MÜZİK ÖTESİ

Rock'n'Roll'un Alternatif Tarihi (Lobo'dan Sinemaya Popüler Kültürün Amentüsü)

Evren Ünal - 24 Temmuz 2010

Elvis krallığında 50'lerin "bol cilalı ve parıltılı" dünyasında ortaya çıkan "rock 'n' roll", ilk olarak bir müzik türü olarak kendini kabul ettirdiği zaman pek çok insan müziğin bu kadar sarsıcı olacağını ve gide gele bir yaşam tarzı halini alacağını tahmin etmemiştir. "Geleceğe Dönüş" filminde 1955'e giden Marty'nin ailesinin mezuniyet balosunda kolonları tekmeleyip gitarla şekilden şekle girdiği ve seyircilerin bön bön baktığı sahne bu yaklaşımı çok iyi resmeder. Rock 'n' roll, gelecekte sadece bir müzik türü olmaktan çok öte bir eğilim, kolektif yaşam formu halini almıştır. "Cilalı" taş yontularak pörsümüş; parıltısını yitirmiştir. Ancak ucu keskinleştirilerek bir saldırı ve başkaldırı aracı olmuştur. O taş artık pek çokları için yaşamın temel kaynağıdır.
Atalarımız "at, avrat ve silah" derdi. Ecnebilerin "wine, woman and song" olarak kullandığı bu deyiş 1977'de Ian Dury sayesinde, punk kültürünün de etkisiyle "sex, drugs and rock 'n' roll" halini aldığında, rock 'n' roll'un müzikten öte kulvarlara attığı kancanın ilk temeli atıldı. Hippi kültürü Berlin Duvarı gibi yıkıldı ve aktivistlerin yerini "kıç tekmeleyen motorlu asi çocuklar" aldı.
70'ler sonu ve 90'lar başına kadar olan sürecin geneline baktığımızda rock 'n' roll'un belirli normları olduğunu ve sinemadan, televizyona; edebiyattan çizgi romanlara hatta video oyunlarına kadar kitlesel mekanizmaları etkilediğini görürüz. Genel kabul görmüş bu normlar, yırtık kot ve t-shirtler, siyah deri ceket ve demir aksesuarlar (hatta güneyli/redneck kültürünün etkisiyle oduncu gömlekleri), uzun; vazelinli saçlar, sert ve asi görünümlü pervasız (reckless) tipler, "hot chicks" ve Harley kültürüdür. Düşününce "at, avrat ve silah" aforizmasından pek farkı olmadığı anlaşılıyor değil mi? Barbar Conan bir şekilde kendini 80'lerde bulsa herhalde pek zorluk çekmezdi!

Rock'n'Roll'un Alternatif Tarihi (Lobo'dan Sinemaya Popüler Kültürün Amentüsü)


 90'lar sonrası ve popüler kültürde Rock 'n' Roll

Soğuk Savaş ve Reagan yönetiminin sona ermesiyle biten seksenler belki sleaze metal'in de kâğıt üzerinde sonu oldu ancak, rock "n" roll kültürünü bitirmeye kimsenin gücü yetmedi. Irvine Welsh'in 1993 tarihli sonradan sinemaya da uyarlanan romanı "Trainspotting" bu kültürün ve kopuk gençliğin uyuşturucuyla olan dansı ve sonraları "Velvet Goldmine" filminde de anlatılacağı üzere hayatımızı ne derece etkilediği üzerine kurgulanmıştı. Hatta Trainspotting'den sonra "Eroin Güncesi"ne kadar yazılan uyuşturucu temalı kitaplar ister istemez okurlarına rock 'n' roll kültürünü satır aralarında benimsetmiştir. Böylece Grunge ve Kurt Cobain etkisiyle de bu kültür apayrı bir çehre içerisinde doksanlarda da varlığını sürdürme başarısını gösterebildi.
90'lardan bu zamana kadar nu-metal'den emo rock'a kadar önümüze farklı şekillerde servis edilen ve imaj açısından farklı yönlere sapmasına rağmen (saçlar kısaldı, pantolonlar bollaştı…) özünden hiçbir şey kaybetmeyen rock 'n' roll kültürü aynı çizgide müzik dışında da çeşitli kurgusal eserler/karakterler bırakmıştır. Yazının geri kalan kısmında öne çıkmış 4 kalburüstü karaktere değineceğim. Bir nevi "rock 'n' roll'un alternatif tarihi."

Haydi Başlayalım! (Let's Rock!)

LOBO (ÇİZGİ ROMAN)
70'lerin ortasından itibaren hafif muhalif tavırlar takınan çizgiroman evreni, kendi muhafazakar "family-friendly" çizgisinden yavaş yavaş sıyrılıp Judge Dredd, Ghost Rider gibi anti-kahramanları yüceltmeye başlayarak tam olarak Lobo gibi "heavy metal" bir karakterin yaratılmasını kaçınılmaz kılacaktı.
İlk kez '83 senesinde Omega Men dergisinde görünüp büyük ilgi çeken karakter, 1990'da kendi serisine kavuşarak çizgi dünyasına adım attı. Tipik özellikleri; Rob Zombie-Gene Simmons kırması bir makyaj, bir seksenler alegorisi olarak aşırı kaslı vücut, deri motorcu kıyafetleri ve zincirli kancanın başı çektiği bir silah deposudur.
Superman gibi uzaylı ve ölümsüz ve Joker kadar da anarşist ve sınırları olmayan bir karakterdir. O kadar manyaktır ki kafasının içine bir çip yerleştirerek durmaksızın aynı heavy metal şarkısını dinler. Çoluk çocuk, yaşlı genç demeden acımadan öldürür. Lobo'nun peşine düştüğünü öğrenenler intihar etmeye çalışır. Yeri gelir Hollywood'a gider, yeri gelir Robocop ve Howard the Duck gibi karakterlerin kimliğine bürünür. The Mask, Batman ve Superman gibi karakterlerle olan maceraları inanılmaz eğlencelidir. Mottosu "Kill-Rend-Destroy-Fuck" tır.
Anthrax gitaristi Scott Ian, 2009 yılında seri için Highway to Hell adlı çizgi romanı yazmıştır. Zaten Anthrax, Judge Dredd etkileşimli "I am the Law" şarkısını yaparak ne derece çizgi roman fanı olduklarını göstermiştir.

Diğer başarılı örnekler: Aşağıda da bahsetmiş olduğum filmin grafik romanı olan The Crow(1989), Judge Dredd'in de dahil olduğu 2000 AD (1977-) isminin hakkını veren fantastik-bilimkurgu dergisi Heavy Metal (1977-)

DUKE NUKEM 3D (VIDEO OYUNU)

Basit bir platform oyunu olarak çıkıp, 96 yılında şaşalı bir senaryo, inanılmaz bir "voice acting" ve "cool" repliklerle oyun dünyasında kendine has bir yer edinen oyunun devam bölümü, bir süre öncesine kadar Guns N' Roses'ın Chinese Democracy albümüyle beraber uzun süredir en çok beklenen olaylardan biriydi. (şu satırları yazdığım sırada tam tamına 13 yıl olmuş bekleyeli ve hala bir haber yok.) İlk çıkışını PC'de gerçekleştirdikten sonra zamanla PSX'ten Gameboy'a kadar pek çok konsolda kendine yer edindi. 
Duke Nukem'in bu derece başarılı olmasındaki en büyük etkenlerden biri oyuncularına Doom'un aksine hareket özgürlüğü vermesi ve içerdiği popüler kültür göndermeleri oldu. Evil Dead'den Die Hard'a; John Carpenter filmlerinden Full Metal Jacket'a kadar geniş yelpazede göndermelerde bulunan kahraman; "It's time to kick ass and chew bubble gum… but I'm all out of gum.", "Eat shit and die!", "Your face your ass, what's the difference?" gibi cool repliklerle bir yandan uzaylı kıçı tekmelerken bir bara uğrayıp "Born to be Wild" ın nakaratını söylemekten ve striptizci kızlara bahşiş vermekten kaçınmıyor. ("Shake it baby.. you wanna dance?")
Başta da belirttiğim gibi karakterin inanılmaz "voice acting" inde de başarısının büyük payı var. "Trailerları seslendiren adam"ı ciddi olarak bu iş için tutmuşlar ve ortaya oyun tarihinin en başarılı seslendirmesi çıkmış.

96'da multimedia sistemler çok yaygın olmadığı için dijitize müzik yerine "midi" tonlarıyla duyduğumuz Duke Nukem müziği, 98 civarı devam bölümü için Megadeth tarafından yorumlandığında oyun dünyasını büyük bir heyecan kaplamıştı. (mutlaka dinleyin.)
"Nobody steals our chicks… and lives!"

Diğer başarılı örnekler: LucasArts yapımı icon adventure'u Full Throttle (1995), İnsanların vahşice ezildiği "punk" yarış oyunu Carmageddon (1997) ve tabii ki Guitar Hero/Rock Band serisi.

Rock'n'Roll'un Alternatif Tarihi (Lobo'dan Sinemaya Popüler Kültürün Amentüsü)

THE CROW (FİLM)

Emo akımı diyince aklımıza bir kaç sene önceki The Rasmus, Tim Burton patlaması falan geliyor değil mi? Aslı öyle değil. Tim Burton'ı zaten biraz internet gençliği biraz da Nightmare Before Christmas yan sanayiisi meşhur etti tamam ama 80'lerde asıl "Robert Smith" gibi boyalı adamların grubu ve "The Crow" gibi boyalı bir adamın grafik romanı da vardı. "Emotinal Rock" sadece 2000'lerin sonunda seri üretime geçti -ki bu ayrı bir mevzu-
The Crow çizgi roman olarak bizde pek bilinmezdi (Ülkemizdeki çizgi roman kültürünün tam olarak gelişmemesinden ötürü). James O'Barr'ın yarattığı karakter 94'te vizyona girdiğinde bizler de Alex Proyas'ın Burton filmlerinin atmosferiyle kara filmi harmanladığı, kasvetli bir havada geçen bu muhteşem filmle tanışmış olduk.

Filmin konusunu pek bilmeyen yoktur. Kız arkadaşıyla beraber vahşi bir cinayete kurban giden gitarist Eric Draven, ölümünden 1 yıl sonra bir kuzgun tarafından mezarından uyandırılır ve kendini öldürenlerden intikam almak üzere yola çıkar. Aslen bir rock gitaristi olduğu için zaten tipini falan belirlemek hiç zor değildir. Peşine düştüğü adamlara korku salarken, dama çıkarak gitarını ağlatmayı ihmal etmez. 
Şimdilerde küfür gibi gelen "emo" yakıştırmasının en eli yüzü düzgün temsilcisidir aslında. Mağdur duruşu kız arkadaşını zaten kaybetmiş olmasının hüznündendir. Günümüzde emo akımı şekilciliğiyle ön planda olduğu için The Crow 90'lara daha çok yakışmaktadır. 90'ların bol yağmurlu Seattle kültürünün, depresif müziğinin gotik akımının portresini çok güzel çizer.
"It can't rain all the time…"

Diğer başarılı örnekler: Mike Myers'ın rock 'n' roll başyapıtı Wayne's World. (1992) Bir vampir "Rock Star" olarak Jim Morrison çakması bir kılıkla halka karışırsa n'olur sorusunun cevabı olan Queen of the Damned (2002) Arnold'ın gelecekten gençliğinde rock dinleyen John Connor tarafından dönemin modasına uygun olarak gönderildiği Terminator 2: Judgment Day (1991)


HANK MOODY-CALIFORNICATION (TV DİZİSİ)

2000'lerde ne olduğunu merak ediyorsunuz değil mi? Günümüzde yaratılmış bir karakterin deri ceket, zincirler ve iki tekerli kullandığını söylesek ne derece 2000'leri ifade edebilirdi dersiniz? Kadife kumaştan ceket ve deri kundura giyen saçları fönlü biri de pekâlâ rock 'n' roll kültürünü temsil edebilir. Hem de en edepsiz şekilde.

David Duchnovy, tüm dünyanın X-Files'ın Fox Mulder'ı olarak tanıdığı ve bağrına bastığı bir isim. Hank Moody karakterini canlandırdığı Californication dizisinin başarısı büyük ölçüde Mulder'ın ve diziye ismini veren RHCP şarkısına bağlıdır diyemeyeceğim. Çünkü ortada gerçekten günümüzün kontrolsüz ilişkilerini ve iş/aile yaşantısını inandırıcı bir biçimde gösteren bir dizi var. 

Hank Moody, son kitabı "God Hates Us All" (senaristler Slayer fanıymış) yayımlandıktan sonra telif haklarının ve bir film uyarlamasının getirdiği parayla kendini rehavete veren züppe bir yazardır. Menajeri ne kadar dürtüklese de yeni bir kitap yazana kadar sağda solda serbest ilişkilere girmekten ve bu sırada kızı ve boşandığı eşinin yeni ailesine müdahele etmekten geri kalmaz. Sokakta donla dolaşmak ya da bar kavgalarına karışmak gibi pervasız hareketlere bulaşmasına rağmen black metal dinleyen satanist kızına karşı özünde iyi bir baba olmaya çalışır. 
Dizi bir kablolu yayın olduğu için aslında yetişkinlere hitap eden bir yapımdır. İlerki sezonlarda rock yıldızlarının, ya da Rolling Stone yazarlarının hayatının içinde de bulacaktır kendini. 2000'lerde rock 'n' roll nedir merak ediyorsanız bu diziyi izlemeden geçmemenizi tavsiye ederim.


Diğer başarılı örnekler: Billy Idol'ün vampir varyasyonu Spike karakterinin bulunduğu Buffy (1997), Her bölümünde classic rock göndermeleri yapan Dean karakterinin olduğu korku dizisi Supernatural (2005), Beavis & Butt-Head ve neredeyse tüm 80'ler dizi ve çizgi filmleri. 


 



Yazılarımızı Facebook'tan takip etmek için: