MÜZİK ÖTESİ

ILIMLI İSLAM SÜRECİNDE ROCK, TOPLUM VE KADIN (2)

Atlantisten Gelen Adam - 28 Kasım 2009

Mavi Büyü rumuzlu Gülşah Kaya Deli Kasap'ın kıdemli üyelerinden. Universite'ye hazırlanıyor.. Dersimli olmakla gurur duyan bir kültür milliyetçisi. Dini kimlik olarak ülkemizde yüzyıllarca tartışılagelen "Alevilik" geleneğini sürdüren bir ailesi var.

 

Gülşah, bir alevi olarak yaşadığın ülkenin dini, politik atmosferini yorumlar mısın?

 

Gülşah Kaya: Yaa söylenecek çok fazla şey yok aslında. her şey ortada. Cahil halkın dini duygularını kullanarak oy toplayan bi iktidarla yönetiliyoruz. Son dönemde din politikalarına Alevileri de alet etmeye çalışıyorlar, KARDEŞLİK, BARIŞ adı altında. Ama ne kadar samimiler tartışılır tabi... AL SANA CEVAP! Daha fazlasını bekleme beynim çalışmıyor!

 

Peki bir kısım alevilerin iktidara sempatisi hakkında neler diyebilirsibn?

 

G: Akla 2 seçenek getiriyor. Yine cahil olarak nitelendirdiğim gruba dahil olan insanlar yahut  kışın yakacak odun derdine düşmüş fakir ve satın alınan insanlar.

 

Genç bir Alevi olarak Ilımlı İslam sürecine karşı ne yapılabilir? Örneğin köktendinci eğilimli partilerin kapatılması konusunda neler diyebilirisin?

 

G: bunlar antidemokratik çözümler. Daha doğrusu çözüm demek dogru değil. Legal yolları kesmeleri illegal yollarla yapılacak şeylere neden olacaktır. Ya da tarih tekerrürden ibarettir sözünü hatırlatırcasına güçlenerek geri geleceklerdir. Örneği var geçmişimizde.

 

Mesela Avusturya'da Haider vardı. Rejim iktidarı onlara teslim etti mi? Avusturya anti-demokratik mi?

 

G: O konu hakkında bi bilgim olmadıgı için sussam?

 

Haider Avusturyada yükselen aşırı sağcı bir partinin başkanıydı. Sonra Herri Batasuna var Ispanya'nın ayrılıkçıları. Onlar da kapatıldı. Ispanya anti-demokratik mi?

 

G: Yöntem antidemokratik bence. Kapatma hiç bir zaman çözüm olmadı, olmayacaktır.  Nasıl ki DTP kapatılmasın, ülke yönetiminde bu ülkede yaşayan her kesimin sözü olsun diyoruz, aynı şekilde AKP de kapatılmasın.

 

Peki dini hükümlerin sosyal hayata bu kadar çok sokulması seni rahatsız etmiyor mu? Mesela bir universite ogrencisi genc kızın sırf babası dinci diye 16-17 yaşından itibaren başının illa ki kapanmasına karşı neler denilebilir? 

 

G: Elbette ki rahatsız ediyor. Yaşıtlarımın sadece aile baskısıyla din adı altında, aslında dinde adı bile geçmeyen yöntemlerle kısıtlanması çok saçma. Ancak Önemli olan zihniyeti ortadan kaldırmaktır partiyi değil. AKPnin kapatılması o kızların başını açmayacak.

 

    O zaman sen Refah Partisi'nin kapatılmasına da mı karşıydın?

 

G: Evet. Ama desteklediğimden değil ama. Çünkü geçici bir çözümdü bu. Ve refah partisi gibi kapanan partiler AKP olarak geri döndü, hem de %47 destek alarak. Ülke olarak alışıgız böyle günü kurtarmak adına buldugumuz çözüm önerilerine.

 

Yani demokratik bir sistemde şeriatçı parti kurulabilir diyorsun?

 

G: Biz istesek de istemesek de olacaktır. Kapatmak yerine kökten kaldırabileceğimiz yöntemler geliştirmeliyiz diyorum. İstiklal mahkemeleri açıp asalım da demiyorum ama, daha farklı yöntemler denenebilir. Bu şekilde onlara güç kazandırıyor ve şeriatçilere dolaylı da olsa güç kazandırmış oluyoruz.

 

Önereceğin yöntem nedir?

 

G: Önereceğim yöntemler kısa süreli çözüm önerileri olmayacagı gibi kısa süreli uygulama yöntemleri de olmayacak. En öncelikli şey bilinç ve eğitim. bu zihniyeti başka türlü silemeyeceğimizi çoktan anlamış olmamız gerekiyordu. Ama eğitimden önce savaşa bütçe ayırdıgımız için benim çözüm önerilerim geçersiz kalacak.

Dini Eğitimi zorunlu kılan iktidara karşın çağdaş eğitim nasıl hayata geçirilecek?

    

G: Hmm.. Zor bi soru  çalışmadıgım yerden sordun. Her şeyi de gülşahtan beklememek lazım...  Sanırım biraz düşünmem gerekiyor...  İktidarda kim olursa olsun, anayasayı uygulamak zorundadır. Bizim ülkemizde -sözde- din ve devlet işleri laiklik ilkesiyle birbirinden ayrılmış. Yasaları ihlal etmelerini engellemekle başlayabilir.

 

Anayasa mahkemesi bunun  için var işte?  Siyasi partiler dahil yürütme organlarını denetleyen ve yasaları ihlal etmelerini engelleyen tamamen yasal bir kurum?

 

G: O halde görevlerini yeterince yerine getiremiyorlar ki ben bugün hala zorunlu din dersine girip, onların tanrılarına tapmak zorunda bırakılıyorum.

 

Kimin tanrıları?

 

G: Din kültürü öğretmenlerinin, daha öncesinde iktidarın tanrıları.

 

Sen hangi tanrıya tapmak istiyorsun?

 

G: Ben dinimi de dinsizliğimi de kimsenin sorgusuna ve baskısına maruz kalmadan yaşamak istiyorum. Gerek günlük hayatta gerekse sınav kagıtlarında.

 

Teşekkur ederim röportaj için

 

G: Ne demek... Buralar da yayımlanacak mı!!???

 

Deli Doktor, Deli Kasap yazarlarından. Kısa bir süre sonra tıp doktoru olacak. Kendisini "Partili Komünist" olarak tanımlıyor. Ilımlı İslam süreciyle ilgili düşüncelerini varsa endişelerini bir de ondan dinleyeceğiz:

 

Deli Doktor: Ülkedeki her ilerici insan gibi endişeliyim tabiki. Gericilik dediğimiz olgu her anlamda toplumu ve ülkeyi çevrelemiş durumda. Biryandan toplumsal hayat dincileşiyor, diğer yandan ise ülkemiz fakirleşiyor, dışa bağımlılık artıyor. İkisinin çıktısı ise çürüyen bir toplum oluyor. Bu da bizim gibi daha alternetif yaşamaya çalışan, hayattan beslenen insanlar için çok da katlanabilir bir durum değil. Her ne kadar yeni bir süreç gibi algılansa da özellikle 80 faşist darbesinden sonra başlayan ve Özal'ın liberal politikaları ile devam eden ve bundan sonra da ilerici, demokrat, milliyetçi gibi farklı şekillere bürünmüş ülke politikalarının bir devamı aslında. Yeni olmayan ise tüm hepsinin emperyalist dünya politikalarına hizmet etmiş olması. Bugün de ABD'nin B.O.P. zırvalığı nedeniyle ortadoğuda ihtiyaç duyduğu ılımlı, demokrat, müslüman, batıyla dost ve iş birlikçi en iyi aktör tabiki Türkiye için ampül partisi.

 

Öncelikle rock müziğin toplumun farklı kesimlerince dinleniyor olması mutluluk verici.Ama önemli olan bu değişimin ne kadar sağlıklı olduğu. Bahsettiğin bu dönüşümler hangi toplumsal temellere dayanarak açığa çıkıyor? Bugün verdiğin örnek haricinde insanlarda gözlemleyebileceğimiz çok sayıda değişimin çoğu tamamen gösteriş maksatlı, popüler kültürün dayattığı dönüşümler. Sözgelimi bugün uzun saçlı,küpeli insan sayısı daha fazla. İnsanların alternatif olmakla ilgili kaygıları arttığı için mi acaba? Çoğu ''rockçı''nın bugün rocktaki özgürlük düşüncesinden anladığı öğlen 12'de sokakta bira içebilme özgürlüğüyken, rockçu olmak siyah giyip, suratı asarak gezmek oluyor. Yani isyanın müziği, düzenin kendi ''alternatif'' kanallarında kitleselleşiyor ama popüler kültür tarafından soğurularak. Peki bu ne işe yarıyor? Kestirme bir cevap olacak ama uyuşuk gençlik artıyor. Türbanlı ya da türbansız aynı kaynaklardan beslenen, korkuları ve sevinçleri benzeşen bir gençlik. Alakasız gelebilir ama bir düşünelim ;sokağa çıktığımızda başında türban ama sevgilisiyle öpüşebilen çiftler görebiliyoruz. Bu insanların özgürleştiğinin ya da toplumun ilericileştiğinin bir göstergesimi? Bence hayır..(En  azından seçimlerde gördük).

 

Türban siyasi bir simge mi özgürlük mü?

 

Ö: Bu soru ülkede çok tartışıldı ki tarşılacak da. Diğer sorulardaki kadar uzatmadan cevap vermek gerekirse bir sembol bir imge bir ritüel... Herneyse... Bir partinin seçimlerde üzerinden siyaset yaparak kendine oy topladığı, belli bir grubun çıkarları için sürekli kullanılan, hakkındaki tartışmalar nedeniyle toplumu iki ayrı kutba bölen bir olgu, ne yazık ki bugün özgürlük mü, değil mi tartışmalarının çok dışında. Tarikatlar yaygınlaşırken, dinci kadrolaşma artarken, 'insanların beyinlerini örttükleri bir ülkede' türbana hayır diyerek ilericilik yapılmayacağı gibi türbanlılar üniversiteye girsin diyerek de ülke özgürleşmiyor. Ne zaman ki insanların dini inançları birilerinin çıkar malzemesi olmaktan çıkar, o zaman gerçek özgürlükten bahsedebiliriz bence...

 

Aslında bu soruda bahsettiğin ikilem ikinci soruda anlatmaya çalıştığım tablonun doğal sonucu. Çoğu zaman bizim bile hissetiğimiz çelişkilerden sadece bir tanesi. Varoştaki genç kız da T.V.deki dizilerle kendi gerçekliği arasında sürekli bir çelişki duyar. Soruyla alakasız bir örnek gibi gözükebilir ama bu tablolar aynı ortak nedene dayanıyor. Hepsi bir yana önemli olan rock ile tanışan insan sayısının hergeçen gün artıyor oluşu ve de uğradığı tüm deformasyonlara rağmen rock'ın insanlarda açığa çıkarttıkları, hissettirdikleri. Evet toplumun gerçekliği ile hissettirdiklerinin arasında bir açı olacaktır, bu da belli çelişkileri doğuracaktır. İşte bu çelişkiler kişide ya kökten bir  dönüşümü tetikler ya da kişiyi kendisine ait olmayan bir şekle sokar. Kabaca ya gözünü açar ya da numarası büyük ayakkabı giymiş gibi olur, yani sürekli takılır, düşer, sonunda da kafayı gözü kırar. Birilerine öneriler yapmayı hiç sevmesem de, insan ancak, başkalarının değil de kendi aklıyla karar verdiği zaman özgür insan olabilir. Ve bir şekilde farklı alternatiflerin de olduğunun farkına varmışsak bu hepimize bir sorumluluk çıkarır. Benim önerim ise bize dayatılan 2 seçenek haricinde farklı seçenekler olduğunu herkese yaymanın gerektiği...



Yazılarımızı Facebook'tan takip etmek için: