MÜZİK ÖTESİ

Hardkor Necmi ile Boom Boom Selami'nin Underground Maceraları - 1

Erdem Yalçın - 17 Nisan 2012

İlkbahar
Uzun kış artık geride kalmış, bahar havası yavaş yavaş kendini hissettirmeye başlamış. Hayır, öyle ağaçlarda çiçek açtığı falan yok henüz. Ama kadınların kot pantolonları çıkartıp tayt giymelerinden, etek boylarını kısaltmalarından anlaşılıyor baharın gülen yüzü…

Zaten herkes yanlış bilir. Bahar gelirken üç değil, dört cemre düşer. İlk üçü, malum, önce havaya, sonra suya, en son da toprağa… Dördüncüsü ise, güzel kadınların bacaklarına düşer.
Dördüncü cemre düştü mü, bizimkiler de sağda solda tıkılı kalmak yerine, İstiklal'de sümsüklene sümsüklene dolaşır, orda burda çaylarını yudumlar, hava karardıktan sonra Cihangir Parkı'nda ilk biralarını içer, sonra rock barları arşınlamaya başlar, demlene cilalana gecenin bilmem kaçını bulur, geceyi bulduklarında kendilerini kaybeder…

Hardkor Necmi ile Boom Boom Selami'nin Underground Maceraları - 1

Bizimkiler dediğim de, şu Hardkor Necmi ile Boom Boom Selami… Yanlış anlaşılmasın, bu ritüeli her gün gerçekleştirebilecek kadar sefa pezevengi değiller. Zaten isteseler de olamazlar. Hardkor basmış otuz yedisine, Boom Boom da kırka merdiven dayamış. Kazık kadar herifler. İşin içinde ekmek derdi var. Ritüel de ancak cumartesileri gerçekleştirilebiliyor. Çoluk çocuk olsa o da gerçekleşmeyecek belki. Ama bizimkiler evli barklı bile değiller… Yalnız kendi boğazları var doyuracak.

Henüz dünya evine girememiş olmaları konusunda ise çeşitli rivayetler var. Blackçi (Bilekçi diye okunuyor) Rahmi'nin iddiasına göre, bizimkilerin yıllar önce grup yaptığı gotik hatun, telefonlarına bir daha cevap alamayınca kıllık olsun diye bunları büyülemiş. Hem de ne büyü… Abla almış keçiyi, sağını solunu boyamış, çeşitli gotik dualarla okuyup üflemiş ve bizimkilerin birlikte kaldığı eve salmış. Sözde, lanetli ve düşük frekanslı keçi kokusu bunların üzerine sinmiş. Ve bu koku da, kadınlara hormonal bir mesaj veriyormuş: Bunlar evlenilecek değil eğlenilecek erkekler!

Tabi bu rivayete inananlar kadar inanmayanlar da var. İnanmayanların söylediğine göre, Blackçi Rahmi bizim ikiliyi çekemiyor. Çekememe sebebi ise, bizimkilerin çapkınlık sanatındaki ustalıkları… Bunlar ne zaman kadınların olduğu bir ortamda birlikte takılsa, Blackçi Rahmi'nin payına, ulvi black metal davasına adanmışlığın getirdiği ağırbaşlılığı (cool olmayan bir ağırbaşlılık) sebebiyle, sadece kendi bileği düşüyor. Ayrıca meseleyle ilgili bir başka argüman sunanlar da var: "Sırf kıllık olsun diye hatunun biri keçiyle meçiyle uğraşır mı abi!"

Necmi'nin Hardkorluğu ile Selami'nin Boom Boomluğunun nerden geldiği de, bir o kadar tartışmalı... Necmi ağır thrashçi (treşçi yani), Selami de blues cemaatindeki John Lee Hooker'ın müritlerinden. Öyle bir mürit ki, Boom Boom parçasını duyunca, poposuyla kıvrak zikir figürleri sergilemeye başlıyor. Kendilerine sorulsa, lâkapları burdan geliyor. Yalnız, loş ve "gürültülü" mekanların masalarında, kulaktan kulağa yayılarak (gürültüden dolayı yanlış aktarım gerçekleşmiş olabilir) efsaneleşmiş bir söylenti de var. Söylentiye göre, Selami'nin palavra bombalaması, Necmi'nin ise yeri gelince hard koyması bu isimlere kaynaklık ediyor. Sağda solda çıkan bu laflar Necmi'nin işine gelmiyor değil. Ama kankası Selami bozulduğu için, yarım ağızla, "Bırakın canım bu söylentileri!" diyor.

Bizimkilerin tanışması da eskiye dayanıyor. Bundan on beş yıl öncesi… Necmi yirmi iki yaşında, Ankara'da bir öğrenci... İnternet yeni yeni çıkıyor ortaya. Bizim Necmi de, atıyor kendini internet kafelere, açıyor Mirc'i, başlıyor sohbete muhabbete. Birden ne görsün, RoCKeR_Melissa diye biri… Durur mu… Hemen giriyor, "slm, nbr, asl, pls" olaylarına… Gel zaman git zaman, kız bizimkini İstanbul'a davet ediyor. Sözde barlarda takılıp bir iki bira içecekler, sonra kızın evine geçecekler. Kız tabi, laf arasında, "yatarız diye söz vermiyorum bak hee, geleceksen benim için gelme" anlamında bir şeyler söylüyor. Ama Necmi almış mesajı, kurtlanmış, durduğu yerde duramaz olmuş. Kimsesinin olmadığı İstanbul yollarına düşmüş. Haydarpaşa'nın girişinde, "Seni yenicem ulan İstanbul!" demese de, bozkır delikanlısı olarak ona yakın bir ruh hali içinde almış soluğu kızın tarif ettiği mekanda… Masada bizim RoCKeR_Melissa, yanında da ne olur ne olmaz diye çağırdığı Selami… Bir de Selami'nin o zamanki kankalarından Hüseyin... Melissa bizim Necmi'yi bırakıp Hüseyin'e sarmasın mı… Takmış Hüseyin'i koluna, uydurmuş bir bahane kalkmış gitmiş. Bizim Necmi dımdızlak ortada... Selami de delikanlı çocuk, Necmi'yi sokakta bırakmaya gönlü elvermez… Götürüyor bunu eve. Köpeköldürenler eşliğinde sabaha kadar Melissa'nın ne kadar hain bir kadın olduğundan söz ediliyor ve akabinde sızılıyor. O gün bugündür, yedikleri, içtikleri, ve dahi içip sıçtıkları ayrı gitmiyor.
Ne diyorduk… Bahar taytlar ve kısa eteklerle seke seke gelirken, bizimkiler bir Cumartesi ritüelini daha gerçekleştirmek üzere buluşacaklar birazdan. Necmi işten erken çıkmış. Meydana yakın, ayak üstü bir mekan bulmuş, oturmuş. Selami'yi bekliyor. Selami'nin de eli kulağındadır. Çok değil, yarım saate kadar damlar. Geldiğinde, bu baharın ilk macerası başlayacaktır.  



Yazılarımızı Facebook'tan takip etmek için: