MÜZİK ÖTESİ

İkiyüzlü Amerikan Korku Kültürüne Sert Tokat

Murat Arda - 12 Şubat 2005

Amerikan bağımsız sinemasının onurlu kişiliği Michael Moore Oscar töreninde yaptığı konuşmada "Utanmalısınız Bay Bush" diye haykırıyordu. Sınıfsal kökenleri gereği Sağcı Cumhuriyetçilerin ağırlıklı yer aldığı salondan yükselen protestoları çüküne takmadan gerçekleri Amerikan halkının suratına Osmanlı tokatı gibi şaklatan Michael, ABD'nin yalan ve ikiyüzlülükten mürekkep "korku kültürüne" gerçekçi dehşetler şırıngalıyordu... Yalan ve İkiyüzlülük...

ABD'de Bob Dylan gibi, Dave Mustaine gibi ve Michael Moore gibi insanların seslerini duyurabilmesi ve güçlenmeleri  dileğiyle bu yazıya son veriyorum.


Kaynakça:, Ntv ana haber bülteni(3), bowlingforcolumbine.com, Ege Üniversitesi Desem Sinema bülteni (1-2), Megadeth'in "so far, so good, so what" plağı, Living Colour grubunun adını hatırlayamadığım gitaristinin sözleri (Roll dergisi röportajından)(6), Slayer'in bir parçasının adı(4), Yeni Solun Eleştirisi/Milliyet Yayınları(5)



Tarihte kötülüklerin egemenliğinin en büyük silahıydı ve aptal halk yığınları, 'korkuyla korkutulmuş' cahil kitleler bu silahlarla donatılmış dehşetli askerler olarak kötülüğün hüküm sürmesini sağlıyordu... Çok güçlüydü bu iki silah ve kitleleri kolaylıkla istediğiniz yöne saptırabilirdiniz. Türkiyeden ve ABD'den iki örnek vererek yazımıza devam edelim, 1. örnek 6-7 eylül olayları... Bundan yıllar önce Atatürk'ün Selanikteki evi bombalanmış ve suç Rumların üstüne atılmıştı. Dönemin medyası olayı gayrımüslim yurttaşlarımız aleyhine kışkırttı ve Beyoğlunda Türk tarihinde ender görülen bir yağma ve katliam gerçekleşti. Bu yağma olaylarının sorumlusu olarak-sıkı durun- bir avuç Türk komünisti başta Aziz Nesin olmak üzere hükümet tarafından tesbit(!) edilip tutuklandı!!!. Ancak daha sonra Selanikteki bombalamanın sağcı Türkler tarafından gerçekleştiği ortaya çıkacaktı.

İkinci örneğimizi ise ABD'den verelim:
20 Nisan 1999'da Clinton yönetimi ofisteyken uluslar arası güç Kosova'ya daha önce yapmadığı oranda bomba yağdırdı. Aynı günün sabahında Littleton Colorada'daki Columbine okulunda bowling oynayan iki çocuk sessizce öğle vakti yapacaklarını düşünüyorlardı. Kapıyı açtılar, kütüphaneye indiler ve makineli tüfekleriyle Fransız Devrimi, Aydınlanma ve Beethoven'a ilham veren bir çoşkuyla önünde uzanan dünyayı biçimlendiren Alex'inkini anımsatan (Otomatik Portakal-MA) bir şiddetle bir öğretmen ve on bir öğrenciyi öldürdüler. Küçük bir zenci çocuğa eğildiler ve suratını kırmızıya boyadılar (on iki). Aynı saatte uluslar arası basın kuruluşları okulun önünde mevzilenip akşam haberlerinin mizansenine başladılar..(1)

SADE AMERİKAN YURTTAŞLARI DEHŞET İÇİNDEYDİ...POLİS TELSİZ KAYITLARINDA ÖĞRETMEN KORKU ICINDE, SESI  TITREYEREK TANRIDAN VE KOLLUK GÜÇLERINDEN YARDIM ISTIYORDU: "TANRIM!!!! BIRISI DAHA VURULDU!!!!...AZ ONCE ÖĞRENCİLERİMDEN İKİ TANESİ  VURULDU!!..TANRIM!!!...SİLAH SESLERİ DUYUYORUM!!!!...

...Akşam haberlerinde muhafazakar sağcı medya muhafazakar sağcı bilirkişilere suçlu kim diye soruyordu; cevap en az 6-7 eylül olaylarında verdiğimiz örnek kadar alçakça, korkak ve ikiyüzlüydü: MARILYN MANSON SUÇLUDUR!!!...HEAVY METAL SUÇLUDUR!!!..EĞLENMEK SUÇLUDUR!!!...SOUTH PARK SUÇLUDUR!!!...

Türk Medyası da hatırlıyorum kendine yakışan yüzeysellikle katillerin Marilyn Manson hayranı olduğunu vurguluyor, olayların derinine inemiyordu... Ancak her kötülük imparatorluğunda bir Spartaküs veya Emile Zola ortaya çıkabilirdi; Amerika Birleşik Devletlerinde de Michael Moore adında bir yönetmen kendisini iyiliğin ve insanlığın ortak birikiminin bir parçası olarak kabul etti ve "Bowling for Columbine/Benim Cici Silahım" adında namuslu bir belgesel filmi çekti.

Michael Moore'un, son dönemde ABD'de ortaokullara kadar inmesiyle önemli bir gündem oluşturan silahlı şiddetin kökenlerini sorguladığı sarsıcı belgeseli Bowling for Columbine, aslında herkesin aklından geçirdiği, ama içinden geldiği gibi doğrudan soramadığı sorular soruyor, çıkış noktası ise oldukça temel düzeyde: "Niçin ABD toplum içinde silahın en çok kullanıldığı 'gelişmiş' ülke?" Her ne kadar bu direkt sorunun cevabı basitmiş gibi gözükse de Moore sanıldığı kadar basit olmadığını , anlaşılması ve çözümü için çok katmanlı bir yaklaşım gerektirdiğini düşünüyor (2)

PEKİ BU PİSLİĞİ KİM TEMİZLEYECEK???
Tüm dünyayı yöneten ve politik bağlantılarla evrensel bir "büyük ağabey" misali hayatı yönlendiren bu gücün hepimizin tahmin ettiğinden daha da zalim olduğu düşüncesi korkutucu... Megadeth'in bir klibini hatırlıyorum, Peace Sells but who's buying adlı parçada şişman ve nursuz suratlı ebeveyn gelip "Haberleri seyretmek istiyorum!" diye kükreyip kanalı değiştirir. (O esnada bir metal-head ekranın önünde Megadeth'e kilitlenmiştir.) Ancak standart Amerikalı baba kendisinin alışmış olduğu 'manipule edilmiş' ve gerçeklerin içinin boşaltıldığı hani o Moore'un da değindiği akşam haberlerinin mizansenine ihtiyaç duymaktadır. Sözde haberleri izlemek isterken teenage rocker hiddetle "Hayır!!!" demektedir : "İşte gerçek haberler burada!" Megadeth'in parçasında; Satılık barış var ama taliplisi yok!

"Bu pisliği içimizde temizlemeliyiz"
(ABD Demokrat Parti Başkan Adayı Larouche NTV akşam haberlerinde ABD hükumetini eleştiriyor)
"Irak savaşının hala sürdüğünü ve temeli olmadığı için daha da sertleşeceğini" ileri süren Larouche, savaşın, ABD Başkan Yardımcısı Dick Cheney ve bir grubun, Başkan George Bush'u zorlamasıyla patlak verdiğini iddia etti. Larouche, "Bu pisliği içimizde temizlemeliyiz. Cheney ve daha birçoklarının yargı yoluyla görevlerinden azledilmesi gerekiyor" diye konuştu.

"11 Eylül iç provokasyon"
Konuşmasında Bush yönetimine çok sert eleştiriler yönelten Larouche, 11 Eylül saldırılarının da iç provokasyon sonucu ortaya çıktığını öne sürdü. Larouche, "Saldırıların sorumluluğunun bir grup Müslüman amatörün üzerine yıkıldığını, bunun mümkün olmadığını" ifade etti.(3)

ABD'nin yarattığı kötülüklerin hesabını evrensel muhalif güçler ya da küresel solun sorması, bunu ABDli yurttaşların katkısı olmaksızın yapabilmesi çok güçtür. ABD devletinin yanlışlarının hesabını yine ABD'li yurttaşlar sormalıdır.

İşte bu yüzden Dave Mustaine ve Michael Moore gibi sanatçılara ihtiyaç var. ABD toplumunu ikiyüzlülük, yalan ve korku kültürüyle köşeye sıkıştıranlara karşı güçsüz de olsalar küresel olarak bakıldığında, güçlerimizi birleştirebildiğimizde bir şeyleri dönüştürebiliriz. Türkiyede, ABDde, İsrail'de, tüm dünyada...Birleşmeliyiz.

Kötülüğün sınırları yoktur.(4)

Amerikan kültüründe özünü bulan aşırı şiddet olgusunun nedeni ne olabilirdi? Dünyanın en vahşi kapitalizmi, en uçuk ülkesi, en marjinal kültürlerin hayat bulabildiği bu coğrafya tüm bu çelişkileri nasıl bünyesinde barındırabiliyordu? 1960'da Kuzey Carolina'nın Tarım ve Teknoloji Koleji öğrencilerinden bir grup zenci, Kuzey Carolina'nın Greensboro kasabasındaki Woolworth'un sadece beyazlara özgü yemek salonuna İLK KEZ GİREBİLMİŞ ve orada oturup yemek yemeyi başarmıştı.(5)

"Little Richard gerçek bir uçuktu. Çok güçlü bir kişiliği vardı ve sırf bu yüzden cinsel kimliğini açıkça sergileyebiliyordu. O zaman Amerika'da yolda yürümek dahi bir zenci için zorken o bunu yapabiliyordu ve şunu söyleyebilirim: O Amerikanın bir ürünüydü yani Little gibi birisi sadece ABD'den çıkabilirdi." (6)

Evet, Blacky Lowless gibi bir adam ya da Ozzy Ousbourne; sadece ABD'den çıkabilirdi, bu maddenin doğası gereğiydi kötülük derinleştikçe karşıtları da derinleşiyordu mesela bir çok yaratıcı sanat akımı  da aynı coğrafyada hayat bulmuyor muydu? En acımasız kapitalizm burada idi ama dünya sol tarihindeilk olarak okulda hayatını kaybeden; üniversitelerde polisin kurşun sıktığı ve öldürdüğü solcu Amerikalı gençleri unutmak mümkün değildi.

Geçenlerde Filistinde bir İsrail tankının altında kalan Amerikalı genç kızı da unutabilir miyiz, o sadece mazlum Filistilinlilerle dayanışmak için oradaydı ve hayatını iyiliğin ve insanlığın yolunda kaybetti.



Yazılarımızı Facebook'tan takip etmek için: