SÖYLEŞİ

Fethi Hıncal ile "Dual Kod" Üzerine Söyleşi

Aşiyan Kutlu - 17 Temmuz 2011

 "DUAL KOD" Bu ismi birçok yerde duymuşsunuzdur eminim. Şimdi bu ismin size çağrıştırdığı her şeyi unutun ve bu sohbeti okumaya başlayın. Parmakları ile uzun süre iş yapan herkes, bu kod sizin için geliştirildi. Lütfen dikkatle takip ediniz!!!

Şimdi bu önemli tekniğin mimarı Fethi Hıncal bunu ayrıntıları ile bize aktaracak ama önce biz azıcık Fethi Hıncal'dan bahsedelim, kimdir Fethi Hıncal?

1970 yılında Konya'da doğdu. İleride mesleği ve tüm hayatı haline gelecek olan müzik serüveni 5 yaşında eline aldığı mandolinle başladı.

1988'de Y.T.Ü Mimarlık fakültesine girdi. Aynı sıralarda elektrik gitarla tanışması meslek seçimini değiştirmesine ve 4. sınıfta fakülteden ayrılmasına sebep oldu.

Fethi Hıncal ile

Bu müzik serüveni, girdiği üç müzik okulu sınavından olumlu sonuç çıkmasa da, yoğunlaşarak devam etti ve 1997 yılında bu metodun (DUAL KOD) temelini oluşturacak fikirler geliştirmeye başladı.

Bugüne kadar gerek evindeki mütevazi stüdyosunda bestecilik ve enstrümanistlik alanında yaptığı çalışmalar, gerekse öğrencileri ve yakın çevresi ile paylaştığı bilgiler sonucunda, yaklaşık on yıldır denediği ve geliştirdiği bu metodu en sade ve anlaşılır şekliyle sizler için bana anlattı. 

Aşiyan: Merhaba Fethi hoş geldin, bana bu ilginç tekniği anlattığında çok ilginç bir o kadar da gerekli gelmişti. Anladığım kadarıyla bu teknik uzun süre parmaklarını çalıştırmak zorunda kalan herkes için, parmaklarına kramp girmemesini sağlayacak, uyuşturmayacak, bir süre sonra kullanılmaz hale gelmesini engelleyecek ve de en önemlisi, parmakları sürekli kullanmaktan oluşan bir çok meslek hastalığının da önüne geçecek bir metot, doğru mu?

Fethi: Evet aynen öyle tam da anladığın gibi.

Aşiyan: Sen nasıl keşfettin bu tekniği?

Fethi: Ben müziğe mandolinle başladım, mandolin bir çok telli müzik aletinin temelidir, basittir ama yine de insanın parmaklarında bıraktığı hasarlar olabiliyor. Ben mandolinden gitara çok zor geçtim, bir sürü arkadaşım gitarı çok kolay öğrenirken ben çok zorlandım. Bir de bir şeyleri ne kadar öğrenmiş olursam olayım, sahne beni çok geriyordu, elim gitara yapışıp kalıyordu ve kalkmıyordu. İlk önce tai chi (Tai Chi Milat'dan önce 2000 li yıllarda eski Hindistan'da ve Çin'de yapılan bir tür yogadır) öğrendim,  sonra bir akşam ayvalıktaydım,  sahilde can sıkıntısından parmaklarımla oynarken, bir an'da bir şimşek çaktı kafamda, parmaklarımı incelemeye başladım. Bütün parmaklarımız birbirinden farklı kas ve iskelet sistemine sahip, yapabildikleri hareketler ve bağımsızlıklarının farklı olduğunun farkına vardım. Bütün parmaklarımın aynı düzlem içinde rahat hareket etmesi için bir optimizasyona ihtiyacı olduğunu düşündüm. O optimizasyon da ancak birbirine bağlı ve kendi aralarında hareket etmesi gerektiğini düşündüm ama buna ben ilham diyorum, böyle bir ilham geldi. Bunu parmaklarımı farklı şekillerde çalıştırarak yapmaya ve kendi üzerimde tatbik etmeye başladım ve çok faydasını gördüm.

 

Aşiyan: Yani bu tamamen senin buluşun? Ben ilk başta bu konu bana anlatıldığında; böyle bir teknik zaten vardı ama çok bilinmiyordu, sen de üzerine bir şeyler katarak geliştirdin diye düşünmüştüm.

 

Fethi: Ben böyle bir teknik duymadım ve görmedim, tamamen kendi keşfim ama şimdi bunu duyan insanlar ilk başlangıç hareketlerini bir şeylere benzetebilirler çünkü; hepimizin parmakları var ve bilmem kaç bin senedir bunlar göz önünde, birileri mutlaka bir şeyler düşünmüşlerdir ama metodik bir biçimde sisteme oturtup teknik bir disiplin olarak sunmak bana nasipmiş.

 

Aşiyan: Ben bu sistemin herkes tarafından duyulmasını ve bilinmesini istiyorum seninle de bu sohbeti bu yüzden yapıyorum ve zaten en başta müzisyenlerin ve parmaklarını kullanarak uzun süre iş yapan herkesin, bu tekniği duyup, bilip, öğrenmesi gerektiğini düşünüyorum, birkaç müzisyen arkadaşıma böyle bir teknik olduğunu ve tam olarak öğrendiğimde bunu onlarla da paylaşacağımı söylediğimde çok ilgilendiler zaten.

 

Fethi: Bu sistemde, asıl enstrüman insanın eli. Uzaydan da çok farklı bir enstrüman getirilse ve elinle çalacaksan aynı teknikle çok kolay öğrenebilirsin. Çünkü biz asıl eli ve parmakları eğitiyoruz önce.  Sonra zaten her şey çok rahatlıyor, gitarı yeni öğrenmeye başlayan bir insan "bir buçuk senede" alacağı yolu "beş ayda" alıyor. Ya da yirmi senelik bir gitarist; artık parmaklar yorgun, tıkanmış ne yapacağını bilemiyor, bu sistemle bir level atlayarak tekrar eski sağlıklı günlerine geri dönüyor.

Sıklıkla müzisyenlerin başına gelen meslek hastalıkları var;

 

1-Overuse(aşırı kullanım) sendromu

2-Tendinistis

3-Fokal Distoni

4-Sinir Sıkışmaları

5-Karpal Tünel Sendromu

6-Torasik Autlet Sendromu

7-Kubital Sendromu

8-Trigger Finger

 

Bu hastalıklar çoğunlukla; sık tekrarlanan hareketleri sürekli, aşırı ve kontrolsüz yapmaktan kaynaklanıyor. Ve bu sistemle yapılan tüm bu yanlışların önüne geçerek, parmaklarda tam bir kontrol ve bilinçli bir kullanma sağlayarak bu hastalıkların oluşmasına engel oluyor. Parmaklar; minimum güçle maksimum hareket edip bir senkronizasyon sağlıyor, dolayısıyla yorulmuyorsun.

DUAL KOD sistemi yukarıda saydığımız bu rahatsızlıkların oluşmasına engel olduğu gibi, Fokal Distoni rahatsızlığını iyileştirdiğine de tanık olduk. Yurt dışından birkaç müzisyende fokal distoni rahatsızlığı vardı, bana ulaştılar, onlara birkaç videolu gösterimle önerilerde bulunduğum hareketleri yaptırdım. Hatta onların bu hareketler sonucunda parmaklarında gördükleri değişim sonunda hissettiklerini web sitemizde yorum olarak paylaştım. Sitemizin adresiwww.dualkod.com şu an tam tamamlanmadı, yapım aşamasında ama facebook'daki "DUALKOD Parmak Biyomekaniği" sayfamızda da var.

Aşiyan: Fethi; bu tekniği sen kendin geliştirdin ok, peki neden hiç duymadık?

Fethi: Ben 15 senedir bu tekniği geliştirmekle uğraşıyorum ve son 2-3 senedir arkadaşlarımın ve yakın çevremin zoruyla, artık bunu başkalarına da sunmalısın, kitap yapmalısın gibi bir talep geldi ve ben de onun üzerine harekete geçtim. Bir kitapçık ve video cd olarak toparladım. Patent konusunda biraz zorlandım, herhangi bir endüstri ürünü olmadığı için patent alamıyorduk ancak; noter koruması ve en iyisi bir kitap basılması gerektiğini öğrendim, kitabı bastırdım ama basan yayın evi ile bazı anlaşmazlıklarımız oldu, fakat bu beni yıldırmadı, başka yollar deniyorum, hatta daha da genişlettim, İngilizcesini hazırladım. 1-2 aya kadar tekrar basacağız, bunun yanı sıra üniversite, sağlık kuruluşları v.s gibi yerlerde seminerlerim oluyor. Elimden geldiğince basın yoluyla da duyurmaya çalışıyorum. İşte bu gibi zorluklar yüzünden henüz tam bilinmiyor.

Cerrahpaşa'da ufak bir seminerim oldu Kulak-burun-boğaz bölümünde, bir ilaç firması benimle anlaşmak istediler; cerrahlara verilmek üzere yılbaşı promosyonu olarak 20bin kitapçık ve video cd için. Onlarla da maddi konuda anlaşamadık. Fakat ulaştığım ve referans almak istediğim bir çok üniversite profesörlerinden referans aldım. Bu referansları öğrenmek isteyen arkadaşlar web sayfamızdan ve facebook sayfalarımızdan ulaşabilirler. Şimdiye kadar da aksi yönde hiçbir şey olmadı, rahat ilerliyoruz en azından.

Aşiyan: Şimdi sen kısaca bu tekniği anlatacak mısın, yoksa bunların nasıl yapıldığını öğrenmek isteyenlerin sana mı ulaşması gerekiyor?

Fethi: Çok basit günlük çalışmalarla parmakların balansını ayarlıyoruz. İşaret ve orta parmakların yapabildiğini, yüzük ve küçük parmaklar da rahatlıkla yapabilir hale geliyorlar. Parmaklar yorulmaz hale geliyorlar, çünkü biz parmaklarımızı kullanmayı bilmiyoruz. Çocuklukla ilk kavramayı öğrendiğimiz an'da biz zannediyoruz ki; tamam bunu öğrendik ve biliyoruz. Ama zaten bir şeye biliyorum dediğin andan itibaren gelişim durur. Yürümeyi öğrendiğimizi zannediyoruz, ama t.v de bir ip cambazı seyrettiğimizde yaptığı hareketleri çok beğeniyoruz ve bazen aklımız almayabiliyor; Aaa nasıl yapıyor diyebiliyoruz. Halbu ki bizdeki de aynı vücut, aynı kas yapısı ama o yürümeyi öğrenmekle kalmayıp bunun üzerinde çalışarak geliştirip çok daha zor hareketleri yürüyebilmek kadar basit yapabiliyor. Eee o yapabiliyorsa biz neden yapamayalım? İşte DUALKOD sistemi de elin ve parmakların eğitimiyle, çok daha zor hareketleri kısa zamanda ve kolay yapmayı sağlıyor.

Bu ağustos ayında Erdek Ocaklar'da bir kampımız olacak; DUALKOD, tai chi ve yoga eğitim ve seminerleri olacak. Bir hafta sürecek. İlk hareketlerden birkaç örnek gösterebiliriz.

Fethi Hıncal ile

 Bu şekilde hareketler ve devamında daha da geliştirerek sürekli günlü hayatta uygulayabileceğimiz parmak hareketleri var. Durduğumuz yerde parmaklarımızla bir şeyler yaparız hepimiz, ama bunu genelde tek tek yaparız. Bizim geliştirdiğimiz bu sistemde genelde parmakla önce 2 sonra 3 şekilde çalıştırılır ve her parmak diğerine bir şey öğretir.

Aşiyan: Esinlendiğin bir şey oldu mu bu sistemi bulduktan sonra, geliştirmene yardımcı olan bir şeyler?

Fethi: Evet oldu ve çok ilginçtir kimse bunu bilmez ve duyduklarında da çoğunlukla inkar ederler ama şimdi söyleyeceğim bir bir gerçektir. Dünya'nın en büyük keman virtüözlerinden biri Niccolo PAGANİNİ biliyorsunuz. Paganini'de genetik bir hastalık vardı ve bu hastalık sayesinde virtüöz mertebesine erişebildi. Mafran sendromu dediğimiz el ve parmaklarındaki bir takım esneklikler. Mesela Paganini normal bir insanın yapamayacağı bir şekilde bütün parmaklarını dıştan elinin üstüne ve diğer yönlere çok kolaylıkla değdirebiliyordu, kemikleri yokmuş gibi. Fleksi parmaklara sahipti. İyi bir besteci olmamasına rağmen çok büyük bir keman virtüözüdür, üstüne onun gibi bir kemanist daha gelmedi denilir. İşte onun üzerine düşündüm ve bu konuda bana tai chi çok yardımcı oldu, tai chi hareketli meditasyondur; hareketler çok yavaş ve akıcıdır. Biz bu sistemde de aynı yöntemi uyguluyoruz, hareketleri yaparken parmaklar aynen tai chi'de olduğu gibi çok yavaştır. Başlangıçta o kadar yavaş yapılamayabilir, çünkü hareketleri yavaş yapmak daha zordur. Ama hareketler parmağınıza oturduktan sonra zaten kendiliğinden yavaşlamaya başlayacaktır. Yavaşlattıkça zaten gelişim olmaya başlar. "Senkron ve yavaşlık", vurucu ve temel kelimeler…

Fethi Hıncal ile

Parmaklardaki bu senkronizasyon bir çok virtüöz'de var zaten, çalışmadan da var fakat sistemli ve bilinçli yapılmadığı için yukarıda bahsettiğim hastalıktan kaçmaları neredeyse imkansız, isim vermek istemiyorum ama Türkiye'deki bir çok virtüöz'de de bu hastalıklar mevcut.

Aşiyan: Hep kas ve iskelet sistemi ile ilgili rahatsızlıkların önlenebileceği, ya da bir kısım hastalıkları iyileştirebileceği yönünde konuştuk, pekiii; parmak uçlarında oluşan nasırlar için nasıl bir katkısı var?

Fethi: Aynı şekilde, gitar çalmayı ya da bir tuşa sürekli binlerce kere basarken, dokunmayı öğrendiğin ve fazla güç harcayarak yaptığın hiç bir şey  olmadığı için, dolayısıyla nasırlaşmayı da önlemiş oluyor. Ayrıca sadece nasır değil, su toplamasını da engelliyor.

Aşiyan: Söylediklerine inanmak için kendi parmaklarına da baktım gerçekten nasır ya da su toplaması gibi bir şey yoktu ;)

Fethi: Oturup saatlerce etüt çalışmaya da gerek yok, bu hareketlerle parmaklarını kullanmayı öğrendiğin zaman, ki ben; maymunu aradan çıkarmak diyorum buna. Her şey çok kolaylaşıyor. Artık müzik yapmak ıslık çalmak gibi olmaya başlıyor. Normal şekilde en güçlü ve etkili parmak en kısa mesafeyi alırken, en ağır parmak on kat mesafe almak zorunda kalıyor. Metronomla o etütleri çalıştıkça bu sefer iyice sakatlanmaya doğru gidiyor olay. Ve bu bileğe kola, omuza hatta boyna kadar giden sakatlıkların çıkmasına engel olamıyor.

Aşiyan: Kramp ve kasılmaları da önler bu teknik öyle değil mi?

Fethi: Tabi tabi aynen öyle. Hasar; zaten laktik asit birikmesiyle başlıyor, ama biz parmaklarımızı doğru bir teknikle çalıştırdığımız için o da olmuyor. Sekiz saatte, on saatte çalsan çok rahatsın.

Aşiyan: Bu tekniği öğrenip çalışmaya başladıktan ne kadar süre sonra, tam anlamıyla doğru bir şekilde parmaklarımızı kullanıyor oluyoruz?

Fethi: Birkaç ay sonra farkı anlamaya başlıyorsun, sonra gün içinde her yerde yaptığın için bunları, zaten ekstra bir yükü de yok. Birkaç sene sonra artık nesnelerle irtibatın da değişiyor. Otobüste giderken de yorulmuyorsun,  artık sıkmıyorsun hiçbir şeyi, tutmayı öğreniyorsun.

Mesela ileriki yıllarda yaş aldıkça oluşacak olan titremeleri de yok ediyor.

Aşiyan: Şimdi Fethi; insanlar bunu bir şekilde okudu ve bu teknik ilgilerini çekti, nasıl öğrenecekler, internet sitesinde mi öğretiyorsun, kitapla mı? Ya da insanlar sana mı ulaşacaklar?

Fethi: Şu an sadece benden özel ders alabilirler, kamplarımız var onlara katılabilirler, eylül ya da ekim gibi kitabı istediğim şekliyle çıkartıp, kitapçılarda da olmasını sağlayacağım.

Aşiyan: Şehir dışından sana nasıl ulaşacaklar, sen nerelere gidebiliyorsun?

Fethi: Seminer olursa gidebilirim elbette, toplu bir organizasyon yapılırsa seminer ya da atölye çalışması şeklinde olabilir.

Aşiyan: Tek seminer yeterli olur mu peki?

Fethi: Müzisyen olmayanlara evet, en azından tek seferde mantığını anlarlar. Müzisyenler için ise; hem el boşta iken yapılan çalışmalar ayrıca enstrüman üzerinde çalışmalar var o da olursa 2 seminer ya da atölye çalışması ile en azından başlangıç yapılabilir. Bu yakında yapacağımız kampımız 7 gün sürecek kampa katılabilirler.

Aşiyan: Kamplarınızın ücretleri ne kadar, çok mu yüksek, herkes rahatlıkla katılabilir mi?

Fethi: 1 hafta; yeme içme, barınma dahil 500tl. İsteyen için çadır, isteyenlere pansiyonlar var oralarda kalabilirler. Pansiyon için sanırım ek bir ücret daha ödenecek henüz tam belli değil, şu an belediye ile görüşmeler sürüyor, netleştiğinde sitemizden duyurusunu yapacağız. Sonrasında da zaten maddi olarak daha rahatlayıp her yere gidebiliyor olacağım sanırım.

Aşiyan: E tabiî ki bu işler biraz da maddi destekle alakalı, sen de haklısın.

Fethi: Türkiye'de de bu olay biraz sıkıntılı nedense, taktir var tamam eyvallah ama iş paraya gelince her şey duruyor nedense. Türk cehennemi diye bir fıkra var bilir misin?

Aşiyan: Hatırlayamadım.

Fethi: Adamın biri ölüyor ve cehenneme gidiyor. Orada bir sürü kuyu varmış, kuyuların başında da her ülkenin bayrakları var, aynı zamanda da her kuyunun başında 2 tane zebani bekliyor.

Adam soruyor; kuyuların başında neden zebaniler var.

Kaçmaya çalışan olursa, zebaniler adamın başına vurup, kuyunun içine düşürüyorlar. Bir tek Türk kuyusunda zebani yokmuş ve bu adamın dikkatini çekmiş, sormuş; neden bu kuyunun başında zebani yok?

E çünkü Türk'lerden biri kaçacak olursa diğerleri onun bacağından yakalayıp aşağıya çekiyorlar zaten demişler.

Aşiyan: Sırf parmaklarının esnekliği olmamasından dolayı, bir enstrüman çalmak isteyip de çalamayanlar için de çok faydası olur sanıyorum.

Burada devreye o sırada bize servis yapan, röportajı gerçekleştirdiğimiz Tarhuzza bar'ın sahibi Zafer bey devreye girerek şahit olduğu bir olayı anlatıyor; Bir gün mekanında müzik yapan gruplardan biri prova yağarken gitar çalan bir kadın müzisyenin çalarken kolu çok zorlanıyor ama aldırış etmiyor ve çalmaya devam ediyor, bir süre sonra müzisyenin kolunu iyice hareket ettiremez oluyor ve kol kendiliğinden düşüyor. Hemen hastaneye yetiştiriyorlar, tüm sinirler yıpranmış, kaslar yırtılmış ve kolunu alçıya almışlar.

 

Bu hikayeyi dinlerken bile benim içim cızzzzzz etti derler ya aynen öyle oldu ki; hiç dayanamam böyle görüntülere, direkt hissederim aynı sızıyı (benim de böyle tuhaf bir huyum var) Bu sırada Fethi hemen cevap veriyor ve konuyu bağlıyor.

 

Fethi: Tüm bu sorunların her an her müzisyenin başına gelmesi olasılığı o kadar yüksek ki. Ama ne yazık ki çoğu bunun farkında bile değil, her ne kadar da müzik okullarına ya da kurslarına gidip gitarın telleri üzerine parmaklarını koymayı öğrense de, parmaklarını nasıl doğru kullanacağını bilmedikleri için tüm bu olumsuzluklar yaşanıyor. İşte "Dualkod" tekniği sayesinde tüm bu korkuları üzerinden atarak, rahat enstrüman çalmayı ve çaldıklarını dinlemeyi, duymayı öğreniyor insanlar. Saatlerce çalsan da böyle bir problemle ömür boyu karşılaşmıyorsun, bundan daha güzel ne olabilir ki bir müzisyen için.

Keman biyomekaniği adı altında bir kitap çıktı ve bu kitapta keman çalma teknikleri anlatılıyor ve "Dualkod" tekniği kitabımız bu kitabın "kaynak"ları arasına da girdi.

Aşiyan: Üniversite seminerlerini nasıl ayarlıyorsun?

Fethi: Şu an üniversitelerde ve müzik okullarında bir seminer ayarlayabilmiş değilim, çünkü benim akademik eğitimim müzik üzerine değil. Birkaç kere görüşme talebinde bulunduk ama zaten biyomekanik konusunda zaten çok tavırlılar.

Seba Baştuğ Şen hanımefendinin seneler önce yazdığı bir piyano için biyomekanik kitabı vardı. Fransa'da bir biyomekanik enstitüsünde ders aldı ve geldi sonra öğrendiklerini burada kitaplaştırdı ve bu tekniği Türkiye'de yaygınlaştırmaya çalıştı. Ama ne yazık ki; girdiği bütün müzik okullarında kendisine kabus yaşattılar.

Aşiyan: Aaaa neden?

Fethi: Çünkü bu teknik kısaca demek istiyor ki; sizin yolunuz yanlış. Piyano ekolünde Fransız, Alman ve Rus hepsi birbiriyle kavga ederken, senin tekniğin doğru benim ki yanlış diye. Birdenbire ortaya bir Türk çıkıp; "sizin üçünüzün de tekniği yanlış deyince", nefreti kendi üzerine çekti. Bütün öğrencilerini elinden aldılar, bir süre sonra da kanserden vefat etti.

İşte bu yüzden çok tavırlılar ama tavırlı olmaları da yakın bir zamanda teslim bayrağı çekmeyecekleri anlamına gelmiyor. Çünkü; ya bunun yanında olacaklar ya da karşısında. Karşısında olan da bir süre sonra yanında olma ihtiyacı duyacak çünkü; sakatlanmalar ister istemez olacak 

Aşiyan: Zaten ben bu tekniğe neden karşı çıkılıyor anlayamadım, hepimiz biliyoruz ki her şeyin bir tekniği var. Nasıl ki futbol'da topa doğru vurup, gol olmasını sağlamak için belli teknikler varsa ki; çoğumuz futbol için "herkes oynayabilir, basit bir şey" gibi bakarız. E o zaman müzik aletini doğru, yorulmadan, sakatlanmadan çalmanın neden bir tekniği olmasın.

Fethi: Bu teknik zaten, enstrüman olarak eli kullanıyor, hiçbir ayırım yapmıyor, dolayısıyla eli ile iş yapan herkes bu gruba dahil oluyor. Basketbolcular, voleybolcular da buna dahil.

Aşiyan: Bu tekniği öğrenmenin yaşı var mı? Belli yaşın üstü için tehlikeli falan gibi bir durum?

Fethi: Hayır hiçbir yaş sınırlaması yok ama çocukluktan bunu öğrenip, geliştirip sonra parmakları kullanarak bir iş yapmak elbette ki çok daha avantajlı.

Aşiyan: Bana şu an ilk üç tekniği gösterdin, peki bunu nasıl uygulamaya başlıyoruz; mesela önce ilkini tam olarak doğru yaptıktan sonra mı diğerlerine geçiyoruz?

Fethi: Hayır bu ilk üç hareketi birlikte kullanıp geliştirebilirler ve bunları her yerde yapabilirler. Herkes ister istemez bu tekniği kabullenip öğrenme isteği duyacak, istemeyen kendi bilir. Belli bir yere kadar gidip orada durmak zorunda kalacak.

Müzik yaparken bedeninle mi uğraşmak daha güzel, yoksa dinleyici olmak mı?

Ayrıca doğaçlama için bundan daha iyi hiçbir şey yok.

Aşiyan: Zaten normalde fiziksel ve biyolojik olarak insan yapısı iki işi aynı anda yapamaz, yapan istisnalar var elbette. Bununla ilgili güzel bir söz de var ya hatta; "sakız çiğnerken merdiven çıkılmaz" diye.

Fethi: İyi bir koşucu olmak için bacaklarının kuvvetli olması ve birbirleriyle düzgün çalışabilmeyi öğrenmek zorundalar ki; bunu gitar çalmaya uyarlayacak olursanız, bu da bir nevi koşudur ve bu koşuda dört adet bacak var, dördü arasındaki optimizasyonun çok iyi olması gerekliliği var.

Aşiyan: İşini ve kendisini seven, işini ciddiye, alan her müzisyenin sana ulaşması gerektiğini düşünüyorum. Ve seni tebrik ediyorum; "gitarı çok sevdiğim halde çalmakta zorlanıyordum ama yapmam da gerekiyordu çünkü; bu işi yapmak için okulumu v.s her şeyimi bırakmıştım". Dedin.

Çoğu insan da "olmuyor, ben yapamıyorum" diye bırakır ama sen üzerine gitmiş hatta önce kendin sonra, bence; bütün insanlık için çok önemli bir buluş keşfetmişsin. Gerçekten tebrikler.

Fethi: Ben de çok memnunum tabii önce kendim için (gülüyor).

Aşiyan: Fethi; destek konusunda sıkıntıların olduğunu biliyorum, neler yaşıyorsun tanıtım çalışmalarında, anlatırsan, ne tür zorluklar çektiğini herkes bilsin.

Fethi: Evet Bazı sıkıntılar çekiyorum, referans almak için gittiğim bir çok insan kapıdan çevirdi. İşin ilginç tarafı, referans almak için gittiğim bir çok tıp doktorundan tebrik ve destek alırken, müzisyenlerden alamamak beni üzüyor ki; ben kendim de 20 senelik müzisyenim zaten, aynı tekniği önce ben kendim kullandım, yaptıkları için inceliklerini ve zorluklarını çok iyi bilen biriyim. Ben aslında onlara yardımcı olmaya çalışıyorum ama onlar ne bana ne de kendilerine yardımcı olmak istemiyorlar. Fakat eninde sonunda anlayıp bana gelecekler bunu da çok iyi biliyorum.

 

Aşiyan: Kıskançlık, çekememezlik maalesef ki her meslekte olduğu gibi müzisyenler arasında da var. Röportaj dışında bana anlattığın bir hikaye vardı, kısaca özetlemek istiyorum; çok ünlü herkesin çok iyi tanıdığı bir müzisyenin böyle bir rahatsızlığı olduğunu bilerek, hem o'na yardımcı olmak, hem de sana çok iyi bir referans olacağını düşünerek gidip kapısını çaldığında, daha randevu isterken, telefonda seni terslediğini benimle paylaştın, burada isim vermek istemiyorum ama eminim ki o kendini çok iyi biliyordur, ve eminim ki bir süre sonra o'da seni arayacak ve yaptığı hatayı anlayacaktır.

 

Fethi: Türkiye hariç Dünya'nın bütün ülkelerinde insanlar birbirini desteklerken, bizde bunun "kösteğe" dönüşmesine hiçbir anlam veremiyorum. Dünya'da Türkler için müziğe hiç katkısı olmayan millet diyorlar; e al işte şimdi var, bunu destekle tüm Dünya'ya yayılsın, bunun patenti bizde bir Türk'te, buna sevinmek ve desteklemek dururken neden yani köstek. İnsanların Türkiye'de aradıkları desteği bulamayıp neden Dünya'ya açılmak istediklerini, neden Amerika ve Avrupa ülkelerine gidip çalışmalarına orada devam etmek istediklerini çok iyi anladım. Kamplarımıza katılan bir Amerika'lı müzisyen çok daha fazla ilgilendi; bu müthiş bir buluş, bununla Amerika'da ilgilenecek çok müzisyen biliyorum diyerek, İngilizcesini istedi benden. Çünkü anladı; benim elime ne yaptığını, kendi eline ne yaptığını çok iyi anladı ve hemen ilgilendi konuyla.

Aşiyan: Neden ismi Dualkod?

Fethi: Dual; çitf demek herkes biliyor zaten, kod'du da yine herkes biliyor kodlamak. Parmakları çift çalıştırıp birbirleriyle uyumlu çalışmasını sağlıyoruz.  

Aşiyan: Okuyanların seni daha yakından tanımaları amacıyla sorayım, hem belki böyle daha kolay ulaşabilirler sana.

Bir müzik grubun da var?

Fethi: Evet bir müzik grubumuz var, yalnız elemanları pek sabit olamıyor, doğaçlama müzik yapıyoruz. İsmi Noosphere. 

Aşiyan: Çok teşekkür ederim, gayet eğitici aynı zamanda keyifli bir röportaj oldu benim için.

Fethi: Ben teşekkür ederim, bana zaman ayırdığın ve konuyla ilgilendiğin için.

Fethi Hıncal ile

 Tıp doktorları ve müzisyenlerden aldığı referanslardan bazıları şöyle;

 

REFERANSLAR

" Fethi Hıncal'ın yazmış olduğu "Tüm Enstrümanlar İçin Biyomekanik Çalışmalar" isimli metodunu inceledim. Meslek icabı parmaklarını çok hassas kullanması gereken biz cerrahlar için faydalı bir çalışma olduğunu düşünüyorum. 
El manipülasyonunu geliştirici niteliktedir. İleride yaşlılığın getireceği kontrol kayıplarını da minimuma indirebileceği görüşündeyim. "

Prof. Dr. Ugur Ture
Norosirurji Anabilim Dali Baskani
Yeditepe Üniversitesi Tıp Fakültesi
İstanbul

" Bu metodun parmakların birbirinden bağımsız hareket edebilmesi, koordinasyonu ve dengesi iin ok faydalı olacağına inanıyorum. " 
Sarp Maden - Gitarist ve besteci 

" Fethi Hıncal'ın biyomekanik egzersizler metodu, müzisyenlerin enstrümanlarını kullanırken karşılaşabilecekleri teknik problem bilgilerine dayanıyor. 
Yazar tarafından seçilen yaklaşım orijinal, yerinde ve yumuşak: bir müzik aletinde virtüöz olmak ya da sadece ustalaşmak için günde 8 saat boyunca vücuda zarar verecek bir şekilde çalışmak gerekmiyor.
Bir seri ilerleme sağlayıcı alıştırma sonunda parmaklarda iyi bir koordinasyon ve çabukluk sağlayan çalışma bunun enstrümansız yapılmasını sağlıyor. Sistem yazar tarafından oldukça öğretici bir şekilde sunuluyor. 
Eserin herkese, yani müzisyenlere, yeni başlayanlara, onaylanmışlara hitap ettiğini ve önerilen metodun piyanistleri, gitaristleri ve flüt, saksafon gibi nefesli çalgı icracılarını, akordiyoncuları ilgilendirdiğini de belirtmek lazım. "

İstanbul, Les Yeux Rouges Grubu'ndan Martin Stern (akordiyoncu) ve Olivier Chartier (gitarist) 
http://www.webzinemaker.com/lesyeuxrouges/

" Bu metodun parmakların birbirinden bağımsız hareket edebilmesi, koordinasyonu ve dengesi için çok faydalı olacağına inanıyorum. " 
Sarp Maden - Gitarist ve besteci 

" Fethi Hıncal'ın bu çalışması ülkemizdeki enstrüman tekniği açığını kapatan eşsiz bir eserdir. Tüm enstrümanlar birbirinden farklı etüt kapasitesine sahip olmakla birlikte, en sonunda belli bir takım biyomekanik etütlerde buluşmaktadırlar. Bu konuyu çok etraflı inceleyen bir kişi olarak, enstrüman pratiklerinde bir süre sonra belli zorluklar ve sakatlanmalar olasıdır. Bir takım sakatlanmaların ise maalesef geri dönüşü çok zor olabilir. Günde 14-18 saat gibi bir çalışma temposunu pratik yaparak geçirebilmek için BİYOMEKANİK konusunda bilgi sahibi olmak kaçınılmazdır. Fethi Hıncal bu konuda çok değerli bir çalışma ortaya koymuştur ve bu konunun bambaşka süreçlerini de başka başka kitaplarda ele alacağına eminim. Bu çalışmayı kutlarım. "

Ümit Yılmaz - Gitar Eğitimcisi 

" Fethi Hıncal'ın metodunu incelediğim zaman, çok heyecanlandım; benim de parmaklarımda olan bir rahatsızlık sebebi ile ilgimi çekti. Daha sonra Fethi Hıncal ile yaptığımız sohbetlerde, bu çalışmaya ne çok emek verdiğini görmem beni daha da çok heyecanlandırdı. Hem müzik öğrencilerinin hem de profesyonel müzisyenlerin yararlanabileceği, çok önemli bir çalışma. Hıncal'ın önerilerinin mutlaka denenmesi ve uygulanması gerektiğine inanıyorum. Yürekten tavsiye ederim. "

Ali Rıza Gültekin - Kamerata İstanbul Orkestrası Kurucusu
Keman Sanatçısı ve Keman eğitimcisi

  Ayrıca Fethi Hıncal'a ulaşmak için iletişim bilgileri: 

             www.dualkod.com

             facebook grup: Dualkod parmak biyomekaniği.

             www.myspace.com/childrenfalcyon

             www.mysepace.com/fhincal

             fhincal@yahoo.com

             Ağustos ayı içinde yapılacak kamp: Erdek / ocaklar   13-21 ağustos.

            Fethi Hıncal ile beni tanıştırıp, dualkod tekniğini öğrenip duyurmama yardımcı olan sevgili Dilge Sümer ve mekanında röportajı yapmamızı sağlayan, bize ikramlarını eksik etmeyen Tarhuzza bar'ın sahibi Zafer Beygünsü'ye çok teşekkürler.

 İletişim bilgilerim: yazarasyn@gmail.com

Facebook: Aşiyan KUTLU

 

 

 

 

 



Yazılarımızı Facebook'tan takip etmek için: