SÖYLEŞİ

Çilekeş Röportajı

Sadi Tirak - 30 Nisan 2006

2005 yılın hiç kuşkusuz en önemli çıkışlarından biriydi onlarınki... "Çilekeş" gibi dikkat çekici bir isimle ve "Y.O.K." adlı klipleriyle bir anda Türk Rock camiasının odak noktasına oturan grup, gençliğin önemli bir bölümüne de sözcü olmuştu adeta. Yakından takip ettiğimiz yerli gruplar arasında olan Çilekeş ile grubun dünü, bugünü ve yarınını konuştuk

Selamlar. İlk albümünüz "Y.O.K."un piyasaya çıkışından bu yana uzun bir zaman geçti. İlk albüm sonrası için genel anlamda grupça hedeflediğiniz noktada mısınız şu an? Albüm sonrası şimdiye dek oluşan genel havadan memnun musunuz?
Aslında grubu kurduğumuz günden itibaren yaptığımız hamleler ve yaşadıklarımız, öngörülerimizi yavaş yavaş karşılamaya başladı. Gerçekçi olmak gerekiyordu her şeyden önce. Türkiye'de her kesimin beğenisini kazanacak, herkesin dinleyeceği bir müzik yapmadığımız ortadaydı en başından beri. Zaten bizim de böyle bir amacımız yoktu, birilerine yaranmak için kendi zevklerimizin ve müzik anlayışımızın dışına çıkamazdık. Bizim için önemli olan, çalarken keyif aldığımız şarkılarımızı, paylaşabileceğimiz insanlara elimizden gelenin en iyisini ortaya çıkarıp ulaştırabilmekti. Geldiğimiz noktada ise sahneye çıkıp karşılarında çalması en keyifli olan dinleyici kitlesini yanımızda bulduk. Sanki o konser alanındaki herkes bu grubun bir elemanı haline geliyor, hep birlikte orada olanların tadını çıkarıp evlerimize gidiyoruz. O şarkıları hepsi bizim kadar sahiplenmiş, yaşananların, hissedilenlerin ortak bir dilde birbirini hiç tanımayan insanları bir araya getirdiğini bize kelimelerle ifade edilemeyecek kadar "yaşanası" bir şekilde gösteriyorlar. Bu yüzden de kim ne derse desin, o arkadaşlarımızın sayesinde her geçen gün yaptığımız işe daha da sıkı sarılacak gücü bulabiliyoruz. Bu da müzik yapabilmek için en çok ihtiyaç duyduğumuz şey. Öte yandan yıllardır bu ülkede kendi müzikleri için savaşmış, direnmiş fakat maalesef  ticari kaygılar yüzünden bazı prodüktörler ve şirketler tarafından müzik yapma özgürlükleri kısıtlanmış, sonuçta da birçoğu küsüp bu işi bırakmış, bir kısmı da "bizden geçti artık" demeye başlamış çok değerli grup ve müzisyenlerden destek gördük. Yıllar önce albümlerini aldığımız, konserlerine gittiğimiz ve şu anda bir şeyler yapabiliyorsak bunda çok büyük etkileri olan insanlardan bahsediyorum. İnanılmaz bir ticari başarı bile bu tip bir desteğin 10'da biri kadar bizi mutlu edemezdi zaten Daha yapacak çok iş var!

Albüm sonrası, geriye dönüp baktığınızda "keşke" dediğiniz yerler oldu mu? Eğer olduysa hangi konular için "keşke" dediniz?
Grup olarak sürekli özeleştiri halindeyiz. "Y.O.K." albümü Temmuz 2005 değil de Ekim 2005'te çıksaydı, şarkıların bazı yerleri muhtemelen daha farklı olurdu:) Yeni bir şeyler öğrendikçe, bunları müziğinize yansıtmak için can atıyorsunuz ve zaten ister istemez yaptığınız ve yapacağınız şarkıları etkiliyor. Bu yüzden gerek albüm kaydındaki  performanslar, gerek şarkı yazma anlayışı, siz ilerledikçe, ürettikçe müzik zevkinizle de paralel olarak daha ileri gidiyor. Sonra da bir önceki ortaya çıkardığınız işi yetersiz bulup, daha çok çalışmaya, yeni bir şeyler üretirken daha da özenli olmaya başlıyorsunuz. Bunlar genellikle "keşke" ile başlayan cümlelere dönüşüyor doğal olarak :)

Kayıt döneminizden aklınızda en çok kalan anınız nedir? Yaşadığınız hangi olaylar ileride bu albümün kayıt sürecini size hatırlatacak?
Davulları kaydetmeye gece 2'de başlayıp sabah 10'da bitirmeyeceğiz mesela bir dahaki sefere :)  Vokalleri de 1-2 güne sıkıştırmasak fena olmaz. Yanlış anlaşılma olmasın, aceleye gelmeleri söz konusu değildi. Az zamanda ve kısıtlı imkanlarda mümkün olduğu kadar güzel bir iş çıkarmaya çalıştık fakat birçok konuda direttiğimiz şeyler var. Bunlardan bir tanesi de albüm yaparken grupların bazı standartları elde edebilmesi. Çok büyük bir plak şirketini tercih etmedik fakat kimseye de müzik grubu olduğumuzu, kendi müziğimizi adam gibi ortaya koyabilmek için de bazı koşulların sağlanması gerektiğini unutturmadık, unutturmayacağız :) Bu konuda On-air hep bizim fikirlerimizi destekledi ve ortaya kaliteli bir iş çıkması için olağanüstü bir çaba gösterdi. Prodüktörümüz Volkan Başaran'ın müziğimize ve sound'umuza olan katkıları, bize öğrettikleri ve öğretmekte oldukları her zaman bu albümün kayıt sürecini bize hatırlatacak. Unutursak o gelir hatırlatır zaten :)

Daha önce bunu açıkladınız sanırım ama yine de sormak istiyorum. "Y.O.K."un açılımı nedir?
Yalnız Olma Korkusu

Geçtiğimiz aylarda grupta bir eleman değişikliği yaşandı. Bundan bahseder misiniz? Sebep ve sonuç yönünden
Grupta bugüne kadar yaşanan 2. eleman değişikliğiydi. İlk değişiklik şöyle olmuştu; 2002'den 2004 Eylül ayına kadar eski basscımız Çağrı Cankat bizimle çaldı ve albüm kaydına kısa bir süre kala özel sebeplerinden dolayı gruptan ayrıldı. O aşamada "Y.O.K." albümünün şarkıları hazırdı zaten, yaklaşık 2 sene boyunca bestelediğimiz şarkılardı.. Biz de albüm kaydı için İstanbul'a taşınmıştık ve bu sırada basscı arayışları içindeyken Pinup grubundan Ayşegül aracılığı ile Sedat ile tanıştık ve birlikte çalışmaya başladık. O zaman öngördüklerimiz, Sedat'ın "Y.O.K." albümünün kayıtlarında çalması ve zamanla gruba adapte olma sürecini atlatıp, konserler devam ederken onunla yepyeni şarkılar üzerine gitmekti. Fakat yeni şarkılar üretmeye başladığımız bir dönemde Sedat ile müzikal yönden oldukça farklı bakış açılarına sahip olduğumuzu fark ettik. Az önce de bahsettiğimiz, grupça özeleştiri yaptığımız vakitlerden birinde bu konuyu hep birlikte tartıştık ve 4'ümüz bu yol ayrılığı kararını aldık. Bir anda olmuş bir şey değil tabi ki, 18 ay birlikte çaldık ve sonunda bu kararın kaçınılmaz olduğunu gördük. "Y.O.K." albümündeki çizgiyi ve ruhu koruyabilmek, bir yandan da müziğimizi daha da ileriye taşıyabilmek adına bu kararın alınması gerekiyordu. Çilekeş'in müziğinin 4 kişinin müziği olması gerektiği kanaatindeydik. Sedat da bu konuda bizimle hemfikir. Herhangi bir kavga, tartışma olmadı, Sedat her zaman Çilekeş ailesinin bir üyesi olacak ve dostluğumuz hep devam edecek. Daha sonra grubun ilk kurulduğu dönemden beri bizi yakından tanıyan, müziğimizi ve amaçlarımızı Limon Bar'da çaldığımız yıllardan beri iyi bilen, Görkem'in de 1 buçuk sene John Doe grubunda birlikte çalmış olduğu Gökhan Şahinkaya ile çalışmaya başladık ve ilk provadan, ilk konserlerden net bir şekilde gördük ki sanki Gökhan yıllardır hep bizimleymiş :)

Albüm sonrası geçtiğimiz yılın sonlarında bir Honduras konseriniz oldu. Orada neler yaşadığınızı ve nasıl bir tecrübe edindiğinizi kısaca özetleyebilir misiniz?
Bir içecek firmasının Latin Amerika'daki "en positivo" isimli bir organizasyonuydu. Honduras Latin Amerika'nın en fakir 2. ülkesi ve çeteleşme, uyuşturucu kullanımı, Aids'in yaygın olması gibi bir çok konuda sıkıntı yaşıyorlar. Bu içecek firması da oradaki gençlere pozitif mesajlar iletmek amacıyla bu organizasyonu üstlenmiş. Her 100.000 imza toplandığında bir gençlik merkezi açıp bunları San Pedro Sula'lı gençlere adıyorlar. Biz de 400.000. imza için oradaydık. Firmanın Türkiye şubesi bizi önermiş. (En pozitif mesajlar veren bizmişiz heralde:)) Biz de organizasyonun amacını öğrenince hiç düşünmeden kabul ettik. Nelerle karşılaşacağımızı bilmiyorduk açıkcası. Çok keyifli bir gezi oldu. Önce Küba'da kaldık ve Havana'da gezme fırsatı bulduk. Honduras'a ulaştığımızda ise şaşkına döndük, çünkü biz oraya gitmeden inanılmaz bir reklam yapmışlar. Tüm radyo ve TV kanalları sürekli konserden bahsediyordu, klip gösteriyorlardı, seçim zamanında sokaklarda propaganda yapan araçlar vardır ya, onlarla sokaklarda bangır bangır bizm şarkıları çalıyorlardı. Birçok canlı yayına davet edildik ve gösterdikleri ilgi bizi çok şaşırttı. Sanki Megadeth gelmiş gibi karşıladılar :) Konserde insanların Türkçe bilmeden, radyodan duydukları kadarıyla şarkılarımızı söylemeye çalışmaları hayatımız boyunca unutamayacağımız bir anı olarak kalacak. Askeri bir alanda, bir stadyumda yaklaşık 15.000 San Pedro Sula'lı insanın Çilekeş konseri izlemeye gelmesi ve şarkılarımıza buradaki gibi eşlik etmeleri, pogo yapanlar falan görmek inanılmaz bir şeydi :)

Müziğinizde dikkat çeken ilk unsur olarak sözler kulağa çarpıyor. Albümdeki sözlerin neredeyse tamamına karamsar bir hava hakim. Bu durumu neyle açıklayabilirsiniz? Yaşadığınız hikâyeler mi size o sözleri yazdırdı yoksa kurgu var mı?
Albümdeki sözlerin genelde karamsar olduğu söyleniyor. Biz karamsar şarkılar olduklarını düşünmüyoruz, karamsarlık çok farklı bir şey. Evet sorunlardan, yaşanan olayların yarattığı can sıkıntılarından, insanın kendini eleştirmesinden, aşktan, ayrılıktan, yalnızlıktan söz ediyoruz ama bunların hepsinde bir umut, bir ışık bulma çabasını anlatıyoruz. Bardağın dolu tarafına ulaşabilmek için, boş tarafından bahsetmeyi seviyoruz. Bu dolu tarafını görmediğimiz anlamına gelmiyor. Çözüme ulaşma derdi var şarkılarda. Kendi yaşadıklarımızı, hissettiklerimizi, etrafımızda olanları anlatıyoruz. Ayrıca mutsuz olmanın bir suçmuş gibi algılanmasına karşı hiç çekinmeden hala böyle şarkılar yapıyoruz. Bu insanlar kendi kendilerine mi sorun çıkarıyorlar sanki? Adama biz mi dedik git Irak'ı işgal et diye. Biz mi yarattık Adil ve Cem cinayetini? Bütün bunlar olurken spor arabalardan falan şarkı yazacak halimiz yoktu herhalde. Herhangi bir kurgu falan da yok, gün geçtikçe birbirimizin olaylara karşı olan hislerini, bunlar olurken müzik yapabilmenin ne kadar büyük bir güç olduğunu daha iyi anlamaya başlıyoruz. Durum böyle olunca da giriyoruz stüdyoya, çalıyoruz. Ortaya çıkan şey, 4'ümüzün yaşananlara tepkisi oluyor.

Henüz ilk albümünüzün ardından edindiğiniz popülerlik söz konusu olduğunda sözlerinizin Türkçe olmasının payı nedir sizce? İngilizce sözlerle müzik yapan gruplar için durum daha zor zira
Bizce Türkiye'de son 10 sene içinde İngilizce ve süper müzik yapan birçok grubun kaybolmasının sebebi bu. Tamam yurtdışına yönelik bir proje varsa ve tereciye tere satılmıyorsa, orijinal bir şeyler üretildiyse, Türk gruplarının İngilizce sözlü müzik yapmasında bir sakınca göremeyiz tabi ki. Fakat biz önce Türkiye'de değişmesi gereken çok şey olduğunu düşünüyoruz, önce buradan başlamak gerektiğini, bunun da ancak Türkçe sözlerle mümkün olduğunu biliyoruz. Eğer Türkiye'de doğru dürüst işleyen bir Rock müzik piyasası oluşturamazsak, yakın zamanda uluslararası bir başarıya mucize demek zorunda kalırız. Ancak İngilizce sözler birçok tarza çok yakışıyor ve estetik olarak yeri tutulmuyor. Bu yüzden onu tercih eden müzisyen arkadaşlarımıza da saygı duyuyoruz.

Konserlerinizi izleyenlerin genel kanısı grubun sahne performansının iyi olduğu yönünde. Takip ettiğimiz kadarıyla da kalabalık geçiyor özellikle İstanbul-Balans konserleri. Sanırım fazla konser vermekten yanasınız. Konserler hakkında paylaşmak istediğiniz neler var?
Çok fazla konser vermekten yana değiliz, genellikle güzel konserler vermekten yanayız. Bu konuda birçok grubun da bir tavır sergilemesi gerektiğini düşünüyoruz. Konsere gelen seyirci kesinlikle karşısında sounduyla, görünümüyle, tavrıyla, performansıyla eksiksiz bir şov izlemeyi hak ediyor. O grubun soundunu taşıyamayacak bir ses sistemiyle, izleyenlere işkence etmekten başka bir şey yapılmamış olur o zaman. Ortalık zaten daha çok para kazanmak isteyen bir sürü organizatör ile dolu. Eğer müzisyenler tavırlarını korursa, bunların tuzağına düşmekten kurtuluruz. Daha çok konser vermek, daha çok görünmek adına sahnemizden, soundumuzdan ödün vermek istemiyoruz. Maalesef her yerde çok iyi koşullar sağlanamıyor fakat yavaş yavaş, bu bahsettiğimiz tavırla tüm grup ve müzisyen arkadaşlarımızla birlikte bunun üstesinden gelebileceğimize inanıyoruz. Bir albüme 10 Ytl para verip, konsere 15 ytl veren dinleyici, orada verdiği paranın karşılığını almalı, sahnede müziğini %100 sergileyebilmek için emek veren bir grup görebilmeli, beğense de beğenmese de o sahnede olanların, büyük bir savaş verilerek yapıldığını hissedebilmeli.

İkinci albüm için çalışmalara başladınız mı? Şu an yeni bir albüm düşüncesinde hangi konumdasınız?
Üretmeyi seven bir grubuz, yeni parçalara başladık denebilir. Kesin bir tarih veremeyiz ama ilk albümde olduğu gibi, yine içimize sindiği zaman, bize yakıştığını düşündüğümüz bir 2. albüm yapabileceğimizi hissettiğimiz zaman yepyeni şarkılarımızı dinleyicilerimize en iyi şekilde sunmak istiyoruz.

İlk albümde rapper Fuat ile düet yaptığınız bir şarkı vardı. Kurban'ın eski, Athena'nın şimdiki davulcusu Burak ve Aylin Aslım da albümde katkısı olan isimler. Yeni albüm için konuk sanatçılarla ortak projeleriniz devam edecek mi? Mesela en çok hangi sanatçının albümünüzde yer almasını isterdiniz?
Şu an bir şey söyleyebilmek için çok erken. "Y.O.K."taki konuk sanatçıların hepsi şarkıların akışına göre, sadece müzik düşünülerek yapıldı. Onların da çok sevdiğimiz dostlarımız olması işi çok yakışıklı bir hale getirdi. Buna benzer birlikteliklerin tekrarlanması bize de büyük keyif verir. Ama "şunu isteriz" gibi bir şey söylemek yanlış olur şimdiden

24 Haziran'da Nu-Metal'in yaratıcılarından Deftones'un İstanbul konseri gerçekleşecek ve siz de o gün sahne alacak gruplardan birisiniz. Neler söylemek istersiniz bu konser hakkında?
10 senedir bekliyorduk o anı! Bir gün bir şekilde karşılaşacağımızı da hissediyorduk zaten :) Bir an önce o gün gelsin, çalalım, inelim ve en öne geçip herifleri dünya gözüyle bir izleyelim diye düşünüyoruz başka ne düşünelim :)

Genel olarak Türk Rock camiası hakkındaki düşüncelerinizi öğrenebilir miyiz? Türkçe sözlü Rock gruplarının bir hayli arttığı görülüyor son zamanlarda. Geride bıraktığınız bir yıl içinde bu piyasa için oluşan bazı görüşlere sahipsinizdir artık.
Henüz yeni oluşmakta olan bir alternatif müzik piyasası var ve giderek sağlamlaşıyor. Birçok kolda farklı adımlar atılarak daha önceki eksikler kapatılıyor. Kimi ticari hamleler yapıyor, kiminin umurunda bile değil kafasına göre yapıyor. Önemli olan ise, müzikal başarının yanında bir de ticari başarıyı müziklerinden ödün vermeden olduğu gibi insanlara ulaştıranların elde etmiş olması, kendi müziğini gözünü para bürümüş adamlara emanet etmemeleri konusunda bir çok gruba ve müzisyene cesaret aşılıyor. Eskiden Türkçe sözlü rock albümleri konusunda dinleyiciye çok fazla seçenek sunulamıyordu, bir elin parmaklarını geçmeyen albümler vardı ve hepimiz onlarla büyüdük. Şimdi ise aradan kendi dinlemek istediklerimizi seçme şansına sahibiz, çünkü çok fazla tarz, bunların da oldukça fazla örneği var ülkemizde. Yapılan işlerin kalitesi ile ilgili kırıcı konuşmalara çok ihtiyacımız olmayan bir dönemdeyiz. Herkes güzel bir şeyler yapmak için çaba gösteriyor ve eğer şimdi olmuyorsa çok yakın bir zamanda olacak. Biz de bir sonraki yapacağımız işin, öncekinden daha güzel olabilmesi için çaba gösteriyoruz. Bu grupların birçoğu çok genç, bizler de dahil olmak üzere. O yüzden çok güzel gelişmeler var ve zamanla çok daha iyiye gidecek diye düşünüyoruz, yeter ki hepimiz elimizden gelenin en iyisini yapmak için enerji bulabilelim, destek görebilelim. Çünkü buna ihtiyacımız var

İleriye dönük en büyük hedefiniz nedir diye sorsam? Yurtdışı planlarınız var mı yoksa henüz önümüzde keşfedilmesi gereken koca bir ülke var mı diyorsunuz?
Tabi ki istemeyeceğimiz bir şey değil yurtdışına açılmak ama daha zaman var diye düşünüyoruz. Öncelikle hakikaten Türkiye'de yapılması gereken çok fazla şey var. Evet şu anda olmuyor belki, hatta birçok dinleyici arkadaşımız da grupları, müzisyenleri suçluyor, internet forumlarında küfrediyor falan sırf yaptığı müziği beğenmediği için annesine söylemediğini bırakmayanlar var. Bir Rockçı bir diğer Rockçıya diyor bunu yani, popçuya, arabeskçiye, hatta rapçiye neler dediklerinden bahsetmiyorum bile. Henüz kendi içimizde birlik olamamışız biz. Rock müziğin içerisinde kitleselliği barındırması gerektiğinin farkında değiliz, çünkü Pink Floydlar falan dinlerken birçoğumuzun bir kulağından girip ötekinden çıkmış o söyledikleri. Bu gidişle S.O.A.D.'ye çok küfrederiz ama karşısına bir Türk grubu çıkaramayız Sizce de değiştirilmesi gereken çok şey yok mu?

İnternet ile aranız nasıl? Sürekli takip ettiğiniz müzik siteleri var mı?
Elimizden geldiği kadar takip etmeye çalışıyoruz. Kendi web sayfamız www.cilekes.com.tr 'deki mail adreslerinin yanı sıra, sevdiğimiz birçok foruma zaman ayırmaya çalışıyoruz. www.turkrock.com, www.cilekesonline.com , www.delikasap.com  gibi siteleri fırsat buldukça ziyaret ediyoruz. Fakat konser programı yoğun olduğunda istemeden ihmal ediyoruz.

Cevaplarınız için teşekkürler. Çilekeş'in DeliKasap okuyucuları için söyleyeceği son şeyler ile noktalayalım.
DeliKasap keser :)





Yazılarımızı Facebook'tan takip etmek için: