MÜZİK ÖTESİ

ILIMLI İSLAM SÜRECİNDE ROCK, TOPLUM VE KADIN (1)

Atlantisten Gelen Adam - 27 Kasım 2009

BU YAZI DİZİSİNİ HAZIRLAMAYA BAŞLADIĞIMIZDA HENÜZ DÜNYANIN İLK MÜSLÜMAN KADIN LİDERİ, PAKİSTAN ESKİ BAŞBAKANI BENAZİR BUTTO KATLEDİLMEMİŞTİ. TÜRKİYE'NİN PAKİSTAN'LAŞTIRILMASI SÜRECİNDE ROCK MÜZİĞİNİN VE KADININ YERİNİ İRDELEMEK İSTERKEN YAŞANAN BU ELİM KATLİAM, BU ÜLKEDE YAŞAYAN HEPİMİZİN UYANMASI GEREKTİĞİNİ VE ÜLKEMİZDE YAŞADIĞIMIZ SORUNLARA GÖZÜMÜZÜ KAPATMAMAMIZ GEREKTİĞİNİ İSPATLIYOR. DELİ KASAP DERGİSİ OLARAK ROCK MÜZİK HAREKETİ İÇİNDE OLAN, YA DA OLMAYAN; MÜSLÜMAN, HRİSTİYAN, ATEİST VE DİĞER DİNİ-POLİTİK GÖRÜŞLERDEKİ İNSANLARLA GÖRÜŞÜP ILIMLI İSLAM REJİMİNE GEÇEN YENİ TÜRKİYE'Yİ, DEĞİŞEN HAYAT TARZLARINI VE SORUNLARI MERCEK ALTINA ALIYORUZ.

 

Hazırlayan: Murat ARDA

 

"Bir death-metal konserindeydik. Onca metalci arasında, kadınlı erkekli; müziğin etkisiyle kendinden geçmiş gençler arasında başı türbanlı bir genç kız duruyordu. Pogo sürerken; doğası gereği açık saçlar havalarda dönerken bu genç kızın ruh hali kimbilir nasıldı. Onunla konuşmak istiyordum. Onun "ötekileştirilmesi"ni istemiyordum. Bilakis; bir death metal konserine gelebilecek medeni cesareti ve özgürlüğü taşıdığından onu tebrik etmek, kucaklamak, dost olmak istiyordum. Kalabalığı yardım. Karanlıkta O'nu seçebiliyordum. Müziğe konsantre olduğu o an, müziğin O'nu sarhoş ettiği o anı yakaladım. Bu kız bir devrimi gerçekleştirmeye çalışıyordu. Kendi içine ulaşmaya, kendi olmaya çabalıyordu. Ona yaklaşmaya devam ettim. Vahşi müzikle tezat bir masumiyeti vardı. Yanındaki başı açık arkadaşı kendilerine yaklaştığımı görünce yavrusunu korumak isteyen bir vaşak gibi gardını aldı. Şaşırdım. Tam "arkadaşım seninle konu..." diyemeden kız ağlamaya başladı. Başka hiçbirşey diyemedim. En az müzik kadar grotesk bir durumdu. Geri döndüm."

 

Yukarda anlattığım anı, yıllar önceki Dark Tranquillity İstanbul konserinde başıma gelmişti. En az o kızcağızınki kadar travmatik bir etkisi olduğunu söyleyebilirim üzerimde. Bu yazı dizisi ve röportajlar serisini hazırlarken hem bu genç kızın kendini özgür hissedebileceği bir ortamın koşullarını yaratmayı hem de köktendinciliğe ve örümcek kafalılara bu ülkenin sahipsiz olmadığını ve hayatımıza sahip çıkmakta kararlı olduğumuzu göstermeyi hedefliyoruz.


- Fatma Ergin Deli Kasap dergisinin genç üyelerinden. Genç, kadın, Türkiyeli ve kendisini "Müslüman" kimliğiyle ifade ediyor. Türban takmıyor, Oruç tutuyor ancak Black Metal dinliyor, Heavy Metal konserlerine katılıyor ve Deli Kasap dergisinin aktif bir üyesi olarak okuduğu tıp fakültesindeki arkadaşlarına mecmuamızı gönüllü olarak satıyor.
 
-Ilımlı İslam Sarmalındaki Yeni Türkiye hakkındaki görüşlerini, varsa korkularını, mevcut yönetimle ilgili duygu ve düşüncelerini alabilir miyiz?

 

Bana kalırsa, bir dönem açık insan sayısı fazlalaşıyor birden, bir dönem de kapalı sayısı artıyor. Her yönetimin tutumuyla değişen renkleri saymazsak, türban isteyen ve istemeyen iki taraf var ortada. Eskiden gelen sağ yönetimler daha kesin çizgilerle ve  baskılı tutumlarla yürütmeye çalışıyorlardı sanki. Üstüste seçilebilmiş bir hükümet. Ancak açık insanların da çeşidi olduğu gibi kapalı insanların da çeşidi oluyor. Fazla aşırısı, tarikatlisi, ıvırlı zıvırlısı. Tamam; bu aşırılık da hangi sınamaya göre, insan kendi ne yaparsa yapsın tercihidir diyelim ama bu kısımlarda baskıya dayalı isteksiz etkileme, herkesi zoraki kardeş yapma amacı falan oluyor ...Açıkçası ileride bu kısmın fazlalaşmasından korkmakta gibiyim. Çünkü buradan sonra bir duruşu olmadan her şey gidiyor, anlamını yitiriyor. Kişi özgürlüklerini boş vermek gerek bu konuda sanki, çünkü insanın kendisi diye bir şey bile olamayabiliyor bir zamandan sonra gördüklerime göre... 
 
-Sevgili Fatma, bildigin gibi Turkiye'de yeni bir düzen; yeni ve dini bir bakış açısı her alanda yükselirken toplumsal yapı içerisindeki kadın profili de yavaş yavaş değişmeye başladı. Mesela Bir rock konserinde bazıları için dini bir simge olarak kabul edilen türbanı takan genç kızları görmek normal oldu. Birçokları için karmaşık duygulara yol açan bu ve benzeri durumlarla ilgili ne diyebilirsin?


 

Öncelikle bir rock konserinde türban takan bir genç kızı görmek normal olmadı.  Yeni düzen ve getirdiği dini bakış açısından gitmişsiniz, aslında o düzen ve onu benimseyenler hep  vardı. Dolayısıyla türban takıp bu müziği seven insanlar da mevcuttu. Zamanla diğer kesimlere de yansıyan reklamlarla 'türkiye'deki rock patlaması' denen şey, bir anlamda bu müzik insanlara normal gelmeye başladı bana göre. - Bu patlama sarmalına her çeşit daha önceden sert, satanistik gelen müzikler de tıkıştırıldı  işte ama ağızlarda bu müziklerin ismi 'rock' ne de olsa (!) neyse...- Son dönemlerde bu müzik türkiye'de tutar oldu, firmalar daha çok gruba evet dedi, rock konserleri daha bir çok çok ve reklamlı oldu, gelen türbansız sayısı artışının yüzdesiyle hemen hemen de aynı yüzde artışla türbanlı müzik severler geldi. Eskiden de tip tip b.s.g. imalı bakışlara, hatta aynen bu sözlere karşı cesaret edebilen çok az sayıda  insan gidiyordu. Şimdi o zamanlar 1 ise 5 oldu sayıları mesela. Fotoğrafları dergilere çıkar oldu, yanlarında türbansızlarla ve demokratik tablo da konduruldu gayet...Yine de o 5 kişi örneğin, hala aynı durumda , cesaret mevzusunundalar... Dolayısıyla tüm türbanlılar güzel güzel gelebiliyor diye bir şey yok. Genellemelerle alakalı durum bence. Bizim okulun şenliklerinde mesela gayet bir türbanlıya dönem-okul arkadaşları ayrımcı davranabiliyor. Daha da çeşitlilik taşıyan ortamlarda fazlasını düşünebiliriz. Bir de genelde bar konserlerine değil açık hava konserlerine bakıp çıkmalık geliyor bu türbanlı rocker hatunlar... Bunu da göz ardı etmemek gerekir. Aslında bu ayırma olayında herkes daha... Demokratiklik falan da uygulamaya pek yansıyamıyor çoğunluk anlamında. senin alanın benim alanım mevzusunda yani iki tarafın içindekiler. 

Mesela  Sultanahmet caminin içini görmek istiyorduk bir kız arkadaşımla, ramazandı. İçeriye başımız açık diye namaz saati gerekçesiyle almadılar, fotoğraf çeken amcalar vardı ama içeride!!!


-Peki sence Türbanlı olmak bir özgürlük sorunu mu bir özgürlüğün kısıtlanması meselesi mi?
 

Çokça kökten gelme bir zincirleme giden anlayış, benimsetme var bu konuda. Ama elbet bir zamandan sonra bu mevzudaki seçim bireyin takdirine kalmış. Yani takan taksın, takmayan takmasın, seçim.


-Cinsel Özgürlüğü, fikirsel özgürlüğü, müzikal özgürlüğü savunan bir hayat görüşü olan rock 'n' roll ile "muhafazakarlığı" çağrıştıran dinsellik çok büyük bir çelişkiyi de beraberinde getiriyor. Bu çelişkiyi yaşayan insanlara empatiyle bakmayı denedin mi? Onlara ne önerebilirsin?

 

Bu çelişki gayet belirgin bir şey. Tabiîki rock'n'roll herkese ne kadar anlamlı hangi paydada falan bunlar önemli... Bu 'hayat tarzı' nı tam olarak kabul edende zaten çelişki kalmaz bence. Aradakilerde de yönler, paylar değişiktir falan filan. Empati kurdum mu bu kişilere... Bildiğim- gördüğüm kişilere belki denemişimdir de sonuçta olan biten insanın kendisiyle alakalı. Konserlerden bahsedildi, gelenlerin hepsi türbanlı da olsa türbansız da olsa bu mevzuyu tam olarak hazmetmiş kişiler mi, neye göre- kime göre mevzusu falan da filan.  Türbansız rock'n'roll takılıp tam  işleyememiş insanlar da var hani. ıÜü

 

Lora Sarı ise Deli Kasap dergisinin yeni üyelerinden. Genç, kadın, Türkiyeli ve "Hristiyan". Aynı soruları ona da yönelteceğiz;

-Ilımlı İslam Sarmalındaki Yeni Türkiye hakkındaki görüşlerini, varsa korkularını, mevcut yönetimle ilgili duygu ve düşüncelerini alabilir miyiz?

 

"İslamın ılımlısı, ılımsızı olmaz.İslam İslamdır." demiştir sevgili RTE. Katılmaktayım kendisine.Yapılan tüm oyunları tüm numaraları kapatabilmek, üstünü örtebilmek, gündemi değiştirebilmek için ''Ilımlı İslam" konusunu gündeme atmaları zekice, takdir edilesi..Ancak en çok üzüldüğüm konu buna alet olan milyonlarca insan..

Tabi her şeyin başlangıcı hepinizin kabul edebiliceği gibi Sayın Menderesler'e, İnönüler'e kadar gider. Dini sömürü yapmış olan önceki başbakanlarımızın günahı büyük. Bence en büyük başarıları köy entstitülerini kapatmak olmuşur ki işte budur her şeyin başlangıcı. Cahilleşen halk ve beraberinde dinin tekrar yüceltilmesi bugünlere bu hallere getirmiştir bizi. Kutlarım kendilerini.
 

-Peki, Hristiyan bir Türkiyeli olarak, sence türbanlı olmak bir özgürlük sorunu mu bir özgürlüğün kısıtlanması meselesi mi?


Türban özgürlükmüdür? Hayır değildir..Tam tersidir.Türban takmak normal değildir. Bana göre türban takan normal değildir! "Efendim bırakalım onlar da madem türban takmak istiyorlar taksınlar o zaman, üniversitelerde eğitim görememeleri haksızlıktır, bu özgürlüğü kısıtlamaktır" diyen zihniyeti ayrıca gözlerinden öpüyorum. Kardeşim ne demek taksınlar? Ne özgürlüğünden söz ediyorsun sen? Noldu ben daha doğmamışken türbanlı görünce yadırgayan onca insana, o zamanlar anormaldi de şimdi ne normalleştirdi durumu? Sayıları mı arttı? İyi o zaman izin verelim girsinler üniversitelere, arttıralım imam hatiplerin üniversitelere girişlerde bilmem nelerini, eşitleyelim onları anadolu liseleriyle... Sonra bizim çocuğumuz da doğru yolu bulsun üniversitede türbanlı olsun, doğru yolu bulamayanlar(!) böcek gibi ezilsin, bizim çocuğumuzun okula giderken kıçı donsun, onlar için bedava belediye otobüsü çalışsın... Devam edelim böyle... Biz onlar olalım, onlar biz olsun... Bu kadar katı ve kesin konuşurum bu konuda. Konuştukça artan sinir katsayımla şunu söylemeliyim ki, Tanrı'nın bir kadında yarattığı en güzel şeylerden biri olan saçları kapatmak isteyebileceğini hayal bile edemiyorum. En çok sinirlendiğim nokta ise onların sanki daha dini bütün insanlar olmalarıdır. Hayır değillerdir, Tanrı'yı anlamadıktan, kitabını yorumlayamadıktan ve bir koyun olmaktan vazgeçmedikleri sürece onlar... Her neyse.

ıÜüKoyun olmak demişken? Ne kadar garip öyle değil mi? Türban takmak artık sürüden olmak olmuş..Acı noktalardan biri daha, türbanı ne kadar sevmesek de istemesek de onu içselleştirmemiz... İçselleştirmek de en tehlikeli nokta işte. Ne karşısında oluruz bir fikrin, ne de yanında... Gecenin karanlık, sabahların aydınlık olması gibidir. Yine de umutlu bir genç kadın olarak şunu da söyleyebilirim, "Beyaz Geceler" de vardır!

Delikasap üyesi olan Lora, Rocknroll kültürünün bir parçası sayılmayabilir... Yine de babasının sıkı bir hippie olmasından dolayı bu kültüre aşinadır... Eğer bu aşinalık ile kendi ait olduğum kültürü harmanlayarak kültürel konulara değinirsem... Benim bulunduğum mekanlarda henüz türbanlılara rastlanmıyor, açıkçası rastlanabileceğini de düşünmüyorum, ancak hepimizin takıldığı genel mekan olarak Nevizadeyi ele alalım... İçler acısı değil mi sizce de? İçki içen bir türbanlı, benden çok makyaj yapan bir türbanlı, öpüşen bir türbanlı, yolda kahkaha atan bir türbanlı... Üzülüyorum işte bu gencecik kızlara. Onlar da hepimiz gibi içki içmek, öpüşmek istiyorlar. Çok haklılar. Yapmalıdırlar da... Ancak nereye varacağım belli..

Kafadaki örümcek ağlarını temizlemek, biraz düşünmek, düşündürmek lazım diyorum ben.


                                                                                                          -SÜRECEK-
 

 


 

 

 

 



Yazılarımızı Facebook'tan takip etmek için: