MÜZİK ÖTESİ

Neden?

Altuğ Kanbakan - 4 Şubat 2010

Rock veya metal dinlemeyen pek çok insanın en sık sorduğu sorudur "Neden?" sorusu. Davulların gümbürtüsünün, vahşi vokallerin, kulakları tırmalayan elektrikli gitarların sesi arasında, kendine dair ne buluyorsun diye sorarlar. Gerçi bunu bu kadar açık soramazlar ancak, üstü kapalı olsa da seçtiğim müziğin beğenmenin ne kadar anlamsız olduğunu da anlatmaya çalışırlar.

Metal müziğe ilgi duymamı sağlayan güzide grup: Asafated

Soruyu kendime ilk kez yönelttiğim zamanları hatırlıyorum.  Asafated' in Lost Innocence şarkısını onlarca tur dinledikten sonra sordum bu soruyu kendime.  Acaba, istemeden de olsa, farklı olmak mıydı gayem; bir çıkış kapısı mı aramaktı, kendime yakın hissetmediğim ortamlardan; yoksa hiç de iyi gitmeyen sosyal ilişkilerimin içe dönük öfke ile kendimi mi cezalandırmak idi...

Soruların belki de paranoyaklaşarak kendime hedef aldığını anlayınca, bir süre ara verdim bunları düşünmeye. Uzunca bir süre bu müzik beğenisinin "estetik" tercih olarak görülmesi gerektiğini, "zevkler, renkler tartışılmaz" gibi deli saçması bir fikre dayanarak savundum. Hatta bir ara "ne olursa dinlerim, içinde davul ve elektrikli gitar olsun da" demeye kadar dahi gittim.

Nasıl olduğunu tam hatırlamasam da bir gün bütün bu sorularıma cevap buldum. Cevap ne kendini üstün gören bir tavırda idi ne de üstünkörü bir bakış içerisinde. Gayet insani idi anlayacağınız. Uzatmadan, benim cevabım, beni mutlu ya da hüzünlü, depresif ya da anlamsız derecede aşırı mutlu olduğum günümde yalnız bırakmamasıydı müziğimin. Beni insani her duyguya empati kurmamı sağlayan müzikti, metal. Öfke, sevgi, kaybolmuşluk, açlık, dine bakış, kahramanlık, savaş, terk edilmişlik ya da terk etmek, siyasi duruş... Bütün bunlara duygudaşlık kurmamı sağlayan bir müzik türüydü.

Metal benim için, bir kış sabahında Opeth ile güne başlamanın verdiği hüzün ve burukluk; kendimi güçsüz hissettiğim anda yanımda olan Arch Enemy gibi... Çok basit bir cevap seçmiştim kendime; çünkü bu müzik ile anlatamadığım duygularımı, düşüncelerimi buluyordum.

Bir yandan da insanların aslında ne kadar az düşündüğünü de gösterdi bana bu soru. Bilhassa, "neden" sorusuna alaycı belki de burun kıvırarak soranların. İçinde yaşadığımız dünyada, sabahtan akşama kadar çevremizde müzik var, ama o kadar içinde boğuluyoruz, o kadar üstümüze geliyor ki neyin iyi, neyin kötü olduğunu ve bütün bunların nedenini düşünemiyoruz. Dolayısıyla, üstte de belirttiğim gibi, "zevk meselesi bu, boş ver." demekten başka bir şey yapmıyor insanlar. Tabi bu ayrıntılı ele alınması gereken başka bir konu.

Sözün özü, hissettiğim ve siz güzide yer altı medyasının sadık takipçilerine demek istediğim şu ki: Dinlediğimiz, birlikte yatıp kalktığımız bu müzik türü öyle bir yapıya ve içeriğe sahip ki; bizi İngiltere' nin banliyölerinden Kuzey Avrupa' nın soğuk ve kasvetli fiyortlarına seyahat ettirebiliyor. Ya da hiç var olmamış bir dünyanın macera dolu vadilerine ve oradan da iliğimizi sömüren bir toplumsal yapının tam ortasına getirebiliyor.

İşte bu yüzden metal dinliyorum ve ölene kadar dinleyeceğim diyebiliyorum artık. Neden diye soranlar bir kez daha düşünmeli bence...



Yazılarımızı Facebook'tan takip etmek için: