MÜZİK ÖTESİ

Prometheus'lara Selam Olsun!

Çağlar Kuas - 7 Nisan 2011

Sinemanın asi çocuğu kısa filmler!Kısa film tabiatı gereği egemen sinema söylemine karşı çıkma, yazamadıklarını, çizemediklerini, söyleyemediklerini dillendirme, toplumsal duyarlılık taşıyan, muhalif, ilerici ve devrimci bir sanat anlayışı oluşturma noktasında kullanılabilecek en iyi araçlardan birisi olduğunu söylemek çok da yanlış olmaz heralde. Bunda kısa filmle ilgili pek çok etkeni sıralayabiliriz: Kısa filmin endüstriyelleşmiş sinema piyasasının bir parçası olmaması, tamamen amatör ruh ve özgür kafayla üretimde bulunabilme olanağı sağlaması,artık teknolojinin gelişmesiyle birlikte üretim sürecinin maddi yükünün hafiflemesi…v.b. Tüm bu unsurlar birleştirdiğimizde artık kısa filmcilerden, modern tanrıların ellerinde tuttuğu ateş olan sinemayı çalmalarını bekleyebiliriz.

Peki üretilen kısa filmler bu beklentinin neresinde? Hopp bir dakika burada bir sorun var!

Evet, son yıllarda sayısal olarak kısa filmlerde bir atış olduğu  ve artık filmlere, hem festivaller hem de dijital ortam sayesinde rahatlıkla ulaşabiliyor olması bir gerçek, ve fakat  bu filmlere baktığımızda , niceliksel olarak ortaya çıkan artışın niteliksel olarak bir karşılığının olmadığını rahatlıkla söyleyebiliriz. Yukarıda kısa filmin tabiatı gereği beklediğimiz yaklaşımlara akıl almaz derecede zıt bir anlayışla karşı karşıyayız.Egemen sinema anlayışına karşı çıkmak bir yana dursun kraldan daha kralcı olma yarışı hakim kısa filmcilerde. Sinema statükosunun sansürlediği toplumsal gerçekliği anlatması gereken günümüz kısa filmcileri ,toplumla herhangi bir bağ kurmama çabaları sayesinde tarihe geçecekler kuşkusuz.Çekilen filmlerin büyük bir çoğunluğu ya festivallere katılıp para kazanma hırsıyla üretilmiş, popüler kültür sinemasının birer kötü kopyaları ya da kısa filmi uzun metraja geçişten önceki aşama olarak gören kişilerin çekmiş olduğu neydi belirsiz filmlerdi.

Bir örnekle durumun vahametini anlatmaya çalışayım:

Geçtiğimiz yaz bir kısa film yarışması düzenlendi. Yarışmayı düzenleyen devletin başındaki iktidar partisi,yarışmanın teması ise bu partinin icraatlarından herhangi birisiydi.

Prometheus'lara Selam Olsun!

Özgür kafalarla üretimde bulunması gereken kısa filmcilere takılmak istenen bu pranga, kısa filmcilerin yukarıda değindiğimiz ve inatla sürdürülen eğilimleri sayesinde zorlanmadan yerine oturtuldu ve yarışmaya katılan tüm filmlere iktidar partisi tarafından kendi gerici propagandasında kullanılmak üzere el konuldu.Bu sayede tanrıların elinden ateşi çalması gereken kısa filmciler ateşi harladıkça harladılar.

Peki durum böyleyken hiç mi umut yok genç sinemacı kuşağından?

Yine aynı örnek üzerinden gidecek olursak,iktidarın genç yandaş sinemacılarınından propaganda filmleri toplamak için tertiplediği bu yarışmanın sanata ve akla açılan bir savaş olduğunu bas bas bağırmak  amacıyla bir grup genç sinemacı Nazım Hikmet Kültür Merkezi çatısı altında toplanıp kendi kolektif üretimlerini ortaya koydular. Sonunda elde edilecek maddi bir karşılık olmadan toplanan bu toplamın ortaya koyduğu filmler, ülkemizdeki sinema adına umut yüklü olan yapımlardır.Buna ek olarak da ikinci el kısa film festivali ve bazı üniversitelerde düzenlenen festivaller gibi alnı ak birkaç organizasyonu örnek olarak verebiliriz. 

Prometheus'lara Selam Olsun!

Kısa filmin, ticari meta haline dönüştürülen uzun metrajlı abileri ile benzer kaderi paylaşmaması için kısa filmcilere çok iş düşüyor.Eğer günümüzde sinema ,toplumun egemen tanrılarının , boyalı tanrıçalarının ellerindeki ateşse Prometheus olup ateşi çalmak boynumuzun borcudur.Bunu yapacak olanlar da, zincirlerinden başka kaybedecek bir şeyi olmayan kısa filmcilerdir.

Prometheus'lara selam olsun!

 



Yazılarımızı Facebook'tan takip etmek için: