MÜZİK ÖTESİ

Melissa P. "Frijit" Olsaydı

Sibel Oral - 9 Şubat 2006


İsmini ilk kez duyduğum da çok fazla ilgimi çekmemişti. 17 yaşında İtalyan lise öğrencisi bir kızın yaşadığı seks deneyimlerini yazdığı günlüğü kitap olarak basılmış ve 25 ülkede Bestseller olarak değerlendirilmişti. Açıkçası gerçekten ciddiye almadım. Ta ki bir gün masama gelen postaları açtığım da o kitabı görene kadar. Kapağı çok güzeldi, kız da öyle...

İnce olmasının yanı sıra çok basit bir dil akışı olduğundan yaklaşık 1 saatte bitirdim. Kitabı masam da gören muhabir çocuk munzurca gülümseyip "nasıl" diye sorduğun da, bende ona "ne açıdan" cevabıyla karşılık verdim ve aynı gülümsemeyle yanımdan geçip gidişini izledim.
Gerçekten "nasıl" diye sorarken hangi niyetle sormuştu bilmiyordum. Edebi alanda sansasyon olarak nitelendirilen kitapta Melissa'nın arkadaşları, öğretmenleri ile yaşadığı cinsel ilişkiler anlatılıyordu. Etkilenmedim, düşündüğüm edebi tarafı değildi, çünkü bana göre edebi bir değeri yoktu. Aslına bakarsanız kiminle ne yaptığını anlatsa da bence başka şeyler anlatıyordu. Duygusal gelgitlerin, arayışların, ihanet ve pişmanlıkların güncesi
Melissa'nın kavramlar içerisinde duruşunu kestiremedim, yazarlığı hakkın da çok kesin yargılara varamadım, ee biraz kafam karıştı. Bu arada etrafımda ki herkes Melissa'dan bahsediyordu. Bırakın küçücük insan topluluklarını, bütün Türkiye, bütün dünya Melissa'yı konuşuyordu.

Hayır, orda durun!
Çünkü kimse Melissa'nın "yazar kimliğinden" bahsetmiyordu. Herkes Mellissa'nın cinsel doyumsuzluğunu, yattığı erkeklerin sayısını, bamya benzetmesini ve çıplak fotoğraflarını konu edinmişti. Gazete manşetlerinde, ana haber bültenlerinde, şov programlarında yer aldı Melissa.
Tüm Türkiye Mellissa'yı tanıyor, biliyordu. Çünkü ilgi odağı olmuştu, çünkü 17 yaşında ki genç bir kızın cinsel tecrübeleri herkesi heyecanlandırıyordu, çünkü sanki Melissa insanların bastırılmışlığına karşı; "bastırmıyorum işte, sadece bu kitabı bastırıyorum" diyordu.
Peki ya neden, 17 yaşında yaşadığı cinsel deneyimlerini anlatan kızın kitabını okurken hem şaşkın heyecanınızla  "ohaa, vay canına", diyor ama bir yandan da ayıplıyorsunuz?
Siz neyi bastırıyorsunuz?

Melissa'nın  "Yusufçuk Gece Gelir" adlı yeni kitabı Türkiye'de ilk baskısını (ki bu 100.000 adet) bitirip kaçıncı baskısını yapıyor bilmiyorum. Süper bir pazarlama stratejisine zaten hiç bir şekilde gerek yok.
Konu; dayanılmaz!
Bastırılmışlıkların karşısın da dimdik ayakta...
Çok merak ediyorum, medya ve halk olarak insanların özel, cinsel hayatına duyduğumuz ilgiyi içsel yaşamlara duyamaz mıyız?
Melissa cinsellikle değil de mesela iç dünyasıyla kurguladığı  bir kitap yazabilir mi?
Peki, ya siz, bu kitabı merak edip, alıp, okur musunuz?
Aynen şimdi olduğu gibi manşetlere koyar, ana haber bültenlerine konuk eder misiniz?
Melissa'ya; "şimdiye kadar kaç erkekle yattın" diye mikrofon uzatmak yerine, biraz düşünüp, muzur bakışınızdan, göz süzmelerinizden kurtulabilir misiniz?
Peki, Melissa 30 yaşında olsaydı onu yine böyle bağrınıza basar mıydınız?
Onun arayışlarına, ihanetlerine, kaygılarına, kadınsal iç sessizliğine böyle dokunabilir misiniz?
Belki Melissa böyle olmayı seviyor, belki sansasyon istiyor, belki bunların hiç bir önemi yok, hepimizle dalgasını geçiyor, iyi de yapıyor...
Peki ya,  Melissa "Frijit" olsaydı, ve bununla ilgili kitap yazsaydı...
Yine bu kadar sevecek, bu kadar anlatacak, bu kadar hayal edecek miydiniz onu?

 
Sibel Oral


Yazılarımızı Facebook'tan takip etmek için: