SÖYLEŞİ

Moribund Oblivion Röportajı

Sadi Tirak - 7 Mayıs 2006

2003 yılında çıkardıkları ilk albümleri "Khanjar" ile sadece Black Metal dinleyenlerin değil, birçok farklı müzik zevki olan dinleyicilerin de dikkatini çekmeyi başarmış olan Moribund Oblivion, ikinci albümleri "Machine Brain"in ardından röportaj konuğumuz oldu. Sorularımızı yanıtlayan isim grubun beyni Bahadır Uludağlar'dı

Öncelikle yeni albüm "Machine Brain" için tebrikler. Bize kısaca ilk albümün ardından grubun geçirdiği evrimden bahseder misin? Zira bu albüme kadar hem senin yan projelerin sayesinde hem de eleman değişiklikleri sayesinde oldukça yoğun bir süreç yaşandı sanırım

Teşekkürler. Grupta ilerleme ve değişim sürekli yaşanan bir durum. Bunu doğal bir süreç olarak değerlendiriyoruz. İlk albüm "Khanjar" ve "Machine Brain" arasında dağlar kadar fark var ve bu o gelişim sürecinin bir eseri. Müzikal anlamda ben kişisel olarak ve tabii ki Moribund Oblivion olarak her zaman çok yoğun ve aktif olmaya çalışıyoruz. Moribund Oblivion'u her zaman öncelikli tutarak extra 1-2 yan proje işine de giriştik. Groza ismindeki solo projem ve davulcumuz Fatih Kanık ile oluşturduğumuz Exile projesi Tabi bunlar Moribund Oblivion altında oluşturduğumuz alt platformlar. Özünde tamamen Moribund Oblivion'u desteklemeye yönelik oluşturulmuş projelerdir. Grup elemanları anlamında da Fatih Kanık, ben ve Uğur Keçecioğlu zaten uzun zamandır birlikte çalıyoruz ve bu sabitlikte bir değişim yok. 1 yıl önce de gruba klavyede Can Ağrıboz ve bass gitara Cem Atalı geçmişti. Herhangi bir zahiyat yok yani:)


İlk albümünüz "Khanjar" Dj Club etiketi ile, Groza'nın "Life After Life"ı Poem Productions etiketi ile ve "Machine Brain" ise Atlantis Müzik etiketi ile piyasaya çıktı. Farklı firmalarla çalışmayı istemenizin sebebi nedir?

Sadece imkanları ve bize sundukları şartlar bu konuda bizler için belirleyici kriterler oluyor. Örneğin Moribund Oblivion ile çalışmak isteyen bir firmanın grubu majör grubu olarak görmesi ve buna göre yatırım, ayrıcalık yapması bize göre şarttır. Atlantis Müzik ile şuanki ilişkimiz bu boyuttadır ve şimdilik bir sorun olmaksızın birlikteliğimize devam etmekteyiz.


"Machine Brain" albümünde anlatmak istediğiniz genel konsept hakkında neler söylemek istersin? Bu soru albümü henüz edinmemiş olanlara da bir fikir sağlayabilir.

Teknoloji ve teknolojiye dayalı olası felaket kombinasyonları diyebilirim. İnsanoğlu üstün zekası ile teknolojisini her geçen gün ileri boyutlarda geliştiriyor ve yapay zekalar üretmeye başlıyor. Bizim kurgumuz ileriki bir zamanda bu çok gelişmiş teknolojinin sahibini yok edeceğidir. Bunu kutsal kitaplardaki ve halk arasında rivayet edilen kıyamet senaryolarıyla da yer yer bağdaştırmaktayız. Bize göre son derece reel olan bu konuyu anlatmayı uygun gördük. "Machine Brain" belki de ileride bizi yok edecek yapay zekanın ismidir kim bilir

"Machine Brain"de ilk albüm "Khanjar"a nazaran çok daha güçlü bir sound ve daha iyi bir kayıt kalitesinin yanı sıra bariz şekilde hissedilen müzikal bir değişim de mevcut. Albümdeki bu müzikal farklılığın sebeplerini nasıl açıklayabilirsin?
Dediğim gibi bu doğal bir sürecin sonucudur. Biz aktif oldukça ve çalmaya devam ettikçe hem enstrümanistliğimiz, hem de yaratıcı kabiliyetlerimiz gelişim gösteriyor. Hal böyle olunca çaldığınız şeylerde mutlak bir değişim oluyor ve bu değişimi iyi biçimlendirdiğinizde sonucunda eskisine nazaran daha farklı müzikler çıkıyor. Bu tarzla ilgili kısmı işin. Güçlü sound meselesi de tamamen imkanlarla ilgili. Grup büyüdükçe imkanları da o oranda büyüyor ve profesyonel çalışma ortamları sağlanıyor. Prodüktörler, aranjörler, iyi tonmaisterler, ekipmanlar vs. gibi şeylere çok uzakken artık tüm bunların içinde olduğu prodüksiyonlar hazırlayabiliyoruz. Örneğin ilk albüm "Khanjar"ı bugünkü imkanlarla kaydetsek feci iyi bir sonuç çıkacağından adım gibi eminim.

Şimdi şu "Turkish Metal" ibaresine değinmek istiyorum. "Machine Brain" albümünün kitapçığında Ay-Yıldızlı Türk bayrağı simgesi altına yazılmış "Turkish Metal" ibaresinin sık kullanıldığı görülüyor. Bu bazı sanal platformlarda da tartışma konusu oldu. Benim şahsi yorumum "Turkish Metal"in ya Türkçe yapılması ya da en azından müzikte Türk kültürüne ait tınılar olması gerektiği yönünde. Bu konu hakkında neler söylemek istersin? Bu tanımlamayı ısrarla kullanmak niyetindesiniz sanırım

Evet bunu hep kullanacağız. Çünkü bu bizim için bir kimlik ve kimliği sahiplenme meselesi. Türk olduğumuz gerçeği değişmeyeceğine göre bu tanımlamadan da vazgeçme niyetimiz yok. Pek çok kişi Turkish Metal olgusunun senin düşündüğün gibi olması gerektiğini söylüyor fakat biz bu şekilde düşünmüyoruz. Sizin düşünceniz de ok.dir yanlış bir şey yok elbette ama bizim niyetimiz müziğimize Türk ezgileri katıp kültürel bir tanıtım temsilcisi olmak değil. Biz kendimize göre bir müzik yapıyoruz ve Türkiye dışı ülkelerde sadece bir Türk grubu olduğumuz bilinsin istiyoruz. Örneğin bir Sweedish Death ibaresiyle tanınan dünyaca ünlü olmuş bir grubun illa Viking temalarını kullanması veya müziğinde bu kültürle ilgili müzikal değerler barındırması şart değildir ve baktığımız zaman tümüne bunun böyle olmadığını da görmekteyiz. Bizlere yıllarca önyargıyla bakıldı ve bu devam etmekte. Bizleri her alanda aşağı gördüler fakat bizler pek çok alanda çok çok yetenekli bir milletiz aslında. İyi yaptığımızı düşündüğümüz şeylerin arkasında durup yılların önyargısını da yıkabilmek için bize göre ay-yıldızı gözlerine sokarcasına vurgulamakta büyük fayda var. Türk insanının bunu eleştirilmesi de trajikomik bir durum. Farkında olmadan yıllar yılı yabancı hayranlığı içimize, beynimize sokuldu ve bu tarz bir yaşama zorlandık belki de. Şuna çok eminim ki bu dayatmaların sonucunda millet olarak kompleksli bir millet olduk çıktık. Kendi yaptığımız işleri acımasızca eleştiren, kendini hep geri gören, özgüvenden uzak bir durum sözkonusu ve kendi benliğimiz, duruşumuzla ilgili bir şeyler yaptığımızda bunu kabullenemiyor ve ezmeye çalışıyoruz. Zaman içerisinde bahsettiğim dayatmalar üzerimizde öyle bir etki bırakmış ki başkalarını bırakın biz bile kendi kendimizi hor görür durumdayız. Biz kendi çapımızda artık bu saçmalığın karşısında olacağız!

Albüme gelen yurtdışı kaynaklı eleştirileri merak ediyorum. Zira yurtdışı pazarında satışta olduğunu biliyoruz. Genel olarak aldığınız olumlu ya da olumsuz tepkiler nelerdir?

"Machine Brain"in ilk baskısı neredeyse çıkar çıkmaz tükendi ve işin güzel tarafı bu baskının çoğu yurtdışında gitti. Yani genel anlamda ilgi çok güzel. Artık grup yurtdışında da belli ölçülerde tanınıyor ve pek çok firma çok daha detaylı biçimde biliyor Moribund Oblivion'u. Yurtdışındaki fanlar, firmalar, organizasyonlar, magazinler vs. olsun hepsinin genelinde albüme büyük bir övgü var. Biz sadece Türkiye için değil dünya geneli için orijinal bir albüm yaptığımızı düşünüyorduk ve gelen tepkiler kesinlikle bunu destekler nitelikte. Biz kendi adımıza yabancıların Türk antipatisini biraz olsun yıktığımız inancındayız. Bunu gelen olumlu tepkiler ve konser-fest. teklifleri de doğrular nitelikte. Bu tip teklifleri 5-6 yıl önce hayal bile edemiyorduk örneğin fakat bugün gelen teklifleri kendi şartlarımızı kabul ettirmek koşuluyla kabul ediyor veya etmiyoruz. Yani demek istediğim insiyatif yavaş yavaş bizim elimize geçmeye başladı.

Grubun öncelikli hedefi nedir? Yani Black Metal tanımı altında değerlendirilen bir grup olarak bu ülkede müzikal açıdan şansınızı nasıl değerlendiriyorsun ve yurtdışında promosyon yapabilme durumlarınız hakkında neler söylemek istersin?
Grubun hedefi sadece büyümek. Ulaşılacak her hedeften sonraki hedefle bizim işimiz. Benim bu gurubu kurarken büyük iddialarım vardı ve zaman içerisinde bu iddialarımı destekler nitelikte işler yapmaya gayet ettik ve epey yol katedildi bence. Şuan dikkat ediliyorsa "Machine Brain" ile birlikte neredeyse tamamen yurtdışına yönelmiş pozisyondayız. Türkiye içerisinde zaten yapılması gerekenleri yıllardır yaptık ve yapmaya devam ediyoruz. Burada misyonumuzu, konumumuzu oturttuk. Yurtdışında da pek çok promo planları var ve şuan bunları uyguluyoruz da zaten. Almanya'daki menejerimiz Aykut Gür de bu yolda bizim için gayet stratejik görevler üstlenmiş durumda. İlk hedef olarak bol bol konser planı var ve zaten kesinleşen de bir sürü konser var. Yakında tarih ve mekânlarını açıklayacağız.

Grubun bundan sonraki dönemlerinde müzikal açıdan bu albümde olduğu gibi beklenmedik farklılıklar ve sürpriz müzikal üsluplar görecek miyiz? Müzikte değişim ve gelişim kavramlarına yaklaşım açınızı öğrenebilir miyiz?
Gelecek albümlerde de mutlaka yenilikler olacaktır, bu kaçınılmaz. Kimse yerinde saymak istemez. Üslup olarak tavrımız net ve değişmez ama konsept ve parçalardaki anlattıklarımızla ilgili bir sürprizden bahsediyorsan tabii ki her albümün kendine has bir konsepti olacaktır. Sürpriz olarak değerlendirilir mi bunu göreceğiz.

Geçmişte Non-Serviam dergisinde yazarlık yaptığın dönemde Kerim Tunçay ile atıştığınız sayıları hatırlıyorum. O dönemden sonra da özellikle sanal ortamlarda genelde insanların senin şahsına veya müziğine karşı sürekli eleştirel bir üslup takındıkları görülüyor. Sen de ısrarla belirli bir saygı çerçevesi içerisinde herkese cevap vermeye çalışıyorsun. Gelen eleştirilerden biri de müzisyenlerin forum tarzı ortamlarda fazla vakit harcamaması gerektiği yönündeBu konular hakkında neler söylemek istersin?
Ben forumlarda hiç zaman harcamıyorum ama insanlar o kadar takıntılı ki menejerimiz Aykut'u bile ben sanıyorlar. Kafalarındaki Bahadır 24 saat monitör başında duran, kendine yapılan her eleştiriye anı anına yanıt veren paranoyak bir karakter :) Bu çok komik. Ben bu kadar bol vaktim olması için inan neler neler vermezdim ama çok yoğun bir mesleki yaşantım var ve 7 yıllık bir evliliğim var. Bunlar zaten tüm zamanımı alıyor. İnterneti de tabii ki vakit buldukça takip etmeye çalışıyorum ama bu çok kısıtlı. Örneğin işyerinde msn'im hep açık durur ama gün boyu insanlara hemen hemen hiçbirşey yazamıyorum yoğunluktan. Sonra Bahadır 24 saat internette diyorlar :) Ama şunu itiraf ediyim ki özellikle ara sıra da olsa DVK forumlarında yazmayı seviyorum ve en çok orayı takip ediyorum.  Bu arada Kerimle de aramız şuan çok iyi. O Norveç'te bir firmada çalışıyor ve ara ara konuşuyoruz. Olgun insanlarız ve zamanında yaptığımız latifelerin anlamsız boyutlarda büyümesi ve bugün bile halen konuşuluyor olması ikimize de garip geliyor :)

Cevapların için teşekkürler. DeliKasap okuyucuları için söylemek istediğin son şeyler ile noktalayalım. Başarılar
Ben teşekkür ederim. DeliKasap F.C'yi futbol maçında feci şekilde yenmiştik. Geride kaldı ama vurgulamakta fayda var :)

Editör Notu: DeliKasap FC, Metal grupları karmasından oluşan futbol takımını (Bahadır'ın oynamadığı) sonraki maçlarda birkaç kez yenmiştir! ;)




Yazılarımızı Facebook'tan takip etmek için: