MÜZİK ÖTESİ

Hüzünlü Bir Başlangıç...

Barış Öner - 29 Ekim 2005


...Biz, böyle olduk. Kirlendik. Bir yanımız ilkel insanlar gibi, bir yanımız yokedici kimyasal... Çağın, çağdaşın düşmanı olduk biz, çözüldük. Takvimler, bir kara gün daha belirlediler kendilerine. Gelecek yıl 11 Ekim tarihi, şair - yazar Attilâ İlhan'ın ölüm yıldönümü olarak anılacak. Bizse, çocukluğumuzun "aşk şairi" olmadan kış mevsimine girdik bile. Mevsimler; şairlerin tutkunu ilhamlardır. Kış ise, ilhamların en güzel perisi...

Şairimizden, şiirimizden yoksun kaldık. Kaldık da, farkını - değerini anca anladık. Artık, bugüne kadar adını bile düzgün yazamayan, onu kaale almayan 'kıçıkırık' gazetelerde, dergilerde, istisnasız her yerde onun resimlerine, yazılarına, 'son' röportajlarına rastlıyoruz. Bunlardan birini de ben, Tempo Dergisi'nden alarak yayınlıyorum. Yayınlıyorum çünkü, -dergiye bayıldığımdan değil- konuşulanların içerisinde Attilâ İlhan'ın o sivri dilli, haklı muhalefet yanını yansıtan cümleler mevcut.
Bu konuda sanıyorum, yedinci defa değiştirişim, bu yazıyı. Önceki yazılar çok uzundu. Şimdiki ise kısa. Çünkü, diğerlerinin yaptıklarını ben yapmak istemiyorum. Onlar gibi, öldükten sonra, O'nun hakkında sayfalarca yazı yazmak, değerbilirlik yapmak anlamsız ve sahtekarca geliyor bana. Aynı bugüne kadar yüzüne bakmamış, arkasından demediğini bırakmamış insanların, O'nun cenazesinde timsah gözyaşları dökmesi gibi. Ben O'nu, ölmeden önce de seviyordum (Şiirlerinden daha çok köşe yazılarını beğenirdim), öldükten sonra da seviyorum. Fakat O yaşıyorken, hakkında hiçbir yerde yazı yazmamışım, şimdi de yazmak istemiyorum. Belki günler geceye evrinip, yıllar zamanı kovaladığında olabilir, kimbilir..?
Yalnız, şunu söylemek isterimki, O'nun ölümüyle birlikte zaten kıt-kanaat olan Türkiye kültür-sanat platformu çok kan kaybetti. Şu an bu farkedilmemiştir fakat, farkedilir.
Çünkü, O, Doğan Hızlan'ın bir yazısında bahsettiği gibi "Popülerlikle, nitelikliği birleştiren" bir yazar, yani Türkiye'deki kültür-sanat ortamının başı başına bir şah damarıydı. 80 yıllık yaşamında 50 yıl kan dolaşımını sağladı, Tanrı tarafından görevine son verildi.
Ruhu şâd olsun.
Attilâ İlhan gitmeden önce bir de veda hatırası bıraktı bize.
Attila İlhan veda etmeden önce okurlarına "Allah'ın Süngüleri"nin devamını bıraktı.

Son romanı Ocak'ta çıkıyor
Atatürk'ü ve milli mücadele yıllarını anlattığı "Allah'ın Süngüleri"ni beş kitaplık bir nehir olarak planlamıştı. İlki "Reis Paşa", 2002'de yayımlandı.
Ölümünden iki gün önce "Birkaç günlük işi kaldı" dediği ikinci kitap "Gazi Paşa"da planladığı gibi yeni yılın ilk ayında piyasada.

'MERHABA'
Aslında insan, ilkler söz konusu olunca, konu hakkında 'mutlu' cümleler kurar.
Bu da benim, DeliKasap Kültür-Sanat platformunun ilk sayısı. Ben de mutlu bir "merhaba" yazısı yazmak isterdim. Fakat maalesef, şair ve yazarımız Attilâ İlhan'ın vefatıyla mümkün olmadı. Umuyorum ki başka sayılarda...
Bundan böyle, her ay düzenli olarak, belirli bir konu çerçevesinde burada olacağım. Umarım ki, internet dergiciliğinde büyük bir boşluk olan kültür-sanat sayfalarını, bu yolla kapatılmasına yardımcı olabilirim. -Aslına bakılırsa bu benim için çok da önemli değil. Çünkü Aziz Nesin'in tabir ettiği gibi "yüzde altmışı salak bir toplum"a benim bir faydam olamaz. O sebeple, siz okuyun yeter.-
Bir sonraki konumuz, 'Çoğul Yalnızlık'. Bu konuda benimle fikir alış-verişi yapmak isteyen, elindeki dökümanı paylaşmak isteyen veya da kendi yazısını yollamak isteyenler olursa

msn&mail: slaythern@hotmail.com adresini kullanabilirler.

Yeni sayı(lar)da buluşmak dileğiyle...




AN GELİR

an gelir
paldır küldür yıkılır bulutlar
gökyüzünde anlaşılmaz bir heybet
o eski heyecan ölür
an gelir biter muhabbet
çalgılar susar heves kalmaz
şatârâbân ölür

şarabın gazabından kork
çünkü fena kırmızıdır
kan tutar / tutan ölür
sokaklar kuşatılmış
karakollar taranır
yağmurda bir militan ölür

an gelir
ömrünün hırsızıdır
her ölen pişman ölür
hep yanlış anlaşılmıştır
hayalleri yasaklanmış
an gelir şimşek yalar
masmavi dehşetiyle siyaset meydanını
direkler çatırdar yalnızlıktan
sehpada pir sultan ölür

son umut kırılmıştır
kaf dağı'nın ardındaki
ne selam artık ne sabah
kimseler bilmez nerdeler
namlı masal sevdalıları
evvel zaman içinde
kalbur saman ölür
kubbelerde uğuldar bâkî
çeşmelerden akar sinan
an gelir
-lâ ilâhe illallah-
kanunî süleyman ölür

görünmez bir mezarlıktır zaman
şairler dolaşır saf saf
tenhalarında şiir söyleyerek
kim duysa / korkudan ölür
-tahrip gücü yüksek-
saatlı bir bombadır patlar
an gelir
attilâ ilhan ölür




Yazılarımızı Facebook'tan takip etmek için: