MÜZİK ÖTESİ

Ek$İ Ve Berisi...

Onur Yiğit - 28 Temmuz 2005


Son dönem Mor ve Ötesi solisti Harun Tekin'in bir dergide kendi köşesinde başlattığı tartışmanın içinde buldum kendimi ve dayanamayarak bir süredir kaleme gitmeyen elime aldım klavyeyi, başladım tıklatmaya. 2-3 haftadır Harun'un "Naziler Ekşi Sozluk'te" yazısıyla başlayan ve benim de ilgilenip malum siteden takip ettiğim ilginç bir olay, buna "tartışma" demek istemiyorum çünkü Harun'un sözlükteki bazı tespitlerini dile getirdiği ve eleştirileriyle önünü açmak istediği "acaba olabilir mi?", "sözlük nereye gidiyor?" düşünce balonları sözlük ahalisi içinde topyekun bir tepkiyle karşılaştı ve çuvaldızı kapan saldırdı desek yeridir.

Öyle ki bazıları (bkz. Pornocular eksi sozlukte, bkz. Tikiler mor ve ötesi'nde) Harun'un kişisel görüşlerini dile getirdiği kendi köşesini ve bireyselliğini de aşarak grubu "Mor ve Ötesi"ni de karalar hale geldi. Takip edemeyenler için hatırlayarak başlayalım; aktuel'deki yazıdaki tespitler: "heinrich" lakaplı kullanıcının yazdığı "führer befehlt, wir folgen: führer (lider) emreder, biz uyarız" nazi sloganı ve buna mükabil yaptığı "führer'in ne demek olduğunu tam olarak kavrayamayan insanlar için cahilce saldırılan propaganda, gazlama cümlesi. führer, türkçe 'lider' anlamındadır. yani pekâla bir atatürk de, ismet paşa da, churchill de, bayan mitterand da führer olabilir. nasıl ingilizler 'leader' diyorlarsa almanlar da 'führer' demeyi tercih etmişlerdir. fakat hitlerin ardından başka führer olmadığı için ihale hitlere kalmıştır. bunu anlamak gerekir." açıklaması ve yine aynı lakaplı kullanıcının 2. dünya savaşı'nda kullanılan bir alman savaş uçağı "messerschmitt bf109" ile ilgili şu yazdıkları: "sonunda, 1939 yılında birçok alman ace'ni zaferden zafere taşıyan olağanüstü güçlü 1050hp daimlerbenz motorlu 'emil' modeline geçilmiş ve büyük miktarlarda üretilmiştir.
 t versiyonu ise inşa halinde olan graf zeppelin uçak gemisi için geliştirilmiş fakat hiçbir zaman açık denizlerde bir albatros gibi uçabilme özgürlüğüne erişememiştir." ve son olarak "anglachel" lakaplı kullanıcının "heinrich" için  yazdığı "rsha 4. kısım bilgi üniversitesi sorumlusu ss hücum führeridir. dolapdere kampüsü henüz kalabalık değilken duvarlara ss yazmak gibi hobileri vardı bu insanın." olarak sıralanabilir. Harun, bu gözlemlerin nihayetinde "üniversite öğrencileri arasında nazi değerlerine sahip çıkıp kendilerini elf zannederek postmodern dünyamıza derinlik katan tuhaf varlıklar"ı  "yeni neslin kaotik zihinsel çöplüğü haline gelen ekşi sözlük"ün ötesinde sanallıktan ve lakaplardan sıyrılarak tartışmaya davet ediyor ve yazısını bitiriyor.

Bu ilk perde üstüne, "naziler ekşi sozlukte" gibi iddialı ve genellemeci bir başlığın kullanımının yanlış olduğuna dair sozlükte mantıklı çıkışlar olsa da genelde görülen tavır Harun'la beraber grubuna da bir karşı saldırı, söz geçirme, laf giydirme şeklinde oldu. Ekşi Sözlük'ün genel yapısı itibariyle alaycı, eğlenmeye yönelik dalga geçen (ayar veren) bu tavrın yapılan eleştiriler karşısında ne kadar sağlıklı anti-tezler üretebildiği tartışılır. Harun'un sözlük'te nazi ontolojisine bu denli bağlı göndermelerin nedenini merak ederek yazdığı eleştirel bir yazı (başlık ve giriş olarak abartılıydı!) kaçınılmaz olarak sözlük'ün genel tavrına hizmet eden, çarkları arasında dönen bir malzeme haline getirildi, laflar geçirildi, alay edildi, bu sayede yeni başlıklar bile açılmış oldu;  "ss naziler yapı kooperatifi: altlarına dinamit yerleştirdikleri evleri yahudilere satacak olan kooperatif" gibi. Evet, yaratıcılık var, komik gelebilir ama bu tavrın ne kadar fikir üretebildiğini sorgulamak gerekir ve bu eğlence anlayışı "duvarlara ss yazmak gibi hobiler",
" yahudileri dinamitlemek", "Pornocular ekşi sozluk'te" başlığı altında yazılmış onca  erkek egolu pornografik lafın eğlence adına sıralanması gibi ucuz ve seviyesiz örneklere kadar uzanabilmektedir.

Buna karşın Harun'undan ikinci bir yazı geldi: "Ekşi Sözlük'ün yılmaz savunucuları aferin size!"  Tepkiler ve sataşmalar üzerine heyecanla yazılmış olduğu hemen anlaşılan duygusal ve dolayısıyla sağduyusunu yitirmiş (cana ot tıkayacak kadar iddialı olabilecek) bir karşı koyuş halindeydi. Kapıldığı duygusal patlamaya rağmen Harun'un vurguladığı önemli bir nokta gözden kaçmamalı.  Sözlükçülerin de dikkatinden kaçmamış olacak ki ilginç bir başlık olarak sözlükte hemen yerini aldı: "vasatın egemenliği"  Bazen benim de kolay bilgi edinme adına başvurduğum diğer başlıklar gibi faydalı tanımlamalar içeren bu bilgi birikintisinden birşeyler kazanılıyor: "vasat; sigdir, az geli$mi$tir, zaten geli$meye pek niyeti de yoktur, farkli olani anlayamaz, yadirgar vasat, hatta yeri gelir, farkli olani linc etmeye kalkar...her $ey bir yana, vasat; can sikar, heyecan vermez, etrafta kolayca rastlanabilen, kendine ozgu bir yani, kendine ait soyleyecek bir sozu olmayandir vasat." (yabancı karakter kullanımı ve $ egemenliği ile sözlükten aynen alıntıdır)

Kendi içindeki bu 'entry' sözlüğe yerleşmiş bir virus kodu gibi adeta yayılmayı bekliyor ve nedeni sözlük'ün yapı taşı olan önceden tespit edilmiş, yönlendirilmiş, özendirilmiş, bir sistematik ve gramer kullanımı olabilir mi?. Kendini var eden benzer çarklar ve bu işleyiş şekli düşünüldüğünde çoğu yazılanın (entry) farklılaşamaması, geyik, eğlence, sataşma yığını içinde yerini alıp kısırlaşması, güdük kalması bence sözlükteki nazilerden daha yıkıcı bir tehlikedir. Artan ve onbinleri geçen kullanıcı sayısı ile kaçınılmaz olarak devinen bu yapı derinleşmesi gerekirken kaptırdığı sürü psikolojisi ve aidiyet duygusundan (bkz. sozlukte elestiriye kitlesel hınc)  kendini alamamazsa ve bu şekilde sığlaşmayı seçerse "kutsal bilgi kaynağı" bilgilerin kırıntı halinde kaldığı ve geyiklerin bol bol su içip içine işedikleri bir kaynak olabilir..

Bu çoğalma, güruh olma, onbinleri aşma hadisesi bir yandan sözlük içerisinde mevzu bahis sıradanlaşmaya sebep olurken, diğer bir yandan sözlüğün yeni formasyonuna hizmet eden daha kalabalık bir müşteri kitlesi de oluşturuyor. Buradaki çoğalan, artan kitle belki girilen reklam banner'larını ya da fondaki ilgili göndermeleri daha fazla görüyor, daha fazla kullanıcı-okuyucu daha büyük bir hedef  kitle olarak amaca hizmet ediyor fakat bu çoğalma ve sıradanlaşma belki bir zaman sonra kendini taşıyamayan bir hal alacak ve büyüyen yapı kendi içindeki böyle bir çelişkiyle çökecek. Eski nesillerden sözlük'ün reklamsız, banner'sız zamanlarından kaç kullanıcının halen yazarak böyle bir yapının parçası olduğunu merak ediyorum misal olarak (benim en son gördüğüm) bir bilgisayar parçası üreticisi firmanın  çıkan son işlemcisinin arka fonda gözlere sokulmasına (Şahsım adına konuşmalıyım ki bu şekildeki göze sokulan rahatsız fonlar üzerinde okumak çok zor) ve girişte karşınızda beliren ilgili mecburi "entry" ile durumun pekiştirilmesine nasıl kayıtsız kalınabilir?  

Bir diğer önemli husus da reklam gelirleriyle işleyen bir dergi, magazin, yayın organı vs.  içinde yer alan yazılara harcanan emek ve zaman karşılığı ödenen telif ve yazarın bu üretiminin az da olsa değerlendirilmesidir. Hizmet de satılabilir bir olgudur belki ama  yazarların emeği ve katkısı olmadan renkli sayfalar ya da iyi yazılmış bir kod ne ifade edebilir? Ortak bir birikimin olduğu, sinerji yaratan, özgün bir platformda özgürce paylaşılan bir sitenin, yapıyı tamamlayan diğerlerini hiçe sayarak tek bünyeye para aktaran bir "sanal ticarethane"ye dönüşmesi düşüncesi son derece üzücüdür. Bu düşüncelerimi çok önceden delikasap.com forumunda da yazmıştım (26 Kasım 2004) "Reklam gerekli midir?", "Geliri nasıl değerlendirilmektedir?", "Gerekliyse onbinlerce kullanıcı nasıl bir sistem içerisinde yerini alır?" tartışılır ama popülerliğe kapılmış,  kullanıcı olabilmek için sırada bekleyen ve bu meselelere hiç kafa yormayan egemen çoğunluk düşünüldüğünde daha çok "yılmaz savunucu" adayı olacağı kesin!

Savunucu ve bağlı oldukları sanal alem haricinde varoluşlarından tedirgin ya da kaygılı, gerçek hayattan kopuk, kendi dünyasında kendi anlamlarıyla yaşayan, şiddet içerikli bilgisayar oyunlarına hevesli, "medal of honour", "battlefield" gibi oyunlarda nazilerle tanışan, silahlarına, armalarına, ya da filmlerde görülen tekdüze ve yılmaz disiplinlerine hayran kalan bir sağlıksız zihniyet oluşmuşsa eğer bunun kaynağını güce tapan, zayıfı ezmenin gerekliliğine inanan, sanalda ya da gerçekte bunun için sataşan, küçük düşürmeye çalışan (ayar veren) daha geniş bir varoluş şeklinin, hareketin alt katmanlarında aramak gerekir. Ingeborg Bachmann'ın 'Faşizm iki insan arasında başlar' sözü aklıma geliyor. Bu dereceye varacak kadar tehlike arz eden?  pc oyunlarından kendini alamayan, bilgisayar ya da teknoloji kullanımına yatkın, nispeten zeki fakat insani degerlerden uzak böyle bir "geek" tipin demografisini, sosyal analizini yapamam ama karşılaştığımı söyleyebilirim ve ekşi sözlük'de antitez olarak söylendiği gibi sadece ergenlik hezeyanlarından sıyrılamamış üst-orta burjuvanin nazicilik oynayan çocukları değildi bu kimseler, genel ruh ve davranış şekli açısından 'üstünlük taslayan' böyle bir tip ekşi sözlük benzeri platformlar, forumlar, 'chat' odaları gibi sanal alem birimlerinde ve çevremizde galiba mevcut ve sanalla sınırlanmış dünya görüşlerini şartlanmış bir gerçeklik içinde yaşayıp, buna göre davranabiliyorlar.

Onur Yiğit

Yazılarımızı Facebook'tan takip etmek için: