SÖYLEŞİ

IMPALED NAZARENE'in ŞEYTANİ kurucusu MİKA Deli Kasap'ta!

Yiğit Elvis İlgü - 10 Aralık 2010

Oldukça soğuk bir Berlin gününde, 5 Şubat Cumartesi, sabah saatlerinde, Impaled Nazarene'in frontmani Mika ile, o akşam turnenin son konserinin yapilacağı mekanın arka kapısında buluştum.

Kısacık boyu, uzun deri pardösüsü ve kafasından hemen hiç çıkartmadığı sweathshirtünün kapşonu ile biraz ürkütücü göründü gözüme ilk bakışta. İki kelimesinden biri fuck olan bu küçük dev adam beni tur otobüsüne soktu ilk olarak ve "ısınmak için" biraz fuckin'whisky önerdi. Otobüste Impaled Nazarene grup elemanlarının dışında, benim çok beğendiğim Çekli Master grubunun bass/vokali Paul'da vardı. Ellerinden içki ve sigara tüm gün boyunca hiç eksik olmadı.
Ben sadece bir röportaj beklerken, boynuma backstage pass'i geçiriverdi Mika. Bu demek oluyordu ki, tüm gün boyunca konser mekanının istediğim yerine girip çıkabilecek, sınırsiı içki içip, yemek yiyebilecektim:)
 Tüm sahne kurulduktan ve soundcheck yapıldıktan sonra rahat bir yere oturup Deli Kasaplar için keyifli bir söyleşi yaptık Mika (Slutifer) ile. Umarım hoşunuza gider...
 

IMPALED NAZARENE'İN ŞEYTANİ KURUCUSU MİKA İLE YÜZ YÜZE

 

Yeni albümünüz All That You Fear'a gelen tepkiler nasıldı?
 Mika: Aslında tam bir şey söylemem mümkün değil. Beğenenler olduğu gibi beğenmeyenler de vardı. Bu kadar basit.
 Ama biliyorsun on beş yıldır faaliyette olan bir grubuz. Bu süre içerisinde olumlu ve olumsuz eleştiriler hep aldık. Ve hep daha fazla fanlar edindik. Bu albümden sonra da bizimle ilk kez tanışan, müziğimizi dinlemeye başlayan insanların olduğunu bilmek mükemmel.

Absence Of War albümünden sonra yeni grup elemanları var sanırım. Bu değişikliğin sebebi nedir?
 Mika: Bildiğin gibi eski gitaristimiz intihar etti. Yeni lead gitaristimiz var. Absence Of War'daki kadro değişmedi yani. Bu aslında çok komik, bana devamlı soruyorlar neden grup elemanlarını sürekli değiştiriyorsun diye. Ama bu demek değil ki, her zaman yeni birileri gruba girip cikiyor. Davulcumuz Repe '95 yılından beri bizimle. Gitarist Onraj 1992'den beri, basçimiz Arc 5 yıldır. Yani aslında tek yeni eleman, gitaristimiz Tuomio. O da yaklaşık iki senedir bizimle.

Son albümünüzde ölen gitaristiniz Teemu'ya adanmış bir şarkı var mı?
 Mika: Ona adanmış bir şarkı yok. Benim ONA yaptığım bir şarkı var: Suffer In Silence. Onun ölümüyle ilgili bir şarkı. Beni Finlandiya'da deli eden bir şeydi bu! Onu daha önceden tanımayan birçok kişi, ölümünden sonra saçma sapan açıklamalarda bulundu. "Ah, Teemu ölmeden önce ona son bira ismarlayan bendim!.. Onu çok özlüyorum!.." Ya da Teemu'nun hayattayken nefret ettiği bazı orospu çocukları, onun ölümünden sonra "yeah, o benim en iyi dostumdu, kankamdı" tarzı şeyler... Bu şeyleri okuduğum ve duyduğum zaman çok sinirleniyorum.
 Ama bir yandan da anlıyorum, bu insanın doğasında olan bir şey. Bu tarz olaylar meydana gelince, kendini ön plana çıkartmak için bunu istismar edip, kullananlar hep olur.

Dimebag olayında olduğu gibi mi?
 Mika: Evet, bu mükemmel bir örnek! Şimdi herkes ölümünden sonra ona tribute konserler yapmak falan filan istiyor.
 Geçenlerde Finlandiya'da da Dimebag'e bir tribute konser düzenlendi. Bize de orda çalma teklifi geldi. Hayır dedik. Biz hiçbir s.ktimi grubu için, hiçbir tribute konsere çıkmayacağız. Ben ölenlerin ardından hiçbir şey söylemeyerek saygımı gösteriyorum. Kendi sessizliğimle onlara saygı duymayı tercih ediyorum. Zaten herkes onun dünyanın en iyi heavy gitaristlerinden biri olduğunu biliyor. Ama sen çıkıp da bunu acıklı acıklı orda burda söylersen bu senin kendi reklamın olur.

Sana kesinlikle katılıyorum. Almanya'da turnede olmak nasıl? Demin otobüste, bazı konserleri pek tutmadığını söylemiştin.
 Mika: Dünkü konser çok ölü geçti. Seyircilerin hepsi sakinleştirici almış gibiydiler. Ama genele bakarsak, 1998'den beri çıktığımız turnelerde hep headlineriz. Her zaman iyilerin yanında vasatlar da olur.
 Bu turne sadece on bir konserden oluşuyordu. Almanya'nın dışında Hollanda, Slovakya ve Avusturya'ya gittik. Bir yıl içerisinde yeni albüm piyasaya çıkmış olacak ve bu sefer tekrar büyük bir dünya turnesine çıkmayı planlıyoruz.

Öğle saatlerinden beri ağır içki içiyoruz (viski, votka). Bu tarz bir yaşam zor olmuyor mu? Sahneye sarhoş çıkıyor musunuz?
 Mika: Tabii, konserden önce içiyoruz. Ama eskisi kadar çok değil (gülüyor). İlk yıllarımızda öyleydi. Birçok showun içine sıctık zamanında bu yüzden. Ve bir gün düşündük ki; ya böyle içmeye devam edeceğiz ve kimse bizi izlemeye gelmeyecek ya da sahneye çok sarhoş çıkmayacağız ve profosyonelce müziğimizi yapacağız. Ama konserden önce tabii içiyoruz. Bu sabah senin de otobüste gördüğün gibi, viski ve vodka ile kahvaltı yapıyoruz (gülüyor). Turnedeyken böyle şeyler çok normal. Viskinin tadını çok seviyorum, özellikle Bourbon viskinin.
 Tabii benim için daha kolay. Ben sadece şarkı söylüyorum. Ama diğer grup elemanlarının olabildiğince ayık olmaları gerekiyor sahnede. Mesela davulcumuz konserden önce hiçbir şey içmiyor çünkü canlı performansda en önemlisi davullar. Eğer o sıçarsa biz de sıçıyoruz.

Şarkı sözleriniz oldukça satanic ve hıristiyanlik karşıtı. Bununla ilgili hiç problem yaşadınız mı?
 Mika: Evet, beş yıl kadar önce Fransa turnesinde polisle problemimiz oldu. Ufak bir şehirdeki konserde polis bize "satan" kelimesini konser boyunca söylememizi yasakladı. Elimizle mosh yapmamız da yasakti! Çok komik, bir metal konserinde elini havaya kaldırıp metal işareti yapamıyorsun! Sonradan öğrendik ki, bu şehirde Dark Throne fanı birkaç kişi bazı cinayetler işlemiş ve bu sapıkça şeyleri bu müzikle bağdaştırmışlar.
 Ve bu konserden sonra Fransa turu boyunca polis tarafından takip edildik. Izleyicilerin arasında o komik tipleri hep görebiliyorduk. Gerçi deri ceket giyiyorlardı fakat oldukça yaşlı olmaları, kısa saçları ve asık yüzleri onları hep eleveriyordu. Çok salakçaydı. Montauban şehrinde resmi üniformalı bir polis bana konserden önce geldi ve eğer "satan" lafını konserde birkez dahi kullanırsam beni tutuklayacaklarını söyledi.

Çok ilginç. Böyle şeyler yalnız Türkiye'de olur sanırdım. Sahnedeyken diğer birçok black metal grupları gibi makyaj yapmıyorsunuz. Bunun özel bir nedeni var mi?
 Mika: İlk başlarda biz de black makyaj ile sahneye çıkıyorduk. Fakat sonraları bu iş çok trendy olmaya başlayınca vazgeçtik.

Son albümünüzde eski albümlerdekinden bir hayli fazla gitar solosu bulunuyor. Bunun nedeni yeni gitarist Tuomio mu?
 Mika: Evet. Tuomio gruba ilk geldiğinde bize "ne yapmamı istiyorsunuz? Solo ağirlıklı mı yoksa klasik akord taktiği mi?" diye sordu. Onun sololarını dinledikten sonra eğer albüme bu soloları koymazsak aptallık ederiz diye düşündüm. O gerçekten çok iyi bir gitarist ve eğer onun yeteneklerinden faydalanmasaydık bu büyük aptallık olurdu. Ve ben soloları gerçekten seviyorum. Iyi bir gitar solosu, kötü bir şarkıyı kurtarabilir.

1994 yılında üçüncü albümünüzün ismi tam "Hail To Finland" olacakken son anda değiştirdiniz. Bunun nedeni neydi?
 Mika: Çünkü bu çok ibnemsi bir isimdi (Benim üzerimdeki Manowar tshirtünü gösteriyor ve gülüyor)! Tabii ki şaka yapıyorum dostum.

Manowar'un Hail To England albümüyle bir bağlantısı vardı ama değil mi?
 Mika: Aynen öyle. Fakat sonradan düşündük ki, biz Manowar değiliz ve eğer böyle bir isim koysaydık çok aptalca olurdu.

Türkiye'den hiç tanıdığın grup var mı? Türkiye hakkında ne biliyorsun?
 Cenotaph! Evimde hala bir kayıtları mevcut. Geçen Ekim ayında Dark Tranquillity ile bir konser için Türkiye'ye gidecektik. Ama ne olduğunu anlayamadım. Promoter birdenbire ortadan kayboldu. Posterler falan her şey hazırdı halbuki. Kontratımız da vardı. Uçak biletlerini bekliyorduk. Dark Tranquillity ile irtibata geçtim ve onlara sordum. Onların menajeri de promotera ulaşamıyordu. Sonra konsere birkaç gün kala konseri iptal ettiğimizi açıkladık çünkü elemana ulaşamıyorduk. Bundan bir ay kadar sonra Türkiye'den başka birisi bizimle irtibata geçti ve ondan öğrendik ki; diğer eleman batmış ve faksını kapamış. Ve bize bunu bildermeye hiç gerek bile duymamış. (O kişi bunu okuyorsa onu kınıyorum. Yuh be! -Yigit)

Çok klasik bir soru daha. Günümüzde binbir çeşidi olan müzik türleri hakkında ne düşünüyorsun? Sevdiklerin ve nefret ettiklerin neler? (hangi takımı tutuyosun demekten iyidir:))
 Mika: Hip hop, rap veya su Jungle Jamaika tarzı şeylerle alakası olan her şeyden nefret ediyorum. İçimden onların hepsini öldürmek geliyor. Ben metal ve punk dinliyorum. Evet, en çok sevdiğim bu ikisi. 

Bugünkü show için size başarılar diliyorum. Umarım Berlin seyircisinden memnun kalırsınız. Türk Impaled severlere son olarak söylemek istediklerin?
Mika: Neden Türkiye'de hala bir konser veremedik bunu anlamıyorum. Bize mektup yazmaya devam etsinler. Bir dahaki sefere doğru düzgün bir promoter karşımıza çıkar umarım.
 Desteğinden dolayı sana teşekkür ederim. Haydi şimdi gidip biraz viski içelim!

(Bu röportajı eski Deli Kasap zamanlarında gerçekleştirmiştik. Impaled Nazarene'in 3 Şubat 2011 İstanbul konseri vesilesiyle anıları tazelemiş olduk, konserde iyi eğlenceler!)



Yazılarımızı Facebook'tan takip etmek için: