(düşünüyor). Lise 2'de bir grup kurmuştuk ama ciddi bir grup değildi.. Daha sonra 1997'de Serhat'la tanıştık. Kendisi en yakın dostumdur bu arada.
Serhat: (Alen'in Thrash Metal ile uğraştığı günlerini kast ederek) Çektim çıkardım onu o hayattan. (gülüyor)
Alen: Kısaca, Northern Lights olarak istediğimiz yere gelemedik henüz. Bunun en önemli sebebi fazla eleman değişikliğidir hiç kuşkusuz.

Futbolla aranız nasıl?
(Serhat'a bakıyorum ama o eliyle iki yanında oturan Alen ve Barış'ı göstererek)
Serhat: Benim aram yok bu ikisine sor.

Pekâlâ. Atletic Bilbao'nun en önemli özelliği formasına reklâm almayan tek takım olmasıdır biliyorsunuz. (diyorum ve balıklar hemen oltaya geliyor)
Barış ve Alen: (Aynı anda) Hayır!!! Barselona da var.

Çok güzel. Hiç düşünmeden ezbere söyleyiverdiniz. Şimdi Northern Lights'ın diğer gruplardan ayrıldığı nokta nedir onu söyleyin bakalım aynı hızla.
(Bu sefer Alen ve Barış susuyor ilk anda)
Serhat: Türkiye içinde farklı olduğumuz birçok nokta var ama yurtdışı için bunu söyleyemem. Yurtdışını göz önüne alırsak henüz bunu yaratma aşamasındayız.
Barış: Şu aşamada Symphony X'e benzediğimizi söyleyebilirim. Farkımız daha bundan sonra ortaya çıkacak.
Serhat: Aslında Türkiye'de sahne performansına verdiğimiz önem en önemli farkımız. Mesela konserimiz seyreden biri bunu mutlaka hatırlar. Sahne şovu olarak, dış görünüş olarak her zaman kendi içinde tutarlı ama farklı şeyler göstermek istiyoruz. Görsel olarak da farklılık yaratmaya çalışıyoruz.

Hazır söz farklılıktan açılmışken farklı kültürlerin müziklerini kullanmayı hiç düşündünüz mü? Alen'in Ermeni olması bir avantaj, bir fırsat bu anlamda.
Serhat: Ezgisel olarak kullanıyoruz zaten. Sadece Türk veya Ermeni değil, Kelt, Hint, Uzakdoğu, her tarz. Zamanla çeşitli enstrümanlar da katılır mı? Katılır. Ne hissediyorsak onu çalarız. İlla bir sentez yapma çabası içinde de değiliz.

Çıkan iki demonuza gelen tepkiler nasıldı? Hiç yurtdışına bu demolardan gönderebildiniz mi? Nasıl tepkiler aldınız?
Serhat: Öncelikle ilk demo için konuşacak olursak. Oldukça güzel tepkiler aldık ama daha çok yurtdışında ilgi gördük. Yaptığımız müzik Türkiye'de biraz garipsendi. Yurtdışından gelen olumlu tepkilere yetişemedik oysa ki. İkinci demo için ise yurtdışına fazla dağıtamadık. Elemanların çalışma hayatı yoğunluğu v.s. Yurtiçinde daha çok ilgi gördük bu sefer. Yurtiçi promosyonla daha çok ilgilendik. Yeni bir imajla çıktık ve bu da insanlar tarafından takdir gördü. Güven Erkin Erkal'ın radyo programında sekiz, dokuz ay bir-üç numaralar arasında gidip geldik.
Barış: On bir hafta bir numara kaldık.
Serhat: İlginç bir diyalogum olmuştu Güven ile bu konuda. "Altı haftadır bir numarasınız" dediğinde ben tepki olarak "Hadi canım, ciddi misin? Nasıl olur?" demiştim. O da "Bilmiyor musun cidden" demişti.
Barış: Bu arada bizi dinleyen ve beğenen insanların verdiği oylar sayesinde olmuştu bu, bunu da belirtelim. Aksini iddia edenler var onlara da sitemiz açık bize ulaşsınlar ki gerekli açıklamayı yapabilelim.

Heavy Metal yapanlar ve dinleyenler için oluşmuş önyargılar vardır bunlardan belki de en basiti başka müzik türlerine kapalılıktır. Başka neler dinliyorsunuz?
Barış: Britney Spears dinliyorum (gülüyor). Toxic parçası çok güzel (gülüyor) . Klasik müzik ve klasik Rock dinlerim.
Alen: Klasik müzik her daim olmuştur. Nadiren caz, etnik müzik de dinlemeye çalışıyorum. Ayrıca pop da dinlerim kaliteli olması şartıyla. Mesela 80'leri severim.
Barış: Aaa, evet. 80'leri ben de severim.
Serhat: Klasik, caz, fusion, deneysel müzikler, uzak doğu ve etnik kökenli şeyler. Bak, Onur burada olsaydı şimdi bir sayfayı doldururdu. Ayrıca tasavvuf ve Türk sanat müziği de dinlerim.

Geçiminizi nasıl sağlıyorsunuz? Müziği geçiminizi sağlayacak bir meslek haline getirmek istiyor musunuz ve bu doğrultuda ne gibi planlarınız var?
Serhat: Her enstrüman çalan insan bundan, yani sevdiği işten para kazanmak ister. Biz de isteriz.
Barış: Sahnede ya da stüdyoda grupla beraberken kendimi ait olduğum yerde hissediyorum. Hayatta en çok istediğim şey müziğin geçim kaynağım olması.
Serhat: Türkiye için söylemek gerekirse, bu doğru meslek ama maalesef yanlış memleket.
Barış: O ne demek şimdi. Ne dedin abi sen?
Serhat: Ya! Türkiye'de bu işten, bu müzik tarzıyla para kazanamazsın.
Alen: Arkadaşlara katılıyorum.

Seyrettiğiniz ilk canlı performans ve en beğendiğiniz canlı performanslar hangileriydi? 
Barış: İlk izlediğim sanırım Sertap Erener idi. Sorunun kalanını en iyi ve en keyifli diye ayırmak istiyorum. Dream Theater 2003 konseri en iyi konser, Queensryche 2004 en keyifli konserdi benim için.
Serhat: Pentagram seyrettiğim ilk konserdi. Hatta Etiler'de bir yerdeydi tam olarak hatırlayamıyorum. Etiler Concert Hall mu ne... 1998 Malmsteen en iyi ve Steve Vai en keyifli konserlerdi.
Alen: İlk konser Hatırlamıyorum Erkan Oğur'u seyretmiştim. Steve Vai ve Queensryche iyiydi gerçekten.

İlginç bir ilham kaynağınız var mı?
(Barış hipnotize olmuş gibi bir hal alıyor)
Barış: Doğanın bir resim gibi canlandığı anlar olmuştur kafamda. Boğaziçi'nde... Güney Kampüsünden aşağı doğru inerken sağ yol üstünde bahçe gibi bir alan vardır. Bahçenin bir kenarında toprağın içine karışmış birkaç basamağı olan ters U şeklinde bir kapı. İşte bu kapı orada hiçbir yere açılmaksızın duruyor. Dört bir yanı açık istediğin bir yerinden girebilirsin aslında. İşte o kapının bu hali albüm için hazırladığımız ilk single "Where I've Never Been" parçasına ilham olmuştur mesela.
Serhat: Her şey. Her an. Ufak bir sessizlik ya da çok büyük bir gürültü Duyu organlarıma hitap eden her şey.
Alen: Huzur.
Barış: Yakıştı mı şimdi metalci adama (gülüyor).
Serhat: Huzurluyken öfkeli bir parça yazabilir misin?
Alen: Gürültülü bir ortamda da huzurlu olabilirsin. Bu da öfkeli bir parça yazmanı sağlayabilir.

Albümden, ilk single'dan bahsettiğinize göre albüm hazırlıkları var sanırım. Ne tarz bir albüm olacak?
Serhat: Henüz albüm hakkında konuşmak için erken ama haziran ayında kayda gireceğiz o kesin. Düzenlemeler üzerine çalışmaya devam ediyoruz
Barış:  Konsept bir albüm olacak ki önceki demoda da bu konseptin bir preview'ü var zaten. Bu konsept; demodan bu yana planlandığı için konsepte de bir yerde giriş yapılmış oldu zaten. Yeni albümde de özgün bir müzik, mistik ve duygusal bir hikâyeyle dinleyici karşısına çıkacağız.

Nedir bu konsept?
Barış: Kırklı yaşlarında bir adamın rutin olarak gördüğü bir rüya anlatılıyor. Bilinç altına falan giriyoruz.
Serhat: Freud falan çıkıyor bir ara ortaya (gülüyor).

Kimin fikriydi bu konsept? Grupça mı oluşturdunuz?
Alen: Barış'ın ilk geldiğinden beri böyle bir fikri vardı.
Barış: Daha önce bir şarkı olarak düşünmüştüm ama yetmeyeceğini fark ettim.

Anladım. Son olarak eklemek istediğiniz bir şey?
Serhat: Son olarak eklemek gerekirse, caz, klasik müzik ve etnik öğelerin de olduğu melodik bir metal albümü olacak.


Grup hakkında ayrıntılı bilgi için www.northernlightsnet.com




Yazılarımızı Facebook'tan takip etmek için: