MÜZİK ÖTESİ

Metal Neye Muhalefet

Altuğ Kanbakan - 6 Ağustos 2009
Metal Neye Muhalefet?
Rock ve Metal' i 60' ların sonlarından günümüze kadar süregelen ve son zamanlarda, çoğunlukla, bireysel bir biçime bürünen "isyan" ve "muhalefet"in müzikal bir simgesi olarak görüyorum. "Hayata dair istinasız her şeyi içinde barındıran Rock müzik ve onun en içerikli, en sağlam parçası olan Metal müziği"(1) sadece muhalefet ya da isyan kavramları ile tariflemek elbette yanlış olacaktır ancak bu iki öğenin pek çok genç yaştaki dinleyici tarafından önemsendiğini unutmamak gerekir.
Bu açıdan Metal' in ifade ettiği yön bu: "muhalefet". Peki, neye muhalefet? Pop müziğe? Politikacılara? Savaşlara? Sıradanlığa? Anne, baba gibi otorite sembollerine? Aldatan sevgililere mi yoksa tepkisi? Ya da homoseksüellere?
Bütün bu saydıklarıma az ya da çok hepsine bir tepki - muhalefet içermekte metal.  Bir yandan otorite sembollerine karşı öfke besleyen bir metal dinleyicisi öteki yandan ülkesinde bulunan farklı bir ırktan olanlara karşı ya da homoseksüellere karşı da tepki duyabilmekte. Açıkçası yukarıda saydığım bütün bu karşıtlıklara benim de katıldığım söylenemez. Ama bir yandan da "Neonazi" olarak kendini ifade edip de metal dinleyenlerin var olduğunu da biliyorum(uz).

Baştaki soruya dönüyorum: Peki, Metal neye muhalefet?
Bu soru için kafa patlatmak ve tarihi de kurcalamak gerekiyor biraz.
1930' larda teknolojik olarak ilerleyen ve daha iyi kayıt imkânı sağlayan ve taşınabilir cihazların üretilmesi, transistorların bulunması ile daha yüksek ses vermeye başlayan amplifikatörler ve en önemlisi 1931' de Adolph Rickenbacker ' in elektrogitarı icat etmesi ile beraber müzik endüstrisi gelişmeye başladı.
Öncesinde yapılan plakların ve kaydı sınırlı bir biçimde var olan müzik çeşitlerinin de kayıtları giderek artmaya başladı. (ki Jazz' ın müzik endüstrisi tarafından "keşfi" 1950' lerde olur) ABD' de ortaya çıkan Rock müziğin temeli iki ana noktaya dayanmaktaydı: Country ve Blues.
Bu iki müzik türünün (ve Jazz gibi diğer bir türün) etkileşimleri veya kökenleri konusundaki fikirleri bir kenara bırakacak olursak, müzik sektörünün pazarlaması neticesinde yepyeni bir tür ortaya çıktı "Rock n' Roll" ve sonrasında "Rock".
Bu çıkan sentez bir önceki toplumsal olarak kabul edilmiş müzik türlerinin bir reddiyesi olmuştu. Gençler artık kendilerini Rock n' Roll felsefesi ile tanımlamakta, var etmekteydiler. Giyimden yaşam tarzına kadar her ayrıntıyı şekillendiren müzik işte bu şekilde tohumlarını atmış oldu.
Bir yandan da bu pazarlama stratejisi yanında "Yaşamın ve tercihlerin senin elinde!" fikri de dinleyicilere verilmekteydi. Kapitalist - liberal sistem içerisinde, bireyin tükettiği mallar çerçevesinde (ki buna müzik tercihleri de dâhildir) kendini ifade edeceği ve bu "yaşam tarzı seçimleri" ile bir birey olarak toplumda ( ya da bir toplulukta ) var olabileceği fikri müzik sektörü ile müziğe bu şekilde yansıdı. Böylelikle "yaşam tarzı" satışı da başlamış oldu
Gelelim esas soruna: Nasıl oluyor da bir yandan savaşa karşı çıkan; bir yandan da ırkçı / homofobik vb. bir tutum içerisinde olan biri bütün bu değerleri dinlediği müziğe dayandırabiliyor? Öncelikle şunu kabul etmek gerekir ki bu tutuma sahip olan müzik grupları var. Hatta bu örneğimden bile daha uç fikirleri dahi yan yana getiren gruplar da mevcut. Bunun nedenini "liberal" kökenli kişiler bireylerin tutumundan, yani grup elemanlarının ve bu grubu dinleyen dinleyicilerin bu fikre ortak olmalarından kaynaklandığını söyleyecek ya da cevap vermekten uzak duracaktır. Her iki durumda da "büyük resmi" görmekten uzak duracağı ise açıktır. O büyük resim ve bize anlattığı insanlığın hayatını değiştiren bir felsefenin temeline dayanmaktadır.
Bu felsefi duruşa göre insan var olduğu toplum içerisinde şekillenir ve bu toplum içerisinde fikirlere, hislere sahip olarak, düşünsel anlamda, ürünlerini verir. Kısaca anlatmak istediğim, yukarıda örneklem olarak var olan grubun üyeleri ve dinleyicileri bir topluma dâhildir ve düşüncelerinde, hayata bakışlarında bu toplumun izlerine sahiptir. Bu genel anlamda sanatın tüm dalları için geçerlidir.( Bu yüzden, toplumdan beslenmeyen ve içinde bulunduğu topluma dair bir parça taşımayan ürünlere, sanat demek ne kadar doğrudur bilemiyorum, bu da ayrı bir tartışma konusudur)
Bu doğrultuda baktığımızda müziğin beraberinde bir fikri de dinleyiciye sunduğunu görürüz. Fikir, düzenin çalışmasına yarayacak biçimde olur, ama daha ergenliğin başında olan bir gence sisteme dâhil olmasını istemek ters tepeceğinden içinde isyan duygusu da eklenir. Yaratılan fikirde dinleyici hem isyankârdır, tepkili ve toplumla ilgili sorunları vardır hem de bir o kadar uslu çocuktur. İşte yaratılan "Asi ama uslu" imajı ile bir biçim de belirlenmiş olur. Bu imaj ile verilmek istenen mesaj ise "tepkili ol, ama sınırlı ol" olarak özetlenebilir.
Bu imaj olgusu ve topluma dayatılan ırkçı, cinsiyetçi, milliyetçi vb. tüm fikirler ile şekillenmekte Metal ve Rock, aynı hayatın diğer tüm yönlerinde olduğu gibi. Hatta hayata dair en çok şeyi anlatan bu derinlikli müzik kültürünün bu yozlaştırıcı etkiden en çok zarar gören müzik türü olduğunu da iddia edebiliriz.
Bir yandan da, bu müziği dinleyen kitlenin yani "dinleyici" nin neden bu müziği dinlediği sorusunu sormak gerekir. Cevaplar elektrogitarın sesinin güzelliği, sert tonlar ya da bu yazının temelini oluşturan isyan duygusu olabilir. Ancak Sadi Tırak' ın "Müzik, Rock'n'Roll ve Dinleyicilik Üstüne" adlı yazısında da belirttiği gibi, bu müziğin "dinleyicisi" olabilmek için müzik hakkında gündelik ve sıradan bilgi ve edinimlerden çok daha fazlasına sahip olmak gerekir. Bu da doğal olarak müzik kültürünün gelişkin olması, müziği bir insani ürün olarak algılayabilme, toplumla ilintisini fark edebilme ve en önemlisi müziğe bütüncül bakabilme yetisine sahip olma anlamına gelir.
Bu noktadan sonra dinleyiciye düşen görev, Metal ve Rock müziği neden dinlediği sorusunu cevaplamaktır.  Neye karşı olduğunu, ne istediğini bilen bir dinleyici, gerçek anlamda bir dinleyici olur kanımca. Müziğin siyasal, felsefi ve sosyolojik temelleri olduğunu hatırlamak ise bu doğrultuda dinleyiciye yardımcı olacak bir nottur.
Tüm bunları göz önünde bulundurarak, Renan Bilek' in de dediği gibi, diyebiliriz ki, neye muhalefet olduğunu bilmeyen Rock ve Metal' den bir nane olmaz. Bu müzik ile edinilen sisteme ( ya da sisteme dair öğelere) karşı tutumun birbiriyle tutarlı ve devam ettirilebilir olmalıdır. Bu şekilde bizlere piyasa usulü dayatılmış "imaj"ı ve niteliksiz tepki fikrini yıkabilir, yeni bir yol inşa edebiliriz. Bu yol bizi Rock ve Metal' in köklerindeki "asi ruh"a ulaştıracak tek yol olacaktır.
(1) Sadi Tırak," Müzik, Rock'n'Roll ve Dinleyicilik Üstüne" http://www.delikasap.com/yazi.php?id=306

Yazılarımızı Facebook'tan takip etmek için: