MÜZİK ÖTESİ

Slayer'dan 80 Kalibre'ye "Otantik-Metalik-Romantik" Müzik Üzerine...

Atlantisten Gelen Adam - 4 Temmuz 2012

Bana dünyanın en büyük heavy metal grubu kimdir diye sorsalar, cevabım Venom olurdu. Davulcusu baget sallamayı bilmiyormuş, bass ve vokal tiksinti vericiymiş, gitarist alzheimer'mış ne gam!? Metallica'dan Slayer'a, underground'tan mainstream'e bugün 'Yaşlı Kıta' ve 'Yeni Dünya'da metalden ekmek yiyen herkes Venom'a borçludur; "Leş Metalin Mucidi", hiç şüphesiz Venom'dur.

Slayer'dan 80 Kalibre'ye


Hazreti Firavun keskinliğinde dile getirdiğim bu düşünceler, sosyal medyada başbelam olan siber arkadaşım Bilal Boğa'nın bana tanıttığı 80 Kalibre adlı grup vesilesiyle oluştu. Küçük dostum Bilal, ensemde 80 Kalibre diye o kadar boza pişirdi ki, konser davetine icabet edememenin verdiği bir ayıp kapatma hamlesiyle neymiş bu 80 Kalibre diye önce Bilal'in kişisel sayfasına, sonra da grubun müziğine gark oluverdim.


Bir grubu büyük yapan neydi? Venom'u büyük yapan neydi? Ya da, günümüzde büyüğü oynayan Big-Band'ler, Slayer gibi, Metallica gibi; hangi "duruş"un replikasını sahneye koyuyorlar? Kuşku yok ki müzikal cenahta Venom'dan, Motörhead'ten ve benzeri NWOBHM topluluklarından miras kalan mütevazı "romantik duruş", kendi olabilme, otantik olabilme kudretindedir. Bu noktada, otantik olma, hasbi olma, ya da romantik duruş derken kasdımı aşmak istemem. Ne anlatmak istediğimi altını çizerek vurgulamak için heavy-metal ile din arasında bir özdeşleştirmeyi örnek olarak göstermek isterim:


"Tüm dünyada dinler yükselen bir ivme içinde. Bu sadece İslama özgü değil. Mısırlı bir düşünce adamının yorumlarını dinlemiştim. Adını unuttum. Şöyle bir şey diyordu: "Her düşüncenin bir devri vardır, o devir yaşanmalıdır, bunu önleyemezsiniz." İslam da dönemini yaşayacaktır. İnananların sayısına bakarsak oldukça büyük taraftar bulabilecek bir düzenden söz ediyoruz. Ilımlı mı, haşlak mı olur bilemiyorum. Bu kavramların da cılkı çıktı. İslam devrimci ve yenilikçi bir inanış değil. Bildiğim kadarıyla her inanç kendini korumak için vazgeçilmez ve sorgulanamaz tabular üzerine bina edilir. Neymiş bu durumda ılımlı İslam ki? Ben buna ikiyüzlü İslam derim desem desem. Romantizmi, yani tüm kuralları içinde yaşanmayan hiçbir şey aslı gibi değildir."

Heavy Metal


Yukarıdaki alıntıyı, daha önce "Rock, Toplum ve Kadın" başlıkları altında DeliKasap'ta yayınladığımız dosyadaki röportajlar serisinde Nirvana_Kedi'nin açıklamalarından aldım. Belki de meramımı en iyi özetleyebilecek bakış açısı değerli arkadaşım Nirvana_Kedi'nin şu son cümlesinin ardında yatıyor, tekrar vurgulayacağım: "Romantizmi, yani tüm kuralları içinde yaşanmayan hiçbir şey aslı gibi değildir."
Slayer, Metallica gibi grupları hala büyük yapan şey -her ne kadar onların çok uzun süredir otantik-metalik-romantik niteliklerini yitirmiş olduklarına şahsen kâni olsam da- geniş kitleler nezdinde hala 'inanıyormuş gibi' yapabilmelerindeki kudrettir.

Slayer'dan 80 Kalibre'ye


80 Kalibre'ye gelince. Bir; grubun youtube ve kendi kişisel adreslerindeki video performanslarını izledim. Şahsi kanaatimi dillendireceğim; bir kere Türkçe Sözlü Heavy Metal'i olabildiğince otantik icra edebilme başarılarıyla bir artı puanı hanelerine yazdırdılar.
İki: Grubun yaptığı işe inanıyor görüntüsü ve çabası. Katılın ya da katılmayın; yaptığınız işe inanç yaptığınız işten bazen daha önemlidir.
Üç: Gençler ve Zeytinburnu ile temas. Bir dakika! Burada bir duralım. Frenk memleketlerinde heavy metali heavy metal yapan neydi? Şehrin banliyölerindeki, varoşlardaki emekçi gençlerin, lumpen proleteryanın ve dışlanmışların müziği olmasıydı (Yani burada yine bir parantez açmak gerekir. New Yorklu bir plaza kölesi de bittabi otantik bir heavy metal fanı olabilir. Ama otantik olabilmesi ya da gerçekten o müzikle arasında hasbi, içten bir bağ kurabilmesi, ofisindeki diğer beyaz yakalı güruhla kendisini aynı cemaate ait hissetmemesi durumunda mümkündür çünkü heavy-metal, yapısı gereği non-konformisttir). Dolayısıyla 80 Kalibre (ve benzeri emekçi halkın içinden çıkan/çıkacak olan yeni nesil grupları) kaydadeğer kılabilecek bir diğer öge, varoştan beyaz yakalı uyumsuza heavy-metalin ayrıksı kimliğinin karşılık bulabileceği kesimler ile buluşabilme potansiyelidir.

Yeter ki "kendi olmanın dayanılmaz ağırlığı"na katlanmaya tahammül edebilsinler. Buna katlanma gücü ise "Otantik-Metalik-Romantik" olmanın değerini algılayabilmekle mümkün olacaktır.

Heavy Metal
 



Yazılarımızı Facebook'tan takip etmek için: