SÖYLEŞİ

Mark Barney Greenway (Napalm Death) ile Özel Röportaj Serisi (1)

Seyda Babaoğlu - 13 Eylül 2011

 

John McCrone adlı bir bilim adamının "Plato'dan Uzay Yoluna Kadar Aklın Bilimi" (Akıldışılık Miti) adlı bir kitabını okuyordum. İnsanların derinlere kök salmış akıldışı bir yanı olduğu inancı yalnız popüler kültürün bir parçasını değil, psikolojinin de temelini oluşturduğu bir gerçekti. McCrone, insanın akıldışı özünü oluşturan bu yaygın inancı şöyle özetliyordu: "Bir şeye inanmak istediğimiz için inanırız, doğru olduğu için değil. İçimizde gizli bir güç beslediğimiz düşüncesinden hoşlanırız. Bu da, hayatımızı daha heyecan verici kılar, tıpkı her an patlayabilecek bir yanardağın üzerinde yaşamak gibi... Dış dünyanın iyiliği için sağduyulu ve mantıklı yanımızı öne çıkarırız. Fakat içimizde çılgın, öngörülmez bir tutkunun yattığını biliriz. Kuşku duyulmaz çekiciliğine rağmen bu akıldışılık inancı bir 'mit'tir. İnsan aklını kavramanın anahtarı, bunu sosyal bir olgu olarak görmektir. Dünyaya bir hayvanın çıplak beyniyle gelir ve konuşma yeteneğimizin şekillenmesiyle bizi insan yapan alışkanlıklarla donanırız." McCrone'un ve kitabının özellikle biz yeraltında yaşayanlar için önemi; sözkonusu eserde "solcu" ve "vejeteryan" Napalm Death grubuna da değinmesi ve şarkılarında "şiddet" ve "vahşet" içeren bir müzik topluluğunun "toplumcu" duruşunun dışavurduğu "postmodern" bir durumu işlemesiydi. Arkadaşımız Seyda "Abigail" Babaoğlu, işte bu çetrefilli meseleler de dahil olmak üzere birçok konuyu Heavy-Metal ve Yeraltı Müzik Tarihinin En Sıra Dışı topluluklarından biri olan Napalm Death'in ayrıksı vokalisti Mark Barney ile yüzyüze görüştü, teybi Amir Necim çözdü, dilimize Onur Yiğit Demiröz aktardı. Tam bir "imece" ürünü olan bu söyleşiyi siz Deli Kasap'ların keyifle okuyacağını umuyoruz... (Atlantisten Gelen Adam)

Seyda "Abigail" Babaoğlu: Akıldışılık Miti adında bir eser yayımlandı. Burada Napalm Death'e de değinilmekte ve grup üyeleri olarak sol kanatta yer almanıza ve vejeteryan olmanıza rağmen modern şiddetin dışavurumuna bir örnek olarak işleniyorsunuz ve bu ideoloji ve belirsizlik içinde bunun postmodern bir durum ve modern toplumun büyük bir paradoksu olduğu öne sürülüyor. Bu konu hakkında yorum yapabilir misin?

 

Barney: Bu mükemmel. Bu iyi bir alıntı. Yeterince haklı. Ben ona tamamen katılıyorum ve bu kitabı okudum. Ama biliyorsun şiddet açısından belli bir noktadayız ama bunu bir bağlam içine koymak gerek, ben bir grup olarak bir paradoks olduğumuzu kabul ediyorum ve müziğin agresif olduğuna zaten % 100 katılıyorum. Populer bir grup olmayı seçebilirdik ve çok hafif bir "sound' ve farklı bir yaklaşım olabilirdi ama oyle değiliz. Biz olmak istediğimiz gibi bir grubuz. Bu kanlı canlı görüntü sizi bu haklı bakış açısına götürebilir. Ama bu bizim anlatmak için çalıştığımız hayatın bazen ne kadar vahşi olabileceği noktasıdır, gerçek hayatta öyle olmaya çalışmıyoruz. Bizim sorgulamak istediğimiz insan nasıl bu hale gelebiliyor ve bu şekilde hareket edebiliyor, insanların aleyhine bilgisi olabiliyor, bu bizim göstermeye çalıştığımız nokta. Doğru olan nokta bir paradoks olduğumuz. Ben bir pesimistim anlamışsındır ve şiddete inanıyorum. Eğer birisi bana saldırırsa, kendimi savunabilirim. Aslında hiçbir zaman birine gidip saldırmam. Yıllar önce farklıydı. Bunun tersi bir yoldu. Ama düşünüyorum da artık hayata yeni bir bakış açısı buldum. Bu bir çok insan demek. Anladım ki bazen başka insanların anlayış kıtlğı şiddet demektir. Bu alıntıyı sevdim, iyi bir alıntı. Bu olmadan konuya genişçe değinemezdim ...


 

Seyda: Bu gerçekten çoğumuzun durumunu anlatıyor diye düşünüyorum. Bu aşırı müziği seviyoruz, şiddet dolu Metal müziği dinliyoruz.

Barney: Ama yapmak zorundasın, mesele şovu nerede bitirmemiz gerektiği ve ahlaki değerlendirmelerin yapılması çünkü rasyonellikten bahsettiğinde benim için ahlak da meseledir. Ahlaklı olmak ahlak kuralları içerisinde tamamen yanlış bir anlayıştır. Çünkü ahlak bir başka insanın ahlaki değerler hakkındaki yorumuna dayanır. bazen kendi standartlarına uymayan seyler yaparlar sonra birden en ahlaklı noktada olurlar. Bu saçmalık. Gerçekten buna kafa yorarsan, tamamen saçmalık. Bazen ahlak bana tamamen rasyonel gibi geliyor. Peki tamamen bir fantezi ürünü olan müzik hakkında nasıl bir ahlaki degerlendirme yapabiliriz? Eğer çok şahsi olan ahlaki değerlere bakarsak sansüre düşmek pahasına tehlike olmayı sürdürmeliyiz. Bunu müzik ve eğlence adına yapabildiğim kadar yapmaya çalışıyorum.

 

SB: Youtube yasak mesela, ne dersin?

 

MB: Ciddi misin? Enteresanmış.

 

SB: Evet, çünkü birşey vardı ve çok süre önce yayından kalktı.

MB: Hükümet ile alakalı bir şey miydi?

SB: Evet öyle.

MB: İslam yönetimlerinde olduğu gibi...

SB: Evet açılsın diye bekliyoruz fakat hiçbir şey olmuyor  ve sanırım insanlar youtube'suz olmaya alılştılar.

MB: Bu iyi bir hal değil, tehlikeli bir yönetim biliyorsun.

SB: Ama tabiki insanlar youtube'a girmek için yollar buluyorlar çeşitli kanallardan.

MB: Bu dünyada saklanılacak hiç bir yol yok.

SB: Peki başka bir soru, bugün kontrol ettim ve tam Napalm Death kurulduğunda 1982 idi. Yani bir insan olsa 27 yaşında olacakmış. Hayal edersen eğer bir kişi olarak Napâlm Death ne tür bir insan olurdu merak ediyorum? Hobileri ne olurdu, nasıl hayatını geçirirdi?

B: O kesinlikle bir  özgür düşünür olurdu. Ve aklında sahip olduğu bilgi ile, ona göre, kendisini hayatta mutlu edecek  seçimleri yapabilirdi. Ve o çok basit bir hayat yaşardı. Bir çok şey ifade edebilirdi, sevmediği şeyleri fakat en azından tecrübe ettiği şeyleri...

-RÖPORTAJIN DAHA FAZLASI DELİ KASAP SAYI 4'TE!!! DELİ KASAP SAYI 4 SATIŞ NOKTALARI İÇİN www.delikasap.com ADRESİNİ TAKİP ETMEYİ İHMAL ETMEYİNİZ-



Yazılarımızı Facebook'tan takip etmek için: