MÜZİK ÖTESİ

Sızı...

Pakize Küreç - 31 Ekim 2006


Düşüncelerden yorgun düşen bedenin, biraz uyku dilenir geceden. Sağa sola dönüp durursun, kalabalık bir sokakta kaybettiğin arkadaşını arar gibi. İçinde bir telaş, aradığını hiç bulamayacakmışsın gibi. Zaman gecenin en karanlığına ilerlerken düşüncelerin daha çok karışır birbirine. Sessiz bir çığlık atarsın kimse duymadan, inceden akan gözyaşların ıslatır yastığını.

Sızı hissedersin kalbinde, hayatının tüm kırgınlıkları birleşir sen ne zaman uyumaya çalışsan. Hayatın dağıttığı tüm parçaların, gecenin güçlü fırtınasıyla toplanıverir. Gerçeklikten kalkıp düşüncelere giden son vapurda yerlerini alırlar. Dibini göremediğin karanlık sularda sessizce yol alırlar. Gecenin karanlığında yanaşınca son vapur iskeleye bir uğultu başlar beyninde. Kalbine uğultuların keskin mızrakları batar. Kanatırlar kabuk bağlamış yaralarını. Oysaki ne çok uğraşmıştın kapatmak için yaralarını ruhunun. Ne çok susmuş, düşünmüş, ağlamış: ne çok zaman harcamıştın hırpalanmış ruhunu hayata döndürmek için. Karanlıktan korkan küçük bir çocuğun bedeni gibi titrerken bedenin, uyku gelmeyen gecelerde "sabah olsun” diye yalvarırdın.

Uykuya daldığından habersiz gözlerin kapanır. Sisler içinde ıssız bir sokakta, kimsesiz evler arasında koşarken bulursun kendini. Sokağa saçılmış olan evlerin kırılmış camları, telaş telaş yalınayak koşarken kalbine batan mızraklar gibi batarken tenine; acıtır, kanatır ayaklarını. Camları kırılmış evlerden uğultular işitirsin, tükenmişliğine rağmen daha hızlı koşmaya çalışırsın. Daha hızlı koşup geçmeye çalışırken cam kırıklarıyla dolu yolu, fark edemezsin bulunduğun yerden hiç kıpırdayamadığını. Yorulursun olduğun yerde koşmaktan, cam kırıklarıyla parçalanmış ayaklarından akan kan damlaları etrafını saran bir göl oluşturur. Kırmızı gölde yüzünü görürsün. Seyredersin, bedenindeki "sızı”ntıdan oluşan yansıtıcı yüzeyde, tükenmiş yüzünü. Kırmızı göle bir damla düşer yüzünden, halka halka yayılır.

Derken dost bir ses işitirsin, nereden geldiğini bulamazsın bu sesin. "Bu bir rüya!” der dost ses. Doğruluğuna inanıp bu sözün, vazgeçersin olduğun yerde koşmaktan. Ağzından çıkamayan sözcüklerle haykırırsın, "Bu bir rüya!”. Uyanabilmek için çırpınırsın.

Derinlerden gelen kuş sesleri duyarsın, belli belirsiz. Kimsesiz evlerin bulunduğu sisli sokağın kuşları olamaz bunlar diye düşünürken gözkapakların açılır yavaş yavaş Pencerende öten kuşları görüp rahatlarsın.

Sancılı bir gece daha bitti...

Merhaba yeni gün...



Yazılarımızı Facebook'tan takip etmek için: