SÖYLEŞİ

Agnostic Front Ropörtajı

Murat Arda - 28 Ekim 2005

"Hardcore'u çalmak gerçekten çok kolaydır ama bir tarafta 'hardcore çalanlar' diğer tarafta ise 'hardcore yaşayanlar' vardır ve 'hardcore yaşar gibi' yapamazsın. Bu taklit edilemez, bilirsin Hardcore sadece bir müzik değil; bir yaşam tarzına bağlılık ve ithaf söz konusu... Esas olarak, bu terim ne tip bir punk müzik icra ettiğinizi ifade etmek için kullanılırdı." (Roger Miret)

Hiç, "anasını satayım; bu tarz müzikal tavrı; Hardcore'u biz yarattık, sokaklarda birçok zorluğun üstesinden geldik; ancak işin kaymağını nu-metalciler; nu-hardcorecular yiyor" diye düşünüp hayıflandığınız oldu mu? Çünkü yeni nesil toplulukların bir çoğu müzik üretmek ve hardcore'u layığıyla yaşamak adına pek bi zorluk çekmeden geniş kitlelerce tanınıyorlar?
Bu beni çok rahatsız ediyor diyemem; şimdiye kadar bu durumun beni kasmasına izin vermedim. Eğer buna izin verseydim sanırım çok bitkin bi adam olurdum. Aslında doğru bir noktaya değindin; Hardcore'u çalmak gerçekten çok kolaydır ama bir tarafta hardcore çalanlar diğer tarafta ise 'Hardcore yaşayanlar' vardır ve Hardcore yaşar gibi yapamazsın; bu taklit edilemez, bilirsin

Zaman zaman genç Hardcore-Metal fanleriyle konuşurken çoğunun Korn, Slipknot ve bu tip müzikleri çok sevdiğini ancak eskiokul müzikten genelde bihaber olduklarını gözlemliyorum; ancak ne zaman bu adamlara bi DRI; bi Agnostic tarzı müzikler dinletsek şok oluyorlar; sizin bu müziği 20 yıl önce bangır bangır çaldığınızı söylediğimizde şaşırıyor ve etkileniyorlar...
Bizim müziğimiz sadece kendisi içindir. Bu uzun ömürlü bir gelenek; mirasımız da kalıcı olacak. Hardcore sadece bir müzik değil; bir yaşam tarzına bağlılık ve ithaf söz konusu. Agnostic Front daima ezilenlerin; baskıya uğrayanların tarafında oldu. Sosyal adaletsizliğe, sokaktaki eşitsizliğe ve haksızlıklara karşıdır bizim müziğimiz. Reel hayattaki boktanlıkların üstesinden gelmeye yöneliktir tüm söylediklerimiz.

Geçtiğimiz aylarda İstanbul'da Rock Republic Festivali adında bir Hardrock/Heavymetal organizasyonu gerçekleşti, Sick Of It All da davetliydi. İşin gerçeği Türkiye'de Metal fanları Hardcore alt kültürüyle yeterince haşır neşir de değildir ve SOIA sahne aldığında az sayıdaki öz Hardcorecular hariç kimse sahneyi umursamıyordu ancak grup performansına başladığında öylesine bir sinerji oluştu ki SOIA ya da Hardcore fanı olmayanlar dahi sahne önüne gelip 'Hardcore kutlaması'na katıldı. Bu şovdan sonra biçok insanın Agnostic Front konseri için heyecan duymaya başladığını söyleyebilirim.
Biz acaip heyecanlıyız Türkiye ziyaretimiz için, açıkçası gurur duyduk. Asıl bizim orda vereceğimiz konser yıllar yılı konuşulacak ve unutulmayacak, göreceksin! Türkiye bir düşün gerçekleşmesi kadar müthiş, parlak bir deneyim olacak Agnostic Front'un kariyeri için. Umuyoruz ki insanlar bizimle kendileri arasında güçlü bir bağ hissederler zira oraya 'sizin için' çalmaya geliyoruz; 'sizlere karşı' değil.

Çoğu insan eskiokul hardcore'un aşırı seksist, maço olduğunu düşünür, gerçekten de dövmeler, spor salonu bağımlılığı, kaslar falan Bu müzikal tavır aynı zamanda bir yaşam tarzı ise eskiokul Hardcore'un güçlü, çirkef, maço, sert ve 'sikici erkekler'e ait olduğunu söylemek mümkün müdür?
Müziğin ve hayat tarzının kesinlikle uç nokta olduğunu ve doğrudan sokağın bağrından geldiğini söylemeliyim. Temel olarak dışlananlar, toplumdan soyutlanmış piçler, serseriler, uygunsuzlar, uyumsuzlar ve standart toplum ile aynı adımları atmayı reddeden asilerin olayı bu. Başlangıçta dövmelerimizin manası "toplum ile araya koyduğumuz mesafe"yi sembolize ediyordu. Bu elbette ki günümüzde tartışılabilir ama gerçeklerle bir yüzleşelim: Seksenli yılların başlarında; eğer "kabadayı" olmasaydınız; bugünleri göremezdiniz. Gerçek buydu. Hayata karşı sert olmalıydınız, haşin olmalıydınız; seksenüç senesinde Amerika'da sokakta güçsüz insanın durumu çok zordu; maddenin doğasıydı "katı" olmak. Asla bişeyleri bişeylerine karşı kışkırtmak, birilerini birilerine karşı göstermek için söylemiyorum velakin 'o görkemli günlerin' bugünkü makul zamanın kaldırım taşlarını döşediğini de kabul etmek gerekir.

Amerikan hapishanelerinin en az bizim Türk hapishaneleri kadar 'şöhretli' olduğunu biliyorum. Aynı zamanda senin berbat bir mahkumiyet deneyimi yaşadığını da. Bir müzisyen olarak senin için korkunç olmalı bu tecrübe? Bu kötü günlerinde Agnostic Front'un müziği seni motive edebildi mi?
Elbette ki icra ettiğimiz müzik ve New York'un arka sokaklarında geçirdiğim hayat beni bir hayli katılaştırmıştı. Bu durumun hapishane tezgahından geçerken bana dayanma gücü verdiği muhakkaktır.  En önemlisi de ruhumu kuvvetlendirmiştim ve dolayısıyla hayatımı sürdürmek için beni uyanık ve bilinçli tutan bir mod içerisindeydim. Bugün yaşamın değerini daha iyi anlıyorum ve tüm günlerimi hayata karşı şükran duygularıyla geçiriyorum. 'One Voice' benim işte bu hapishane tezgahından çıkardığım önemli dersi ve mahkumiyet zamanlarımın hikayesini anlatır.

Roger, 22 yaşındayken hangi grupları severdin, bugün hangi grupları seviyorsun?
Bugün The Clash'i seviyorum; yarın ve dün de; benim tüm zamanlarımın favori grubu The Clash'tir. Beni bugün ben yapan etkendir The Clash. Şarkı sözleri gerçekten ruhuma hitap ediyordu ve müzikal olarak heriflerin stiline tapıyorum. Sanırım benim bu tarafımı daha çok solo grubum 'Roger Miret and The Disasters'da görebilirsiniz. The Clash benim nazarımda 'tüm zamanların en iyi grubu'dur. Tüm grupların üstünde bir yerdedir.

Sonuçta saf müzik icra edebilmek için kısıtlı olanaklar var. Bir gün Agnostic Front olarak işe yaramaz olduğunuzu hissederseniz ne yaparsınız? "Buraya kadarmış" mı diyeceksiniz?
Bence pure müzik yaparken ilk etapta kendine karşı dürüst ve ciddiyetli olman gerekir. Sahte olduğunda bu harekete dahil olamazsın. Diğer boktan grupların arasından sıyrılmak kolay değil; bu tamamen samimiyetinizle ilgili. Agnostic Front daima burada olacak. Varoluşumuzdan insanlar memnun oldukça hareketimize bağlılığımızı sürdüreceğiz!

Agnostic Front için de imaj en az müzik kadar önemliymiş gibi duruyor?
Aslında insanların çoğunun bizim vikingler gibi iri olduğumuzu düşünmeleri komik. Mağara adamı gibi değiliz yani Gayet normaliz (elbette ki bu duruma göre değişir), tıpkı senin gibiyiz veya takipçisi olduğumuz ve bizim geleneğimizi sürdüren diğer hardcore bandler gibiyiz. Biz gerek sahnede olsun; gerek gerçek hayatta; mutlak eşitlikten yanayız; platformda şarkı söylerken kimse diğerinden üstün değil ve herkesin bir arada olmasını çok seviyoruz. O sahne aynı zamanda senin de adamım; haydi sahneni al ve atla!

New York ve Hardcore'un örtüşmesi konusunu Armand (Sick Of It All) ile de konuşmuştuk. Roger, senin de bu enteresan bağ ile ilgili söyleyeceklerini merak ediyorum. Eğer Rock müziğin yeşerdiği iki ana topraktan bahsedecek olursak diğerinin Birleşik Krallık olduğu malum. Büyük şehir ve karmaşa boyutuyla bakalım, örneğin bi Londra, Manchester vb. New York muadili kentler var Buralar da New York gibi kaotik ve büyük şehirler değil midir? Ancak biz oralardan Blur, Pulp, Oasis vs duyarken genelde A.F. tarzı eski/yeniokul Hardcore-Metal topluluklarının esamisi bile okunmuyor?
Hmm, Hardcore'un temel olarak Amerika kökenli olması olabilir. Kökleri tamamen Punk hareketine dayanır bildiğiniz gibi. Esas olarak, bu terim ne tip bir Punk müzik icra ettiğinizi ifade etmek için kullanılırdı. Mesela; GBH bir Hardcore-Punk grubudur; sonra Minor Threat var, biz varız, Black Flag var Muhtemelen bu 'Hardcore' terimi ilk olarak Kanadalı Topluluk DOA tarafından Punk hareketinin giderek 'Yeni Romantiklik', 'Yeni Akımcılık' gibi eğilimlere dönüşmesine paralel bir tepki olarak kullanıldı.

Hangi durumlar Hardcore Punk için en kötü: Irkçı HC fraksiyonları ve aşırı sağcı sapma mı, kötü apolitik lirikler mi ya da aşırı sol politize edilmiş eğilimler mi? Amerika dışındaki dünya ile ilgili ne düşünüyorsun?
Amerika'nın dünyayı bu şekilde politize etmesinden hoşnut değilim elbette. ABD'nin bir kabadayı gibi her istediğini yapmaya çalışmasına hakkının olmadığını düşünüyorum. Burada, Amerikada düzinelerce ele alınması gereken sorunlar var. Bunlarla boğuşması gereken iktidarın yoksulluk, ilaç sıkıntıları, sosyal adaletsizlik, hükümet yolsuzlukları ve saire konularla ilgilenmediğini görüyoruz. Burada bulunan herkesin Bush'tan hoşlandığını ve ona rey attığını sakın ola ki düşünmeyin! O bir manyak ve o salağın politikalarıyla aynı kefeye konulmaktan nefret ederim.. Ben Kübalıyım; AMERİKAN YURTTAŞI DEĞİLİM! Grubumuzun duruşu da işte bu sosyal düzensizliklere, adaletsizliklere karşı; bu tavır bizim Punk köklerimize ait.

ABD ile 'düşman kardeş' olan Küba'lısın. Fidel Castro yönetimi ve Che Guavera ile ilgili öznel fikirlerini anlatır mısın?
Tamam ama öncelikle bir müzisyen olduğumu bir politikacı olmadığımı söylemek isterim. Müzik sahnesinde dünya politikası ile ilgili çok az şey söylemişizdir; daha önce de söylediğim gibi biz daha çok sosyal politikalarla ilgiliyiz. Temel olarak benim hayatım, günden güne yaşadığımız şeyler falan Hmm Ailem devrimden sonra buraya politik iltica etti. Che'yi seviyorlardı ama hatırladığım kadarıyla Castro'ya güvenmiyorlardı. 60'lı yıllardan beri ABD'nin Küba'ya ambargo uygulamasını aptalca buluyorum Kübanın da gelişmeye, büyümeye ihtiyacı var çünkü. Kişisel olarak söylemek gerekirse Castro'yu kendini değiştirmediği ve ülkesini zalimlere bırakmadığı için takdir ediyorum.

Agnostic'e ara verdiğinde başka neler yaptın? Sen ve diğer grup üyeleri Hardcore Punk/Metal  yaparak hayatınızı idame ettirebiliyor musunuz?
Müziğimiz olmadan yaşayamayız. Hepimizi işi gücü var ve müziği sevdiğimiz için çalıyoruz. Gerçekten; tüm dünyadan insanlarla tanışmak; biçok değişik ülkede sahneye çıkmaktan büyük haz duyuyoruz. Türkiye seyahatimizi anlamlı yapan da bu; eğer iyi zaman geçirmezsek durmamız gerekir değil mi, çünkü amaçsız olur. Hepimizin bir yerde olmaya ve ve gerilimimizi, agresyonumuzu açığa vurmaya ihtiyacımız var ve bu sizin orada Bronx Club olacak!!!

Burada konser verme fikri çıkmadan önce ne düşünüyordun Türkiye hakkında? Şunu sana vurgulamalıyım ki kesinlikle aklında kurguladığından bambaşka bir ülke ve çok değişik bir kültür bulacaksın burada.
Bu ilk gelişimiz olacak. Çok güzel şeyler duyduk İstanbul hakkında; bu muazzam kenti görmek için sabırsızlanıyoruz. Biliyorsun, biz grubumuzun ismine feci halde inanıyoruz. Agnostic; 'kendi gözlerinle tanık olmadığın her şeye karşı mutlak şüpheciliği' ve Front ise 'Hareket'i betimler. Umuyoruz ki gözlerimiz bize orada edineceğimiz iyi dostlukların ve geçireceğimiz harika vakitlerin tanıklığını yaşatır ve geri döndüğümüzde tüm dünyaya ve arkadaşlarımıza ülkenizde yaşadığımız 'iyi' şeyleri anlatabiliriz. Bu konserin güzel geçmesini ve herkesin eğlenmesini istiyoruz.

Türkiyeli fanlarınıza son sözlerini alalım Roger. Ülkemize konuk geldiğiniz için de çok teşekkür ediyorum dergim DeliKasap ve Türk Hardcore fanları adına.
KENDİNİZE İNANIN! HARDCORE'A İNANIN VE BİZE İNANIN!!!
Çok yakında görüşmek üzere!!!

Not: İngilizce tercümelerde zorlandığım yerlerde katkılarını esirgemeyen Erdem Çapar ve Onur Yiğit Demiröz'e, ropörtajımızı gerçekleştirmemizi sağlayan Bronx Production'dan Özgür'e  ve Ağrı Kesici dergisinden Onur'a teşekkür ederim. (Murat ARDA)





Yazılarımızı Facebook'tan takip etmek için: