MÜZİK ÖTESİ

ZEYTİNLİ ROCK FESTİVALİ, ZEYTİNLİ BELEDİYESİ, ZEYTİNLİ POLİSİ

Kubilay Samyeli - 17 Ağustos 2008
İlginç bir başlık olduğu aşikar... Ayrıca birazdan okumaya başlayacağınız yazının içeriğinde konserler ile ilgili bilgiler de olmayacak, nasılsa o tip yazıları okuyabileceğiniz birçok farklı platform var. Ben sadece festivalde gözden kaçan, katılımcıların %5'inin gördüğü veya birebir yaşadığı vukuatları sizlere aktaracağım.


-Belediye-


Festival alanı içerisindeki her olumsuzluk, organizasyonu ilgilendirir fakat festival alanı dışındaki bölgelerin sorumluluğu ise belediyeye aittir. Bu bağlamla en büyük eksikliklerin kendilerine ait olduğunu belirtmemiz şart. 5. yılını kutlayan ve 100.000'e yakın insanın iştirak etmesi beklenen bir festivalin çevre düzenlemelerinin daha düzgün olması gerekebilirdi. 


"Ne gibi?" derseniz;

1- Festival giriş-çıkış noktalarının bulunduğu caddeyi sözüm ona trafiğe kapatmışlar ama korsan taksiler insanlara çarpmalarına rağmen cirit atıyorlardı. Hadi taksiyi geçelim, faytonun orada ne işi olabilir ki? Çevresini saran yüzlerce insanın kendisinde yarattığı şaşkınlık ve sıcaktan bunalan kafasının etkisiyle olsa gerek at bir an kendini kaybetti ve bilinçsizce kalabalığın arasında koştururken İspanya'da boğaların önünde koşturan insanlarınki gibi bir "Senfermin Festivali" görüntüsü oluştu.


2- Festivale iştirak eden kitlenin yiyecek, alışveriş vb. yollar ile yaptıkları harcamalar dahilinde ve yapılan organizasyon sebebiyle Zeytinli, Edremit ve Akçay beldeleri halkı ve Zeytinli Belediyesi'nin kasasına yaklaşık 15 ile 20 milyon YTL (eski para ile trilyon) girdiği söylentileri tüm kulislerde konuşuluyor. Fakat tüm bunlara rağmen festival alanı dışında ne bir çevre düzenlemesi, ne de insanlara yardım yoktu. Tüm bunların ardından pislik içerisinde gerçekleştirilen bir festival görüntüsü ortaya çıktı.



-Magandalar ve Polisin Görmezliği-


Festivalin belki de en kötü anlarıydı sanırım. Cumartesi gecesi Tiamat konseri bitmiş ve bisikletime atladığım gibi evimin yolunu tutmuşum... Biraz sonra ileride 8-9 kişilik sözde insan güruhu olan bir kalabalık festivalden çıkıp evine veya kaldığı pansiyona giden insanlara saldırıyorlardı. Yaşları 16 ile 20 arasında değişen bu "yavru kurtlar"ın maşa oldukları belliydi ama hangi "oynak reis"in köpekleri oldukları konusunda tereddütteyim ve işin en acı noktası festival çıkışı evlerine giden iki genç kız orada tacize uğrarken 2 veya 3 dakika aralıklarla iki polis aracının olay yerinin önünden durmadan geçmesi en büyük üzüntüyü yaşattı.


Olaya farklı bir açıdan bakmak gerekirse; 

Bu insanlara gündüz lokantasında yemek verip evine para götüren babanın oğlu, akşam yine aynı insanlara saldırıyor, kızlara cinsel tacizde bulunuyorlar. Anlaşılan çevre halkı bu festivalin kendilerine kazandırdığı maddi desteği ve reklamları hak etmiyor. Fakat buradaki provokatör olan "oynak reis"lerine ve onların "yavru kurtlar"ına seslenerek "korkmadığımızı ve önümüzdeki senelerde aksatmadan yine gideceğimizi" söylemek istiyorum.


Son söz ise festival katılımcılarına;

Yıllardır Türk insanlarının İstanbul'u hak etmediklerini düşünürdüm. Çünkü dünyanın hiçbir şehrinde olmayan bir Boğaz'a sahibiz ve ne yazık ki sürekli olarak sigaralarımızla, içtiğimiz şişelerin kırık parçalarıyla, naylon poşetlerimizle, kağıtlarımızla onu kirletirdik. Beşiktaş'tan Kadıköy'e vapur ile geçerken elimizdeki pet şişeyi yanımızda duran çöp kutusu yerine denize atardık. Fakat anlaşılan o ki, biz bu ülkedeki hiçbir doğal güzelliği hak etmiyoruz. Sebep ise festivale giden insanların Zeytinli plajını ve denizini katliama yakın bir şekilde kirletmeleriydi.


Umarım tüm bu sorunlardan ders çıkarır ve önümüzdeki yıllarda bu güzel festivali daha da güzel bir hale getiririz.



Yazılarımızı Facebook'tan takip etmek için: