SÖYLEŞİ

Heaven Shall Burn Röportajı

Ahmet Atasoy - 28 Ekim 2005

"Müzik gerçekten dünyayı değiştirir mi bilmiyorum. Ama hey, bu gezegenin gençliği biziz, en azından bir şeyleri değiştirmeye çalışmamız lazım. Biz denemezsek kimse denemez."
Dinleyici kitlesini git gide artıran Heaven Shall burn ile Ahmat Atasoy DeliKasap okurları içi söyleşti.

Selam Matthias. "Antigone" çıktıktan sonra yaz festivallerinde çaldınız. İnsanların yeni şarkılarınıza tepkileri nasıldı?
Bütün festivaller harika geçti. Almanya'da WITH FULL FORCE ve PRESSURE FEST'te çaldık. Her şey gittikçe daha iyi oluyor. Artık daha çok fanımız var yeni şeyleri bayağı beğenmiş göründüler.

Heaven Shall Burn "Antigone"la ideal soundunu bulmuş görünüyor. Albüme gelen bu eleştiriler hakkında ne düşünüyorsunuz?
Evet, eleştirilerden oldukça memnunuz. Sanırım sonunda hep istediğimiz prodüksüyon kalitesini yakaladık. Ama gerçek soundumuzu "Whatever It May Take" albümünde bulduk. Antigone'u farklı kılan super prodüksüyonu.

"Antigone", politik ve sosyal açıdan son zamanlarda okuduğum en iyi liriklere sahip album. Müziğin dünyanın daha iyi bir yer olmasına bir yardımı dokunacağını düşünüyor musunuz?
Müzik gerçekten dünyayı değiştirir mi bilmiyorum. Ama hey, bu gezegenin gençliği biziz, en azından bir şeyleri değiştirmeye çalışmamız lazım. Biz denemezsek kimse denemez. İnsanların bir grubun lirikleriyle veya tavrıyla ilgilenip ilgilenmediğini gerçekten bilmiyorum.ama en azından düşündüklerimizi yaymaya ve insanları bazı konular hakkında düşündermeye çalışabiliriz.
İnsanların farklı kaynaklardan bilgi edinmesini isteriz.HSB vaaz veren bir grup değil. İnsanlara neyin doğru neyin yanlış olduğunu söyleyecek bizler değiliz. Sadece neler düşündüğümüzün ve hissettiğmizin bilinmesini istiyoruz. Bence eğer daha fazla insan doğru bir hayat tarzına yönelirse dünya daha iyi bir yer olabilir.

"The Weapon They Fear" Victor Jara ve ABD'nin Şili'deki oyunları hakkında bir şarkı. ABD benzeri oyunları 1980'de Türkiye'de de yapmıştı. Darbe oldu ve bir çok sanatçı, yazar ve sosyalist hapse atıldı. Bundan haberiniz var mıydı? Güçlü ülkelerin küçük ülkelerin içişlerine karışması hakkında ne düşünüyorsun?
Evet, 12 Eylül 1980'deki askeri darbe hakkında birşeyler okumuştum. Türkiye'de 1980'den 2000'e kadar olanlar hakkında bir rapordu. ABD'nin karıştığı yazmıyordu ama bu da bir ABD politikasıydı o zamanlar. Tütkiye, Şili, Arjantin ya da Brezilya. Karışmış olmaları sürpriz değil.
Şili'yi şarkımızda kullanmamıza gelince. Hepimiz Doğu Almanya'da komünizm altında büyüdük. Şili'yle hep güçlü bir iletişimimiz oldu ve okulda haklarında çok şey öğrendik.
ABD gibi ülkelerin dünyanın tamamını kontrol etme gibi bir merakı var.Ve bu yüzden böyle olaylara karışıyorlar. Daha güçlü olmak istiyorlar, ekonomileri için heryerde, herşeyin üzerinde etkileri etkin olmak istiyorlar. Ama beni en çok rahatsız eden şey ne , biliyor musun dostum?
Sözde "1. Dünyada" yaşayan bizler böyle ülkelerin baskıcı politikalarından kar ediyoruz. Bu adil olmayan ve sikilmiş politikalar Avrupa'da ve Amerika'da yaşayan bizlerin yaşam standartını yükseltiyor. Hepimiz baskı ve adaletsizliğe dayalı düzenin bir parçasıyız.
Bütün askeri oyunlar ve darbeler sadece bizim ekonomilerimizi daha güçlü yapmak için gerçekleştiriliyor. Bu gerçekten berbat. Ve her şey buna bağlı.

Temmuz 2004'te Caliban İstanbul'da çaldı ve harikaydı. Caliban'daki kankalarınız size bununla ilgili ne anlattı?
Oh, gerçekten muhteşem  olduğunu ve tekrar orada çalmak istediklerini söylediler. Super olmuştur kesin. Amon Amarth'ın da ordaki şovdan çok zevk aldığını duydum. Caliban'ın eski basçısının Türkiye konseri öncesi gruptan ayrılması kötü oldu. O da bir Türktü ve orda çalmaktan çok mutlu olurdu.

Melodik Death Metal-Hardcore sentezi son zamanlarda çok popüler. Özellikle Amerika'da yeni trend bu tarz metalcore. Bunun hakkında ne düşünüyorsun. Scene için iyi mi kötü mü sence?
Bir sürü harika grup var,iyi satıyorlar ve ilgiyi hakediyorlar. Artık gruplar müzikle hayatlarını kazanabiliyor. Ama kötü yanları da var elbette. Bir çok grup "büyük metalcore pastasından" pay kapma peşinde. Bu da janr içinde çok fazla album yayınlanmasına neden oluyor.  Böylece insanlar çabuk sıkılıyor ve iyi gruplar da daha az satmaya başlıyor. Ama herkes  ilerde kötü gruplardan da sıkılacak ve sadece dürüst olanlar ayakta kalacak. Aynen Death Metal'in 90'ların başındaki hali gibi.

Milyonlarca Türk Almanya'da yaşıyor. Bunun ne kadar kötü olabiliceğini tahmin ediyorum çünkü 70 milyon tanesiyle bir arada yaşıyorum. Daha da kötüsü ben de bir Türk'üm :) şaka yapıyorum. Sence oradaki Türkler Alman hayat tarzına alışabildiler mi?
Değişiyor. Bir tarafta burdaki herhangi biri gibi yaşayan Türkler var. Öte yandan kendi "alanlarında" yaşayanlar var. Çoğu Almanca bile konuşamıyor. Türklerin yaşadığı mahalleler var. Berlin'deki Kreusberg gibi. Bazıları oraya "küçük İstanbul" diyor. Ama sanırım soruyu yanlış adama sordun. Ben Doğu Almanya'da büyüdüm ve hala burada çok fazla Türk yok.
Türkler Almanya'ya 60larda, biz hala batı Almanya'dan ayrıyken geldi sanırım. Aynı zamanda bir sürü Yunan, Portekizli ve İtalyan da geldi. Alman ekonomisi büyüyordu ve daha çok işçiye ihtiyaç vardı. Bizim yaşadığımız yerde daha çok Çin ve Vietnam'dan gelenler var.
Dediğim gibi, herhangi bi Alman gibi yaşayan yabancılar da var kendi kültürlerini buraya getirenler de. Bu bazen sorun doğurabiliyor ama sorunların her iki tarafın töleranslı olmasıyla çözülebileceğine inanıyorum. En büyük sorun Almanca öğrenmek istemeyen yabancılar. Çünkü onların çocuklarına eğitim vermek ve daha sonar iş bulmaları zorlaşıyor. Bunun bir çok aile için ekonomik bir felaket olduğunu tahmin edebilirsin. Başka yan etkileri de var tabii. Kötü bir eğitim suça da neden olabiliyor.

HSB tavrı olan bir grup. Politik sözler yazmaktan çekinmiyorsunuz, sokaklara çıkıp bizi rahatsız eden şeyleri protesto etmemiz gerektiğini söylüyorsunuz. Bunların CD satışlarınızı etkilemesinden korkmuyor musunuz?
Satışlar o kadar da umurumuzda değil. Söylemek istediğiniz şeylerle insanlara ulaşmak daha önemli. Bilemiyorum, belki bazılar söyleyeceklerimiz olduğu için albümümüzü alıyor, belki de söylediklerimizden hoşlanmadığı için bizi desteklemiyor. Dediğim gibi çok satmak umurumuzda değil. Yani, satmak iyi bir şey ama amaç değil. Satışlardan gelen parayla da yaşamıyoruz. Hepimizin kendi işleri ya da okulları var,grup sadece bir "hobi". Sevdiğimiz müziği çalmak ve bazı konulardaki görüşlerimizi iletmek istiyoruz. Grubu ünlü olmak için kurmadık.hehehe. takdir edilmek güzel ama HSB'nin varolma nedeni bu değil.

Sıkıcı bir straight edge sorusu var şimdi. Sitenizde merchandise hakkında şöyle bir ibare var; "HSB tişörtleri kolay sekse giden en kısa yoldur. Hemen Alın!" Aşksız sekse karşı değil misiniz?
Ah, o sadece şakaydı. Zaten %100 straight-edge bir grup değiliz. Sadece dördümüz straight-edge. Ama hepimiz veganız.
Bu arada, cinsellik çok kişisel bir konu ve benim içim aşık olduğun kişiyle yapılan seks en iyisidir. Durmadan partner değiştirmekten hoşlanmam. NO WAY. Ama nasıl birine gerçekten aşık olup olmadığını bilebilirsin ki? Birinden hoşlanırsın, aşık olduğunu düşünürsün ama aslında değilsindir. Bunu kısa sure içinde anlayamazsın ki.
Bana göre çiftler sadece hamilelik filan gibi sonuçlarına katlanabileceklerse seks yapmalı. Yani bu "evlilik dışı sekse hayır" şeyine inanmıyorum ama sadece bir ilişki içindeyken seks yapılmalı. Manitdan manitaya koşmak benim anlamadığım bir şey ve bundan hoşlanmıyorum. Bence karaktersizlik bu.

Son soru. Bunu her gruba soruyorum. Daha çok Death Metal, Punk ve Hardcore gibi türlerle ilgilensem de büyük bir Pain Of Salvation fanıyım. Senin de sevdiğin böyle ilginç gruplar var mı?
Pain Of Salvation'ın sadece ismini duydum bir ara dinlemem lazım. Death Metal ve Hardcore'dan hoşlananlar için Maroon, Sunrise, Liar, Hatesphere, Fall Of Serenity, Cataract, Born From Pain, Deadsoil, Cipher System, Fear My Thoughts, Purified In Blood gibi grupları önerebilirim. Sanırım Avrupa sahnesinin daha verecek çok iyi şeyleri var.

Sorularımı yanıtladığın için teşekkürler Matthias. Son sözlerin...
Röportaj ve HSB'ye gösterdiğin ilgi için teşekkürler Ahmet. Bu bir Türk dergisiyle yaptığımız ilk röportaj. Sana derginle iyi şanslar. Umarım bir gün ülkenize gelip çalabiliriz.THAT WOULD BE BLAST. Orada çalan gruplardan çok iyi şeyler duyduk. Bir gün görüşürüz umarım. Kendinize iyi bakın.


www.heavenshallburn.com







Yazılarımızı Facebook'tan takip etmek için: