SÖYLEŞİ

GWAR grubundan Oderus Urungus Deli Kasap'a içini döktü!

Yiğit Elvis İlgü - 17 Ekim 2010

Oderus Urungus ile sıradan bir GWAR röportajı: Şiddet, zorbalık, kan, barbarlık ve vahşet!

GWAR grubundan Oderus Urungus Deli Kasap'a içini döktü!

Görsel vahşet ve rock müziğin sahnede buluşması
İngiliz bir rock vokalisti olan Arthur Brown suratını boyayıp sahnede teatral gösteriler yapan ilk müzisyendi. Hemen ardından Alice Cooper'ın 60lı yılların sonlarına doğru başlattığı bu akım, rock müziği, korku ve vahşet içerikli sahne gösterileriyle buluşturuyordu. Özellikle Alice Cooper'ın sahnede yaptığı dehşet veren gösteriler, müzik piyasasına shock rock kavramını getirmişti. İnsanlara sahneden tavuklar atıyor, suratını boyayarak her şarkıda farklı bir kötü karaktere bürünüyordu. Ardından 70lerin başında kurulan Kiss grubu, suratlarını boyayarak ve sahne gösterilerini büyüterek, vahşeti ve korkuyu rock müziğe sokmuştu. Bir şarkıda ağızlarından ateş püskürtüp, diğer bir şarkıda kan fışkırtıyorlardı. Sonra 70lerin sonunda daha karanlık ve mistik şarkı sözleri kullanan Danimarkalı King Diamond ortaya çıktı. Amerikalı horror punk grubu The Misfits, İsviçreli grup Hellhammer gibi isimler de müzik piyasasına, dehşet dolu sahne gösterilerini ve karakterleri benimsetmişti.

GWAR grubundan Oderus Urungus Deli Kasap'a içini döktü!

Kim bu GWAR?
1984. Şimdi sisteme, devlet başkanlarına, popüler kültüre, sosyeteye, din liderlerine ana avrat saydırılmaktadır: İşte Gwar kurulur! Pisliği, kanı, vahşeti, çok abartılı sahneleyen bu grup thrash, punk, hard rock her şeyi çalar. O güne kadarki shock/horror rock gruplarının aksine birçok güncel tema kullanırlar. Sahnede müzisyenler dışında devler, cüceler, ifritler, cadılar, ecinniler falan dolaşır. Boyu iki buçuk metreye varan uzaylı/yaratık kostümleriyle sahneyi savaş alanına çevirirler. Hemen her şarkıda sahneye karakterler çıkartıp derisini yüzer, iç organlarını söküp seyirciye atar ve en sonunda kafasını kesip seyirciyle birlikte kan banyosu yaparlar. Bu karakterler arasında olan bazı isimler: Britney Spears, Georg Bush, Obama, İsa, Papa, Hitler, kıçına iki metrelik bir kazık sokulan polis, Mike Tyson, Bin Ladin, Hillary Clinton, Paris Hilton ve Arnold Schwarzenegger.
Sahnede bugüne kadar birçok müzisyen değiştiren Gwar'dan, ilk günden bugüne kalan tek eleman olan vokalist Oderus Urungus (Dave Brockie) ile Berlin'in sol görüşlü klüp ve konser salonlarından biri olarak bilinen, Kreuzberg semtindeki SO36'da görüştük. Beni kapıda karşıladı ve selamlaştıktan hemen sonra "sen çok temiz giyinmişsin gel biz seni biraz boka bulayalım" dedi. Çok esprili! Kulise girdiğimizde bütün grup elemanları oradaydı, oda duman altıydı, saat öğleden sonra üçtü ve herkes bira içiyordu. Beni diğer grup elemanlarıyla tanıştırıp, bana da bir bira ikram ettikten sonra söyleşi için başka bir odaya geçtik. "Gördüğünüz" gibi aslında çok kibar biri ama ağzı bozuk işte.

Gaddar Oderus Urungus Deli Kasap'a içini döktü!

GWAR grubundan Oderus Urungus Deli Kasap'a içini döktü!

Daha önce hiç Kreuzberg'de bulunmuş muydun?
Evet, birçok fuckin' kez! Çok çılgın geceler geçirdik burda. Burada eski bir tarihimiz var. Yolun karşısındaki Franken barda çok takıldık.
Uzun zaman önce, Gwar'un ilk başladığı zamanlardı, Berlin'e sık sık gelirdik ve küçük klüplerde çalardık. Giderek büyüdük ve son geldiğimizde Huxley's Neue Welt'de çaldık (yaklaşık bin kişilik bir yer -y). Franken'ın tam karşısında bulunan SO36 bizim hep çalmak istediğimiz bir yerdi. Burası dünyadaki en fuckin' güzel mekanlardan biri! Çok kez Franken'da manyak alkol maceraları yaşadık. En güzel gecelerden biri, barda takılırken Girlschool grubuyla karşılaşmamızdı. İki grubun da buralarda bir yerde konseri vardı. Hangi grup daha çok içebilir yarışması yaptık ve biz kazandık. Gerçi ben biraz erken pes ettim ama davulcumuz ve basçımız sabaha kadar kızlarla içip onlara Gwar'u gösterdi... Sarhoş manitalarla uğraşmak kolay değildir. Uzun lafın kısası, tekrar burda olmaktan memnunuz.


Turne nasıl gidiyor? En son İngiltere'deydiniz sanırım.
Bloodstock festivalinde çaldık, süperdi. Şimdi ilgi büyük. On yıl önceki Gwar insanlara bok gibi geliyordu. Uzun bir süre buralara gelemedik, insanlar bizi dinlemiyordu. Çok deneysel şeyler yapmaya başlamıştık. Gwar aslında manyak sahne gösterileri olan bir punk/thrash grubu olarak çıktı. Ama biz yaşlandıkça kendimizi Frank Zappa ya da The Beatles sanmaya başladık. Fuckin' Ozzy Osbourne'u örnek alacağımız yere... İçimizde bir deneysel müzik yapma isteği vardı. Çok manyak bir şey, bir sonraki şarkının ne olacağını bilmiyorsun.


Şu anki tarzınızı nasıl tanımlıyorsun?
Kesinlikle hard rock. Heavy metal var, thrash var, punk var. Gwar'u tanımlamak zordur aslında. Ne yaptığımız belli değil. Ama birçok heavy gruplardan etkilendiğimiz kesin. İçinde Motörhead var, Sex Pistols var, fuckin' Black Sabbath var. Bu sadece heavy hard fuckin' müzik. Heavy metal okulunun bir parçası olduğu kesin. Pardon, sanırım tekrar bi sıçmaya gitmem gerek. İki saniyede dönerim. Oh my God!!!...


(Kıçını tutarak koşuyor)

(5dk. sonra)


Son albümünüz Lust In Space'den ve gelen tepkilerden bahseder misin?

GWAR grubundan Oderus Urungus Deli Kasap'a içini döktü!
Sadece ABD'de değil Avrupa'da da beğenildi. 2001'den önce, demin de bahsettiğim gibi deneyselliğe çok kaptırmıştık. Ama 2001'den sonra metal köklerimize geri döndük. İnsanlar "işte şimdi tekrar Gwar'un müziği dış görünümleriyle uyuştu" diye düşünmeye başladı. Son Amerika turnemizde Opeth, Behemoth, Cannible Corpse, Lamb Of God gibi metal müzikte zirvede olan gruplarla çaldık. Bu gruplarla çalmak bizi onurlandırdı. Metal camiasında bize ayrılmış bir yer olduğunu gördük. Gwar'un tekrar metal yapması herkesin hoşuna gitmişti. Lust In Space de, gelen bu pozitif tepkilerin bir sonucu. Müzikal olarak en güçlü albümlerimizden biri. Eski günlerdeki ruhumuzla yazdık şarkıları. Gwar her zaman Avrupa'ya oranla Amerika'da daha meşhur olmuş bir gruptur. Metal köklerimize dönmemizle Avrupa, Avustralya, Japonya kapıları da bizim için tekrar açıldı. Uluslararası olmamızı sağladı.


Slipknot gibi gruplar bir nevi sizin kopyanız. Onlar hakkında ne düşünüyorsun? Sizin etkilendiğiniz isimler kimler? (Murat Arda)
-Diğer "canavar" gruplarla hiçbir zaman problemimiz olmadı. Oderus (kendisi oluyor) onları öldürmek isteyebilir, o ayrı. Lordi'nin kafasını bir kazığa geçirip sahneye çıkabilir. Çünkü o bir ecinni. Ee, Lordi de ecinni. Ya da öyle olduğunu sanıyor. Rob Zombie'de, Alice Cooper da birer ecinni. Hiçbirimizin bir kopyası yok. Biz, müziğimize olduğu kadar sahne gösterisine de önem veren gruplardanız. Ama sanırım biz, bu sahne gösterilerini Alice Cooper'dan ya da Kiss'den çok daha ileri seviyeye taşıdık. Bizi, diğer bu tarz gruplarla karşılaştırdığın zaman, onların yaptıkları neredeyse çocuksu kaçıyor. Biz birçok politik, sosyal, dini fuckin' sorunlara değiniyoruz. Sahnede taşşak geçemeyeceğimiz kimse yok. Kimseden korkumuz da yok. 25 yıldır bizi istediğimiz şeyi yapmaktan kimse alıkoyamadı.


Müziğinizde seks, politika veya kültürlerle ilgili birçok tabuya saldırıyorsunuz ve dalga geçiyorsunuz. Ciddiye aldığınız hiçbir konu yok mu? (Murat Arda)
Tüm bunların hepsini çok ciddiye alıyoruz. Sahneye bir şey çıkartıp onu imha ettiğimizde, sembolik olarak insanların "o şeylerden" korkularını gideriyoruz. Temel olarak ölümle dalga geçmeye çalışıyoruz. Bundan daha ciddi bir şeyin dünyada bulunduğunu sanmıyorum. Gwar sosyetenin tabularıyla dalga geçer. Mesela onları sahneye çıkartıp g.tlerinden becerir... Böylelikle korkulacak insan olmaktan çıkarlar. Sahne gösterimiz çok vahşi, kanlı ve her türlü abartı var. Ama yaptığımız işte ciddiyiz. Show dünyasında bizden daha ciddi bir grup bulamazsın.


Phallus In Wonderland filmi Troma sinemasından bir örnek sayılabilir mi? Bu tip çalışmalara devam edecek misiniz? (Murat Arda)
Böyle bir film tekrar çekmeyi çok isteriz. Yapım aşamasında ölüyorduk yorgunluktan. Çok pahalı, çok vakit alan bir iş. Gwar'un iyi bir film yapabileceğini gösterdik, ne pahasına olursa olsun. Ortalıkta vahşet/korku filmi yapmak isteyen birçok yapımcı var. Ama tutup da Halloween filmini bilmem kaçıncı fuckin' kez çekiyorlar. Biz kendi imkanlarımızla, kısıtlı bütçemizle öyle bir film ortaya çıkarttık. Gwar'un daha yapmak istediği milyonlarca şey var. Tabii ki küçük barlarda çalan bir rock & roll grubu olarak başladık ama hep daha fazlasını istedik. Bir bilgisayar oyunu, yeni bir film gibi. Bunları kolay elde edemememizin nedeni, imajımızdan hiçbir zaman ödün vermiyor olmamız. Bizden daha az hayvani, daha az pis olmamızı bekliyorlar, ürün satsın diye. İşte bu yüzden Gwar'un popüler olması (mainstream) bu kadar uzun sürdü. Daha doğrusu, tam anlamda hiçbir zaman mainstream'e giremeyeceğiz. Gwar her şeyi baltalayan, karanlık ve bazı insanları gerçekten çok korkutan bir grup. "Gwar ne kadar aptalca", "hiç cool değiller", "hiç komik değiller", "çok zevksizler herifler" diyen tipler ortaya çıkıyor. Ama bizim fanlarımız onlara s.ktir çeker. Bizi çok matrak ve doğal bulan fanlarımız var. Popüler grupların başarısı hep aynı. Bir grup vardır, sahnede poz verir, hit bir şarkıları olur falan. Bu kolay bir iş. Gwar'a baktığınızda önce bi hassktr çekersiniz! Biz büyük, kanlı fuckin' bir pisliğiz!

GWAR grubundan Oderus Urungus Deli Kasap'a içini döktü!


Dış görünüşünüzden dolayı müziğinizin ikinci plana atıldığını düşünüyor musun?
Kesinlikle! Grubumdaki hiçbir elemanı, heavy metal dünyasındaki herhangi bir başka müzisyene değişmem. Bu herifler hayatları boyunca müzik yapan insanlar. Gwar'dan çok daha önce müzik yapmaya başlamış insanlar. Çok kabiliyetli, kendilerini adamış ve verimli müzisyenler. Gwar'un gösterileri o kadar manyak, o kadar yoğun oluyor ki, -müziğin ne kadar güzel olduğu umrumda değil, "Gwar çok manyak ya" diyor insanlar. Bence sahne gösterisi kadar müzik de önemli. Gwar'un müziği boktan olsaydı, bu grup 25 yıl sonra hala ayakta olmazdı. Bir sirk falan kurardık belki. Gwar'un bir müzik grubu olduğunu hala kavramayanlar varsa, onlar ahmaktır. Bilirsin bazı tip metalciler vardır, metali çok fazla ciddiye alırlar, sert takılırlar. Onlara acıyorum ve komik buluyorum. Biz gülüp eğlenmeyi severiz. Şeytanın var olduğuna falan inanmayız. Suratlarını beyaza boyayıp ciddi metalci olanlar var ya, onları seviyorum. Ancak onların, benim onları sevmemi istedikleri nedenden değil. Eğlenceli buluyorum onları. Bu tarz gruplar muhtemelen "Gwar hiç gerçekçi değil" diye düşünüyorlardır. Yapma ya! Sen sanki sokakta sabah akşam o makyajla dolaşıyorsun! Senin yaptığın şeyin benimkinden farklı olduğunu düşünüyorsan sen bok çuvalının tekisin! Sen de benim gibi bir karakteri canlandırıyorsun, o kadar. Eğer bu karakteri ciddiye alıyorsan, kendini kandırıyorsun demektir.


Kostümlerinizi kim tasarlıyor?
Hepsini kendimiz yapıyoruz. Tasarlıyoruz, çiziyoruz ve kendimiz imal ediyoruz. Bu iş için Richmond/Virginia'da şahane bir stüdyomuz var. Şarkıları yazarken bir araya geldiğimiz gibi, kostümler için de toplanıp birlikte uzun zaman geçiriyor ve çalışıyoruz. Yıllar sonra hala iğrenciz. Ne kadar yaşlanıp, şişkolayıp, çirkinleşsek de suretimiz hiç değişmiyor haha. Günün birinde bu kostümleri torunlarımıza verip "hadi sıra sizde" diyebiliriz. Bu fikir hoşuma gitti, ben de evimde oturup kostümleri tasarlamaya devam ederim. Geleceğimizi aydınlık görüyorum. Ne güzel, tekrar Avrupa'ya geldik, festivallerde çaldık. Ama bu akşam, tüm turnenin en iyi konseri olacağını tahmin ediyorum.


Bunu duyduğuma sevindim. Kostümleriniz hangi maddeden yapıyorsunuz?
Amerikan futbolu topunun malzemesine benziyor. Çamurdan kalıp hazırlıyoruz ve onların üzerine gerip kurutuyoruz. Lateks, deri de kullanıyoruz. Suya dayanaklı ve sağlam şeyler olmaları gerekiyor. Her gece yapılan kan banyosuna dayanıklı olmalılar. Bizden başka da bu işi yapabilecek kimse yok zaten. Hollywood'dan, bazı tiyatrolardan insanlar bize başvuruyor ve yardım istiyorlar bu konuda.

GWAR grubundan Oderus Urungus Deli Kasap'a içini döktü!


Bildiğin gibi, İstanbul'dan Deli Kasap dergisindenim. Klasik sorumuz, Türkiye hakkında neler biliyorsun?
Birkaç şey biliyorum tabii. Coğrafi konumu falan. Türkiye'de büyük bir metal camiası olduğunu da biliyorum. Muhtemelen Gwar'u korkunç bulacak birçok insan da vardır. Her geçen turnemizde biraz daha doğuya gidiyoruz. Kim bilir, günün birinde İstanbul'da da bir konser verebiliriz. Manyak olurdu.


Kesinlikle. Samimi cevapların için çok teşekkür ederim.
Ben teşekkür ederim. İstanbul'a selam söyle dostum.

Grubun sitesi: www.gwar.net



Yazılarımızı Facebook'tan takip etmek için: