MÜZİK ÖTESİ

Sokakta Sanat Var

Ergül Akyürek - 26 Ekim 2011

Tüm dönem boyunca Avusturyalı oyuncu, film yapımcısı, felsefeci, mimar, müzisyenlerin ortak oluşturdukları özel bir programa katıldım. Aslında cok zorlandım diyebilirim, başladığımda böyle bir deneyim yaşayabileceğimi kestiremiyordum ama işin içine girdikçe beni içine çektikce çekti…  Son 2 ayı günde ortalama 10 saat makale okuyup, yazmakla geçirdim. Kendi tercihim olduğu icin hiç pişman olmasam da bir süre sonra kütüphanenin cam çatısından gökyüzüne bakmak beni oldukca bunalttı. Tempom azaldığında ise ilk işim kendimi sokağa atmak oldu.

Sokakta Sanat Var

Uzun zamandir kafamda sekillendirdigim bu yazIı için Tuna kenarında heykel yapan 80 yaşlarında 2 bayanı ziyaret edip, bir iki laflamayı düşünüyordum. Bir süredir ilgimi çekselerde bir türlü fırsat bulamamistım.  Terslik bu ya hava burada oldukça sıcak, insanlar sokağa geç saatlere kadar çıkmıyorlar çıkanlarda ya nehre girip güneşleniyor ya da turistik amaçlı buradalar. Durun bir saniye  şanssızlık mı dedim, başa sarıyorum bazen şanssızlık dedigimiz şeyler bile olayların akışını değiştirebiliyor ki benim için öyle oldu. Ben kimseyi bulamadım diyerek yol boyunca duvarlardaki resimleri çekerken olaylar kendiliğinden gelişti ve resimleri yapan sokak ressamıyla tanıştım. Bu ressamın adı Norbert. Tam olarak yaptığı şeyin adıysa Graffiti. Daha önce grafiti üzerine yazılar okumuştum ama okumamın ötesine geçememiştim. Baktım Norbert yaptiği işi aşkla yapıyor ve paylaşımdan hiç mi hiç sakınmıyor...

Sokakta Sanat Var

-Eh benim için de artık bir blog yazısı yazarsın dedim…

-Nasil yani! Tam olarak istediğin ne? dedi…

Başladım istediğim şeyi anlatmaya.. Kısaca özetlersem: istedigim şeyin teorik bilgi olmadiğı, yaptıgını pratiğe dökerken hissettiklerini ifade edip edemeyeceğini sordum. Buradaki insanların en sevdiğim ve kendi üzerimde uygulamaya çalıştığım özellikleri, disiplinleri. Bir şeye evet derseler onu mutlaka yapıyorlar, herşeyden de önemlisi bunu yapabilecekleri en hızlı zamanda yapıyorlar. Norbert da hiç gecikmeden bana 3 sayfalık güzel bir yazı yazıp yolladı ve yazımın kafamdakinden cok daha farklı bir boyut almasını sağladı. Hatta daha da ileri gidip mutlaka deneyip bu işlere girmem gerektiğini bile söyledi, neden olmasin deyip…

Sokakta Sanat Var

Öncelikle size graffiti ile ilgili kısa bir bilgi vermek istiyorum: Graffiti, duvar yazıları ve resim yoluyla kendini ifade eden bir görsel uygulamadır. Bir grup bunu sanat olarak kabul ederken bazı çevreler vandalizm olarak kabul etmektedir. Tarihçesi ilk çağa kadar dayanmış olsa da çıkış noktası 2. dünya savaşıdır. Almanya`yı ikiye ayıran Berlin Duvarını protesto etmek için gruplar tarafindan duvar boyanmış, 1960 yılında ise ABD'de politik gruplar görüşlerini duyurmak icin bu yöntemi denemiştir. Belli bir kesimin graffitiyi Vandalizm olarak kabul etmesinin temelinde da duvarların illegal olarak boyanması vardır. Sonraki yıllarda ise graffiti daha da gelişmiş, günden güne yayılmıştır. Avrupa'nın bir çok yerinde metro duvarlarında, nehir kenarlarında, köprü altlarında bu yazı ve resimlerle karşılaşmak mümkün.

Sokakta Sanat Var

Graffiti yapan kişiler genel olarak kimliklerini saklayarak takma isimler kullanıyorlar. Graffiti ile ilgili bu kısa bilgilendirmeden sonra kısaca Norbert'ı tanıtmak istiyorum. Norbert 1997 yılında ilk olarak Graffiti ile ilgilenmiş, sonra üniversiteye gitmek icin ara vermiş. 4 yıllık üniversite eğitiminden sonra 2008 yılında onu en eğlendiren şeyin Graffiti olduğuna karar verip hayatını bunun üzerinden kazanmaya başlamış, o günden bugüne kadar, hem eğleniyor hemde hayatını graffitiden kazanıyor. Bakış açısını ise şöyle ifade ediyor :

- Hayat bence bir tecrübe, biz sürekli birilerine bilgi aktaramayız. Senin istediğin şeyi o yüzden anlayabiliyorum ve teorik bilgiye ben de senin gibi bir noktadan sonra önem vermiyorum. Bence zaten bu bir kıyafet ve o kıyafeti senin yerine baskası seçemez, tecrübelerin karar verir. Graffiti'de ise bakmanın ötesi vardır. Sen bir kutu boya spreyi görürsün bana dersin ki bu kırmızı bir sprey boya ama o spreyi ben alıyorum ve duvara öyle bir güdüyle yolluyorum ki sen o duvarda artık o kutu boyanın yarattığını görüyorsun. İşte hayatın sihiri burada başlıyor hayat bir kutu boya değildir içindeki boyalarla istediğini yaratabilmektir. Ben içimdeki sihiri duvara yansıtıyorum bu sana ulaştığında ise sende başka bir şekil alıyor çünkü senin içinde de emin ol benimki gibi yaratıcılık var. Biz yaşlanıyoruz, her gün ölümlü olduğumuzun farkındayız ama çocukken böyle bir düşüncemiz yoktu, yaşlanıyoruz, ölüme yaklaşıyoruz demiyorduk; işte o çocukluktaki temel duyguyu arıyoruz. O resimde öyle bir boyutu yakalarsın ki o zaman ölümsüzleşiyorsun. Benim için sevgi inancı herşeyin temelinde yer alıyor, herşeyde o var, sen baktığında o sevgiyi görüyorsun başkası da o sevgiyi görüyor ama günden güne insanlar bunu hissetmeyi unutmaya başladılar. Bizi isimlerimizin içine soktular bundan dolayı onların sınırlarıyla yaşayıp onu yaymaya çalışıyoruz. Ama bizler ismin çok ötesindeyiz.  Asıl seni sen yapan bu değil önemli olan senin sevgi inancın ve onu hayata koyuşundur. Graffitide bunu sergileyiştir, o hayatın içindedir o sevginin yaratıcılığının ortaya çıkışıdır. Belki ilk başlarda insanlar buna yabancı kalmış olabilirler ama tarihe bir bak o hep hayatın içindeydi, harfler bizleri sınırladı… Graffiti benim için içimin harfleridir, içimdeki yaratıcılığın ifadesidir… Ben sana bu sihri ulaştırmak zorundayım yoksa herşey kaybolur unutulur... Benim amacım bunu kaybetmemek bu sihri seninle buluşturmak. Bunun okulu olamaz , istiyorsan sendeki yaratıcılığı ortaya koyabilirsin ki sende bulunan daha farklı bir sey ortaya çıkacaktır. Umut ediyorum ki içimdeki şeyleri hiç kaybetmem ve bunu resimle ölümsüzleştirmeye devam edebilirim"- diyerek yazisini sonlandırmış. Tabi yazı biraz uzun olunca hepsini bire bir çevirmek yerine , toparlayarak aktarmaya çalıştım. Norbert açıkcası benim günümü değistirmekle kalmadı, sayesinde bilmedigim bir alan hakkinda cok güzel bilgiler edinmemi, hissetmemi ve farklı bir bakiş açısı kazanmamı sağladı. Uzun bir akademik dönemden sonra böyle bir tesadüfle karşılaşmak, okulun görkemli duvarlarından çıkıp sokaktaki sanatla temas etmek, insanlara sınır koyan duvarların yaratıcılıkla buluşturulup, sınırların sadece beyinde olduğunu görmek, camın dışarısındaki gökyüzüne bakmak, havayı ciğerlerime çekmek gerçekten cok güzel….

Sokakta Sanat Var

Not: - Yazida kullandigim fotograflari, yazinin cikis noktasi norbert oldugu icin, izniyle onun blogundan aldim: e5711.blogspot.com



Yazılarımızı Facebook'tan takip etmek için: