MÜZİK ÖTESİ

Post-John Wayne Haytalar…

Tunca Arıcan - 24 Mayıs 2012

Post-John Wayne Haytalar…Kim bu "Apaçiler"? Nereden çıktılar? Kökleri Fransa'nın tecktonik dansı mı? Kolbastı ile tecktonik dansı'nın ne ilişkisi var? Üzerine yazan çizen oldu mu? Hiç bu denli bilgiden mahrum bir şekilde yazı yazmaya girişmemiştim ama nedense içimdeki "apaçi" bir şekilde "dene!" diyor.


Öyle bir yazı karalıyorum ki sorduğum hiçbir soruya cevap veremeyeceğim. İnternet denen bilgi sonsuzluğunun kaldığı çaresizlik karşısında, yürüdüğüm yollarda gördüğüm her "Apaçi"den arakladığım gözlemlerimi, sağımda solumda duyup da haytaca arakladığımı ve çevremdekilerin aynı şekilde harmanladığı "bilgiler"le klavye ile dans edeceğim. Sonunda bana kızacaksınız belki de:


"Hoppa hayda boşa bastık be hayta!"


2000'lerin ortalarında, Trabzon'un Faroz Kesmesi ya da bilinen adıyla Kolbastı (Hoptek) görsel-işitsel ortamları işgal etti. O kadar da yeni bir türkü değildi aslında: Otuzlarda da bilinen, kırklarda duyulan, yetmişlerde çalınan... Fakat geçtiğimiz yıllarda kulaklarımızı ve gözlerimizi fazlasıyla meşgul etti. Müziğin kendisinden ziyade eşliğinde yapılan danslar ve icracıları çok daha fazla ilgi çekti. Kolbastı, sahneleri tam anlamıyla doldurmadan az zaman önce, Trabzon doğumlu, Hollandalı-Türk rapçi MT, Kolbastı'yı başarılı bir şekilde hip-hop ile harmanlamış ve Amsterdam'daki stüdyosunda bana dinletmişti:

http://www.youtube.com/watch?v=IvGu0WeUk4I

Dinlediğimde bu parçanın ciddi bir başarı kazanabileceğine ilişkin düşüncemi MT ile paylaşmıştım. Daha sonrasında Kolbastı'nın durdurulamaz yükselişine tanıklık ettik beraberce. Eşliğinde edilen dans ile kilo vermek isteyenden, herkesin kendi kulağına göre harmanladığı parçanın az izlenen televizyon programların acil çıkış kapısına dönüşmesine kadar her ana tanıklık ettik. Hoptek dans kurslarının da açılmasının ardından bu hadisenin nereye kadar gidebileceğini düşünmeye başladık. Tam bu süreci takibe almışken, üzerine Apaçiler sahnede beliriverdi. Buradaki en ince soru ise Kolbastı mı Apaçi'den çıktı, Apaçi mi Kolbastı'dan?


2000'lerin başında türeyip, ortasında dans pistlerini basan Fransa kökenli tecktonik dansı (i), her ezgi ya da dans gibi hızla Türkiye'ye de giriş yaptı. Dans, yerel bir ezginin (Kolbastı) ritimleriyle bir şekilde içli dışlı ilişkiye girdi. Zaten tekno müzik ve hızlı ritimlere zafiyeti olan gençler, hem yerel hem de kendine has sitiliyle bu dansı yerelleştirmekten büyük haz aldı. Ortaya çıkan ise Apaçi'nin remix Kolbastı'yla dansı! Bu noktada, yanıtlamak istediğimiz bir başka soru ise Apaçilerin kendine has saç ve giyim tarzının "kökenleri". İşte burada biraz zorlamam gerekecek:
Son yılların en çok konuşulan, yerilen, eğlenilen gençlik müzik kültürlerinden biri Emo, bize bir parça fikir verebilir. Oynak, eğlenceli danslarla yakından uzaktan ilgisi olmayan, İngilizce emotional (duygusal)'dan adını alan kültürün takipçilerinin, buna dair müzikleri dinleyen fanlarının saç kesimlerini İnternet destekli "hayal" edelim:

Şimdi de Apaçi'yi "hayal" edelim:


Şimdi her ikisini harmanlayalım. Ortaya çıkan görseliyle emo-Apaçi, işitseliyle tecktonik… Burada bazı meseleleri tekrarlamayacağım. Onun yerine ilgilisine Orhan Tekelioğlu tarafından "karalanan" şu yazıda şöyle denmekte:

"1950'lerden başlayarak ABD kökenli pop kültürün, özellikle Hollywood sinemasının dünyada artan hükümranlığından, NATO'ya katılan Türkiye'nin de azade olamayacağı açık. Erken dönem Western filmlerinde kötü ve çapulcu karakterler olarak resmedilen Kızılderililerden haberdarızdır zaten. İlginçtir, devrin argosu, Amerikan emperyal kafasının uydurduğu Kızılderili tiplemesini kolayca benimser, perdede gösterilen Kızılderili kabilelerin en savaşkanı olan Apaçileri, Amerikan izleyicisi gibi alımlamaya başlar. Böylece başıbozuk, hayta gibi sözcüklerin yanına, "şehir serserisi" manasında apaçi de yerleşir."

Tekelioğlu'nun kurduğu Apaçi ve Apaş (Hayta) arasındaki ilişki yolda yürürken "gözlem" arakladığımız Apaçiler için de kurulabilir bence. Evet bu gençler biraz hayta, biraz dans-sever, biraz da "harman". Modası geldi de geçti mi yoksa artık bir araya gelme vakti çattı mı bilemiyorum ama en azından gülüşmeden, aşağılamadan bir köprü üstünde bir araya gelme zamanı geldi…


"Bilimsel"  hernagi bir veri içermemektedir…

 

(i) http://www.youtube.com/watch?v=IvGu0WeUk4I



Yazılarımızı Facebook'tan takip etmek için: